Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
اِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعًا اِلٰى حِينٍ
illā raHmeten minnā ve metāǎn ilā Hīnin
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | اِلَّا | illā | ancak | |
| 2 | رَحْمَةً | raHmeten | ر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. | bir rahmet (vardır) |
| 3 | مِنَّا | minnā | bizden | |
| 4 | وَمَتَاعًا | ve metāǎn | م ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün. | ve yaşatma |
| 5 | اِلٰى | ilā | kadar | |
| 6 | حِينٍ | Hīnin | ح ي نVarmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmek | bir süreye |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ancak bizden bir rahmet olur ve bir zamana dek yaşayıp geçinmeleri takdîr edilmiş bulunursa o başka.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ancak bizden bir rahmet olur ve bir zamana dek yaşayıp geçinmeleri takdîr edilmiş bulunursa o başka.
Adem Uğur
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Ahmed Hulusi
Ancak bizden bir rahmet olarak ve yalnızca belli bir süre nasiplenmeleri için ömür vermemiz hariç.
Ahmet Tekin
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve bir vakte kadar dünya nimetlerinden faydalandırmamız söz konusu olursa kurtarılırlar.
Ahmet Varol
Sadece tarafımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar yararlandırma dolayısıyla (onları hayatta tutuyoruz).
Ali Bulaç
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
Ali Fikri Yavuz
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve mukadder ecele kadar yaşayış onları kurtarır.
Ali Rıza Safa
Bizden bir rahmet ve belirli bir süreye dek geçinmeleri dışında.
Bayraktar Bayraklı
Ancak katımızdan bir rahmet olarak boğmuyor ve belli bir süreye kadar onları yaşatıyoruz.
Bekir Sadak
Ama katimizdan bir rahmet ve bir sureye kadar gecinme olarak onlari geri biraktik.
Celal Yıldırım
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar geçinip yararlanmaları için irâdemiz onların kurtulmasını sağlamıştır.)
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ama tarafımızdan bir rahmet ve belli zamana kadar faydalanma fırsatı vermemiz başkadır.
Diyanet İşleri
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
Diyanet İşleri (eski)
Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.
Diyanet Vakfi
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak için başka
Erhan Aktaş
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Fizilal-il Kuran
Ancak bizden bir rahmet ve belli bir süreye kadar yaşatma vardır.
Gültekin Onan
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
Hamdi Döndüren
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve belli bir süreye kadar yaşatma vardır.
Hasan Basri Çantay
Meğer ki bizden bir esirgeme ve daha bir zamana kadar yaşatma (mukadder) ola.
Hasib Asutay
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar faydalandırmamız müstesna.
Hayrat Neşriyat
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamâna kadar (dünyadan) faydalandırma müstesnâ.
İbni Kesir
Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme başka.
Mehmet Okuyan
Katımızdan bir merhamet ve onları belirli bir süreye kadar yaşatma kararı hariç, dilersek onları (suda) boğabiliriz. Artık yardım da isteyemezler; boğulmaktan da kurtarılamazlar.
Muhammed Esed
meğer ki Biz onlara katımızdan bir rahmet ve (biraz daha fazla) hayat bağışlayalım.
Mustafa İslamoğlu
sadece katımızdan bir rahmet ve geçici bir mühlet tanımamız sayesinde yaşayabilirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ancak bizden bir rahmet olarak ve bir zamana kadar müstefit kılmak için (dilersek onları kurtarırız).
Ömer Öngüt
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ile ve bir süreye kadar geçinmeleri müstesnâ.
Suat Yıldırım
Sadece Biz’den ulaşacak bir rahmet ve onları bir vâdeye kadar yaşatma irademizle hayatta kalabilirler.
Süleyman Ateş
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar yaşatma vardır (acıyarak onları bir süre yaşatırız).
Süleymaniye Vakfı
Ama katımızdan bir ikramda bulunmak ve belli bir süreye kadar yaşatmak için (kurtardıklarımız) başka.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar yararlansınlar diye kurtarırsak başka.
Şaban Piriş
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar geçimlik verilmiş ola.
