Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.
وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَاٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ
ve şedednā mulkehu ve āteynāhu l-Hikmete ve feSle l-ḣiTābi
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona peygamberlik ve gerçekle bâtılı ayırt ediş bilgisini verdik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona peygamberlik ve gerçekle bâtılı ayırt ediş bilgisini verdik.
Adem Uğur
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş; ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.
Ahmed Hulusi
Onun mülkünü (hükümranlığını) kuvvetlendirdik ve Ona Hikmet (sebepler ilmi) ve Fasl-ul Hitab (doğruyla yanlışı en mantıklı şekilde hemen ayıran muhakeme kuvvesi) verdik.
Ahmet Tekin
Biz onun ülkesini, devletini ve hükümranlığını güçlendirdik. Kendisine peygamberlik, ilim, hikmet, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisi, isabetli ifade, çözüm ve hakkı bâtıldan ayırt etme kabiliyeti verdik.
Ahmet Varol
Onun hükümranlığını güçlendirmiştik. Ona hikmet ve açık, kesin hüküm verme kabiliyeti vermiştik.
Ali Bulaç
Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
Ali Fikri Yavuz
Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiştik. Kendisine de peygamberlik ile kaza-hüküm ilmini verdik.
Ali Rıza Safa
Onun yönetimini güçlendirmiş ve Ona, hem bilgelik hem de etkili bir anlatım yetisi vermiştik.
Bayraktar Bayraklı
Onun mülkünü güçlendirdik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma vermiştik.
Bekir Sadak
Onun hukumranligini kuvvetlendirmistik. Ona hikmet ve kesin hukum selahiyeti vermistik.
Celal Yıldırım
Onun mülk ü saltanatını sağlamlaştırdık; Ona hikmet ve hakkı bâtıldan ayırd etme yeteneği verdik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, kendisine hikmet (peygamberlik) ve anlaşmazlıkları halletme yeteneği vermiştik.
Diyanet İşleri
Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.
Diyanet İşleri (eski)
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.
Diyanet Vakfi
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem mülkünü güçlendirmiş, hem de kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve fasl-ı hıtab vermiştik.
Erhan Aktaş
Onun gücünü pekiştirdik. Ona Hikmet'i ve fesle-l hitabı verdik.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti ve fesle-l hitabı verdik.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti ve fasl-ı hitabı verdik.
Fizilal-il Kuran
O'nun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, O'na hikmet ve açık, güzel konuşma yeteneği vermiştik.
Gültekin Onan
Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
Hamdi Döndüren
Biz onun hükümranlığını güçlendirmiş ve ona hikmet ve doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneği vermiştik.
Hasan Basri Çantay
Onun mülkünü de kuvvetlendirdik. Ona hikmet ve fasl-ı Kitab verdik.
Hasib Asutay
Onun hükümdarlığını güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma (yeteneğini) vermiştik.
Hayrat Neşriyat
Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona hikmet ve (hak ile bâtılı) ayırd edici konuşma (kabiliyeti) verdik.
İbni Kesir
Onun mülkünü pekiştirmiş, kendisine hikmet ve kesin söz söyleme hakkı vermiştik.
Mehmet Okuyan
Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, ona hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve güzel konuşabilme (özelliği) vermiştik.
Muhammed Esed
Biz de (buna karşılık) o'nun otoritesini güçlendirmiş ve kararlarında hikmet ve basiret üzere olmasını sağlamıştık.
Mustafa İslamoğlu
Biz de onun iktidarını sağlama aldık; zira ona adaletle hükmedecek muhakeme ve anlaşmazlıkları sona erdirecek yeteneği vermiştik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O'nun mülkünü kuvvetlendirmiştik ve O'na hikmet ve fasl-ı hitap vermiş idik.
Ömer Öngüt
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve güzel konuşma, anlatma üstünlüğü vermiştik.
Suat Yıldırım
Biz onun hakimiyetini güçlendirdik, ona hikmet, nübüvvet, isabetli karar verme ve meramını güzelce ifade etme kabiliyeti verdik.
Süleyman Ateş
Onun mülkünü güçlendirmiştik, kendisine hikmet (peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme) ve açık, güzel konuşma (yeteneği) vermiştik.
Süleymaniye Vakfı
(Davud'un) İktidarını güçlendirdik. Ona, hikmet (doğru karar verme yeteneği) ve etkili konuşma yeteneği verdik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İktidarını güçlendirdik. Ona hikmet (doğru karar verme) ve etkili konuşma yeteneği vermiştik.
Şaban Piriş
Onun iktidarını güçlendirmiş, ona hikmet ve açık sözlülük vermiştik.
