Karun, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Karun'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.

فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِهِ فِي زِينَتِهِ قَالَ الَّذِينَ يُرِيدُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا يَالَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَا اُو۫تِيَ قَارُونُ اِنَّهُ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

fe ḣarace ǎlā ḳavmihi fī zīnetihi ḳāle (e)lleƶīne yurīdūne l-Hayāte d-dunyā yā leyte lenā miṧle mā ūtiye ḳārūnu innehu le ƶū HaZZin ǎZīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَخَرَجَfe ḣaraceخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmak(Karun) çıktı
2عَلٰىǎlākarşısına
3قَوْمِهِḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavminin
4فِيiçinde
5زِينَتِهِzīnetihiز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.süsü (debdebesi)
6قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi(ler)
7الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
8يُرِيدُونَyurīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isteyen(ler)
9الْحَيٰوةَl-Hayāteح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekhayatını
10الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
11يَالَيْتَyā leyteEY/HEY Keşke!
12لَنَاlenābize verilseydi
13مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.bir benzeri
14مَاşeyin
15اُو۫تِيَūtiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilen
16قَارُونُḳārūnuقارونKarun'a
17اِنَّهُinnehugerçekten onun
18لَذُوle ƶūvardır
19حَظٍّHaZZinح ظ ظİyi durumda olmak, şanslı olmak, zengin/varlıklı/gösterişli olmak, yeterlilik veya kifayet sahibi olmak, ihtiyaç duymamak, isteksiz veya az istekli olmak, bir kişiyi diğerinden üstün tutmak.şansı
20عَظِيمٍǎZīminع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken kavminin karşısına süslenip çıktı da dünyâ yaşayışını dileyenler, ne olurdu dediler, bize de Kârun'a verilen verilseydi, şüphe yok ki o, dünyâ malından büyük bir nasîbe sâhip.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken kavminin karşısına süslenip çıktı da dünyâ yaşayışını dileyenler, ne olurdu dediler, bize de Kârunʼa verilen verilseydi, şüphe yok ki o, dünyâ malından büyük bir nasîbe sâhip.

Adem Uğur

Derken, Karun, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı; doğrusu o çok şanslı! dediler.

Ahmed Hulusi

(Karun) zenginlik göstergeleriyle yurttaşlarının arasına çıktığında; dünya hayatını (en sefil yaşamı) arzulayanlar dedi ki: "Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı. . . Şüphesiz büyük bir keyif ehlidir o!"

Ahmet Tekin

Derken Karun ihtişam içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar: 'Keşke Karun’a verilen servet kadar bize de verilseydi, doğrusu o çok talihli' dediler.

Ahmet Varol

Süsünün içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: 'Keşke Karun'a verilen şeylerin bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten o büyük bir pay sahibidir' dediler.

Ali Bulaç

Böylelikle kendi ihtişamlı süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: "Ah keşke, Karun'a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibidir" dediler.

Ali Fikri Yavuz

(Derken bir gün Karûn) zînet ve ihtişamı içinde kavmine karşı çıktı. Dünya hayatını arzu edenler: “- Keşki Karûn’a verilen mal gibi, bizim de olsa! O, gerçekten büyük bir bahtiyardır.” dediler.

Ali Rıza Safa

Böylece, görkem ve gösteriş içinde toplumunun karşısına çıktı. Dünya yaşamını isteyenler, şöyle dediler: "Ah; keşke Karun'a verilenler kadar bizim de olsaydı! Aslında, gerçekten çok şanslı birisi!"

Bayraktar Bayraklı

Karun, gösteriş içinde toplumun karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler, "Keşke Karun'a verildiği gibi bize de verilse; doğrusu o, büyük bir şans sahibidir" demişlerdi.

Bekir Sadak

Karun, ihtisam icinde milletinin karsisina cikti. Dunya hayatini isteyenler: «Karun'a verildigi giibi bizim de olsa; dogrusu o buyuk bir varlik sahibidir» demislerdi.

