Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ
fe keƶƶebūhu fe eḣaƶethumu r-racfetu fe eSbeHū fī dārihim cāṧimīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken yalanlamışlardı onu da onları bir sarsıntı, helâk edivermişti, derken evlerinde diz çökmüş bir halde yerlere yığılıp helâk oluvermişlerdi.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken yalanlamışlardı onu da onları bir sarsıntı, helâk edivermişti, derken evlerinde diz çökmüş bir halde yerlere yığılıp helâk oluvermişlerdi.
Adem Uğur
Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Ahmed Hulusi
Onu (Şuayb'ı) yalanladılar. . . Bu yüzden onları o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökmüş halde kaldılar.
Ahmet Tekin
Onu da yalanladılar. Onların işini şiddetli bir gürleme halinde âni bir sarsıntı bitirdi. Sabahleyin, yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.
Ahmet Varol
Ancak onu yalanladılar. Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.
Ali Bulaç
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.
Ali Fikri Yavuz
Buna karşı, onu tekzib ettiler. Derken onları şiddetli sarsıntı yakalayıverdi de yurdlarında dizleri üstü çökekaldılar (öldüler).
Ali Rıza Safa
Yine de Onu yalanladılar. Sonunda, zorlu bir sarsıntı onları yakaladı ve kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.
Bayraktar Bayraklı
Fakat onu yalanladılar; bu yüzden, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında dizüstü çöküverdiler.
Bekir Sadak
Ama onu yalanladilar. Bu yuden onlari bir titreme aldi ve olduklari yerde diz ustu cokuverdiler.
Celal Yıldırım
Buna karşı onu yalanladılar. O sebeple onları şiddetli bir sarsıntı yakalayıverdi, derken kendi yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ama onu yalancılıkla suçladılar. Bunun üzerine kendilerini o dehşetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yere serildiler!
Diyanet İşleri
Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Diyanet İşleri (eski)
Ama onu yalanladılar. Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Diyanet Vakfi
Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Buna karşı onu yalanladılar. Derken, onları o sarsıntı tutuverdi de yurtlarında dizleri üstü çöke kaldılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Buna karşı onu tekzib ettiler, derken onları o recfe tutuverdi de yurdlarında dizleri üstü çöke kaldılar
Erhan Aktaş
Fakat onu yalanladılar. Bu nedenle onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Fakat onu yalanladılar. Bu nedenle onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Fakat onu yalanladılar. Bu nedenle onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı; yurtlarında yerle bir oldular.
Fizilal-il Kuran
Fakat Medyenliler Şuayb'ı yalanladılar. Bunun üzerine ani bir yer sarsıntısına tutuldular da oldukları yerde yığılıp kalıverdiler.
Gültekin Onan
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.
Hamdi Döndüren
Ama onlar onu yalanladılar. Bu yüzden, onları o sarsıntı yakaladı; yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar!
Hasan Basri Çantay
Fakat onu tekzib etdiler. Derken kendilerini şiddetli bir sarsıntı yakalayıverdi de yurdlarından hepsi (ölü olarak) diz üstü çöke kaldılar.
Hasib Asutay
Fakat onu yalanladılar. Derken kendilerini bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Hayrat Neşriyat
Fakat onu yalanladılar; derken kendilerini o sarsıntı yakaladı da bulundukları yurtta (dizleri üstüne) çöküp kalan kimseler oldular.
İbni Kesir
Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine kendilerini şiddetli bir sarsıntı yakalayıverdi de oldukları yerde diz üstü çökekaldılar.
Mehmet Okuyan
(Kavmi) onu yalanlamıştı. Kendilerini (korkunç) bir sarsıntı yakalamıştı ve yurtlarında diz üstü çökmüşlerdi.
Muhammed Esed
Fakat, halkı o'nu yalanladı. Bu yüzden bir yer sarsıntısına maruz kaldılar ve yurtlarında cansız bir şekilde yere serildiler.
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki onu yalanladılar; derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi yurtlarında cansız donakaldılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Halbuki, O'nu tekzîp ettiler, artık onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında dizleri üzerine çöküvermiş kimseler olarak sabahladılar.
Ömer Öngüt
Fakat onu yalanladılar. Derken kendilerini müthiş bir sarsıntı yakalayıverdi, yurtlarında dizüstü çökekaldılar.
Suat Yıldırım
Fakat onlar kendisini yalancı saydılar. Bunun üzerine müthiş bir zelzele, kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi, oldukları yerde çökekaldılar.
Süleyman Ateş
Onu yalanladılar, bu yüzden onları (o müthiş) deprem yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
Süleymaniye Vakfı
Şuayb'ı yalancı saydılar. Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki yurtlarında çöküp kaldılar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Ama onlar Şuayb'a yalancı, dediler. Bunun üzerine onları, bir yer sarsıntısı yakaladı da yurtlarında dize geldiler.
Şaban Piriş
Ama onu yalanladılar, bunun üzerine onları korkunç bir sarsıntı yakaladı ve oldukları yerde yapışıp kaldılar.
Tefhim-ul Kuran
Ancak onu yalanladılar, bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.
