Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur'an) için, düşünmeden "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَاءَهُمْ هٰذَا سِحْرٌ مُبِينٌ

ve iƶā tutlā ǎleyhim āyātunā beyyinātin ḳāle (e)lleƶīne keferū li l-Haḳḳi lemmā cā'ehum hāƶā siHrun mubīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2تُتْلٰىtutlāت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okunduğu
3عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
4اٰيَاتُنَاāyātunāا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimiz
5بَيِّنَاتٍbeyyinātinب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık açık
6قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
7الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
8كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
9لِلْحَقِّli l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakk için
10لَمَّاlemmā
11جَاءَهُمْcā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakkendilerine gelen
12هٰذَاhāƶābu
13سِحْرٌsiHrunس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktibir büyüdür
14مُبِينٌmubīnunب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara apaçık âyetlerimiz okundu mu gerçeği inkâr edenler, gerçek, onlara gelince bu derler, aşikâr bir büyü.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara apaçık âyetlerimiz okundu mu gerçeği inkâr edenler, gerçek, onlara gelince bu derler, aşikâr bir büyü.

Adem Uğur

Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

Ahmed Hulusi

İşaretlerimiz kendilerine apaçık bildirildiğinde, o hakikat bilgisini inkar edenler, kendilerine geldiğinde Hak için: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.

Ahmet Tekin

Bizim âyetlerimiz kendilerine açıkça okunduğu zaman, Allah ve Rasulünü inkârda ısrar edenler, kâfirler, kendilerine gelen gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur’ân için: 'Bu aklı etki altına alan apaçık, büyüleyici bir söz.' dediler.

Ahmet Varol

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda inkar edenler, kendilerine gelen hak için: 'Bu apaçık bir büyüdür' derler.

Ali Bulaç

Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o inkar edenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: "Bu, apaçık bir büyüdür."

Ali Fikri Yavuz

Onlara açık ve parlak olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o kâfirler, kendilerine hak olan o ayetler gelince, dediler ki: “- Bu açık bir sihirdir.”

Ali Rıza Safa

Oysa ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, kendilerine gelen gerçeği inkar edenler, şöyle dediler: "Apaçık bir büyü bu!"

Bayraktar Bayraklı

Ayetlerimiz onlara apaçık okunduğunda, hakikat kendilerine geldiğinde onu inkar edenler, "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

Bekir Sadak

Ayetlerimiz onlara acikca okundugu zaman inkar edenlere, kendilerine gelen gercek icin: «Bu, apacik bir buyudur» derler.

Celal Yıldırım

Onlara âyetlerimiz açık-seçik okunduğu zaman, küfre saplanıp kalanlar, kendilerine gelen hakk için, «bu açık bir sihirdir» derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gerçek kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, “Bu açık bir sihirdir” dediler.

Diyanet İşleri

Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur'an) için, düşünmeden "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkar edenler, kendilerine gelen gerçek için: 'Bu, apaçık bir büyüdür' derler.

Diyanet Vakfi

Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen hak kitap için: «Bu apaçık bir büyüdür.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Karşılarında ayetlerimiz açık açık, parlak parlak okunurken de o inkar edenler gerçek kendilerine geldiği zaman ona: "Bu parlak bir büyüdür." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Karşılarında ayetlerimiz açık açık, parlak parlak okunurken de o küfredenler dediler ki hakka, kendilerine geldiği zaman: bu parlak bir sihir

Erhan Aktaş

Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, Kafirler; kendilerine gelen "Hakk" için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, Kafirler; kendilerine gelen "hakk" için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, gerçeği yalanlayan nankörler; kendilerine gelen "hakk" için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.

Fizilal-il Kuran

Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkar edenler kendilerine gelen gerçek için: «Bu, apaçık bir büyüdür» derler.

Gültekin Onan

Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: "Bu, apaçık bir büyüdür."

Hamdi Döndüren

Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman, kendilerine gelen gerçeği inkâr edenler, “Bu apaçık bir büyüdür!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Karşılarında açık açık ayetlerimiz okunduğu vakit (içlerinde) o küfredenler, kendilerine o hak gelince "Bu, apaşikar bir büyüdür" dediler.

Hasib Asutay

Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman kendilerine gelen hakkı inkâr edenler, 'Bu apaçık bir büyüdür' dediler.

Hayrat Neşriyat

Ve âyetlerimiz onlara açıkça okunduğunda inkâr edenler, kendilerine geldiği vakit o hak olan (Allah kelâmın)a dedi ki: 'Bu apaçık bir sihirdir!'