Celal Yıldırım

Derken Karun (bir gün) şatafat içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını (gönülden) arzu edenler, «keşke Karun'a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı; doğrusu o büyük bir pay sahibidir» diye temennide bulundular.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kārûn gösterişli bir şekilde kavminin karşısına çıkardı. Dünya hayatını arzulayanlar, “Keşke Kārûn’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi! Doğrusu o çok şanslı!” derlerdi.

Diyanet İşleri

Karun, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Karun'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Karun, ihtişam içinde milletinin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: 'Karun'a verildiği gibi bizim de olsa; doğrusu o büyük bir varlık sahibidir' demişlerdi.

Diyanet Vakfi

Derken, Karun, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı; doğrusu o çok şanslı! dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Derken Karun, ihtişam içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar, «Keşke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı. Hakikat şu ki o, çok büyük devlet sahibidir» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler: "Ah ne olurdu, şu Karun'a verilen gibisi bizim de olsa; o gerçekten büyük bir bahtiyar (varlık sahibi)!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken ziyneti içinde kavmına karşı huruç etti, Dünya hayati arzu edenler ah, dediler, ne olurdu şu Karuna verilen gibi bizim de olsa! O cidden büyük bir bahtiyar

Erhan Aktaş

Karun, ziynetli bir şekilde halkının karşısına çıktı. Dünya hayatına düşkünlüğü olanlar: "Keşke bizim de Karun gibi varlığımız olsaydı! Gerçekten o, çok kısmetli biri." diye iç geçirdiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Karun, ziynetli bir şekilde halkının karşısına çıktı. Dünya hayatına düşkünlüğü olanlar: "Keşke bizim de Karun gibi varlığımız olsaydı! Gerçekten o, çok kısmetli biri." diye iç geçirdiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Karun, görkemli bir şekilde halkının karşısına çıktı. Dünya hayatına düşkünlüğü olanlar: "Keşke bizim de Karun gibi varlığımız olsaydı! Gerçekten o, çok kısmetli biri." diye iç geçirdiler.

Fizilal-il Kuran

Karun süsü, debdebesi içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler; «Keşke Karun'a verilenlerin bir benzeri de bize verilse, doğrusu o büyük varlık sahibidir» demişlerdi.

Gültekin Onan

Böylelikle kendi ihtişamlı süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: "Ah keşke, Karun'a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibidir" dediler.

Hamdi Döndüren

(Karun bir gün), süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler, “Keşke, bizim de Karun’a verilenin benzeri olsaydı! O, gerçekten şanslı biri!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Derken zineti (debdebesi) içinde kavminin karşısına çıkdı. Dünya hayatını arzu edenler: "Nolurdu, dediler, Kaaruna verilen (şu servet) gibi bizim de (malımız) olsaydı. O, hakıykaten büyük nasib saahibidir.

Hasib Asutay

Derken (Karun) ziyneti (ihtişamı) içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar, 'Keşke Karun 'a verilenin benzeri bizim de olsaydı! Gerçekten o büyük bir pay sahibidir' dediler.

Hayrat Neşriyat

Derken, ziyneti içinde (ihtişâmla) kavminin karşısına çıktı. Dünya hayâtını isteyenler dedi ki: 'Keşke Karun’a verilen (servet) gibi bizim de olsa; şübhesiz o elbette büyük bir nasib sâhibidir.'

İbni Kesir

Debdebe içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: keşki Karun'a verildiği gibi bizim de olsaydı. Doğrusu o, büyük bir varlık sahibidir, demişlerdi.

Mehmet Okuyan

(Karun), süslü bir şekilde kavminin karşısına çıkmıştı. Dünya hayatını arzulayanlar, “Ah, keşke Karun’a verilenin benzeri bize de verilseydi! Şüphesiz ki o, çok büyük bir payın (servetin) sahibidir!” demişlerdi.

