Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir" denir.

وَجَاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحِيدُ

ve cā'et sekratu l-mevti bi l-Haḳḳi ƶālike mā kunte minhu teHīdu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَاءَتْve cā'etج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve geldi
2سَكْرَةُsekratuس ك رSarhoş olmak, kendinden geçmek, mestolmak, şaşırmak, baygın düşmek, tıkanmak, kapanmak, şeker yapmak, şekerlemeksarhoşluğu
3الْمَوْتِl-mevtiم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölüm
4بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçekten
5ذٰلِكَƶālikeişte bu
6مَاşeydir
7كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsenin olduğun
8مِنْهُminhuondan
9تَحِيدُteHīduح ي دBir şeyden sapmak, uzaklaşmak, kaçınmak, yana çekilmek, sakınmak, yoldan çıkmak, önlemek, bir şeyden uzağa gitmek, bir şeyi uzunlamasına kesmek veya kesmekkaçmış

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelip çattı mı buydu işte denir, senin kaçıp durduğun.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelip çattı mı buydu işte denir, senin kaçıp durduğun.

Adem Uğur

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.

Ahmed Hulusi

Hak olarak Sekrat'ül Mevt (ölüm sarhoşluğu) yaşanmaya başlanmıştır! İşte bu senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir.

Ahmet Tekin

Kurulu ilâhî düzenin gereği, varlığında şüphe olmayan hak ilâh Allah’ın icraatıyla ölüm sarhoşluğu gerçekleştiği zaman: 'İşte ey insan, bu senin öteden beri kaçtığın şeydir.'denir.

Ahmet Varol

Bir de ölüm sarhoşluğu gerçek olarak gelmiştir. 'İşte bu kendisinden kaçtığın şeydir.'

Ali Bulaç

O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).

Ali Fikri Yavuz

Bir de ölüm sarhoşluğu (can çekişme) gerçek olarak gelmiştir. (Ey insanoğlu!) işte bu, senin kaçıp durduğun şey!...

Ali Rıza Safa

Ve ölüm sarhoşluğu gerçek olarak gelmiştir. Kaçtığın şey, işte budur.

Bayraktar Bayraklı

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelecek, "İşte ey insan!Bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir" denecek.

Bekir Sadak

Olum sarhoslugu gercekten gelir, ey insan, iste bu senin oteden beri korkup kactigin seydir.

Celal Yıldırım

Ölümün kendinden geçirme sıkıntısı gerçekten gelince, ona : İşte bu senin ürküp korktuğun şeydir, denilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bu durumda iken ölüm sarhoşluğu kaçınılamaz bir gerçek olarak çöküverir. (Ona şöyle denir:) “İşte bu, senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir!”

Diyanet İşleri

Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir" denir.

Diyanet İşleri (eski)

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir, ey insan, işte bu senin öteden beri korkup kaçtığın şeydir.

Diyanet Vakfi

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, «Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir.» denir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde: "İşte o senin kaçıp durduğun!" diye.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ölüm sekeratı hakk ile geldikte işte diye: o senin kaçıp durduğun

Erhan Aktaş

Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

Fizilal-il Kuran

Ölüm sarhoşluğu bir gün Hakk'ı getirir de «İşte ey insan bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir» denir.

Gültekin Onan

O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "işte bu, senin yan çizip kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).

Hamdi Döndüren

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir!

Hasan Basri Çantay

(Bir gün bakarsın ki) ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelmiş. "İşte bu, senin kaçıb durduğun şey" (denilmiş) dir.

Hasib Asutay

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de 'işte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir ' (denir).

Hayrat Neşriyat

Ve ölüm sarhoşluğu hak olarak gelmiştir. (O vakit ona:) '(Ey insan!) İşte bu, kendisinden kaçıp durduğun şeydir!' (denilir.)

İbni Kesir

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte bu; senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir.

Mehmet Okuyan

Ölüm sarhoşluğu gerçeği getirir; (insana) “İşte bu, senin kaçtığın şeydir!” (denir).

Muhammed Esed

Ve (sonra,) ölüm kabusu, kendisiyle beraber (asıl) gerçeği de ortaya koyacaktır -işte bu, (ey insan,) senin her zaman kaçtığın şeydir!-

Mustafa İslamoğlu

Derken ölüm kabusu tüm gerçekliğiyle çıkagelir; (ki) işte bu (ey insan), senin köşe bucak kaçtığın şeydir!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve ölümün şiddeti bihakkın gelince: «İşte bu, kendisinden kaçınır olduğun şey» (denilecektir).

Ömer Öngüt

Ölüm sarhoşluğu bir gün gerçekten gelir. "İşte bu senin öteden beri korkup kaçtığın şeydir. " denir.

Suat Yıldırım

Vakti geldiğinde ölüm sekeratı başlayınca, can çekiştiği sırada insana "İşte" denir, "senin en çok nefret edip kaçtığın şey!"

Süleyman Ateş

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.

Süleymaniye Vakfı

Ölüm sarhoşluğu, bütün gerçekliği ile gelir; "işte bu, sürekli kaçındığın şeydir".

