(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَفَضْلٍ وَاَنَّ اللّٰهَ لَا يُضِيعُ اَجْرَ الْمُؤْمِنِينَ

yestebşirūne bi niǎ'metin mine (a)llahi ve feDlin ve enne (a)llahe lā yuDīǔ ecra l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَسْتَبْشِرُونَyestebşirūneب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşmüjdelerler (sevinirler)
2بِنِعْمَةٍbi niǎ'metinن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.nimetini
3مِنَmine
4اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
5وَفَضْلٍve feDlinف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekve lutfunu
6وَاَنَّve enneve muhakkak
7اللّٰهَ(a)llaheAllah'ın
8لَا
9يُضِيعُyuDīǔض ي عYok oldu, hiçe gitti, geçti gitti, kayboldu, yalnız kaldı, ihmal edildi, düşüncesiz davrandı, mahvoldu, israf edildi.zayi etmeyeceğini
10اَجْرَecraا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karecrini
11الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlerin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah'ın nîmet ve ihsânına nâil olduklarından dolayı sevinç içindedir onlar ve Allah, inananların ecrini zâyi etmez.

Adem Uğur

Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.

Ahmed Hulusi

Allah'ın üzerlerinde açığa çıkan nimetini ve fazlını ve de iman edenlerin yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını müjdelemek isterler.

Ahmet Tekin

Onlar Allah’tan gelen nimet ve lütfun, Allah’ın, mü’minlerin mükâfatını zâyi etmeyeceği müjdesinin sevincini duymaktadırlar.

Ahmet Varol

Allah'tan olan bir nimet, lütuf ve Allah'ın mü'minlerin ecirlerini zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.

Ali Bulaç

Onlar, Allah'tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah'ın mü'minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.

Ali Fikri Yavuz

Onlar, Allah’dan gelen bir nimet ve daha üstün bir ihsan sebebiyle sevinirler ve müminlerin mükâfatını Allah’ın zayi etmediği neş’esi içinde bulunurlar.

Ali Rıza Safa

Allah tarafından bir nimeti, bir lütfu ve Allah'ın inananları asla ödülsüz bırakmayacağını, sevinçli bir haber olarak onlara vermek istiyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah'tan gelecek olan nimet ve keremin, Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içinde olacaklardır.

Bekir Sadak

Onlar Allah'tan olan bir nimeti, bollugu ve Allah'in, muminlerin ecrini zayi etmiyecegini mujdelemek isterler. *

Celal Yıldırım

Onlar Allah'tan gelen bir nîmeti, fazl-u keremi ve Allah'ın mü'minlerin mükâfatını zay'etmiyeceğini de müjdeliyerek ferahlık duyarlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar Allah’tan gelen bir nimet, bir lütuf sebebiyle ve Allah’ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesi ile de sevinç içerisindedirler.

Diyanet İşleri

(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar Allah'tan olan bir nimeti, bolluğu ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Diyanet Vakfi

Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine onlar, Allah'ın bir nimeti, bir lütfu ile ve Allah'ın, müminlerin mükafatını zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın bir ni'metini bir de fazlını ve Allah mü'minlerin ecrini zayi' etmiyeceğini istibşar ederler

Erhan Aktaş

Onlar; Allah'ın nimetini, lütfunu ve Allah'ın Mü'minlerin ecirlerini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar; Allah'ın nimetini, lütfunu ve Allah'ın mü'minlerin ecirlerini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar; Allah'ın nimetini, lütfunu ve Allah'ın mü'minlerin ecirlerini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Fizilal-il Kuran

Onların sevinci Allah'tan gelen nimet ve lütuf ile O'nun müminlerin mükâfatını kayba uğratmayacağı müjdesinden kaynaklanıyor.

Gültekin Onan

Onlar, Tanrı'dan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Tanrı'nın inançlıların ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.

Hamdi Döndüren

Ve yine onlar, Allah’ın nimetini, lütfunu ve Allah’ın mü’minlerin ecrini zâyi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Hasan Basri Çantay

Onlar Allahdan (gelen) bir ni'metle, (hatta) daha fazlasıyle ve Allanın, mü'minlere olan mükafatını zaayi etmeyeceği müjdesiyle de sevinirler.

