Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَاٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ

ve şedednā mulkehu ve āteynāhu l-Hikmete ve feSle l-ḣiTābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَشَدَدْنَاve şedednāش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.güçlendirmiştik
2مُلْكَهُmulkehuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.onun mülkünü
3وَاٰتَيْنَاهُve āteynāhuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve kendisine vermiştik
4الْحِكْمَةَl-Hikmeteح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hikmet
5وَفَصْلَve feSleف ص لBir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm.ve ayırd edici
6الْخِطَابِl-ḣiTābiخ ط بHalka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya tanıklıkla bir davayı karara bağlamak/hüküm vermek/yargılamak, bir şeyi kendi erişim veya gücü dahilinde bulundurmak, diyalog kurmak, bir şey yapmayı istemek veya arzu etmek, vaaz/konuşma/nutuk vermek.konuşma

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona peygamberlik ve gerçekle bâtılı ayırt ediş bilgisini verdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona peygamberlik ve gerçekle bâtılı ayırt ediş bilgisini verdik.

Adem Uğur

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş; ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.

Ahmed Hulusi

Onun mülkünü (hükümranlığını) kuvvetlendirdik ve Ona Hikmet (sebepler ilmi) ve Fasl-ul Hitab (doğruyla yanlışı en mantıklı şekilde hemen ayıran muhakeme kuvvesi) verdik.

Ahmet Tekin

Biz onun ülkesini, devletini ve hükümranlığını güçlendirdik. Kendisine peygamberlik, ilim, hikmet, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisi, isabetli ifade, çözüm ve hakkı bâtıldan ayırt etme kabiliyeti verdik.

Ahmet Varol

Onun hükümranlığını güçlendirmiştik. Ona hikmet ve açık, kesin hüküm verme kabiliyeti vermiştik.

Ali Bulaç

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

Ali Fikri Yavuz

Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiştik. Kendisine de peygamberlik ile kaza-hüküm ilmini verdik.

Ali Rıza Safa

Onun yönetimini güçlendirmiş ve Ona, hem bilgelik hem de etkili bir anlatım yetisi vermiştik.

Bayraktar Bayraklı

Onun mülkünü güçlendirdik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma vermiştik.

Bekir Sadak

Onun hukumranligini kuvvetlendirmistik. Ona hikmet ve kesin hukum selahiyeti vermistik.

Celal Yıldırım

Onun mülk ü saltanatını sağlamlaştırdık; Ona hikmet ve hakkı bâtıldan ayırd etme yeteneği verdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, kendisine hikmet (peygamberlik) ve anlaşmazlıkları halletme yeteneği vermiştik.

Diyanet İşleri

Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

Diyanet İşleri (eski)

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.

Diyanet Vakfi

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem mülkünü güçlendirmiş, hem de kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve fasl-ı hıtab vermiştik.

Erhan Aktaş

Onun gücünü pekiştirdik. Ona Hikmet'i ve fesle-l hitabı verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti ve fesle-l hitabı verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti ve fasl-ı hitabı verdik.

Fizilal-il Kuran

O'nun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, O'na hikmet ve açık, güzel konuşma yeteneği vermiştik.

Gültekin Onan

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

Hamdi Döndüren

Biz onun hükümranlığını güçlendirmiş ve ona hikmet ve doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneği vermiştik.

Hasan Basri Çantay

Onun mülkünü de kuvvetlendirdik. Ona hikmet ve fasl-ı Kitab verdik.

Hasib Asutay

Onun hükümdarlığını güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma (yeteneğini) vermiştik.

Hayrat Neşriyat

Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona hikmet ve (hak ile bâtılı) ayırd edici konuşma (kabiliyeti) verdik.

İbni Kesir

Onun mülkünü pekiştirmiş, kendisine hikmet ve kesin söz söyleme hakkı vermiştik.

Mehmet Okuyan

Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, ona hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve güzel konuşabilme (özelliği) vermiştik.

Muhammed Esed

Biz de (buna karşılık) o'nun otoritesini güçlendirmiş ve kararlarında hikmet ve basiret üzere olmasını sağlamıştık.

Mustafa İslamoğlu

Biz de onun iktidarını sağlama aldık; zira ona adaletle hükmedecek muhakeme ve anlaşmazlıkları sona erdirecek yeteneği vermiştik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve O'nun mülkünü kuvvetlendirmiştik ve O'na hikmet ve fasl-ı hitap vermiş idik.

Ömer Öngüt

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve güzel konuşma, anlatma üstünlüğü vermiştik.

Suat Yıldırım

Biz onun hakimiyetini güçlendirdik, ona hikmet, nübüvvet, isabetli karar verme ve meramını güzelce ifade etme kabiliyeti verdik.

Süleyman Ateş

Onun mülkünü güçlendirmiştik, kendisine hikmet (peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme) ve açık, güzel konuşma (yeteneği) vermiştik.