Muhammed Esed

(Karun) işte böyle görkem ve gösteriş içinde soydaşlarının karşısına çıkardı. (Öyle ki,) yalnızca dünya hayatına gözünü dikenler (ona bakıp da): "Ah, n'olurdu" derlerdi, "Karun'a verildiği kadar bize de verilseydi! Çünkü o gerçekten çok talihli biri!"

Mustafa İslamoğlu

Ve işte bu kişi kavminin karşısına tüm görkem ve gösterişi içinde çıkmıştı. Yalnızca dünya hayatını isteyenler (ona bakıp) "Ah keşke, ne olurdu Karun'a verilen kadar bize de verilseydi! Şu kesin ki o gerçekten de çok şanslı biriymiş!" derlerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Derken kavmine karşı ziynetiyle çıkıverdi. Dünya hayatını isteyenler dedi ki: «Keşke Karun'a verilmiş olan şeyin misli, bizim için de verilmiş olsa. Şüphe yok ki, o pek büyük bir baht sahibidir.»

Ömer Öngüt

Debdebe ve ihtişam içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler dediler ki: “Keşke Karun'a verildiği gibi bizim de olsaydı. Doğrusu o büyük nasip sahibidir. ”

Suat Yıldırım

Karun bir gün, yine bütün ihtişam ve şatafatıyla halkının karşısına çıktı. Dünya hayatına çok düşkün olanlar: "Keşke bizim de Karun’unki gibi servetimiz olsaydı. Adamın amma da şansı varmış, keyfine diyecek yok!" dediler.

Süleyman Ateş

(Karun) süsü, (debdebesi) içinde kavminin karşısına çıktı. dünya hayatını isteyenler: "Keşke Karun'a verilenin bir benzeri de bize verilseydi, dediler, gerçekten onun büyük şansı var!"

Süleymaniye Vakfı

Karun bütün haşmetiyle kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatı peşinde olanlar dediler ki: "Ah keşke Karun'a verilenin bir benzeri bizde de olsa! O, gerçekten büyük bir paya sahip!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra bütün haşmetiyle halkının karşısına çıktı. Dünyalık arzusu içinde olanlar dediler ki, "Ah keşke Karun'a verilenin bir benzeri bizde de olsa? O gerçekten büyük bir paya sahip!"

Şaban Piriş

Kavminin karşısına süslü takılarıyla çıkmıştı. Dünya hayatını isteyenler: -Keşke Karun'a verilen gibi bize de verilseydi. O, gerçekten çok şanslı demişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Böylelikle kendi ihtişamlı süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: «Ah keşke, Kârun'a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibidir» dediler.

Ümit Şimşek

Derken, bütün debdebesiyle kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar, 'Keşke Karun'a verilenin benzeri bize de verilseydi,' dediler. 'Gerçekten onun çok büyük bir nasibi var.'

Yaşar Nuri Öztürk

Karun, süsü püsü içinde toplumunun karşısına çıktı. Şu iğreti dünya hayatını amaçlayanlar dediler ki: "Ah, Karun'a verilenin bir benzeri bize de verilseydi. Gerçekten o, çok nasipli bir adam!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qarun öz zinəti içində xalqının qarşısına çıxdı. Dünya həyatını arzulayanlar dedilər: “Kaş ki, Qaruna verilənin bənzəri bizə də veriləydi! Həqiqətən, o, böyük qismət sahibidir”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Bir gün Qarun) faxir libas geyib ö zinəti (ehtişamı) içində (dörd min vəznəli-çuxalı əʼyanın, qızıl-gümüş yəhərli atların müşayiətilə) qövmünün qarşısına çıxdı. Dünyaya həris olanlar dedilər: ″Kaş ki, Qaruna verilən (dövlət) bizə də veriləydi. Həqiqətən, o, böyük bəxt (qismət) sahibidir!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er trat vor seine Leute in seiner ganzen Pracht. Diejenigen, die nach dem irdischen Leben streben, sagten: ʺHätten wir nur so viel wie Korah! Er hat großes Glück.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und so trat er zu seinem Volk in seinem Schmuck heraus. Diejenigen, die das diesseitige Leben begehrten, sagten: ʺO hätten doch (auch) wir das gleiche wie das, was Qarun gegeben worden ist! Er hat wahrlich gewaltiges Glück.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

