Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.

وَالَّذِي جَاءَ بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

ve elleƶī cā'e bi S-Sidḳi ve Saddeḳa bihi ulāike humu l-mutteḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالَّذِيve elleƶīve kimse
2جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgetiren(ler)
3بِالصِّدْقِbi S-Sidḳiص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğruyu
4وَصَدَّقَve Saddeḳaص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.ve doğrulayanlar
5بِهِbihionu
6اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte
7هُمُhumuonlardır
8الْمُتَّقُونَl-mutteḳūneو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişikorunanlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Doğrulukla gelen kişiye ve onun doğru olduğunu tasdik edenlere gelince: Onlardır çekinenlerin ta kendileri.

Abdulkadir Gölpınarlı

Doğrulukla gelen kişiye ve onun doğru olduğunu tasdik edenlere gelince: Onlardır çekinenlerin ta kendileri.

Adem Uğur

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.

Ahmed Hulusi

Sıdkı (Allah kulu olunduğu ve bedende hilafet hakikatinin yaşandığı gerçeğini) getiren ve Onu tasdik edene (Hz. Ebu Bekir) gelince, işte onlar Mütteki'lerin ta kendileridir!

Ahmet Tekin

Doğru söz ile, Kur’ân ile gelen ve doğru sözü, Kur’ân’ı tasdik edenler, onlar, işte onlar Allah’a sığınanlar, emirlerine yapışanlar, günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minlerdir.

Ahmet Varol

Doğruyu getiren ve onu doğrulayana gelince işte onlar takva sahipleridir.

Ali Bulaç

Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.

Ali Fikri Yavuz

Doğruyu (Kur’an’ı) getiren (Hz. Peygamber s.a.s.) ve O’nu tasdik eden (müminler) ise, işte bunlar takva sahibi kimselerdir.

Ali Rıza Safa

Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar; sorumluluk bilinci taşıyanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Ama, hakikati getiren ve onu bütün kalbiyle tasdik edenler var ya; işte,takva sahipleri onlardır.

Bekir Sadak

Gercegi getiren ve onu dogrulayanlar, iste onlar, Allah'a karsi gelmekten sakinmis olanlardir.

Celal Yıldırım

Doğruyu getiren ve onu getireni tasdîk eden (var ya) işte (Allah'tan) korkup (inkâr ve azgınlıktan) sakınanlar onlardır!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gerçeği getiren kişiye ve onu tasdik edene gelince, işte takvâ sahipleri onlardır.

Diyanet İşleri

Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.

Diyanet İşleri (eski)

Gerçeği getiren ve onu doğrulayanlar, işte onlar, Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.

Diyanet Vakfi

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Doğruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, işte onlar kötülükten korunan müttakilerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenlere gelince, işte onlar, Allah'tan korkanlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğruyu getiren ve onu tasdık eden ise işte onlar korunan müttekıyler

Erhan Aktaş

Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.

Fizilal-il Kuran

Gerçeği getirene ve onu doğrulayanlara gelince; «İşte takva sahipleri onlardır.»

Gültekin Onan

Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki olanlardır.

Hamdi Döndüren

Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince; işte takvâ sahipleri onlardır!

Hasan Basri Çantay

Sıdk (-u hakıykat) ı getirene ve onu tasdıyk edenlere (mü'minlere) gelince: İşte onlar takvaye erenlerin ta kendileridir.

Hasib Asutay

Doğruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, işte (kötülükten) sakınanlar onlardır. (14) (14. Doğruyu getirenler, Hz. Muhammed ve diğer peygamberlerdir. Onu tasdik edenler de peygamberin ümmetleridir.)

Hayrat Neşriyat

Doğruyu getirene (peygambere) ve onu tasdîk edene gelince; işte onlar gerçekten takvâ sâhibleridir.

İbni Kesir

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler; işte onlar muttakilerdir.

Mehmet Okuyan

Gerçeği getiren ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte muttakîler (duyarlı olanlar) sadece bunlardır.

Muhammed Esed

Ama hakikati getiren ve onu bütün kalpleriyle tasdik edenler; işte onlar Allah'a karşı sorumluluklarının (tam) bilincinde olanlardır!

Mustafa İslamoğlu

Ama doğruluğun tarafında yer alan ve hakikati tüm kalbiyle tasdik eden kimselere gelince: işte sorumluluklarını idrak eden onlardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

O zât ki, doğruyu ve onu tasdik ettiler, işte muttakîler olan, onlardırlar.

Ömer Öngüt

Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler, işte onlar takvâ sahipleridir.

Suat Yıldırım

Ama, hak ve gerçeği getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte her türlü fenalıktan korunanlar onlardır.

Süleyman Ateş

Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince: İşte korunanlar onlardır.

Süleymaniye Vakfı

Doğruları getirenler ve bir de onu tasdik edenler var ya işte onlar, yanlışlardan sakınanlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Doğruları getiren ve onu kabul edenler, kendini koruyanlardır.