İbni Kesir

Onlara, ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman; kendilerine geldiğinde hakkı inkar edenler: Bu, apaçık bir büyüdür, dediler.

Mehmet Okuyan

Onlara ayetlerimiz apaçık tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kendilerine geldiğinde gerçeği inkâr edenler “Bu, apaçık bir büyüdür!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Ama mesajlarımız ne zaman onlara bütün açıklığıyla iletildiyse, hakikati inkara şartlanmış olanlar, hakikat kendilerine iletilir iletilmez onun hakkında, "Bu, göz boyayan bir büyüden başka bir şey değil!" diye konuşurlar.

Mustafa İslamoğlu

Evet ne zaman ayetlerimiz onlara bütün açıklığıyla tebliğ edildiyse, inkar eden kimseler ayaklarına kadar gelen hakikat için "Bu etkili bir sihirdir!" dediler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara karşı açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman kendilerine geldiği vakit hakkı inkâr edenler dedi ki: «İşte bu bir apaçık sihirdir.»

Ömer Öngüt

Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler: "Bu apaçık bir sihirdir. " dediler.

Suat Yıldırım

Âyetlerimiz açık açık okunup beyan edildiğinde o kâfirler önlerine gelen gerçek hakkında: "Bu, besbelli bir sihirdir!" derler.

Süleyman Ateş

Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman kendilerine gelen hakkı inkar edenler: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimiz onlara, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla birlikte okununca, kendilerine gelen o gerçeği (Kur'an'ı) görmezlikten gelenler dediler ki: "Bu apaçık bir sihirdir!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca, kendilerine gelen gerçekleri görmek istemeyenler şöyle derler: "Bu apaçık büyüdür!".

Şaban Piriş

Açıklayıcı ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, kendilerine gelen gerçeği inkar edenler şöyle dediler: -Bu, apaçık bir sihirdir!

Tefhim-ul Kuran

Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: «Bu, apaçık bir büyüdür.»

Ümit Şimşek

Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, o kâfirler, kendilerine gelmiş olan hak kitap için 'Bu düpedüz büyü' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Herşeyi ayan beyan gösteren ayetlerimiz onlara okunduğunda, kendilerine gelmiş olan hakkı inkar edenler şöyle derler: "Açık bir büyüdür bu!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ayələrimiz onlara aydın şəkildə oxunarkən, artıq həqiqətin gəldiyini görüb onu inkar edən kafirlər: “Bu, açıq bir sehrdir!”– deyirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ayələrimiz onlara açıq-aydın olaraq oxunduqda (və ya: açıq-aydın ayələrimiz onlara söylənildikdə) kafirlər özlərinə gələn (Qurʼan) barəsində: ″Bu, aşkar bir sehrdir!″ – deyirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihnen Unsere eindeutigen Verse vorgetragen werden, sagen die Ungläubigen über die ihnen verkündete Wahrheit: ʺDas ist offenkundige Zauberei.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn ihnen Unsere Zeichen als klare Beweise verlesen werden, sagen diejenigen, die ungläubig sind, über die Wahrheit, da sie zu ihnen gekommen ist: ʺDas ist deutliche Zauberei.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn ihnen Unsere deutlichen Verse verlesen werden, sagen die Ungläubigen von der Wahrheit, wenn sie zu ihnen kommt: ʺDas ist offenkundige Zauberei.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn ihnen Unsere Ayat als Deutliche vorgetragen werden, sagen diejenigen, die Kufr betrieben haben, zurWahrheit, nachdem sie zu ihnen kam: ʺDies ist eine eindeutige Magie.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet when Our evident and plain revelations are related to them and Our signs are clearly indicated and pointed out, then those who deny Allah label the truth presented to them as falsehood and say: "This is only sorcery assumed by him - the Messenger-"

Abdul Haleem

When Our revelations are recited to them in all their clarity, the disbelievers say of the Truth that has reached them, ‘This is clearly sorcery,’

Abdullah Yusuf Ali

When Our Clear Signs are rehearsed to them, the Unbelievers say, of the Truth when it comes to them: "This is evident sorcery!"

Abul A'la Maududi

When Our Clear Messages are rehearsed to them, the unbelievers exclaim about the Truth when it came to them: "This is plain sorcery."

Aisha Bewley

When Our Clear Signs are recited to them, those who reject say to the truth when it comes to them, ‘This is downright magic. ’

Al-Hilali & Khan

And when Our Clear Verses are recited to them, the disbelievers say of the truth (this Qur’ân) when it reaches them: "This is plain magic!"

