Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

اَوَلَمَّٓا اَصَابَتْكُمْ مُصِيبَةٌ قَدْ اَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَا قُلْتُمْ اَنّٰى هٰذَا قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

e ve lemmā eSābetkum muSībetun ḳad eSabtum miṧleyhā ḳultum ennā hāƶā ḳul huve min ǐndi enfusikum inne (a)llahe ǎlā kulli şey'in ḳadīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَوَلَمَّٓاe ve lemmāiçin mi?
2اَصَابَتْكُمْeSābetkumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.size geldiği
3مُصِيبَةٌmuSībetunص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.bir bela
4قَدْḳaddoğrusu
5اَصَبْتُمْeSabtumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.onların başlarına getirdiğiniz halde
6مِثْلَيْهَاmiṧleyhāم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.onun iki katını
7قُلْتُمْḳultumق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediniz
8اَنّٰىennāا ن يZamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi, geciktirdi, yavaşlattı, alıkoydu, engelledi; Bir saat veya kısa bir süre, veya bir zaman, veya belirsiz bir zaman; herhangi bir zaman dilimi; en uç nokta, erişim veya derece; Zamanı gelmiş veya yaklaşmış olan ve zamanına, tam veya son zamanına veya durumuna; olgunluğa veya olgunlaşmaya ulaşmış bir şey; Nereden? (bir şeyin yönü veya kaynağı hakkında sorgulayıcı) ve nereden (bir durumu belirtmek için kullanılır); Nerede? ve nerede (bir durumu belirtmek ve bir durumu belirtmek için kullanılan zarfsal isimlerden biri olarak), nereden olursa olsun; her nerede (hangi yön veya kaynaktan olursa olsun): ne zaman; nasıl; her nasıl olursa olsun.nereden (başımıza geldi)
9هٰذَاhāƶābu
10قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
11هُوَhuveO (bela)
12مِنْmin
13عِنْدِǐndiع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.-dendir
14اَنْفُسِكُمْenfusikumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendiniz-
15اِنَّinneşüphesiz
16اللّٰهَ(a)llaheAllah
17عَلٰىǎlāüzerine
18كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
19شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
20قَدِيرٌḳadīrunق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışkadirdir

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Başlarına iki misli olarak gelen felâkete siz de uğrayınca, bu da nereden dediniz. De ki: Bu, sizin katınızdan geldi ve Allah'ın, şüphe yok ki her şeye gücü yeter.

Abdulkadir Gölpınarlı

Başlarına iki misli olarak gelen felâkete siz de uğrayınca, bu da nereden dediniz. De ki: Bu, sizin katınızdan geldi ve Allahʼın, şüphe yok ki her şeye gücü yeter.

Adem Uğur

(Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi "Bu nasıl oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.

Ahmed Hulusi

Düşmanlarınıza iki katını tattırdığımız bir musibet sizin başınıza gelince "Bu nasıl, neden oldu?" diyorsunuz. De ki: "O, nefsaniyetinizin getirisidir!" Kesinlikle, Allah her şeye Kaadir'dir.

Ahmet Tekin

Bedir’de iki katını düşmanınızın başına getirdiğiniz bir belâ, Uhut’ta kendi başınıza geldiği için mi? 'Bu nasıl oluyor?' dediniz. Sen de: 'Bu yenilgi, yerleştirildiğiniz savunma mevziini bırakmanızdan, peygamberin görüşüne aykırı davranmanızdan, Bedir esirlerini fidye karşılığı salıvermenizden, kendi kusurunuzdan kaynaklanmaktadır. Allah’ın her şeye gücü kudreti yeter.' de.

Ahmet Varol

Siz (karşı tarafa) iki katını dokundurmuşken başınıza bir musibet geldiğinde: 'Bu da nereden geldi?' mi diyorsunuz? De ki: 'O, kendi tarafınızdandır.' Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.[20]

Ali Bulaç

Başınıza bir bela gelince niçin: "Bu nereden?" diyorsunuz? Halbuki siz (Bedir'de) onların (düşmanların) başlarına bunun iki katı bela getirmiştiniz. Ey Peygamber, onlara de ki: "Bu belayı kendi başınıza siz getirdiniz." Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.

Ali Fikri Yavuz

Uhud savaşında size gelen musibet sonunda yetmiş kişi şehid olmasına karaşılık, daha önce Bedir savaşında kâfirlerden iki kat ki, yetmiş ölü ve yetmiş esir olmuşken, siz: “- Peygamber bizimle ve biz de müslüman iken bu musibet bize nereden geldi?”, dediniz. Onlara de ki: “- O, kendi tarafınızdandır, Peygambere itaat etmeyişinizdendir.” Şüphe yok ki, Allah her şeye hakkıyla kâdirdir.

