Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!

وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ فَزِعُوا فَلَا فَوْتَ وَاُخِذُوا مِنْ مَكَانٍ قَرِيبٍ

ve lev terā iƶ feziǔ fe lā fevte ve uḣiƶū min mekānin ḳarībin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levşayet
2تَرٰٓىterāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.bir görsen
3اِذْzaman
4فَزِعُواfeziǔف ز عKorkmak, korkmuş olmak, dehşete düşmek, korkuya kapılmaktelaşa düştükleri
5فَلَاfe lā
6فَوْتَfevteف و تÖlmek, (bir fırsatı) kaçırmak, kaçmak, gevşetmek, özlemek. Tafavut - farklılık, ihmal, kusur, uyumsuzluk, hata, düzensizlik, orantı eksikliği.hiçbiri kurtulamaz
7وَاُخِذُواve uḣiƶūا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekve yakalanmışlardır
8مِنْmin-den
9مَكَانٍmekāninك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyer-
10قَرِيبٍḳarībinق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve dehşetli bir korkuya kapıldıkları ve hiçbirinin kurtulamayıp en yakın bir yerde azâba uğratıldıkları gün, bir görsen onları.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve dehşetli bir korkuya kapıldıkları ve hiçbirinin kurtulamayıp en yakın bir yerde azâba uğratıldıkları gün, bir görsen onları.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Ahmed Hulusi

Korku ve dehşete kapıldıklarında bir görsen! Kaçacakları yerleri yoktur; çok yakından yakalanmışlardır!

Ahmet Tekin

Onları korkudan, telaşa, dehşete düştükleri zaman bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerde, dünyada yakalanarak cezalandırılacaklar.

Ahmet Varol

Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir kaçış yeri yoktur ve yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Ali Bulaç

Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir kaçış yoktur ve yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, kıyamet günü o kâfirleri) dehşete düştükleri vakit görsen!... Artık kaçacak yerleri yoktur ve (cehenneme) yakın bir yerde yakalanmışlardır.

Ali Rıza Safa

Korkuya kapıldıklarında, onları bir görsen? Artık, kaçış yoktur; yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Bayraktar Bayraklı

Onların korkuya kapılacakları, hiçbir kaçış yollarının olmayacağı ve yakın bir yerde yakalandıkları anı bir görseydin!

Bekir Sadak

(51-52) Onlari korktuklari zaman bir gorsen; artik kurtulus yoktur; cehenneme yakin bir yerde yakalanmislardir. O zaman, «Allah'a inandik» derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasil kolayca ulasirlar?

Celal Yıldırım

Onları, korkup telaşa kapıldıkları zaman görsen ! Artık kurtulma (şansları) hiç yoktur ve yakın bir yerde yakalanmışlardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Korkuya ve telâşa kapıldıklarında onları bir görsen! Artık kaçış-kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Diyanet İşleri

Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!

Diyanet İşleri (eski)

(51-52) Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, 'Allah'a inandık' derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur. Yakın yerden yakalanmışlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O telaşa düştükleri zaman görsen, artık kaçamak yoktur, yakın yerden yakalanmışlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Görsen o telaşa düştükleri vakıt, artık kaçamak yoktur, yakın yerden yakalanmışlardır.

Erhan Aktaş

Onları, korkuya kapıldıkları zaman bir görsen. Artık kurtuluş yoktur. Yakın bir yerden yakalandılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları, korkuya kapıldıkları zaman bir görsen. Artık kurtuluş yoktur. Yakın bir yerden yakalandılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları, korkuya kapıldıkları zaman bir görsen. Artık kurtuluş yoktur. Yakın bir yerden yakalandılar.

Fizilal-il Kuran

Onları bir de paniğe kapıldıklarında görsen! Kaçacakları hiçbir yer yok. Cehennemin yakınında yakayı ele vermişlerdir.

Gültekin Onan

Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir kaçış yoktur ve yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir.

