O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.
وَاِذًا لَاٰتَيْنَاهُمْ مِنْ لَدُنَّا اَجْرًا عَظِيمًا
ve iƶen le āteynāhum min ledunnā ecran ǎZīmen
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Biz de o vakit, onları, katımızdan büyük bir mükâfatla mükâfatlandırırdık.
Abdulkadir Gölpınarlı
Biz de o vakit, onları, katımızdan büyük bir mükâfatla mükâfatlandırırdık.
Adem Uğur
O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.
Ahmed Hulusi
O takdirde onlara elbette ki ledünnümüzden çok büyük mükafat verirdik.
Ahmet Tekin
O zaman, nezdimizden onlara büyük mükâfat verirdik.
Ahmet Varol
O durumda onlara katımızdan büyük bir ecir verirdik.
Ali Bulaç
Biz de onlara, o zaman yanımızdan büyük bir ecir verirdik.
Ali Fikri Yavuz
Elbette o zaman, kendilerine, tarafımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
Ali Rıza Safa
Bizim katımızdan, büyük bir ödül verirdik.
Bayraktar Bayraklı
Bu durumda biz onlara rahmetimizden büyük bir ödül verirdik.
Bekir Sadak
(67-68) O zaman onlara kendi katimizdan buyuk bir ecir verir ve onlari dogru yola eristirirdik.
Celal Yıldırım
(67-68) Ve o zaman biz de kendi katımızdan onlara büyük bir mükâfat verir ve kendilerini elbette doğru bir yola eriştirirdik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.
Diyanet İşleri
O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.
Diyanet İşleri (eski)
(67-68) O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.
Diyanet Vakfi
O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elbette o zaman kendilerine tarafımızdan pek büyük bir mükafat da verirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elbette o zaman kendilerine ledünnümüzden pek büyük bir ecir de verirdik
Erhan Aktaş
O zaman onlara Kendi katımızdan büyük bir ecir verirdik.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verirdik.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ödül verirdik.
Fizilal-il Kuran
O zaman onlara tarafımızdan büyük bir mükäfat verirdik.
Gültekin Onan
Biz de onlara, o zaman yanımızdan büyük bir ecir verirdik.
Hamdi Döndüren
O zaman Biz de kendilerine, katımızdan büyük mükâfat verirdik.
Hasan Basri Çantay
Ve o zaman biz de onlara tarafımızdan pek büyük bir mükafat verirdik.
Hasib Asutay
O zaman elbette onlara katımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
Hayrat Neşriyat
O zaman elbette onlara, tarafımızdan (pek) büyük bir mükâfât da verirdik.
İbni Kesir
O takdirde onlara katımızdan büyük bir mükafat verirdik.
Mehmet Okuyan
O zaman elbette kendilerine katımızdan büyük ödül verirdik ve onları elbette doğru yola ulaştırırdık.
Muhammed Esed
bu durumda biz onlara rahmetimizden büyük bir mükafat verirdik
Mustafa İslamoğlu
O zaman Biz de onlara, katımızdan muhteşem bir ödül verirdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o zaman elbette onlara tarafımızdan pek büyük bir mükâfaat da verirdik.
Ömer Öngüt
O zaman elbette onlara tarafımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
Suat Yıldırım
Ve o takdirde biz de onlara tarafımızdan pek büyük mükâfat verirdik.
Süleyman Ateş
O zaman kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik.
Süleymaniye Vakfı
O zaman biz de onlara, kesinlikle katımızdan büyük bir ödül verirdik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O zaman biz de onlara katımızdan büyük bir ödül verirdik.
Şaban Piriş
Biz de o zaman yanımızdan büyük bir mükafat verirdik.
Tefhim-ul Kuran
Biz de onlara, o zaman yanımızdan büyük bir ecir verirdik.
Ümit Şimşek
o zaman biz onlara katımızdan pek büyük bir ödül verirdik.
Yaşar Nuri Öztürk
O takdirde kendilerine katımızdan büyük bir ödül elbette verirdik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onda Biz də onlara Öz tərəfimizdən böyük bir mükafat verər
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O zaman Biz də onlara Öz tərəfimizdən böyük mükafat verərdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir hätten ihnen einen überaus großen Lohn von Uns gewährt.
Almanca — Der Edle Quran
Dann würden Wir ihnen wahrlich von Uns aus großartigen Lohn geben
Almanca — M. A. Rassoul
Dann würden Wir ihnen gewiß einen großen Lohn von Uns aus geben
Almanca — Muhammad Zaidan
Auch dann hätten WIR ihnen gewiß von Uns übergroße Belohnung zukommen lassen,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
There and then they would have merited a great reward from heaven's realm.
Abdul Haleem
and We would have given them a rich reward of Our own
Abdullah Yusuf Ali
And We should then have given them from our presence a great reward;
Abul A'la Maududi
whereupon We would indeed grant them from Us a mighty reward,
Aisha Bewley
In that case We would have given them an immense reward from Us
Al-Hilali & Khan
And indeed We should then have bestowed upon them a great reward from Ourselves.
Ali Quli Qarai
Then We would surely have given them a great reward from Us,
Amatul Rahman Omar
And in that case We could certainly have bestowed upon them from Ourself a great reward;
Arthur John Arberry
and then We surely would have given them from Us a mighty wage,
Bijan Moeinian
[If they had obeyed, ] I would have certainly given them a great reward.
E. Henry Palmer
And then we would surely have brought them from ourselves a mighty hire,
Edip-Layth
Then We would have given them from Us a great reward.
George Sale
and we should then have surely given them in our sight an exceeding great reward,
Hamid S. Aziz
And then We would surely have brought them from Our Presence a mighty reward,
Mahmoud Ghali
And indeed, We would have brought them from very close to Us a magnificent reward.
Marmaduke Pickthall
And then We should bestow upon them from Our presence an immense reward,
Mohamed Ahmed - Samira
And We would have bestowed on them a great reward of Our own,
Muhammad Asad
whereupon We should indeed grant them, out of Our grace, a mighty reward,
Mustafa Khattab
and We would have granted them a great reward by Our grace
Progressive Muslims
Then We would have given them from Us a great reward.
Sahih International
And then We would have given them from Us a great reward.
Sam Gerrans
And then would We have given them from Us a great reward
Shabbir Ahmed
And then, We would give them from Our Presence an immense reward.
Syed Vickar Ahamed
And indeed, We would then have given them from Our Presence a great reward;
Taqi Usmani
In that case, We would certainly have given them a great reward.
The Monotheist Group
Then We would have given them from Us a great recompense.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Alors Nous leur aurions donné certainement, de Notre part, une grande récompense,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Wê çaxê ji cem xwe me dê xelateke mezin bidaya wan.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En dan zouden Wij hun van Onze kant een geweldig loon geven.
Hollandaca — Siregar
En Wij zouden hun van Onze Zijde een geweldige beloning gegeven hebben.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Då skulle Vi helt visst i Vår nåd ge dem en rik belöning