Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.

وَيَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَفَزِعَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَاءَ اللّٰهُ وَكُلٌّ اَتَوْهُ دَاخِرِينَ

ve yevme yunfeḣu fī S-Sūri fe feziǎ men fī s-semāvāti ve men fī l-erDi illā men şā'e (a)llahu ve kullun etevhu dāḣirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيَوْمَve yevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gün
2يُنْفَخُyunfeḣuن ف خAğızla üflemek, nefes almak.üfleneceği
3فِي
4الصُّورِS-Sūriص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmakSur'a
5فَفَزِعَfe feziǎف ز عKorkmak, korkmuş olmak, dehşete düşmek, korkuya kapılmakkorku içinde kalırlar (bayılır)
6مَنْmenkimseler
7فِي
8السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerde bulunan
9وَمَنْve menve kimseler
10فِي
11الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerde bulunan
12اِلَّاillādışındaki
13مَنْmenkimseler
14شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdiledikleri
15اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
16وَكُلٌّve kullunك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlive hepsi
17اَتَوْهُetevhuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekO'na gelirler
18دَاخِرِينَdāḣirīneد خ رKüçük olmak, değersiz olmak, alçakgönüllü olmak, hiçbir değeri veya önemi olmamak, sefil olmak, alçaltılmış olmakboyun bükerek

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve o gün Sûr üfürülür de göklerde kimler varsa ve yeryüzünde kimler varsa, Allah'ın dilediğinden başka hepsi, pek şiddetli bir korkuya kapılır ve hepsi de hor hakir bir halde onun tapısına gelir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve o gün Sûr üfürülür de göklerde kimler varsa ve yeryüzünde kimler varsa, Allahʼın dilediğinden başka hepsi, pek şiddetli bir korkuya kapılır ve hepsi de hor hakir bir halde onun tapısına gelir.

Adem Uğur

Sûr'a üfürüldüğü gün, -Allah'ın diledikleri müstesna-, göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler.

Ahmed Hulusi

O süreçte, Sur'da nefholunduğunda (bedenden nefholduğunda - ruhun bedene nefholması diye anlatılanın tersinin oluşması, yani ölümün tadılması; ya da mahşerde kişilerin kabirlerinden dışarıya nefholması), Allah'ın diledikleri müstesna, semalarda (bilinç boyutunda kendini bulmuş olan) kim var ve arzda (bedensel yaşamda) kim var ise dehşetle korkar! Hepsi boyun bükmüş olarak O'na gelirler.

Ahmet Tekin

Sûra üfürüldüğü gün, Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi olanlar müstesna, göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar hep dehşete kapılırlar. Hepsi boyunları bükük olarak ona gelirler.

Ahmet Varol

Sur'a üflendiği gün Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır. Hepsi boyun bükmüş olarak O'na gelirler.

Ali Bulaç

Sur'a üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri 'boyun bükmüş' olarak O'na gelmişlerdir.

Ali Fikri Yavuz

O günü hatırla ki, Sûr’a üfürülüpte göklerde ve yerde olanlar (meleklerle insanlar) korkudan ölecekler; ancak Allah’ın dilediği (bazı melekler) müstesna... Onların her biri küçülmüş olarak Allah’ın huzuruna varacaklardır.

Ali Rıza Safa

Ve o gün, boruya üflenmiştir. Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yeryüzünde bulunan herkes korkuya kapılmıştır. Çünkü başları öne düşmüş olarak, tümü, O'na gelmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Sura üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri müstesna, gökte olanlar da yerde olanlar da dehşet içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler.

Bekir Sadak

Sura ufuruldugu gun, Allah'in diledikleri bir yana, goklerde olanlar da yerde olanlar da, korku icinde kalirlar. Hepsi Allah'a boyunlari bukulmus olarak gelirler.

Celal Yıldırım

Sûr'a üfürüleceği gün, —Allah'ın dilediği kimseler dışında— göktekiler de, yerdekiler de boyunlarını bükerek aşağılanmış bir halde gelecekler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sûrun üflendiği gün, Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde bulunanlar dehşete kapılır, hepsi boyunları bükük olarak O’na gelirler.

Diyanet İşleri

Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.

Diyanet İşleri (eski)

Sura üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da, korku içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler.