Ümit Şimşek
Onlar Şuayb'ı yalanladılar. Derken onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu hemen yalanladılar. Bunun üzerine kendilerini o korkunç sarsıntı/korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında diz üstü çömelenler haline geldiler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar isə onu yalançı saydılar. Buna görə də onları qorxunc səsli bir zəlzələ yaxaladı və onlar öz evlərində üzüqoylu düşüb qaldılar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Amma (mədyənlilər) onu təkzib etdilər. Buna görə də onları (dəhşətli) bir sarsıntı (zəlzələ) bürüdü. Onlar dizüstə çöküb evlərində qaldılar (hamısı həlak oldu).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie ziehen ihn der Lüge, so ergriff sie das schreckliche Erdbeben, und am nächsten Morgen lagen sie tot in ihren Häusern.
Almanca — Der Edle Quran
Aber sie bezichtigten ihn der Lüge. Da ergriff sie das Zittern, und am Morgen lagen sie in ihrer Wohnstätte auf den Brüsten da.
Almanca — M. A. Rassoul
Jedoch sie erklärten ihn für einen Lügner. Da erfaßte sie ein heftiges Beben, und sie lagen in ihren Wohnungen auf dem Boden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann bezichtigten sie ihn der Lüge, dann richtete sie das Bebende zugrunde, so wurden sie in ihrer Wohnstätte zu leblosen Körpern.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But they accused him of falsehood and in consequence they were seized by the destructive convulsion of the earth's surface which reduced them into a useless form and laid them prostrate and dead under the ruins of their demolished homes.
Abdul Haleem
They rejected him and so the earthquake overtook them. When morning came, they were lying dead in their homes.
Abdullah Yusuf Ali
But they rejected him: Then the mighty Blast seized them, and they lay prostrate in their homes by the morning.
Abul A'la Maududi
But they denounced him as a liar. So a mighty earthquake overtook them, and by the morning they lay overturned in their houses.
Aisha Bewley
But they denied him so the earthquake seized them and morning found them lying flattened in their homes.
Al-Hilali & Khan
And they belied him [Shu‘aib]: so the earthquake seized them, and they lay (dead), prostrate in their dwellings.
Ali Quli Qarai
But they impugned him, whereupon the earthquake seized them, and they lay lifeless prostrate in their homes.
Amatul Rahman Omar
But (instead of obeying him) they cried him (-Shu`aib) lies. So they were caught in a violent earthquake and they became (corpses) laid down on their breasts on the ground in their dwellings.
Arthur John Arberry
But they cried lies to him; so the earthquake seized them, and morning found them in their habitation fallen prostrate.
Bijan Moeinian
They chose to disregard the message. Consequently I sent them a sever earthquake and by the morning they were all dead in their habitats.
E. Henry Palmer
But they called him liar; and the convulsion seized them, and on the morrow they lay in their dwellings prone.
Edip-Layth
But they denied him, thus the earthquake took them; they were then left dead in their homes.
George Sale
But they accused him of imposture; wherefore a storm from heaven assailed them, and in the morning they were found in their dwellings dead and prostrate.
Hamid S. Aziz
And unto Midian We sent their brother Shu'eyb, and he said, "My people, serve Allah, and fear the Last Day; and do not evil, making mischief in the land, (despoiling it). "
Mahmoud Ghali
Yet they cried lies to him. Then the Commotion took them (away); so in the morning they became cowering (bodies) in their home-residence.
Marmaduke Pickthall
But they denied him, and the dreadful earthquake took them, and morning found them prostrate in their dwelling place.
Mohamed Ahmed - Samira
But they denied him and were seized by an earthquake, and lay overturned in their homes in the morning.
Muhammad Asad
But they gave him the lie. Thereupon an earthquake overtook them: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground.
Mustafa Khattab
But they rejected him, so an ˹overwhelming˺ earthquake struck them and they fell lifeless in their homes.
Progressive Muslims
But they denied him, thus the Earthquake took them; they were then left dead in their homes.
Sahih International
But they denied him, so the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone.
Sam Gerrans
Then they denied him, and the earthquake seized them, and morning found them lying prone in their home.
Shabbir Ahmed
But they denied him. Thereupon a dreadful rainstorm and earthquake overtook them, and morning found them dead, prone in their homes. (26:189).
Syed Vickar Ahamed
And they rejected him: Then the mighty earthquake seized them, and they lay overcome (face down) in their homes by the morning.
Taqi Usmani
So they gave the lie to him, then they were seized by the earthquake and they remained in their homes lying on their faces.
The Monotheist Group
But they denied him, so the earthquake took them; thus they became lifeless in their dwelling.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Mais ils le traitèrent de menteur. Le cataclysme les saisit, et au matin, ils gisaient sans vie dans leurs demeures.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Lê belê wan bi Şueyb bawerî neanî, vêca wê erdheja cansoj ew girtin, îcar di xaniyê xwe de li ser çokan kumişî man.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar zij betichtten hem van leugens en toen greep de aardbeving hen en lagen zij ʹs morgens in hun woning dood op de grond.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar zij beschuldigden hem van bedrog, waardoor een storm van den hemel hen overviel; en des ochtends werden zij in hunne woningen dood en voorover liggende gevonden.
Hollandaca — Siregar
Toen loochenden zij hem waarna een aardbeving hen trof en zij werden doden in hun huizen.
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
Однако они не признали его, их постигло землетрясение, и они полегли в своих домах бездыханными трупами.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men de kallade honom lögnare. Då drabbades de av ett jordskalv och morgonen fann dem liggande framstupa i sina hem.