Hasib Asutay

Allah'ın nimetine, lütfuna ve Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

Hayrat Neşriyat

(Onlar) Allah’dan (gelen) bir ni'meti ve bir ihsânı ve şübhesiz Allah’ın, mü’minlerin mükâfâtını zâyi' etmeyeceğini (de) müjdelemek isterler.

İbni Kesir

Onlar Allah'tan gelen bir nimet ve kerem ile ve Allah'ın mü'minlerin mükafatını zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.

Mehmet Okuyan

Onlar, Allah’tan gelen nimetin ve iyiliğin, (yani) Allah’ın, müminlerin ödülünü elbette ziyan etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedir.

Muhammed Esed

Onlar, Allah katından ulaşan bir lütfu, bir nimeti ve Allah'ın inananların hak ettiği ödülü zayi etmeyeceği (vaadini) müjdelemek isterler.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, Allah'ın nimeti ve keremiyle, Allah'ın mü'minlere ait ecri zayi etmeyeceğini müjdelemeye can atarlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlar Allah Teâlâ'dan bir nîmet ile ve bir fazl ile mü'minlerin mükâfaatını Allah Teâlâ'nın elbette zâyi etmeyeceği ile müjdelenip mesrûr bir halde bulunurlar.

Ömer Öngüt

Onlar Allah'tan olan nimet ve keremin; Allah'ın müminlerin ecrini zâyi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.

Suat Yıldırım

Onlar Allah’ın nimeti ve lütfu ile ve Allah’ın müminlere olan mükâfatını zayi etmeyeceği müjdesiyle de sevinirler.

Süleyman Ateş

Allah'ın ni'metine, lutfuna ve Allah'ın mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın nimetini ve lütfunu, bir de Allah'ın müminlere vereceği ödülü zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın nimetini ve ikramını da müjdelemek isterler. Allah, inanıp güvenenlerin ödülünü azaltmaz.

Şaban Piriş

Onlar, Allah'ın nimetini ve fazlını ve Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini de müjdelemek isterler.

Tefhim-ul Kuran

Onlar, Allah'tan bir nimeti bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah'ın mü'minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.

Ümit Şimşek

Onlar, Allah'ın nimetini ve lütfunu, bir de mü'minlerin ecrini Allah'ın asla zayi etmeyeceğini müjdeliyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'tan bir nimeti, bir lütfu ve Allah'ın müminlerin ödülünü vermezlik etmeyeceğini de müjdelerler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar Allahın nemətinə, lütfkarlığına, həm də Allahın möminlərin mükafatını heçə çıxarmayacağına sevinirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar Allahdan gələn neʼmət və mərhəmətə görə, həm də Allahın möʼminlərin mükafatını puça çıxarmayacağına görə sevincək olurlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie erfreuen sich Gottes Gnade und Huld und daran, daß Gott den Gläubigen ihren Lohn unvermindert gewährt.

Almanca — Der Edle Quran

Sie sind glückselig über eine Gunst von Allah und eine Huld und (darüber), daß Allah den Lohn der Gläubigen nicht verlorengehen läßt.

Almanca — M. A. Rassoul

Von Freude erfüllt (sind sie) über die Gnade von Allah und über Seine Huld und darüber, daß Allah den Lohn der Gläubigen nicht verlorengehen läßt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie freuen sich über die frohe Botschaft von einer Gabe von ALLAH und Gunst und darüber, daß ALLAH gewiß keine Belohnung für die Mumin verlorengehen läßt,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They have assumed a state of mind that brightens up their faces for the grace and the bounty conferred on them by Allah. It is a state of mind with an air of assurance that Allah does not withhold nor withdraw the grateful return due to those whose hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

[rejoicing] in God’s blessing and favour, and that God will not let the reward of the believers be lost.

Abdullah Yusuf Ali

They glory in the Grace and the bounty from Allah, and in the fact that Allah suffereth not the reward of the Faithful to be lost (in the least).

