Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
fe nebeƶnāhu bi l-ǎrā'i ve huve seḳīmun
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | فَنَبَذْنَاهُ | fe nebeƶnāhu | ن ب ذAtmak, fırlatmak, vazgeçmek, çıkarmak, reddetmek, bir şeyi değersiz olduğu için veya dikkate almadığı için atmak | onu attık |
| 2 | بِالْعَرَاءِ | bi l-ǎrā'i | ع ر يÇıplak olmak, giysilerden arınmak. Ara - çıplak çöl veya yer, açık alan, atık arazi, kıyı. | ağaçsız çıplak bir yere |
| 3 | وَهُوَ | ve huve | ve o | |
| 4 | سَقِيمٌ | seḳīmun | س ق مHasta olmak, sağlıksız olmak, sayrı olmak, rahatsız olmak, hastalık, hastalıklı olmak, sıkıntılı olmak, sakat olmak | hasta bir halde iken |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken onu ıssız bir yere çıkardık ve o, hastaydı da.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken onu ıssız bir yere çıkardık ve o, hastaydı da.
Adem Uğur
Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
Ahmed Hulusi
Biz Onu hasta (yıpranmış - sağlıksız) olarak çıplak arazide (kuvvelerin bilinmediği bir ortamda) bıraktık.
Ahmet Tekin
Biz onu hasta, halsiz bir halde, bir açık alana çıkardık.
Ahmet Varol
Biz de onu, hasta bir halde çıplak boş bir alana attık.
Ali Bulaç
Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
Ali Fikri Yavuz
Hemen onu sahile attık, hasta idi.
Ali Rıza Safa
Sonunda, Onu, gücü tükenmiş bir durumda boş bir kıyıya attık.
Bayraktar Bayraklı
Onu bitkin bir halde açık araziye attık.
Bekir Sadak
Halsiz bir halde iken kendisini sahile cikardik.
Celal Yıldırım
Onu çıplak bir sahile attık, hasta idi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sağlığı bozulmuş olarak onun ıssız bir kıyıya bırakılmasını sağladık;
Diyanet İşleri
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Diyanet İşleri (eski)
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
Diyanet Vakfi
Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık,
Elmalılı Hamdi Yazır
Hemen biz onu alana attık hasta idi
Erhan Aktaş
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Fizilal-il Kuran
Biz de onu halsiz bir durumda ağaçsız çıplak bir yere attık.
Gültekin Onan
Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
Hamdi Döndüren
Biz onu, hemen sahile attık; o hasta haldeydi.
Hasan Basri Çantay
İşte biz onu, kendisi de hasta olarak, açık bir yere (çıkarıb) bırakdık.
Hasib Asutay
Derken onu kendisi hasta iken çıplak bir yere (sahile) attık.
Hayrat Neşriyat
Bunun üzerine kendisi hasta bir hâlde iken onu (ağaçsız bir) alana attık.
İbni Kesir
Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.
Mehmet Okuyan
Hâlsiz (hasta) bir vaziyette onu kıyıya çıkarmıştık.
Muhammed Esed
ama biz o'nu manevi çöküntü/iç huzursuzluğu içinde ıssız bir kıyıya çıkarttık,
Mustafa İslamoğlu
Sonunda Biz onu bitkin bir halde ıssız ve çorak bir kıyıya çıkarttık;
Ömer Nasuhi Bilmen
(145-146) Artık O'nu kendisi hasta olduğu halde bir açık yere atıverdik. Ve O'nun üzerine kabak nev'inden bir ağaç bitirdik.
Ömer Öngüt
Onu çıplak bir sahile attık, o hasta idi.
Suat Yıldırım
Derken Biz onu ağaçsız çıplak bir sahile attık, o bitkin bir halde idi.
Süleyman Ateş
(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
Süleymaniye Vakfı
Sonra onu, hasta haldeyken çıplak bir alana attık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sonra onu açık bir alana attık; hastaydı.
Şaban Piriş
Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.
Tefhim-ul Kuran
Sonunda o hasta bir durumdayken onu çıplak bir yere (sahile) attık.
Ümit Şimşek
Sonra onu hasta halde boş bir araziye attık.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O, halsız olduğu vəziyyətdə onu sahilə çıxartdıq.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nəhayət, o, xəstə olduğu halda onu boş bir yerə (sahilə) atdıq.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir warfen ihn dann leidend in eine kahle Gegend.
Almanca — Der Edle Quran
Da warfen Wir ihn auf das kahle Land -, und dabei war er krank.
Almanca — M. A. Rassoul
Dann warfen Wir ihn ins Freie, und er war krank.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann ließen WIR ihn ans unbewohnte Land werfen, während er krank war.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We made the fish regurgitate him in the open on the desert shore feeble and sickly.
Abdul Haleem
but We cast him out, sick, on to a barren shore,
Abdullah Yusuf Ali
But We cast him forth on the naked shore in a state of sickness,
Abul A'la Maududi
But We threw him on a wide bare tract of land while he was ill;
Aisha Bewley
So We cast him up onto the beach and he was sick;
Al-Hilali & Khan
But We cast him forth on the naked shore while he was sick,
Ali Quli Qarai
Then We cast him on a bare shore, and he was sick.
Amatul Rahman Omar
Then (it came to pass) that We cast him on a bare and wide tract of land and he was completely worn out and sick.
Arthur John Arberry
but We cast him upon the wilderness, and he was sick,
Bijan Moeinian
I ordered him to be thrown out in a bare shore; absolutely exhausted.
E. Henry Palmer
But we cast him on to the barren shore; and he was sick;
Edip-Layth
So We threw him on the shore while he was sick.
George Sale
And We cast him on the naked shore, and he was sick:
Hamid S. Aziz
Then We cast him on to the desert shore while he was sick.
Mahmoud Ghali
Then We flung him off upon the naked (shore) and he was ailing.
Marmaduke Pickthall
Then We cast him on a desert shore while he was sick;
Mohamed Ahmed - Samira
So We cast him, sick, on a barren shore,
Muhammad Asad
but We caused him to be cast forth on a desert shore, sick [at heart] as he was,
Mustafa Khattab
But We cast him onto the open ˹shore˺, ˹totally˺ worn out,
Progressive Muslims
So We threw him on the shore while he was sick.
Sahih International
But We threw him onto the open shore while he was ill.
Sam Gerrans
But We cast him on the bare shore when he was sick,
Shabbir Ahmed
(He freed himself and swam to safety. ) Then We cast him on the shore, while he was exhausted. (68:49).
Syed Vickar Ahamed
But We cast (threw) him on the open shore while he was (still) sick,
Taqi Usmani
Then We cast him ashore in the open while he was ill,
The Monotheist Group
So We threw him on the shore while he was sick.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Nous le jetâmes sur la terre nue, indisposé quʹil était.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me ew (ji zikê masî) avêt bejahiyê û ew nexweşhal bû.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wij wierpen hem toen, ziek als hij was, op een onbegroeide plaats.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En wij wierpen hem op het naakte strand, en hij was ziek.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И Мы же выбросили его [пророка Йунуса] в пустынную местность [туда, где никто не живет и ничего не растет], и был он очень слаб.
Rusça — Osmanov
Наконец, Мы выкинули его [из чрева кита] на пустынный берег, и он тяжко занемог.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men Vi lät honom kastas upp (ur fiskens buk) på en öde (strand), sjuk (och eländig),