Diyanet Vakfi

Sûr'a üfürüldüğü gün, -Allah'ın diledikleri müstesna-, göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sûr'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri müstesna göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hele Sur üfürüleceği, üfürülüp de Allah'ın dilediği kimselerin dışında bütün göklerdeki kimselerin ve yerdeki kimselerin hepsi ürperdiği ve hepsinin hor ve hakir olarak geldikleri gün ne korkunçtur!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hele Sur üfürüleceği, üfürülüb de bütün Göklerdeki kimseler, Yerdeki kimseler, Allahın dilediği müstesna olmak üzere hepsi feza' ile ürperdiği ve her biri ona hor, hakir geldikleri gün ne müdhiştir?

Erhan Aktaş

Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.

Fizilal-il Kuran

Sur'a üflendiği gün, Allah'ın diledikleri dışında kalan göklerdeki ve yeryüzündeki herkes dehşete kapılır. Herkes boyun eğerek O'nun huzuruna gelir.

Gültekin Onan

Sur'a üfürüleceği gün, Tanrı'nın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri 'boyun bükmüş' olarak O'na gelmişlerdir.

Hamdi Döndüren

Sura üfleneceği gün, -Allah’ın diledikleri dışında- göklerde ve yerde bulunanların hepsi, korku içinde kalırlar! Hepsi boyun bükerek O’nun huzuruna gelirler.

Hasan Basri Çantay

"Suur" a üfürüleceği gün (ü) de (hatırla) ki (o gün) — Allahın diledikleri müstesna olmak üzere — artık göklerde kim var, yerde kim varsa dehşetle korkmuşdur. Her biri hor ve hakıyr Ona gelmişlerdir.

Hasib Asutay

Sur'a üfürüldüğü gün (28), Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde bulunanların hepsi, artık korkuya kapılmıştır. Her biri boyun bükerek O'na gelirler. (28. Sur, İsrafil (a.s.)'ın üfüreceği bir dehşet borusudur. Bu birinci üfürüştür.)

Hayrat Neşriyat

Ve sûra üfürüldüğü gün, artık Allah’ın diledikleri dışında, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar dehşete kapılır. Ve hepsi boyun eğen kimseler olarak O’na gelirler.

İbni Kesir

Sur'a üfürüleceği gün; Allah'ın dilediklerinden başka göklerde olanlar da, yerde olanlar da korku içinde kalırlar. Ve hepsi boyunları bükülmüş olarak O'na gelirler.

Mehmet Okuyan

Sûr’a üfleneceği gün, –Allah’ın diledikleri hariç– göklerde ve yerde bulunanlar şiddetli bir şekilde korkacaktır. Hepsi boynu bükük olarak O’na gelecekler.

Muhammed Esed

Ve o Gün sura üflenecek ve böylece Allah'ın istediği kimseler dışında, göklerde ve yerde var olan herkes (tarifsiz bir) korkuya kapılacak; ve başları önlerine düşmüş olarak herkes O'nun huzuruna çıkacak.

Mustafa İslamoğlu

Ve o gün sura üflenecek; bunun üzerine, Allah'ın dilediği kimseler hariç, göklerde ve yerde bulunan herkes dehşetten paniğe kapılacak; nihayet herkes, başı önde, O'nun huzuruna varacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

O gün ki, sûra üfürülür. Artık göklerde olanlar da ve yerde olanlar da şiddetli bir korkuya tutulur. Allah'ın dilediği müstesna. Ve hepsi de ona zelilane bir halde gelirler.

Ömer Öngüt

Sur'a üfürüldüğü gün, Allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde bulunanlar korku içinde kalırlar. Hepsi boyun bükerek O'na gelirler.

Suat Yıldırım

Gün gelecek sûra üflenecek, Allah’ın dilediği dışında, göklerde ve yerde olan herkes müthiş bir korkuya kapılacak. Hepsi boynu bükük vaziyette O’nun huzuruna varacaklar.

Süleyman Ateş

Sur'a üfleneceği gün, Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde bulunan kimselerin hepsi, korku içinde kalır (bayılır). Hepsi boyun bükerek O'na gelirler.

Süleymaniye Vakfı

Sura üfleneceği gün, Allah'ın tercih ettikleri hariç, göklerde ve yerde kim varsa korkudan kaskatı kesilir, hepsi boynu bükük olarak Allah'ın huzuruna gelir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sura üfleneceği gün, Allah'ın güven verdikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa korkudan kaskatı kesilecek, hepsi başlarını kaldıramayacak halde gelirler.

Şaban Piriş

Sur'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır ve hepsi, boynu bükük bir halde ona gelirler.

