Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ اَلِيمٍ

fe ḣtelefe l-eHzābu min beynihim fe veylun li(e)lleƶīne Zelemū min ǎƶābi yevmin elīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاخْتَلَفَfe ḣtelefeخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekbirbirleriyle ihtilafa düştüler
2الْاَحْزَابُl-eHzābuح ز بBaşına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya getirmek/birleştirmek, insanları partilere/sınıflara/gruplara/bölümlere ayırmak, bölümlere ayırmak veya kısımlar belirlemek, bir partinin/grubun üyesi/yandaşı olmak, birine yardım etmek veya destek olmak.guruplar
3مِنْmin
4بَيْنِهِمْbeynihimب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaralarından çıkan
5فَوَيْلٌfe veylunvay haline
6لِلَّذِينَli(e)lleƶīne
7ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmedenlerin
8مِنْmin-ndan
9عَذَابِǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı-
10يَوْمٍyevminي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibir günün
11اَلِيمٍelīminا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Aralarından bölükler, ayrılığa düştü; yazıklar olsun zulmedenlere elemli günün azâbından.

Abdulkadir Gölpınarlı

Aralarından bölükler, ayrılığa düştü; yazıklar olsun zulmedenlere elemli günün azâbından.

Adem Uğur

Ama aralarından çıkan guruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!

Ahmed Hulusi

Anlayışta ayrılığa düşenler kendi aralarında zıtlaştılar! Feci bir sürecin azabından dolayı yazıklar olsun o (nefslerine) zulmedenlere!

Ahmet Tekin

Yahudilerden ve hıristiyanlardan oluşan gruplar, Îsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Can yakıp inleten müthiş bir günün azâbı dolayısıyle, vay Allah’ı inkâr ederek, O’na şirk koşarak haksızlık edenlerin, zulmedenlerin haline!

Ahmet Varol

Aralarından birtakım gruplar ayrılığa düştüler. Artık acıklı bir günün azabından dolayı zalimlerin vay haline!

Ali Bulaç

Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.

Ali Fikri Yavuz

Sonra o (hristiyanlardan ibaret) hizibler aralarında ayrılığa düştüler. Onun için, acıklı bir günün azabından vay o zulüm edenlerin haline!...

Ali Rıza Safa

Yine de kümeler, kendi aralarında uyuşmazlığa düştüler. Acı Gün'ün cezasından, o haksızlık yapanların; artık, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

Bunun ardından gruplar, yine ayrılığa düştüler. Azabı acıklı günden dolayı vay o zalimlerin hallerine!

Bekir Sadak

Ama, aralarinda guruplastilar, ayriliga dustuler. Kiyamet gununun can yakici azabina ugrayacak zalimlerin vay haline!

Celal Yıldırım

Hizipleşenler, kendi aralarında ayrılığa düştüler. O elîm günün azabından, zulmedenlerin vay hâline!

Diyanet İşleri

Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

Diyanet İşleri (eski)

Ama, aralarında guruplaştılar, ayrılığa düştüler. Kıyamet gününün can yakıcı azabına uğrayacak zalimlerin vay haline!

Diyanet Vakfi

Ama aralarından çıkan guruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra o gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ihtilafa düştüler. Onun için acı bir günün azabından dolayı vay o zulmedenlerin haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra o hizibler kendi aralarında ıhtilaf ettiler, onun için elim bir günün azabından vay o zulmedenlere

Erhan Aktaş

Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!

Fizilal-il Kuran

Ama aralarından çıkan gruplar, birbiriyle ihtilafa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!

Gültekin Onan

Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.

Hamdi Döndüren

Ancak onların aralarından çıkan partiler, birbirleriyle görüş ayrılığına düştüler. Can yakıcı bir günün azabından dolayı, vay zulmedenlerin hâline!

Hasan Basri Çantay

Sonra aralarından partiler (çıkıb) ihtilaf etdiler. Artık pek acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlere!

Hasib Asutay

Ama aralarından çıkan gruplar, (Hz. İsa hakkında) görüş ayrılığına düştüler. (20) Can yakıcı bir günün azabından vay o zalimler(in halin)e! (20. 'Allah, oğul ve ruhu'l-kudüs diye.)