Tefhim-ul Kuran
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
Ümit Şimşek
Ancak tarafımızdan bir rahmetle ve belirli bir zamana kadar yaşatılmak üzere kurtulurlarsa, o başka.
Yaşar Nuri Öztürk
Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Yalnız Bizim onlara rəhm etməyimiz və onlara, müəyyən edilmiş vaxtadək, gün-güzəran nəsib etməyimiz istisnadır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Yalnız Bizdən bir mərhəmət olaraq və bir qədər (əcəlləri çatanadək) dolanıb keçinmələri üçün (onları xilas edərik).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir lassen sie aus Barmherzigkeit leben und bis zu einem bestimmten Termin genießen.
Almanca — Der Edle Quran
außer aus Barmherzigkeit von Uns und als Nießbrauch auf Zeit.
Almanca — M. A. Rassoul
außer durch Unsere Barmherzigkeit und zu einem Nießbrauch auf gewisse Zeit.
Almanca — Muhammad Zaidan
außer durch Gnade von Uns und als Genießen-Lassen bis zu einer Frist.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Unless We extend to them Our mercy and let them enjoy life up to a predetermined point of time.
Abdul Haleem
Only by Our mercy could they be reprieved to enjoy life for a while.
Abdullah Yusuf Ali
Except by way of Mercy from Us, and by way of (world) convenience (to serve them) for a time.
Abul A'la Maududi
It is only Our Mercy (that rescues them) and enables enjoyment of life for a while.
Aisha Bewley
except as an act of mercy from Us, to give them enjoyment for a time.
Al-Hilali & Khan
Unless it be a mercy from Us, and as an enjoyment for a while.
Ali Quli Qarai
⎯except by a mercy from Us and for an enjoyment until some time.
Amatul Rahman Omar
It is only through mercy from Us (that We save them) and (let them have) an enjoyment of worldly gains for a while.
Arthur John Arberry
save as a mercy from Us, and enjoyment for a while.
Bijan Moeinian
Instead, I shower them with my mercy and let them live till the day that they are supposed to live their bodies.
E. Henry Palmer
save by mercy from us, as a provision for a season.
Edip-Layth
Except through a mercy from Us, and as an enjoyment for awhile.
George Sale
unless through our mercy, and that they may enjoy life for a season.
Hamid S. Aziz
Unless by mercy from Us and for enjoyment for a time.
Mahmoud Ghali
Except as a mercy from Us and enjoyment for a while.
Marmaduke Pickthall
Unless by mercy from Us and as comfort for a while.
Mohamed Ahmed - Samira
Unless by Our benevolence, to reap advantage for a time.
Muhammad Asad
unless it be by an act of mercy from Us and a grant of life for a [further span of] time.
Mustafa Khattab
except by mercy from Us, allowing them enjoyment for a ˹little˺ while.
Progressive Muslims
Except through a mercy from Us, and as an enjoyment for awhile.
Sahih International
Except as a mercy from Us and provision for a time.
Sam Gerrans
Save as a mercy from Us, and as enjoyment for a time.
Shabbir Ahmed
But as a Mercy from Us, We let them enjoy life for a while.
Syed Vickar Ahamed
Except as the part of Mercy from Us, and as a part of a few (worldly) things (for them) for a (little) while.
Taqi Usmani
unless there be mercy from Us, and (unless) We let them enjoy for a while.
The Monotheist Group
Except through a mercy from Us, and as an enjoyment for awhile.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
sauf par une miséricorde de Notre part, et à titre de jouissance pour un temps.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ji bilî ku em heta demeke navlêkirî ji cem xwe dilovanî û pêxweşbûnekê bidin wan.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Behalve uit barmhartigheid van Ons en als een tijdelijk genot.
Hollandaca — Siregar
Behalve als een genade van Ons, en als een gunst voor een vastgestelde tijd.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
если (только) не по милости от Нас и (Нашему дозволению им для) пользования (мирскими благами) до определенного времени [смерти].
Rusça — Osmanov
если только Мы не окажем им милость и не позволим наслаждаться [благами жизни] некоторое время.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
om det inte var så att Vi förbarmade oss över dem och lät dem glädjas åt livet ännu en tid.