Hamdi Döndüren

Dehşete düştükleri zaman onları bir görsen! Hiçbiri kurtulamaz, çünkü yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Hasan Basri Çantay

Onları can baş kaygısına düşdükleri vakıf görmelisin. Artık kaçacak yerleri de yokdur. Yakın bir mahalde yakalanmışlar,

Hasib Asutay

Telaşa düştükleri zaman (19) bir görsen. Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır. (19. Ölüm zamanında yahut kabirde yahut da Bedir Savaşı vakti.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Hâlbuki (onları mahşer günü) dehşete düştükleri zaman bir görsen; artık (onlar için) kaçış yoktur, çünki (onlar) yakın bir yerden yakalanmışlardır.

İbni Kesir

Bir görsen, hani onlar korkmuşlardı. Artık kaçacak yerleri de yoktur, yakın bir yerde yakalanmışlardır.

Mehmet Okuyan

Telaşa düştükleri zaman (onları) bir görsen! Artık kurtuluş yoktur; yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Muhammed Esed

Sen, (Kıyamet Günü, hakikati inkar edenlerin,) -can damarlarından yakalandıkları için- kaçacak bir yer bulamayıp korkuyla büzüldükleri (anki halleri)ni bir görsen;

Mustafa İslamoğlu

Asıl sen onları, şah damarlarından yakalanıp kaçacak delik bulamamış bir halde dehşetten panikledikleri zaman bir görmeliydin!

Ömer Nasuhi Bilmen

Görecek olsan telaşa düştükleri zaman (ne garip bir manzara görmüş olursun) artık kurtuluş yok ve onlar yakın bir mahalden yakalanmışlardır.

Ömer Öngüt

Can baş kaygısına düştükleri zaman bir görmelisin! Artık kaçacak yerleri de yoktur. Yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Suat Yıldırım

Kıyamet günü o kâfirler can kaygısına düştükleri zaman bir görsen! Artık kaçacak hiçbir yerleri yoktur ve cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır.

Süleyman Ateş

Telaşa düştükleri zaman (onları) bir görsen: Hiçbiri kurtulamaz, yakın yerden yakalanmışlardır.

Süleymaniye Vakfı

Dehşete kapıldıkları, kaçma imkanlarının kalmadığı ve (ölüm melekleri tarafından) kolayca yakalandıkları sırada onları bir görsen!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kıskıvrak yakalandıkları ve kaçma imkanları da kalmadığı sırada, onların nasıl tir tir titrediklerini bir görsen!

Şaban Piriş

Onların dehşetli bir korkuya tutuldukları anı bir görsen! Geçip gitmek yok... Yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Tefhim-ul Kuran

Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir kaçış yoktur ve yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir.

Ümit Şimşek

Can derdine düştükleri zaman onları bir görsen! Kaçacak hiçbir yer yoktur; azabın çok yakınında yakalanmışlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir görsen onları korku ve telaşa düştüklerinde! Artık kaçış, kurtuluş yok! Çok yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kaş ki, sən o kafirləri qorxuya düşdükləri vaxt görəydin. Onlar qaçıb canlarını qurtara bilməyəcək və onsuz da yaxın bir yerdə ələ keçiriləcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Sən onları (müşrikləri) bir qorxduqları zaman görəydin! (Nə qəribə mənzərə!) Artıq qaçıb can qurtarmağa heç bir imkan yox, özləri də (Cəhənnəmə) yaxın bir yerdə (qəbir evində, yaxud Bədr vuruşunda) yaxalanmışlar.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Du müßtest sehen, wie die Ungläubigen am Jüngsten Tag erschrecken werden und nicht entrinnen können. Sie werden von einem nahen Ort aus in die Hölle geführt.

Almanca — M. A. Rassoul

Könntest du nur sehen wenn sie mit Furcht geschlagen sein werden! Dann wird es (für sie) kein Entrinnen geben; denn sie werden aus nächster Nähe erfaßt werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (du wirst Erstaunliches erleben), würdest du nur sehen, als sie sich erschreckten. Dann gibt es kein Entkommen. Und sie wurden aus einem nahen Ort ergriffen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if you Muhammad could envisage the scene which shall excite their terror Hereafter, no escape can they make and they shall be seized in the proximity of Hell.

Abdul Haleem

[Prophet], if you could only see their terror! There will be no escape when they are seized from a nearby place;

Abdullah Yusuf Ali

If thou couldst but see when they will quake with terror; but then there will be no escape (for them), and they will be seized from a position (quite) near.

