Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.

وَكَانَ فِي الْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ يُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

ve kāne fī l-medīneti tis'ǎtu rahTin yufsidūne fī l-erDi ve lā yuSliHūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve vardı
2فِي
3الْمَدِينَةِl-medīnetiم د نşehirşehirde
4تِسْعَةُtis'ǎtuت س عDokuzuncu olmak, dokuz.dokuz
5رَهْطٍrahTinر ه طBüyük lokmalar almak, tıka basa yemek, içeride kalmak, toplanmak. Rahtun - aile, bir adamın oğulları, akrabalık, kendi halkı, kadın olmayan on kişiden az veya ondan kırka kadar olan yakın akrabalardan ve erkeklerden oluşan parti/çete/grup/kabile; veya gerçek bir tekili olmayan çoğul anlamlı bir kelime.kişi
6يُفْسِدُونَyufsidūneف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.bozgunculuk yaparlardı
7فِي
8الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
9وَلَاve lāve
10يُصْلِحُونَyuSliHūneص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.düzeltmezlerdi

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şehirde dokuz kişi vardı ki yeryüzünde bozgunculuk ediyorlar, düzene hiç yanaşmıyorlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şehirde dokuz kişi vardı ki yeryüzünde bozgunculuk ediyorlar, düzene hiç yanaşmıyorlardı.

Adem Uğur

O şehirde dokuz kişi (elebaşı) vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

Ahmed Hulusi

O şehirde, ortalıkta bozgunculuk yapan ve düzene uymayan dokuz kişilik bir çete vardı.

Ahmet Tekin

O şehirde dokuz çete reisi vardı ki, ülkede bozgunculuk yapıyorlar, karışıklık çıkarıyorlar, iyilik, ıslah tarafına, din ve dünya işlerinin, sosyal ilişkilerin düzeltilerek, geliştirilerek yaşanmasına hiç yanaşmıyorlardı.

Ahmet Varol

O şehirde dokuz adam vardı ki, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor, düzen sağlamıyorlardı.

Ali Bulaç

Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik düzenlik bırakmıyorlardı.

Ali Fikri Yavuz

O (Semûd kavminin bulunduğu Hicr adlı) şehirde dokuz kimse vardı ki, bunlar yeryüzünde fesad çıkarıyorlar, iyiliğe yanaşmıyorlardı.

Ali Rıza Safa

Kentte, dokuzlu bir çete vardı. Yeryüzünde düzeni sağlamak yerine, bozgunculuk yapmak için uğraşıyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

O şehirde dokuz çete vardı; bunlar ülkede bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

Bekir Sadak

O sehirde, yeryuzunde bozgunculuk yapan, duzeltmeye ugrasmayan dokuz kisi vardi.

Celal Yıldırım

O şehirde dokuz kişilik bir (fesâdçı) grubu bulunuyordu ki onlar yeryüzünde fesâd çıkarıp barış ve düzenden yana olmuyorlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O şehirde dokuz elebaşı vardı; bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyor, iyileştirme ve düzeltme cihetine gitmiyorlardı.

Diyanet İşleri

Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

O şehirde, yeryüzünde bozgunculuk yapan, düzeltmeye uğraşmayan dokuz kişi (çete) vardı.

Diyanet Vakfi

O şehirde dokuz kişi (elebaşı) vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O şehirde dokuz çete vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şehirde dokuz çete vardı ki, bunlar o yerde bozgunculuk yapıyor, iyilik yapmaya yanaşmıyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şehirde dokuz çete vardı, hep Arzda fesad yaparlar, salaha yaramazlardı

Erhan Aktaş

Kentte bozgunculuk yapan dokuzlu bir çete vardı. Yeryüzünde bozgunculuk yapıyor, düzeltmeye yanaşmıyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kentte bozguncu olan, bozgunculuk yapan dokuz kabile vardı. Yeryüzünde bozgunculuk yapardı. Düzeltmeye yanaşmazlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kentte bozguncu olan, bozgunculuk yapan dokuz kişilik çete vardı.

Fizilal-il Kuran

O şehirde, toplumda sürekli kargaşa çıkaran, hiç bir bozukluğu düzeltmeye yanaşmayan dokuz tane elebaşı vardı.

Gültekin Onan

Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik düzenlik bırakmıyorlardı.

Hamdi Döndüren

Kentte dokuz kişi vardı; bunlar orada bozgunculuk yaparlar, düzeltmeye çalışmazlardı.

Hasan Basri Çantay

O şehirde (düşman) dokuz erkek vardı ki bunlar yer (yüzün) de fesad çıkarıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

Hasib Asutay

O kentte dokuz kişi (elebaşı) vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. (16) (16. 'Tis'atu rahtin'den maksat, dokuz insan olabileceği gibi dokuz grup da olabilir.)