Süleymaniye Vakfı

(Davud'un) İktidarını güçlendirdik. Ona, hikmet (doğru karar verme yeteneği) ve etkili konuşma yeteneği verdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İktidarını güçlendirdik. Ona hikmet (doğru karar verme) ve etkili konuşma yeteneği vermiştik.

Şaban Piriş

Onun iktidarını güçlendirmiş, ona hikmet ve açık sözlülük vermiştik.

Tefhim-ul Kuran

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

Ümit Şimşek

Biz onun egemenliğini güçlendirmiş ve kendisine hem hikmet, hem de açık ve güzel konuşma yeteneği vermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Mülk ve yönetimini güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve hakla batılı ayıran söz etme yeteneği vermiştik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onun mülkünü möhkəmləndirdik, özünə də hikmət (peyğəmbərlik) və düzgün qərar çıxartmaq qabiliyyəti bəxş etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onun mülkünü (səltənətini) möhkəmləndirmiş, ona hikmət (peyğəmbərlik) və (haqla batili ayırd edib) düzgün hökm vermək qabiliyyəti bəxş etmişdik. (Davud çox müşkül məsələləri asanlıqla həll edər, ədalətli hökm çıxarardı).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir stärkten seine Herrschaft und verliehen ihm Weisheit und Entscheidungsvermögen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir festigten sein Königreich und gaben ihm Weisheit und ein unwiderrufliches Urteilsvermögen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR festigten seine Herrschaft und ließen ihm die Weisheit zuteil werden sowie die Sprachgewandtheit.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We strengthened his kingdom and made it strong against attack and stronger in influence, authority and security of position and We imparted to him wisdom and the rules of equity and justice in discourse and passing judgement.

Abdul Haleem

We strengthened his kingdom; We gave him wisdom and a decisive way of speaking.

Abdullah Yusuf Ali

We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and sound judgment in speech and decision.

Abul A'la Maududi

And We strengthened his kingdom and endowed him with wisdom and decisive judgement.

Aisha Bewley

We made his kingdom strong and gave him wisdom and decisive speech.

Al-Hilali & Khan

We made his kingdom strong and gave him Al-Hikmah (Prophethood) and sound judgement in speech and decision.

Ali Quli Qarai

We made his kingdom firm and gave him wisdom and conclusive speech.

Amatul Rahman Omar

And We strengthened his kingdom, and We granted him wisdom and decisive judgment.

Arthur John Arberry

We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and speech decisive.

Bijan Moeinian

I gave him a secure and strong nation to rule and blessed him with the faculty of sound justice.

E. Henry Palmer

and we strengthened his kingdom, and we gave him wisdom and decisive address.

Edip-Layth

We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgment.

George Sale

And We established his kingdom, and gave him wisdom and eloquence of speech.

Hamid S. Aziz

And We strengthened his kingdom and We gave him wisdom and a clear judgment.

Mahmoud Ghali

And We upheld his kingdom and brought him (the) Wisdom and decisive speech (Literally: the verdict, the address).

Marmaduke Pickthall

We made his kingdom strong and gave him wisdom and decisive speech.

Mohamed Ahmed - Samira

So We further strengthened his kingdom, and bestowed wisdom on him, and judgement in legal matters.

Muhammad Asad

And We streng­thened his dominion, and bestowed upon him wisdom and sagacity in judgment.

Mustafa Khattab

We strengthened his kingship, and gave him wisdom and sound judgment.

Progressive Muslims

And We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgement.

Sahih International

And We strengthened his kingdom and gave him wisdom and discernment in speech.

Sam Gerrans

And We strengthened his dominion, and gave him wisdom and discernment of speech.

Shabbir Ahmed

We strengthened his Kingdom and gave him wisdom and good judgment. And We endowed him with the ability to make just decisions, and speak eloquently. (17:39), (43:63).

Syed Vickar Ahamed

We made his kingdom strong and gave him wisdom, and good judgment in what he talked and what he decided.

Taqi Usmani

And We made his kingdom strong, and gave him wisdom and decisive speech.

The Monotheist Group

And We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgment.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous renforçâmes son royaume et lui donnâmes la sagesse et la faculté de bien juger.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me hikumraniya wî xurt kir, me hîkmet û qabiliyeta axaftineke xweş û zelal dabûyê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij versterkten zijn heerschappij en gaven hem wijsheid en onderscheidingsvermogen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij stichten zijn koninkrijk, en wij gaven hem wijsheid en welsprekendheid van woorden.

Hollandaca — Siregar

En Wij versterkten zi n koninkrijk en Wij gaven hem de wijsheid en de beslissende uitspraken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И укрепили Мы его власть и даровали ему мудрость [пророчество, правдивость в словах и делах] и решение речи [умение правильно выносить решение и проницательность в этом, а также ясную речь].

Rusça — Osmanov

Мы усилили Его власть, даровали ему мудрость и способность различать [истину от лжи].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi befäste hans makt och gav honom visdom och säkert omdöme.