Ali Rıza Safa

Başınıza bir yıkım geldiğinde, bunun iki katını onların başına getirmiş olmanıza karşın, "Nasıl oldu bu?" dediniz. De ki: "Kendi yüzünüzden!" Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir.

Bayraktar Bayraklı

İki katını Bedir'de düşmanınızın başına getirdiğiniz musibetten sonra, şimdi sizin başınıza da bir musibet geldiğinde, kendi kendinize, "Bu nasıl oldu?" diye soruyorsunuz, öyle mi?! De ki: "O sizin eserinizdir. Kuşkusuz Allah, dilediği herşeyi yapmaya kadirdir."

Bekir Sadak

Baskalarini iki misline ugrattiginiz bir musibete kendiniz ugrayinca mi: «Bu nereden?» dersiniz? De ki: «O, kendi tarafinizdandir". Dogrusu Allah her seye Kadir'dir.

Celal Yıldırım

Hal böyle iken, düşmanlarınıza iki misli dokundurduğunuz bir musîbet size dokununca mı, «bu neden böyle ?» dediniz ! De ki: Bu kendinizdendir. Doğrusu Allah'ın kudreti her şeye yeter..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Düşmanınıza iki mislini verdirdiğiniz kayıp kendi başınıza gelince “Bu nereden başımıza geldi?” mi diyorsunuz? De ki: “O, kendinizdendir.” Doğrusu Allah her şeye kadirdir.

Diyanet İşleri

Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Diyanet İşleri (eski)

Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: 'Bu nereden?' dersiniz? De ki: 'O, kendi tarafınızdandır'. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.

Diyanet Vakfi

(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi «Bu nasıl oluyor!» dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: «Bu nereden» dediniz? De ki: «Bu başınıza gelen kendinizdendir». Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Düşmanlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir bela kendi başınıza gelince mi: "Bu nereden?" dediniz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır." Çünkü Allah, her şeye gücü yetendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Böyle iken size hasımlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir musıbet isabet ediverince bu nereden mi dediniz? Deki o kendi tarafınızdan çünkü Allah her şey'e kadir

Erhan Aktaş

ki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi?" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Fizilal-il Kuran

Karşı tarafa iki katını tattırdığımız musibet, bu kez sizin başınıza gelince «Bu nereden geldi?» demediniz mi? De ki; «O musibet kendinizden kaynaklandı.» Hiç şüphesiz Allah'ın gücü herşeye yeter.

Gültekin Onan

İki misline uğrattığınız bir musibet size isabet edince mi: "Bu nereden" dediniz ? De ki: "O, sizin kendinizdendir." Şüphesiz Tanrı, herşeye güç yetirendir.

Hamdi Döndüren

Başınıza bir bela gelince mi, -oysa siz (Bedir’de düşmanınızı) bu belanın iki katına uğratmıştınız- “Bu, nereden başımıza geldi?” diyorsunuz. De ki: “Bu bela kendi kusurunuzdan dolayıdır!” Gerçekten Allah’ın, her şeye gücü yeter.

Hasan Basri Çantay

Size (Bedirde) onlara iki katını başlarına getirdiğiniz bir bela (Uhudde) kendinize çatmış olduğu için mi "Bu, nereden (geldi)" dediniz? De ki: "O, kendi katınızdandır". Şüphesiz ki Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.

Hasib Asutay

(Bedir'de) iki misli (yetmiş kişiyi öldürüp yetmiş kişiyi esir alarak, müşrikleri) uğrattığınız bir musibet size dokununca (yetmiş şehit verince) mı? 'Bu nereden?' dediniz. (Resulüm!) De ki: 'O sizin kendinizdendir'. Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir.

Hayrat Neşriyat

(Bedir’de düşmanınıza) iki mislini uğrattığınız bir musîbet şimdi (Uhud’da) size gelince: 'Bu nereden?' mi dediniz. (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: 'O, kendi nefisleriniz tarafındandır!' Şübhesiz ki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.

İbni Kesir

Onları iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca; bu nereden? dediniz. De ki: O, kendinizdendir. Doğrusu Allah herşeye kadirdir.

Mehmet Okuyan

(Bedir’de düşmanınızın) başına iki katını getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor?” demiştiniz. De ki: “O kendi (kusuru)nuzdandır. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.”