Şaban Piriş

Doğru'yu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar korunanlardır.

Tefhim-ul Kuran

Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.

Ümit Şimşek

Hakkı getiren ile onu doğrulayanlar ise, kötülüklerden korunmuş olanlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Doğruyu getirene ve onu tasdikleyene gelince, işte böyleleri, korunanların ta kendileridir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Haqqı gətirən və onu təsdiq edənlər isə əsl müttəqilərdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Haqqı (Qurʼanı) gətirən və onu təsdiq edənlər (Peyğəmbər və möʼminlər) isə əsl müttəqilərdir.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wer jedoch die Wahrheit vorbringt und an sie glaubt, das sind die wahrhaftig Frommen.

Almanca — Der Edle Quran

Derjenige aber, der mit der Wahrheit kommt (,) und (derjenige andere, der) sie für wahr hält, - das sind die Gottesfürchtigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und derjenige, der mit der Wahrhaftigkeit kam, auch der diese als wahr verinnerlichte, diese sind die Muttaqi.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And he who has conveyed the divine message of truth to the people as well as to those who are convinced of its conformity with fact and use it to exhort others to what is good, laudable and divine are those who keep in awe of Allah and entertain the profound reverence dutiful to Him.

Abdul Haleem

It is the one who brings the truth and the one who accepts it as true who are mindful of God:

Abdullah Yusuf Ali

And he who brings the Truth and he who confirms (and supports) it - such are the men who do right.

Abul A'la Maududi

But he who brought the Truth, and those who confirmed it as true, such are the ones who shall be guarded against the chastisement.

Aisha Bewley

He who brings the truth and those who confirm it – those are the people who have taqwa.

Al-Hilali & Khan

And he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) who has brought the truth (this Qur’ân and Islâmic Monotheism) and (those who) believed therein (i.e. the true believers of Islâmic Monotheism), those are Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).

Ali Quli Qarai

He who brings the truth and he who confirms it —it is they who are the Godwary.

Amatul Rahman Omar

But he who brings the truth and testifies whole heartedly to it (by accepting it as true) these it is who become secure against evil.

Arthur John Arberry

And he who has come with the very truth and confirms it, those they are the godfearing.

Bijan Moeinian

As for those who chose to believe and spread the truth, they are righteous.

E. Henry Palmer

but whoso brings the truth and believes in it, these are they who fear.

Edip-Layth

Those who came with the truth, and acknowledged it, these are the righteous.

George Sale

But he who bringeth the truth, and giveth credit thereto, these are they who fear God;

Hamid S. Aziz

And he who brings the truth and he who accepts it as the truth, these are they that guard (against evil).

Mahmoud Ghali

And he who has come with the sincere (faith) and has sincere faith in it, those are they who are pious.

Marmaduke Pickthall

And whoso bringeth the truth and believeth therein - Such are the dutiful.

Mohamed Ahmed - Samira

He who brings the truth and verifies it, -- such are the people who are God-fearing.

Muhammad Asad

But he who brings the truth, and he who wholeheartedly accepts it as true - it is they, they, who are [truly] conscious of Him!

Mustafa Khattab

And the one who has brought the truth and those who embrace it—it is they who are the righteous.

Progressive Muslims

And those who came with the truth, and believed in it, these are the righteous.

Sahih International

And the one who has brought the truth and [they who] believed in it - those are the righteous.

Sam Gerrans

And whoso comes with the truth and confirms it, it is they who are those of prudent fear:

Shabbir Ahmed

And, the one who brings the Truth and the one who affirms it - they, indeed they, are the upright. (Note that the statements in this verse and the preceding one allude to the Messenger and the recipients of the Message).

Syed Vickar Ahamed

And he (the man) who says the Truth and he who restates (and supports) it— Such men are those who do right.

Taqi Usmani

As for the one who has come with the truth and believed it to be true, then such people are the ones who are God-fearing.

The Monotheist Group

And those who came with the truth, and believed in it, these are the righteous.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tandis que celui qui vient avec la vérité et celui qui la confirme, ceux-là sont les pieux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew (pêxember)ê ku rastî aniye û ew (peyrew)ên ku wê rast didêrin, ha ew yên teqwadar bi xwe ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wie met de betrouwbare waarheid komen en geloof aan haar hechten, zij zijn het die godvrezend zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar hij die waarheid brengt, en hij die daaraan geloof hecht, dat zijn zij die God vreezen.

Hollandaca — Siregar

En degene die met de Waarheid is gekomen, en deze bevestigt: hij is degene die tot de Moettaqôen behoort.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А тот, кто явился с истиной (в словах и поступках) (из числа пророков и их последователей) и признал ее (приняв ее на веру и воплотив в дела), (то) такие – (они) остерегающиеся (наказания) (Аллаха).

Rusça — Osmanov

Но тот, кто явился с истиной, и тот, кто признал ее, - они и есть благочестивые.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och den som förkunnar sanningen och den som tar emot den och bejakar den, de är de (sant) gudfruktiga.