Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.
فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِرِينَ
fe tevellev ǎnhu mudbirīne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | فَتَوَلَّوْا | fe tevellev | و ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak | bunun üzerine kaçtılar |
| 2 | عَنْهُ | ǎnhu | ondan | |
| 3 | مُدْبِرِينَ | mudbirīne | د ب رArkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek. | arkalarını dönüp |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken, arkalarını çevirip gitmişlerdi onlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken, arkalarını çevirip gitmişlerdi onlar.
Adem Uğur
Ona arkalarını dönüp gittiler.
Ahmed Hulusi
Bunun üzerine dönüp Ondan uzaklaştılar.
Ahmet Tekin
Yanında duramadılar, ikballerine ve istikballerine sırt çevirip ondan uzaklaştılar.
Ahmet Varol
Bunun üzerine onlar arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.
Ali Bulaç
Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.
Ali Fikri Yavuz
O vakit (yanında bulunanlar) arkalarını dönerek başından kaçıverdiler.
Ali Rıza Safa
Böylece, arkalarına dönüp uzaklaştılar.
Bayraktar Bayraklı
Onlar da onu bırakıp uzaklaştılar.
Bekir Sadak
Onu birakip gittiler.
Celal Yıldırım
Bunun üzerine milleti, ona arkalarını dönüp ayrıldılar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Bunun üzerine diğerleri onu arkalarında bırakıp gittiler.
Diyanet İşleri
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.
Diyanet İşleri (eski)
Onu bırakıp gittiler.
Diyanet Vakfi
Ona arkalarını dönüp gittiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler
Erhan Aktaş
Bunun üzerine ondan yüz çevirerek, arkalarını dönüp gittiler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Bunun üzerine ondan yüz çevirerek, arkalarını dönüp gittiler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Bunun üzerine ondan yüz çevirerek, arkalarını dönüp gittiler.
Fizilal-il Kuran
Bunun üzerine onun yanından kaçtılar.
Gültekin Onan
Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.
Hamdi Döndüren
Bunun üzerine kent halkı arkalarını dönüp gittiler.
Hasan Basri Çantay
O vakit ona arkalarını dönüb uzaklaşdılar.
Hasib Asutay
Arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.
Hayrat Neşriyat
Bunun üzerine (kavmi kendilerine de bulaşır korkusuyla) arkalarını dönen kimseler olarak ondan kaçtılar.
İbni Kesir
Bunun üzerine arkalarını dönüp uzaklaştılar.
Mehmet Okuyan
Onlar (kavmi) de ona arkalarını dönüp (gitmiş)lerdi.
Muhammed Esed
bunun üzerine onlar ona arkalarını döndüler ve uzaklaşıp gittiler.
Mustafa İslamoğlu
Bunun üzerine etrafındakiler, ondan yüz çevirip gittiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Hemen ondan arkalarını çevirmişler olarak uzaklaştılar.
Ömer Öngüt
Ona arkalarını dönüp gittiler.
Suat Yıldırım
Derhal onun yanından uzaklaştılar.
Süleyman Ateş
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar.
Süleymaniye Vakfı
Sonra halkı arkasını dönüp gitti.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlar, (İlahlarının onu çarptığı düşüncesiyle) hemen arkalarını dönüp gitmişlerdi.
Şaban Piriş
Onu bırakıp gittiler.
Tefhim-ul Kuran
Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.
Ümit Şimşek
Onlar da arkalarını dönüp gittiler.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine ondan gerisin geri kaçtılar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar ondan üz çevirib çıxıb getdilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(İbrahimin yanındakılar xəstəliyin onlara yoluxmasından qorxaraq, həm də o gün qeyd edəcəkləri bayrama tələsərək) ondan üz çevirib getdilər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Da machten sie kehrt und gingen fort.
Almanca — Der Edle Quran
Da kehrten sie ihm den Rücken.
Almanca — M. A. Rassoul
Da kehrten sie ihm den Rücken (und) gingen fort.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann wandten sie sich von ihm flüchtend ab.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They -his people- turned their backs upon him and they went away.
Abdul Haleem
so [his people] turned away from him and left.
Abdullah Yusuf Ali
So they turned away from him, and departed.
Abul A'la Maududi
So turning their backs, they went away from him.
Aisha Bewley
So they turned their backs on him.
Al-Hilali & Khan
So they turned away from him, and departed (for fear of the disease).
Ali Quli Qarai
So they went away leaving him behind.
Amatul Rahman Omar
So those people turned their backs upon him and left him.
Arthur John Arberry
But they went away from him, turning their backs.
Bijan Moeinian
So they left him alone and went [to some kind of general gathering. ]
E. Henry Palmer
and they turned their backs upon him fleeing.
Edip-Layth
So they turned away from him and departed.
George Sale
And they turned their backs and departed from him.
Hamid S. Aziz
So they turned their backs and went away.
Mahmoud Ghali
Then they turned away from him, withdrawing.
Marmaduke Pickthall
And they turned their backs and went away from him.
Mohamed Ahmed - Samira
But they turned their backs on him and went away.
Muhammad Asad
and at that they turned their backs on him and went away.
Mustafa Khattab
So they turned their backs on him and went away.
Progressive Muslims
So they turned away from him and departed.
Sahih International
So they turned away from him, departing.
Sam Gerrans
Then they turned away from him, and left.
Shabbir Ahmed
At that they turned their backs and went away from him.
Syed Vickar Ahamed
So they (his people) turned away from him, and left (him).
Taqi Usmani
So they went away from him, turning their backs.
The Monotheist Group
So they turned away from him and departed.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ils lui tournèrent le dos et sʹen allèrent.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca pişta xwe dane Îbrahîm û çûn.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Dus keerden zij hem de rug toe.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij keerden zich af en verlieten hem.
Hollandaca — Siregar
Toen wendden zij zich af, hem de rug toekerend.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И отвернулись они [его народ] от него [от пророка Ибрахима], спиной к нему (поверив его словам) (и ушли на праздник).
Rusça — Osmanov
Они отвернулись от него и ушли [на празднество].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Då drog de sig tillbaka och gick ifrån honom.