Tefhim-ul Kuran

Sûr'a üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır; ve onların her biri 'boyun bükmüş' olarak O'na gelmişlerdir.

Ümit Şimşek

Sûra üfürüldüğü gün, Allah'ın dilediklerinden başka göklerde kim var, yerde kim varsa hepsi dehşete düşer. Hepsi de boynu bükük halde Onun huzuruna gelir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sura üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği dışında herkes, göklerdekiler, yerdekiler dehşet içinde kalacaktır. Hepsi boynunu bükmüş bir halde O'nun huzuruna gelir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sur üfürüləcəyi gün Allahın istədiklərindən başqa, göylərdə və yerdə olanlar dəhşətə düşəcək və hamısı Onun hüzuruna baş əyərək gələcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sur çalınacağı gün Allahın istədiklərindən (məhrəm mələklərdən, yaxud Allahın yanında həmişə diri olan şəhidlərdən) başqa, göylərdə və yerdə olanlar (bütün məxluqat) dəhşətli bir qorxuya düşər və onların hamısı Onun hüzuruna mütʼi (zəlil) vəziyyətdə gələr.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Denke an den Tag, an dem ins Horn geblasen wird, so daß alle in den Himmeln und auf Erden erschrecken, außer denjenigen, mit denen Gottes Wille anderes vorhat. Alle werden demütig zu Ihm kommen.

Almanca — Der Edle Quran

Und (denke an) den Tag, da ins Horn geblasen wird und da (all) diejenigen erschrecken, die in den Himmeln und die auf der Erde sind, außer wer Allah will. Und alle kommen in Demut zu Ihm.

Almanca — M. A. Rassoul

Und an dem Tage, wenn in den Sur gestoßen wird, hat jeder mit dem Schrecken zu kämpfen, der in den Himmeln und der auf Erden ist, ausgenommen der, den Allah will. Und alle sollen demütig zu Ihm kommen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und am Tag, wenn in As-sur geblasen wird, werden dann alle, die in den Himmeln und auf Erden sind, sich erschrecken, außer denjenigen, die ALLAH will. Und alle kommen zu Ihm sich fügend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The Day shall come when the trumpet is sounded indicative of Resurrection and Judgement, and there shall all those in the heavens and all those on earth be shocked with startling intense horror except those whom Allah shall exempt as He will and all shall be brought before Him in low submissive reverence and humility.

Abdul Haleem

On the Day the Trumpet sounds, everyone in heaven and on earth will be terrified- except such as God wills- and all will come to Him in utter humility.

Abdullah Yusuf Ali

And the Day that the Trumpet will be sounded - then will be smitten with terror those who are in the heavens, and those who are on earth, except such as Allah will please (to exempt): and all shall come to His (Presence) as beings conscious of their lowliness.

Abul A'la Maududi

The Day when the Trumpet will be blown all those who are in the heavens and on the earth shall be terror stricken - all except those whom Allah wills - and everyone shall come to Him utterly abject.

Aisha Bewley

On the Day the Trumpet is blown and everyone in the heavens and everyone on the earth is terrified – except those Allah wills, everyone will come to Him abject.

Al-Hilali & Khan

And (remember) the Day on which the Trumpet will be blown - and all who are in the heavens and all who are on the earth, will be terrified except him whom Allâh will (exempt). And all shall come to Him, humbled.

Ali Quli Qarai

The day when the trumpet will be blown, whoever is in the heavens will be terrified and whoever is on the earth, except whomever Allah may wish, and all will come to Him in utter humility.

Amatul Rahman Omar

And (remind them of) the day when the trumpet will be blown, then, excepting those whom Allâh will (to keep them safe from terror), all those who are in the heavens and all those who are on the earth will be stricken with fear. And everyone shall come in submission to Him.

Arthur John Arberry

On the day the Trumpet is blown, and terrified is whosoever is in the heavens and earth, excepting whom God wills, and every one shall come to Him, all utterly abject;

Bijan Moeinian

When the Day of Resurrection is announced by the horn, everyone in the heavens and the earth will be horrified, except those who have pleased God. All will present themselves to Him in submission.

E. Henry Palmer

And the day when the trumpet shall be blown and all who are in the heavens and the earth shall be startled, save whom God pleases! and all shall come abjectly to Him.

Edip-Layth

On the day when the horn is blown, then those in the heavens and the earth will be in terror except for whom God wills. All shall come to Him humbled.