Ali Quli Qarai

When Our manifest signs are recited to them, the faithless say of the truth when it comes to them: ‘This is plain magic. ’

Amatul Rahman Omar

When Our clear Messages are recited to them, these disbelievers say with regard to the Truth when it comes to them, `This is an obvious sorcery. '

Arthur John Arberry

And when Our signs are recited to them, clear signs, the unbelievers say to the truth when it has come to them, 'This is manifest sorcery. '

Bijan Moeinian

Whenever My (God’s) clear revelations are recited to the disbelievers, they realize the truth; but instead of submission they call Qur’an a "plain magic!"

E. Henry Palmer

And when our evident signs are recited to them, those who misbelieve say of the truth when it comes to them, 'This is obvious magic. '

Edip-Layth

When Our clear signs are recited to them, those who rejected said of the truth that came to them: "This is evidently magic!"

George Sale

When our evident signs are rehearsed unto them, the unbelievers say of the truth, when it cometh unto them, this is a manifest piece of sorcery.

Hamid S. Aziz

And when Our clear revelations are recited to them, those who disbelieve say of the truth when it comes to them, "This is mere magic (or sorcery). "

Mahmoud Ghali

And when Our ayat (Verses, signs) are recited to them, supremely evident signs, the disbelievers say to the Truth as soon as it has come to them, "This is evident sorcery. "

Marmaduke Pickthall

And when Our clear revelations are recited unto them, those who disbelieve say of the Truth when it reacheth them: This is mere magic.

Mohamed Ahmed - Samira

When Our clear revelations are read out to them, the infidels say of the truth, when it has come to them: "This is pure magic. "

Muhammad Asad

But whenever Our messages are conveyed to them in all their clarity, they who are bent on denying the truth speak thus of the truth as soon as it is brought to them: "This is clearly nothing but spell­binding eloquence!"

Mustafa Khattab

Whenever Our clear revelations are recited to them, the disbelievers say of the truth when it has come to them, "This is pure magic."

Progressive Muslims

And when Our clear revelations are recited to them, those who rejected said of the truth that came to them: "This is evidently magic!"

Sahih International

And when Our verses are recited to them as clear evidences, those who disbelieve say of the truth when it has come to them, "This is obvious magic. "

Sam Gerrans

And when Our proofs are recited to them as clear signs, those who ignore warning say of the truth when it has come to them: “This is obvious sorcery.”

Shabbir Ahmed

But when Our Clear Messages are conveyed to them, the rejecters say of the Truth as soon as it reaches them, "This is obviously a magical lie. " ('Sihr' = Magic = Lie = Delusion = Spellbinding eloquence = Amazing = Incredible = Surprising).

Syed Vickar Ahamed

And when Our Clear Signs are recited to them, the unbelievers say about the Truth, when it comes to them: "This is clearly magic!"

Taqi Usmani

When Our verses are recited to them in all their clarity, the disbelievers say about the truth when it comes to them, "This is an open magic."

The Monotheist Group

And when Our clear revelations are recited to them, those who rejected said of the truth that came to them: "This is evidently magic!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand on leur récite Nos versets bien clairs, ceux qui ont mécru disent à propos de la vérité, une fois venue à eux: ʺCʹest de la magie manifesteʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ayetên me yên ronker ji wan re dihatin xwendin; ew ên ku kafir bûne piştî ku heqî ji wan re hat, gotin: “Ev sêhreke aşkera ye.”

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer Onze tekenen aan hen als duidelijke bewijzen worden voorgelezen zeggen zij die geen geloof hechten aan de waarheid, wanneer die tot hen komt: ʺDit is duidelijk toverij.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als hun onze duidelijke teekens worden herinnerd zeggen de ongeloovigen van de waarheid, als die tot hen komt: Dit is een duidelijk tooverstuk.

Hollandaca — Siregar

En wanneer Onze duidelijke Verzen aan hen worden voorgedragen, dan zeggen degenen die ongelovig zijn over de Waarheid (de Koran) wanneer die tot hen komt: ʺDit is duidelijke tovenarij.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда им [многобожникам] читаются Наши знамения [аяты Корана] (будучи) ясными (в изложении) [имеющие очевидный смысл], говорят те, которые стали неверующими об истине [об аятах Корана] после того, как она [истина] пришла к ним: «Это [Коран] – явное колдовство (которое придумал Мухаммад)».

Rusça — Osmanov

Когда возвещаются им Наши ясные аяты, то те, которые не уверовали в истину, после того как она предстала перед ними, говорят:ʺЭто - явное колдовствоʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När Våra klara budskap läses upp för dem, säger de om sanningen som de får höra: ʺDetta är uppenbart bländande och förhäxande vältalighet.ʺ