So ging er denn in seinem Schmuck hinaus zu seinem Volk. Jene nun, die nach dem Leben in dieser Welt begierig waren, sagten: ʺO wenn wir doch das gleiche besäßen wie das, was Korah gegeben wurde! Er hat wahrlich großes Glück.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann ging er zu seinen Leuten mit seinem Schmuck hinaus. Diejenigen, die das diesseitige Leben anstrebten, sagten: ʺWürde uns doch Gleiches zuteil, wie es Qarun zuteil wurde! Er verfügt doch über Riesenglück.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And so he came out before his people in a splendid procession conducting himself pompously, and there exclaimed those who were absorbed m the vanities of this wicked world: "we wish", they said, "we were given the like of the riches Qarun was made to possess. He is indeed fortunate".

Abdul Haleem

He went out among his people in all his pomp, and those whose aim was the life of this world said, ‘If only we had been given something like what Qarun has been given: he really is a very fortunate man,’

Abdullah Yusuf Ali

So he went forth among his people in the (pride of his wordly) glitter. Said those whose aim is the Life of this World: "Oh! that we had the like of what Qarun has got! for he is truly a lord of mighty good fortune!"

Abul A'la Maududi

Once Korah went forth among his people in full glitter. Those seeking the life of this world said: "Would that we had the like of what Korah has! He truly has a great fortune."

Aisha Bewley

He went out among his people in his finery. Those who desired the life of this world said, ‘Oh! If only we had the same as Qarun has been given! What immense good fortune he possesses.’

Al-Hilali & Khan

So he went forth before his people in his pomp. Those who were desirous of the life of the world, said: "Ah, would that we had the like of what Qârûn (Korah) has been given! Verily he is the owner of a great fortune."

Ali Quli Qarai

So he emerged before his people in his finery. Those who desired the life of the world said, ‘We wish we had like what Korah has been given! Indeed he is greatly fortunate.’

Amatul Rahman Omar

Then (it came to pass one day that) he (- Korah) appeared before his people in all his pomp and show. (Thereupon) those who were desirous of (the provisions and enjoyment of) the life of this world said, `If only we could have the like of all that Korah has been given. He is, truly speaking, the master of a great fortune.'

Arthur John Arberry

So he went forth unto his people in his adornment. Those who desired the present life said, 'Would that we possessed the like of that Korah has been given! Surely he is a man of mighty fortune.

Bijan Moeinian

One day Korah appeared in public with all his fineries. Those who were following the worldly goals said: "What a lucky man; it would be nice to have such wealth."

E. Henry Palmer

And he went out amongst the people in his ornaments; those who desired the life of this world said, '0 would that we had the like of what Korah has been given! verily, he is endowed with mighty fortune!'

Edip-Layth

Then he came out among his people draped in his ornaments. Those who preferred this worldly life said, "Oh, if only we were given similar to what Qarun has been given. Indeed, he is very fortunate."

George Sale

And Karun went forth unto his people, in his pomp. And they who loved this present life, said, oh that we had the like wealth, as hath been given unto Karun! Verily he is master of a great fortune.

Hamid S. Aziz

Said he, "I have only been given it because of the knowledge which I possess. " Knew he not that Allah had destroyed before him many generations of those who were mightier than he in strength and greater in following? But the guilty are not asked immediately concerning their sins.

Mahmoud Ghali

So he went out to his people in his adornment. The ones who would like (to gain) the present life (Literally: the lowly "life", i.e., the life of this world) said, "Oh, would that we had the like of what Qarûn has been brought! Surely he is indeed an owner of a tremendous fortune." (Literally: portion "of wealth").