George Sale

On that day the trumpet shall be sounded; and whoever are in heaven and on earth shall be struck with terror, except those whom God shall please to exempt therefrom: And all shall come before him, in humble guise.

Hamid S. Aziz

Did they not see that how We have made the night for them to rest in, and the day to see by? Verily, in that are signs to people who believe.

Mahmoud Ghali

And on the Day the Trumpet will be blown, then alarmed is whoever is in the heavens and whoever is in the earth, excepting whomever Allah decides (to exempt), and every one will come up to Him, all (utterly) abject.

Marmaduke Pickthall

And (remind them of) the Day when the Trumpet will be blown, and all who are in the heavens and the earth will start in fear, save him whom Allah willeth. And all come unto Him, humbled.

Mohamed Ahmed - Samira

The day the trumpet blast is sounded whoever is in the heavens and the earth will be terrified, save those whom God please, and all will appear before Him in abjectness.

Muhammad Asad

And on that Day the trumpet [of judgment] will be sounded, and all [creatures] that are in the heavens and all that are on earth will be stricken with terror, except such as God wills [to exempt]: and in utter lowliness all will come unto Him.

Mustafa Khattab

And ˹beware of˺ the Day the Trumpet will be blown, and all those in the heavens and all those on the earth will be horrified ˹to the point of death˺,[1] except those Allah wills ˹to spare˺. And all will come before Him, fully humbled.

Progressive Muslims

And on the Day when the horn is blown, then those in the heavens and the Earth will be in terror except for whom God wills. And all shall come to Him humbled.

Sahih International

And [warn of] the Day the Horn will be blown, and whoever is in the heavens and whoever is on the earth will be terrified except whom Allah wills. And all will come to Him humbled.

Sam Gerrans

And the day the Trumpet is blown, then terrified will be whoso is in the heavens and the earth save who God wills, and all will come to Him abased.

Shabbir Ahmed

And on the Day when the Trumpet is sounded, everyone of the elite and of the humbled will be horrified, except such as Allah wills to exempt. And, all will present themselves to Him in humility. (6:74), (18:99), (20:102), (27:89), (39:68).

Syed Vickar Ahamed

And (remember) the Day that the Trumpet will be blown—and all those who are in the heavens and those who are on earth, will be struck with fear; except those as Allah will please (to forgive): And all will come to His (Presence) as the created (ones) aware of their lowliness.

Taqi Usmani

And (remember) the day when the Horn will be blown; so all those in the heavens and the earth will be in panic, except those whom Allah wills. And All (of them) will come to Him in humility.

The Monotheist Group

And on the Day when the horn is blown, then those in the heavens and the earth will be horrified, except for whom God wills. And all shall come to Him humbled.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et le jour où lʹon soufflera dans la Trompe, tous ceux qui sont dans les cieux et ceux qui sont dans la terre seront effrayés, - sauf ceux quʹAllah a voulu (préserver)! - Et tous viendront à Lui en sʹhumiliant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Roja di sûrê de were pifkirin, ji bilî yên ku Xwedê naxwestiye ku bitirsin, çi tiştên li erd û asîmanan hene dê bitirsin. Tevekî mexlûqan dê melûl û şikestî bêne hizûra Xwedê.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En op de dag dat op de bazuin geblazen wordt worden wie er in de hemelen en wie er op de aarde zijn verschrikt, behalve zij van wie God het anders wil. En allen komen onderdanig tot Hem.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op dien dag zal de trompet klinken, en allen die in den hemel en op de aarde zijn, zullen met schrik worden getroffen, behalve zij, wie het Gode behagen zal daarvan uit te zonderen, en allen zullen zij in eene nederige houding voor hem komen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И в тот день, когда будет дунуто в трубу (в первый раз) и устрашатся (до смерти) те, кто в небесах [ангелы], и те, кто на земле, кроме тех, кого пожелает Аллах (оставить живыми) [некоторые ангелы, райские гурии и другие], и все (когда воскреснут и) придут к Нему покорными.

Rusça — Osmanov

[Помни, Мухаммад], о том дне, когда прозвучит трубный глас. И тогда устрашатся те, кто на небесах и на земле, кроме тех, к кому благоволит Аллах. И все предстанут перед Ним покорно.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och tänk på den Dag då det skall stötas i basunen och då skräcken griper om alla i himlarna och på jorden, utom dem som Gud vill (skona), och då alla i ödmjuk lydnad skall stiga fram inför Honom.