Muhammed Esed

(Düşmanlarınızı) iki misli musibete uğrattıktan sonra şimdi aynı musibet sizin başınıza geldi diye, kendi kendinize "Bu nasıl oldu?" diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: "O, sizin kendi eserinizdir." Doğrusu, Allah dilediği her şeyi yapmaya kadirdir:

Mustafa İslamoğlu

Onları iki kat musibete uğrattıktan hemen sonra, o musibet sizin başınıza da geldi diye "Bu başımıza nereden geldi?" diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: "Sizin kendi yüzünüzden!" Hiç kuşku yok ki Allah, dilediği her şeyi yapmaya kadirdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki size bir musibet isabet etti, halbuki siz onun iki katını düşmanlarınıza isabet ettirmiş idiniz. «Bu musibet nereden?» mi dediniz. De ki: «O kendi nefisleriniz tarafındandır.» Şüphe yok ki, Allah Teâlâ herşeye kâdirdir.

Ömer Öngüt

(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğimiz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza gelince; “Bu nasıl oluyor?” dersiniz. Resulüm! De ki: “O musibet kendi tarafınızdandır. ” Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir.

Suat Yıldırım

Hâl böyle iken, düşmanlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir bela sizin başınıza gelince: "Bu nereden geldi?" mi diyorsunuz? De ki: "Bu felâket sizin yüzünüzdendir." Muhakkak ki Allah her şeye kadirdir.

Süleyman Ateş

Başınıza bir bela gelince -siz, onun iki katını onların başlarına getirmiş olduğunuz halde yine- Bu nereden başımıza geldi?" dediniz. De ki: "O (bela), kendinizdendir." Allah, herşeye kadirdir.

Süleymaniye Vakfı

(Düşmanlarınıza) iki katını verdiğiniz musibet sizin başınıza geldiğinde "Bu da nereden çıktı?" dediniz. De ki: "O, kendinizden kaynaklandı!" Muhakkak ki Allah her şeye bir ölçü koyar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başınıza bir olay gelince "Bu da nereden çıktı?" demeniz mi gerekir? Siz karşı tarafa bunun iki katını yapmıştınız. De ki "O, sizden kaynaklandı. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır."

Şaban Piriş

-Düşmanlarınızın başına iki katını getirdiğiniz bela sizin başınıza gelince mi "Bu nasıl olur?" diyorsunuz. De ki: -O, sizin kendinizdendir. Allah'ın her şeye gücü yeter.

Tefhim-ul Kuran

Başınıza bir belâ gelince niçin: «Bu nereden?» diyorsunuz? Halbuki siz (Bedir'de) onların (düşmanların) başlarına bunun iki katı belâ getirmiştiniz. Ey Peygamber, onlara de ki: «Bu belâyı kendi başınıza siz getirdiniz.» Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.

Ümit Şimşek

Yine de, başınıza gelenin iki misli zararı siz onlara verdiğiniz halde, 'Bu da nereden başımıza geldi?' diyorsunuz. De ki: O sizin kendinizdendir. Allah'ın ise herşeye gücü yeter.

Yaşar Nuri Öztürk

Size, başkalarına iki katını dokundurduğumuz bir musibet dokununca: "Bu da nereden!" mi dediniz? De ki: "O, sizin öz benliklerinizdendir." Allah, her şeye Kadir'dir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Siz onların başına ikiqat müsibət gətirmiş olduğunuz halda, başınıza bir müsibət gəldiyi zaman: “Bu, haradan gəldi?”– söylədiniz. De ki: “Bu, sizin özünüzdəndir!” Həqiqətən, Allah hər şeyə qadirdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Siz (Bədr müharibəsində yetmiş nəfəri öldürüb, yetmiş nəfəri əsir alaraq) onları ikiqat müsibətə düçar etdiyiniz halda, (Ühüd müharibəsində) başınıza bir müsibət gəldiyi zaman: ″Bu haradan gəldi?″ – dediniz. (Ya Rəsulum!) Söylə: ″Bu sizin özünüzdəndir″. Həqiqətən, Allah hər şeyə qadirdir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Als euch (bei Uhud) ein Unheil traf, nachdem ihr dem Feind (bei Badr) das doppelte Unheil zugefügt hattet, fragtet ihr verwundert: ʺWoher kommt das?ʺ Sprich: ʺDas kommt von euch selbst. ʺ Wahrlich, Gottes Allmacht hat keine Grenzen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als euch ein Unglück traf, nachdem ihr das Doppelte erlangtet, sprachet ihr da etwa: ʺWoher (kommt) dies?ʺ Sprich: ʺEs kommt von euch selber.ʺ Siehe, Allah hat Macht über alle Dinge.