Abul A'la Maududi

If you could only see when the unbelievers will go about in a state of terror. They will have no escape and will be seized from a place near at hand.

Aisha Bewley

If you could only see when they are terrified, and there is no way out, and they are seized from a nearby place.

Al-Hilali & Khan

And if you could but see, when they will be terrified with no escape (for them), and they will be seized from a near place.

Ali Quli Qarai

Were you to see when they are stricken with terror, [and left] without an escape, and are seized from a close quarter.

Amatul Rahman Omar

And (you will be simply astonished) if you could only see when these (disbelievers) will be in the grip of fear; but then there will be no escape and they will be seized (with punishment) at a place nearby (- at Badr).

Arthur John Arberry

Ah, if thou couldst see when they are terrified, and there is no escape, and they are seized from a place near at hand,

Bijan Moeinian

I wish you could see these people when they face their horrible destiny. They will not be able to escape as they will be seized immediately.

E. Henry Palmer

And couldst thou see when they are scared, and there shall be no escape, and they shall be taken from a place that is nigh.

Edip-Layth

If you could but see, when they will be terrified with no escape, and they will be taken from a place that is near.

George Sale

If thou couldst see, when the unbelievers shall tremble, and shall find no refuge, and shall be taken from a near place,

Hamid S. Aziz

Say, " If I err, I err only against my own soul, and if I follow a right direction, it is because of what my Lord reveals to me; surely He is Hearing, Nigh.

Mahmoud Ghali

And if you could see (them) as they get alarmed; so there is no eluding, (i. e., there is no escaping) and they are taken (away) from a place near (at hand).

Marmaduke Pickthall

Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,

Mohamed Ahmed - Samira

If you could see when they are gripped by terror without any escape, and are seized from close at hand

Muhammad Asad

IF THOU couldst but see [how the deniers of the truth will fare on Resurrection Day, ] when they will shrink in terror, with nowhere to escape - since they will have been seized from so close nearby

Mustafa Khattab

If only you could see when they will be horrified with no escape ˹on Judgment Day˺! And they will be seized from a nearby place.[1]

Progressive Muslims

And if you could but see, when they will be terrified with no escape, and they will be taken from a place that is near.

Sahih International

And if you could see when they are terrified but there is no escape, and they will be seized from a place nearby.

Sam Gerrans

And if thou couldst see when they are in terror: — but there is no escape — and they are seized from a near place,

Shabbir Ahmed

If you could but see, when they will be terrified with no escape and seized at a place nearby.

Syed Vickar Ahamed

If you can only see when they will tremble with fear; But at that time there will be no escape and they will be grabbed from a place very near.

Taqi Usmani

And if you could only see when they will be terrified! Then there will be no escape, and they will be seized from a place near at hand.

The Monotheist Group

And if you could but see, when they will be terrified with no escape, and they will be taken from a place that is near.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si tu les voyais quand ils seront saisis de peur, - pas dʹéchappatoire pour eux -, et ils seront saisis de près!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwezî te bidîta dema tirsê ew girtin, vêca tu cihê revê ji wan re tune ye û ew ji cihekî nêzîk ve hatine girtin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Kon jij het maar zien wanneer zij, zonder te kunnen ontkomen, van schrik bevangen zijn en vanuit een nabije plaats weggegrist worden

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien gij het kondt zien als de ongeloovigen zullen beven, en geene schuilplaats vinden en van eene nabijgelegen plaats zullen worden weggenomen.

Hollandaca — Siregar

En als jij hen zou zien wanneer zij beven van angst, er zal dan voor hen geen ontkomen Záin en zij zullen uit een nabije plaats genomen worden, (en dan zie jij de geweldige bestraffing).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если бы ты (о, Посланник) видел, как они [неверующие] испугаются, (когда увидят наказание Аллаха) и когда не будет уже возможности для бегства [спасения] и будут схвачены (для наказания) из близкого места [никто не сможет убежать от Аллаха].

Rusça — Osmanov

Если бы ты видел, как они будут устрашены [в Судный день]! Тогда они не смогут [спастись] бегством и будут схвачены неподалеку.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OM DU såg (förnekarna efter uppståndelsen), skräckslagna, utan möjlighet att fly, gripna där de står,