Tefhim-ul Kuran
Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
Ümit Şimşek
Biz onun egemenliğini güçlendirmiş ve kendisine hem hikmet, hem de açık ve güzel konuşma yeteneği vermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk
Mülk ve yönetimini güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve hakla batılı ayıran söz etme yeteneği vermiştik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz onun mülkünü möhkəmləndirdik, özünə də hikmət (peyğəmbərlik) və düzgün qərar çıxartmaq qabiliyyəti bəxş etdik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz onun mülkünü (səltənətini) möhkəmləndirmiş, ona hikmət (peyğəmbərlik) və (haqla batili ayırd edib) düzgün hökm vermək qabiliyyəti bəxş etmişdik. (Davud çox müşkül məsələləri asanlıqla həll edər, ədalətli hökm çıxarardı).
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wir stärkten seine Herrschaft und verliehen ihm Weisheit und Entscheidungsvermögen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir festigten sein Königreich und gaben ihm Weisheit und ein unwiderrufliches Urteilsvermögen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR festigten seine Herrschaft und ließen ihm die Weisheit zuteil werden sowie die Sprachgewandtheit.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We strengthened his kingdom and made it strong against attack and stronger in influence, authority and security of position and We imparted to him wisdom and the rules of equity and justice in discourse and passing judgement.
Abdul Haleem
We strengthened his kingdom; We gave him wisdom and a decisive way of speaking.
Abdullah Yusuf Ali
We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and sound judgment in speech and decision.
Abul A'la Maududi
And We strengthened his kingdom and endowed him with wisdom and decisive judgement.
Aisha Bewley
We made his kingdom strong and gave him wisdom and decisive speech.
Al-Hilali & Khan
We made his kingdom strong and gave him Al-Hikmah (Prophethood) and sound judgement in speech and decision.
Ali Quli Qarai
We made his kingdom firm and gave him wisdom and conclusive speech.
Amatul Rahman Omar
And We strengthened his kingdom, and We granted him wisdom and decisive judgment.
Arthur John Arberry
We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and speech decisive.
Bijan Moeinian
I gave him a secure and strong nation to rule and blessed him with the faculty of sound justice.
E. Henry Palmer
and we strengthened his kingdom, and we gave him wisdom and decisive address.
Edip-Layth
We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgment.
George Sale
And We established his kingdom, and gave him wisdom and eloquence of speech.
Hamid S. Aziz
And We strengthened his kingdom and We gave him wisdom and a clear judgment.
Mahmoud Ghali
And We upheld his kingdom and brought him (the) Wisdom and decisive speech (Literally: the verdict, the address).
Marmaduke Pickthall
We made his kingdom strong and gave him wisdom and decisive speech.
Mohamed Ahmed - Samira
So We further strengthened his kingdom, and bestowed wisdom on him, and judgement in legal matters.
Muhammad Asad
And We strengthened his dominion, and bestowed upon him wisdom and sagacity in judgment.
Mustafa Khattab
We strengthened his kingship, and gave him wisdom and sound judgment.
Progressive Muslims
And We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgement.
Sahih International
And We strengthened his kingdom and gave him wisdom and discernment in speech.
Sam Gerrans
And We strengthened his dominion, and gave him wisdom and discernment of speech.
Shabbir Ahmed
We strengthened his Kingdom and gave him wisdom and good judgment. And We endowed him with the ability to make just decisions, and speak eloquently. (17:39), (43:63).
Syed Vickar Ahamed
We made his kingdom strong and gave him wisdom, and good judgment in what he talked and what he decided.
Taqi Usmani
And We made his kingdom strong, and gave him wisdom and decisive speech.
The Monotheist Group
And We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgment.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous renforçâmes son royaume et lui donnâmes la sagesse et la faculté de bien juger.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me hikumraniya wî xurt kir, me hîkmet û qabiliyeta axaftineke xweş û zelal dabûyê.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij versterkten zijn heerschappij en gaven hem wijsheid en onderscheidingsvermogen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wij stichten zijn koninkrijk, en wij gaven hem wijsheid en welsprekendheid van woorden.
Hollandaca — Siregar
En Wij versterkten zi n koninkrijk en Wij gaven hem de wijsheid en de beslissende uitspraken.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И укрепили Мы его власть и даровали ему мудрость [пророчество, правдивость в словах и делах] и решение речи [умение правильно выносить решение и проницательность в этом, а также ясную речь].
Rusça — Osmanov
Мы усилили Его власть, даровали ему мудрость и способность различать [истину от лжи].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och Vi befäste hans makt och gav honom visdom och säkert omdöme.