Marmaduke Pickthall

Then went he forth before his people in his pomp. Those who were desirous of the life of the world said: Ah, would that we had the like of what hath been given unto Korah! Lo! he is lord of rare good fortune.

Mohamed Ahmed - Samira

Then he came before his people in all pomp; and those enamoured of this world, said: "Ah would that we had what Qarun has been given! He indeed possesses great good fortune. "

Muhammad Asad

And so he went forth before his people in all his pomp; [and] those who cared only for the life of this world would say, "Oh, if we but had the like of what Qarun has been given! Verily, with tremendous good fortune is he endowed!"

Mustafa Khattab

Then he came out before his people in all his glamour. Those who desired the life of this world wished, "If only we could have something like what Korah has been given. He is truly a man of great fortune!"

Progressive Muslims

Then he came out among his people draped in his ornaments. Those who preferred this worldly life said: "Oh, if only we were given similar to what Qaaroon has been given. Indeed, he is very fortunate."

Sahih International

So he came out before his people in his adornment. Those who desired the worldly life said, "Oh, would that we had like what was given to Qarun. Indeed, he is one of great fortune."

Sam Gerrans

So went he forth to his people in his finery. Those who sought the life of this world said: “Would that we had the like of what has been given to Qārūn! He is one of great fortune!”

Shabbir Ahmed

And so once he came out to his people in all his pomp. And those who cared only for the life of this world said, "Ah, we wish we had the like of what Qaroon has been given. Indeed, he is extremely fortunate."

Syed Vickar Ahamed

So he went before his (own showy) people with the (pride of his worldly) show. Those whose goal is the life of this world, said: "Oh! If only we had the (wealth) like what Qârûn (Qaroon) has got! Verily, he is truly a lord of very good fortune!"

Taqi Usmani

Then (once) he came out before his people in his embellishment. Said those who are desirous of the worldly life, "Would that we had the like of what Qārūn has been given! He is a man of great fortune indeed."

The Monotheist Group

Then he came out among his people draped in his ornaments. Those who preferred this worldly life said: "Oh, if only we were given similar to what Qaroon has been given. Indeed, he is very fortunate."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il sortit à son peuple dans tout son apparat. Ceux qui aimaient la vie présente dirent: ʺSi seulement nous avions comme ce qui a été donné à Coré. Il a été doté, certes, dʹune immense fortuneʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Qarûn bi îhtîşam û xemla xwe derket pêşberî gelê xwe. Ew ên ku jiyana cîhanê dixwestin, gotin: Xwezî wekî ya ji Qarûn re hatiye dayîn ji me re jî hebûya. Bêguman ew xwedan hebûneke mezin e!

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij kwam toen in zijn praalkleding naar buiten, naar zijn volk. Zij die het tegenwoordige leven wensten zeiden: ʺAch hadden wij toch hetzelfde als wat aan Karoen gegeven is. Hij is wel iemand met geweldig geluk.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En Karoen ging met zijne pracht onder zijn volk voort. En zij die het tegenwoordig leven beminden, zeiden: O! hadden wij denzelfden rijkdom, als die aan Karoen werd gegeven. Waarlijk, hij is meester van groote schatten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вышел он [Карун] к своему народу в своих украшениях (чтобы показать свое величие и богатство). Сказали те, которые желают земной жизни: «О, если бы и нам (было дано) то же, что даровано Каруну! Поистине, он [Карун] – однозначно, обладатель великой доли!»

Rusça — Osmanov

[Карун] вышел к своему народу во всем великолепии. Те, которые жаждут [благ] этого мира, сказали: ʺО, если бы и нам было даровано то же, что Каруну! Воистину, у него - великий удел!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (när) han gick ut bland folket i hela sin ståt, sade de som (bara) hade det jordiska livet för ögonen: ʺTänk om vi fick (äga) vad Qarun har fått (äga); han har verkligen gynnats av turen!ʺ