Hayrat Neşriyat

Fakat (Îsâ’dan sonra) aralarından (çıkan) o fırkalar, ihtilâfa düştü. Artık (pek)elemli bir günün azâbından dolayı, o zulmedenlerin vay hâline!

İbni Kesir

Ama aralarında hizibler birbirleriyle ihtilafa düştüler. Acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline.

Mehmet Okuyan

(Çeşitli) gruplar (İsa hakkında) kendi aralarında ayrılığa düştüler. Elem verici günün azabı nedeniyle zalimlerin vay hâllerine!

Muhammed Esed

Fakat (İsa'dan sonra gelenler) arasından çıkan gruplar farklı görüşleri savunmaya başladılar. Vay haline o zulmedenlerin ve yazık o acı Gün'de (başlarına gelecek) azap için!

Mustafa İslamoğlu

Fakat onlar arasından çıkan hizipler birbirleriyle anlaşmazlığa düştüler: Artık, acı bir günün azabından dolayı yazıklar olsun zulme gömülüp giden o kimselere!

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra o tâifeler kendi aralarında ihtilafa düştüler. Artık vay acıklı günün azabından o zulmetmiş olanlara!

Ömer Öngüt

Aralarında çıkan gruplar birbirleri ile ayrılığa düştüler. Acıklı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin hâline!

Suat Yıldırım

Ondan sonra kendisine mensup birtakım fırkalar aralarında ayrılığa düştüler. Gayet acı bir günün azabından zalimlerin vay haline!

Süleyman Ateş

Aralarından çıkan partiler, birbirleriyle ihtilafa düşmüşlerdir. Acı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

Süleymaniye Vakfı

İçlerinden bazı kesimler anlaşmazlığa düştü. Yanlışa dalanların, acıklı günün azabından dolayı vay haline!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onlardan farklı kesimler ihtilafa düştüler. Bu yanlışı yapanların, o acıklı günün azabından çekecekleri var."

Şaban Piriş

Buna rağmen gruplar, aralarında anlaşmazlığa düştüler. O acı günün azabına uğrayacak zalimlerin vay haline..

Tefhim-ul Kuran

Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acıklı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.

Ümit Şimşek

Sonra birtakım fırkalar birbirleriyle anlaşmazlığa düştüler. Acıklı bir günün azabı yüzünden yazıklar olsun o zulmedenlere!

Yaşar Nuri Öztürk

Böyle iken, aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Korkunç bir günün azabından vay haline o zulmedenlerin!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Firqələr öz aralarında ixtilafa düşdülər. Ağrılı-acılı bir günün əzabından vay zalımların halına!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Amma onların içərisindən çıxan firqələr arasında ixtilaf düşdü (xaçpərəstlər: ″İsa Allahın oğludur!″ – dedilər, yəhudilər isə onun peyğəmbərliyini büsbütün inkar etdilər). Acı bir günün (qiyamət gününün) əzabından vay o zülm edənlərin halına!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die widerspenstigen Verbände stritten jedoch untereinander. Wehe den Ungerechten vor einer schweren Strafe an einem qualvollen Tag!

Almanca — Der Edle Quran

Doch wurden die Gruppierungen untereinander uneinig; so wehe denjenigen, die Unrecht tun, vor der Strafe eines schmerzhaften Tages!

Almanca — M. A. Rassoul

Doch die Parteien wurden dann untereinander uneinig; wehe dann denen, die freveln, vor der Strafe eines schmerzlichen Tages!

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann wurden die Parteien unter ihnen uneins. Also Niedergang ist für diejenigen, die Unrecht begingen, bei der Peinigung eines qualvollen Tages bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet the various sects and factions, Jewish and Christian ignored the knowledge imparted to them and they differed from each other in opinion and moved to disagree among themselves, and so, denunciated shall be those who were wrongful of actions; they shall suffer torment on an Eventful and Grievous Days

Abdul Haleem

Yet still the different factions among them disagreed- woe to the evildoers: they will suffer the torment of a grievous day!-

Abdullah Yusuf Ali

But sects from among themselves fell into disagreement: then woe to the wrong-doers, from the Penalty of a Grievous Day!

Abul A'la Maududi

Then the factions fell apart among themselves. So woe to the wrong-doers from the chastisement of a grievous Day.

Aisha Bewley

The various factions among them differed. Woe then to those who did wrong on account of the punishment of a painful Day!