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ölüm sarhoşluğu, o gerçeği (ölümü) getirir; işte kaçıp durduğun şey!

Şaban Piriş

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, ona denir ki: -İşte senin kaçıp durduğun şey!

Tefhim-ul Kuran

O ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) «İşte bu, senin yan çizip kaçmakta olduğun şeydir» (denildiği zaman da).

Ümit Şimşek

Derken ölüm sarhoşluğu gerçekten geliverir. İşte buydu kaçıp durduğun şey!

Yaşar Nuri Öztürk

Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ölüm bihuşluğu həqiqətən gələcəkdir. Ey insan! Bu sənin uzaq qaçdığın şeydir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ölüm (ölüm bihuşluğu), həqiqətən, gələcəkdir. (Ey insan!) Bu sənin qorxub qaçdığın (cürbəcür vasitələrlə canını qurtarmaq istədiyin) şeydir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Es kommt dann die Benommenheit des Todeskampfes mit der Wahrheit. ʺDas ist die Wahrheit, vor der du entkommen wolltest.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

und es kam die Benommenheit des Todeskampfes in Gerechtigkeit: ʺDas ist es, dem du zu entrinnen suchtest.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und das Benommen-Machende des Sterbens kam wahrheitsgemäß. Dies ist es, wogegen du abgeneigt warst.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then, there comes the occasion when he sinks into a stupor indicating the near approach of the encounter with death; "This is," he is told, "what you tried hard to evade. "

Abdul Haleem

The trance of death will bring the Truth with it: ‘This is what you tried to escape.’

Abdullah Yusuf Ali

And the stupor of death will bring Truth (before his eyes): "This was the thing which thou wast trying to escape!"

Abul A'la Maududi

Lo, the agony of death has indeed come with the Truth. That is what you had sought to avoid.

Aisha Bewley

The throes of death come revealing the truth. That is what you were trying to evade!

Al-Hilali & Khan

And the stupor of death will come in truth: "This is what you have been avoiding!"

Ali Quli Qarai

Then the agony of death brings the truth: ‘This is what you used to shun!’

Amatul Rahman Omar

(Mankind!) the stupor of death has truly to come. This is the thing which you were trying to avoid.

Arthur John Arberry

And death's agony comes in truth; that is what thou wast shunning!

Bijan Moeinian

The whole truth starts to reveal itself as soon as the agony of death touches the person. The same death that you were trying to escape.

E. Henry Palmer

And the agony of death shall come in truth!- 'that is what thou didst shun!'

Edip-Layth

The moment of death came in truth: "This is what you have been trying to avoid!"

George Sale

And the agony of death shall come in truth: This, O man, is what thou soughtest to avoid.

Hamid S. Aziz

And the stupor of death will bring truth; that is what you were trying to escape.

Mahmoud Ghali

And the stupor of death comes with the Truth; that is what you were averting.

Marmaduke Pickthall

And the agony of death cometh in truth. (And it is said unto him): This is that which thou wast wont to shun.

Mohamed Ahmed - Samira

The palsy of death will surely come. This is what you wished to avert.

Muhammad Asad

And [then, ] the twilight of death brings with it the [full] truth that [very thing, O man,] from which thou wouldst always look away! –

Mustafa Khattab

˹Ultimately,˺ with the throes of death will come the truth.[1] This is what you were trying to escape!

Progressive Muslims

And the moment of death came in truth: "This is what you have been trying to avoid!"

Sahih International

And the intoxication of death will bring the truth; that is what you were trying to avoid.

Sam Gerrans

And the intoxication of death will bring the truth: — “That is what thou wast avoiding!” —

Shabbir Ahmed

And then, the twilight of death brings with it the inevitable truth. "This is the very thing you would rather evade."

Syed Vickar Ahamed

And the agony of death will bring truth (before his eyes, and he says): "This was the thing you were attempting to escape!"

Taqi Usmani

The daze of death has (to) come with truth. That is what you tried to escape.

The Monotheist Group

And the moment of death came with truth: "This is what you have been trying to avoid!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lʹagonie de la mort fait apparaître la vérité: ʺVoilà ce dont tu tʹécartaisʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Serxweşiya mirinê bi fermana heq hat. Hey însan ha ev e ya ku tu jê direviyayî!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En de roes van de dood brengt de waarheid; dat is het wat jullie ontweken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de bewusteloosheid des doods zal in waarheid komen: dat is, o mensch! wat gij getracht hebt te ontgaan.

Hollandaca — Siregar

En de doodsstrijd zal werkelijk komen, dat is waarvoor jullie proberen te vluchten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И придет агония смерти [тяжелое предсмертное состояние, которое затмит разум] с истиной [во время смерти человеку станет ясна истина о награде Аллаха, о Его наказании и воскрешении]: это [смерть] – то, от чего ты уклонялся [пытался избежать]!

Rusça — Osmanov

Наступит истинно предсмертное беспамятство, [и будет сказано человеку]: ʺНастала смерть, которой ты [пытался] избежатьʺ.