Almanca — Muhammad Zaidan

War es nicht so, daß erst dann, als euch ein Unglück traf, nachdem ihr bereits das Zweifache gleicher Art (den Feinden) zugefügt habt, ihr gesagt habt: ʺWoher kommt das?ʺ Sag: ʺEs wurde von euch selbst verschuldet.ʺ Gewiß, ALLAH ist über alles allmächtig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Now that you have been wedded to a calamity which you brought upon yourselves by consequence of disobedience when the two forces met, a calamity which does not compare with that you brought on your enemy that was twice as severe; now you ask: "How did it happen and what was it due to?" Say to them O Muhammad "You brought it on yourselves as a logical conclusion for your wrongful action. Allah is indeed Qadirun over all things"

Abdul Haleem

Why do you [believers] say, when a calamity befalls you, even after you have inflicted twice as much damage [on your enemy], ‘How did this happen?’? [Prophet], say, ‘You brought it upon yourselves.’ God has power over everything:

Abdullah Yusuf Ali

What! When a single disaster smites you, although ye smote (your enemies) with one twice as great, do ye say?- "Whence is this?" Say (to them): "It is from yourselves: For Allah hath power over all things."

Abul A'la Maududi

And how come when a calamity befell you, you began to ask: 'How has this come about?' even though the enemy has suffered at your hands (in the Battle of Badr) double what you have suffered! Say: This calamity has been brought about by yourselves. Surely Allah is All-Powerful.

Aisha Bewley

Why is it that when a calamity happens to you, when you have already inflicted twice as much, you say, ‘How could this possibly happen?’ Say, ‘It has come from your own selves. ’ Allah has power over all things.

Al-Hilali & Khan

(What is the matter with you?) When a single disaster smites you, although you smote (your enemies) with one twice as great, you say: "From where does this come to us?" Say (to them), "It is from yourselves (because of your evil deeds)." And Allâh has power over all things.

Ali Quli Qarai

What, when an affliction visits you —while you have inflicted twice as much— do you say, ‘How is this?’! Say, ‘This is from your own souls. ’ Indeed Allah has power over all things.

Amatul Rahman Omar

(So what) when you suffered a loss (at the Battle of Uhud) you had already inflicted a loss (upon your enemy) twice as heavy as that (at the Battle of Badr), you (began to) say, `Whence is this?' Say, `It is of your own making. ' Surely, Allâh is the Possessor of full power to do all that He will.

Arthur John Arberry

Why, when an affliction visited you, and you had visited twice over the like of it, did you say, 'How is this?' Say: 'This is from your own selves; surely God is powerful over everything. '

Bijan Moeinian

Now that you have suffered a set back you wonder why? Did you not make the enemy suffer twice as much (in the previous battle of Badr the Muslims killed disbelievers and got prisoners; in this battle of Ohud they suffered casualties)? Let them know that their failure is their own fault [who did not obey the order of Commander Mohammad; it is not the fault of God as] God is the Most Powerful.

E. Henry Palmer

Or when an accident befals you, and ye have fallen on twice as much, ye say, 'How is this?' Say, 'It is from yourselves. Verily, God is mighty over all.'

Edip-Layth

It was when you suffered setback. Even though you afflicted them with twice as much setback, you said, "Where is this coming from?" Say, "It is from yourselves." God is capable of all things.

George Sale

After a misfortune hath befallen you at Ohod, -- ye had already obtained two equal advantages -- do ye say, whence cometh this? Answer, this is from yourselves: For God is almighty.

Hamid S. Aziz

What! When a small disaster befalls you, though you have smitten them with twice as much, do you say, "How is this?" Say, "It is from yourselves. Verily, Allah has Power over all things."

Mahmoud Ghali

And is it that as soon as an affliction befell (Literally: afflicted) you, (and) you had already afflicted (i. e. afflicted) twice over the like of it, did you say, "However is this?" Say, "It is from your own selves; surely Allah is Ever-Determiner over everything."

Marmaduke Pickthall

And was it so, when a disaster smote you, though ye had smitten (them with a disaster) twice (as great), that ye said: How is this? Say (unto them, O Muhammad): It is from yourselves. Lo! Allah is Able to do all things.

Mohamed Ahmed - Samira

How is it that when misfortune befell you, you said: "Where has this come from?" -- even though you had inflicted disaster twice as great on (the enemy). Say: "This has come from your own selves." Surely God has power over all things.