Al-Hilali & Khan

But the sects from among themselves differed. So woe to those who do wrong [by ascribing things to ‘Îsâ (Jesus) that are not true] from the torment of a painful Day (i.e. the Day of Resurrection)!

Ali Quli Qarai

But the factions differed among themselves. So woe to the wrongdoers for the punishment of a painful day.

Amatul Rahman Omar

But (hearing this) various groups (of the people addressed) fell into variance among themselves, therefore woe to those who act unjustly because of the torments of a woeful Day.

Arthur John Arberry

But the parties among them fell into variance; so woe unto those who did evil, because of the chastisement of a painful day.

Bijan Moeinian

But in spite of his clear teachings [about worshipping none but God], his followers disagreed among themselves. What a punishment awaits for those who initiated these disagreements on the Day of Judgment.

E. Henry Palmer

But the confederates disputed amongst themselves; and woe to those who are unjust from the torment of a grievous day!

Edip-Layth

The groups disputed among themselves. Woe to those who have been wicked from the retribution of a painful day.

George Sale

And the confederated sects among them fell to variance: But woe unto those who have acted unjustly, because of the punishment of a grievous day.

Hamid S. Aziz

But parties from among them differed, so woe to those who do wrong because of the chastisement of a painful day.

Mahmoud Ghali

Yet the (allied) parties differed among themselves; so woe to the ones who did injustice from the torment of a painful Day.

Marmaduke Pickthall

But the factions among them differed. Then woe unto those who do wrong from the doom of a painful day.

Mohamed Ahmed - Samira

But the factions differed among themselves. Woe alas to the sinners for the torment of the grievous Day!

Muhammad Asad

But factions from among those [who came after Jesus] began to hold divergent views: woe, then, unto those who are bent on evildoing - [woe] for the suffering [that will befall them] on a grie­vous Day!

Mustafa Khattab

Yet their ˹various˺ groups have differed among themselves ˹about him˺, so woe to the wrongdoers when they face the torment of a painful Day!

Progressive Muslims

The groups disputed among themselves. Woe to those who have been wicked from the retribution of a painful Day.

Sahih International

But the denominations from among them differed [and separated], so woe to those who have wronged from the punishment of a painful Day.

Sam Gerrans

Then the parties among them differed; so woe to those who did wrong from the punishment of a painful day!

Shabbir Ahmed

(This was the true Monotheism he had brought) but factions among them began to hold different views. Then anguish of an awful Day awaits those who wrongfully deviated.

Syed Vickar Ahamed

But groups from among themselves fell into disagreement: Then misery to the wrong doers, from the penalty of a painful Day!

Taqi Usmani

Then different groups, out of them, fell into disagreement. Woe to the wrongdoers because of the punishment of a painful day!

The Monotheist Group

The Confederates disputed among themselves. So, woe to those who have been wicked from the retribution of a painful Day.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais les factions divergèrent entre elles. Malheur donc aux injustes du châtiment dʹun jour douloureux!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca deste û komên îsraîliyan (der barê Îsa de) di nava xwe de bi hev ketin. Ji ber ezabê rojeke cansoj wax li halê zaliman!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar de partijen waren het onderling oneens. Wee dus hen die onrecht plegen wegens de bestraffing op een pijnlijke dag.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de verschillende partijen onder hen geraakten in twist met elkander. Maar wee over hen, die onrechtvaardig hebben gehandeld, om de straf van een droevigen dag.

Hollandaca — Siregar

De groeperingen werden het toen met elkaar oneens. Wee degenen die niet geloven in de bestraffing van een pijnlijke Dag.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И впали в разногласия (между собой) партии из них [одни сказали, что Ииса является рабом Аллаха и Его посланником, другие сказали, что он является сыном Аллаха, а третьи сказали, что он и есть Сам Бог]! И горе же (будет) тем, которые совершали беззаконие [неверие] (называя Иису сыном Аллаха, или же Богом), от наказания мучительного дня [в День Суда они будут ввергнуты в Ад]!

Rusça — Osmanov

Но [различные] группы их впали в противоречия. Так горе же от кары Дня мучительного тем, которые бесчинствовали!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de sekter (som söndringen) bland dem (gav upphov till) hade olika meningar (om Jesus). Olyckliga de syndare som måste frukta straffet (som skall drabba dem) en sorgens och plågans Dag!