Abul A'la Maududi

They rejoice at the favours and bounties of Allah, and at the awareness that Allah will not cause the reward of the believers to be lost.

Aisha Bewley

rejoicing in blessings and favour from Allah and that Allah does not let the wage of the muminun go to waste.

Al-Hilali & Khan

They rejoice in a Grace and a Bounty from Allâh, and that Allâh will not waste the reward of the believers.

Ali Quli Qarai

They rejoice in Allah’s blessing and grace, and that Allah does not waste the reward of the faithful.

Amatul Rahman Omar

And they (- the martyrs) are also receiving glad tidings (that those who have been left behind in the world are happy) because of the favours of Allâh and (His) great bounty and that Allâh does not suffer the reward of the believers to be lost.

Arthur John Arberry

joyful in blessing and bounty from God, and that God leaves not to waste the wage of the believers.

Bijan Moeinian

They are enjoying God’s blessings and grace. Know that God never fails to reward the [good deeds] of the believers.

E. Henry Palmer

glad at favour from God and grace, and that God wasteth not the hire of the believers.

Edip-Layth

They rejoice with God's blessing and bounty; God will not waste the reward of those who acknowledge.

George Sale

They are filled with joy for the favour which they have received from God, and his bounty; and for that God suffereth not the reward of the faithful to perish.

Hamid S. Aziz

They rejoice at the favour from Allah and grace, and that Allah wastes not the wages of the believers.

Mahmoud Ghali

They are cheered at the tidings of favor from Allah and (His) Grace and that Allah leaves not to waste the reward of the believers.

Marmaduke Pickthall

They rejoice because of favour from Allah and kindness, and that Allah wasteth not the wage of the believers.

Mohamed Ahmed - Samira

They rejoice at the kindness and mercy of God; and God does not suffer the wages of the faithful to go waste.

Muhammad Asad

they rejoice in the glad tiding of God's blessings and bounty, and [in the promise] that God will not fail to requite the believers

Mustafa Khattab

They are joyful for receiving Allah’s grace and bounty, and that Allah does not deny the reward of the believers.

Progressive Muslims

They rejoice with God's bounty and favour; God will not waste the reward of the believers.

Sahih International

They receive good tidings of favor from Allah and bounty and [of the fact] that Allah does not allow the reward of believers to be lost -

Sam Gerrans

Rejoicing in favour and bounty from God, and that God causes not to be lost the reward of the believers.

Shabbir Ahmed

They rejoice because of the favor from Allah and the blessings - they have seen that Allah does not waste the wage of the believers.

Syed Vickar Ahamed

They are happy in the Grace and the plenty of good things from Allah, and in the fact that Allah does not cause the reward of the faithful to be lost (in the least).

Taqi Usmani

They feel pleased with blessing from Allah, and grace, and with the fact that Allah would not let the reward of the believers be lost.

The Monotheist Group

They rejoice with the bounty of God and grace; God will not waste the recompense of the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils sont ravis dʹun bienfait dʹAllah et dʹune faveur, et du fait quʹAllah ne laisse pas perdre la récompense des croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew, bi nîmeta ku ji Xwedê tê û bi kerema Wî dilşad dibin û mizgîn didin ku Xwedê xelata bawermendan winda nake.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij verblijden zich over een genade en een gunst van God en dat God het loon van de gelovigen niet verloren laat gaan,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij verheugen zich om de weldaden en de genade die zij van hem hebben ontvangen, en omdat hij de belooningen der geloovigen niet verloren laat gaan.

Hollandaca — Siregar

Zij verheugen zich over de genieting van Allah en (Zijn) gunst. En voorwaar, Allah verwaarloost de beloning van de gelovigen niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они радуются благодати от Аллаха, и щедрости, и тому, что Аллах не гу­бит награды верующих [у Аллаха сохраняется награда за благие дела, и Он воздает за них лучшим].

Rusça — Osmanov

Они радуются милости и щедрости Аллаха, тому, что Аллах не оставит верующих без награды, которую они заслужили,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De gläds över Guds välgärningar och Hans nåd och (löftet) att Guds belöning till de troende inte skall utebli,