Muhammad Asad

AND DO YOU, now that a calamity has befallen you after you had inflicted twice as much [on your foes], ask yourselves, "How has this come about?" Say: "It has come from your own selves. " Verily, God has the power to will anything:

Mustafa Khattab

Why is it when you suffered casualties ˹at Uḥud˺—although you had made your enemy suffer twice as much ˹at Badr˺—you protested, "How could this be?"? Say, ˹O Prophet,˺ “It is because of your disobedience.” Surely Allah is Most Capable of everything.

Progressive Muslims

And so it was when you suffered setback; even though you afflicted them with twice as much setback; you said: "Where is this coming from" Say: "It is from yourselves. " God is capable of all things.

Sahih International

Why [is it that] when a [single] disaster struck you [on the day of Uúud], although you had struck [the enemy in the battle of Badr] with one twice as great, you said, "From where is this?" Say, "It is from yourselves. " Indeed, Allah is over all things competent.

Sam Gerrans

Do you not say, when calamity has befallen you — you having caused the double thereof: — “Whence is this?” Say thou: “It is from yourselves; God is over all things powerful.”

Shabbir Ahmed

Now that you have suffered a setback at Uhud, remember you inflicted twice as much on the enemy at Badr. You say, "How did this happen?" Say (O Messenger), "This is from your own selves." (3:152). Allah has appointed due measure for everything.

Syed Vickar Ahamed

What! When a single misfortune strikes you, although you have struck (your enemies) with one twice as great, you say? "From where is this (come to us)?" Say (to them): "It is from yourselves: For Allah is Able (Khadir) to do all things. "

Taqi Usmani

How is it that, when you suffered a hardship the twice of which you had inflicted upon them, you say, "Where did this come from?" Say, “This is from your own selves. Allah is surely Powerful over everything.”

The Monotheist Group

And so it was when you suffered setback; even though you afflicted them with twice as much setback; you said: "Where is this coming from?" Say: "It is from yourselves." God is capable of all things.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quoi! Quand un malheur vous atteint - mais vous en avez jadis infligé le double - vous dites: ʺDʹoù vient cela?ʺ Réponds-leur: ʺIl vient de vous-mêmesʺ. Certes Allah est Omnipotent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Gelî bawermendan!) Çi dema (li Uhudê) felaketek hate serê we û we (li Bedrê) du qatî wê anîbû serê wan, we got: Ma ev a ha ji ku hat serê me?! (Ya Muhemmed! ji wan re) Bibêje: Ew, (ji texsîratiya) ji cem we ye. Bêguman Xwedê li ser her tiştî xwedanşiyan e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Of toen jullie onheil trof dat jullie zelf al dubbel hadden toegebracht. Jullie zeiden: ʺHoe komt dit?ʺ Zeg: ʺHet komt van jullie zelf.ʺ God is almachtig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen u een onheil geschiedde (bij Ohod) nadat gij reeds twee gelijke voordeelen had behaald, zeidet gij: Van waar komt ons dit? Antwoord: Dit is van u zelven; want God is almachtig.

Hollandaca — Siregar

En toen een ramp jullie troF (bij Oehoed), hoewel jullie (JE vijanden) met om dubbele ramp getroffen hebben (bij Badr), (waarom) zeggen jullie dan: ʺWaar komt dat vandaan?ʺ Zeg: ʺDat komt van jullie zelf.ʺ En Allah is Almachtig over alle zaken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве же после того, как вас (о, верующие) постигло бедствие [то, что произошло при Ухуде], – а вы причинили (многобожникам) вдвое большее несчастье (при Бадре), – вы сказали: «Откуда это? [Почему так произошло, ведь мы верующие и с нами Посланник Аллаха?]» Скажи (им) (о, Пророк): «Это [постигшее вас несчастье] от вас самих [из-за вашего ослушания Посланника, когда вы побежали собирать трофеи]», – поистине, Аллах над всякой вещью мощен!

Rusça — Osmanov

И когда вас постигло бедствие [при Ухуде], - а ведь раньше вы причинили [противникам] вдвое большее [бедствие - при Бадре], вы спросили: ʺОткуда это?ʺ Отвечай [, Мухаммад]: ʺПричина поражения - в вас самихʺ. Воистину, Аллах над всем сущим властен.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH NÄR ni nu har drabbats av ett hårt slag, efter att ha tillfogat (era fiender) ett två gånger hårdare (slag), frågar ni kanske: ʺHur har detta kunnat ske?ʺ Säg: ʺDet som har skett har sin rot inom er själva.ʺ Gud har allt i sin makt.