Hayrat Neşriyat

O şehirde ise dokuz kişi vardı ki, yeryüzünde fesad çıkarıyorlardı, ıslâh etmiyorlardı.

İbni Kesir

Şehirde dokuz kişi vardı ki; yeryüzünde bozgunculuk yapıyor ve ıslah etmiyorlardı.

Mehmet Okuyan

O şehirde bozgunculuk yapan ve ıslah etmeyen dokuzlu çete vardı.

Muhammed Esed

İmdi, o şehirde bozgunculuk yapıp düzen ve uyumdan yana olmayan dokuz kişi vardı;

Mustafa İslamoğlu

Vakı'a, malum kentte dokuz elebaşı vardı; bunlar düzeni sağlamadıkları gibi, bozgunculuktan geri durmuyorlardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve şehirde dokuz kişi var idi ki, yerde fesada çalışıyorlardı, ıslahda bulunmuyorlardı.

Ömer Öngüt

O şehirde dokuz kişi vardı ki, yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, ıslah tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

Suat Yıldırım

Şehirde dokuz çete vardı ki bunlar ülkede hep bozgunculuk çıkarır, iyileştirme ve düzeltme adına hiç bir şey yapmazlardı.

Süleyman Ateş

Şehirde dokuz kişi vardı ki yeryüzünde bozgunculuk yaparlar, düzeltmezlerdi.

Süleymaniye Vakfı

O şehirde dokuz grup /çete vardı; yeryüzünde düzeni bozuyor, iyileştirmeye de çalışmıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O şehirde dokuz kişi vardı, bozgunculuk eder, huzurlu bir ortam istemezlerdi.

Şaban Piriş

Şehirde dokuz çete vardı. Bunlar, yeryüzünü ıslah etmiyor, bozgunculuk yapıyorlardı.

Tefhim-ul Kuran

Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik düzenlik bırakmıyorlardı.

Ümit Şimşek

O şehirde dokuz çete vardı ki, bunlar iyiliğe hiç yanaşmaz, ülkede fesat çıkarıp dururlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

O kentte, hep bozgun çıkarıp barışa hiç yanaşmayan dokuz çete vardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şəhərdə doqquz adam var idi ki, bunlar yer üzündə fitnə-fəsad törədir, yaxşı işlər görmürdülər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Səmud tayfasının yaşadığı Hirc adlı) şəhərdə doqquz kişi var idi ki, yer üzündə fitnə-fəsad törədər, əsla yaxşı bir iş görməzlər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

In der Stadt gab es eine Bande mit neun Raufbolden, die Unheil anrichteten und nichts Gutes taten.

Almanca — M. A. Rassoul

Und es waren in der Stadt neun Führer, die Unheil im Lande stifteten, und sie wollten nicht für Ordnung sorgen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und in der Stadt waren neun Menschen, die im Lande Verderben anrichteten und nichts gottgefällig Gutes taten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Among the leaders in Saleh’s town were nine men whose wickedness exceeded all limits and reached an irreversible degree, they flourished at spreading mischief in the land and at creating discord.

Abdul Haleem

There were nine men in the city who spread corruption in the land without making amends.

Abdullah Yusuf Ali

There were in the city nine men of a family, who made mischief in the land, and would not reform.

Abul A'la Maududi

Now there were nine ring-leaders in the city who created corruption in the land and never worked to set things right.

Aisha Bewley

There was a group of nine men in the city causing corruption in the land and not putting things right.

Al-Hilali & Khan

And there were in the city nine men (from the sons of their chiefs), who made mischief in the land, and would not reform.

Ali Quli Qarai

There were nine persons in the city who caused corruption in the land, and did not bring about any reform.

Amatul Rahman Omar

And there were in the city a gang of nine (persons) who had upset the order and peace in the country and would not reform (themselves).

Arthur John Arberry

Now in the city there were nine persons who did corruption in the land, and put not things right;

Bijan Moeinian

They were nine wicked men in town who had done nothing good in their lives.

E. Henry Palmer

And there were in the city nine persons who despoiled the land and did not right.

Edip-Layth

In the city were nine thugs who were causing corruption in the land, and they were not reforming.

George Sale

And there were nine men in the city, who acted corruptly in the earth, and behaved not with integrity.

Hamid S. Aziz

They said, "We auger evil of you and those who are with you. Said he, "Your augury is in Allah's hands; nay, but you are a people who are being tested."

Mahmoud Ghali

And (there) was in the city nine (men of) a clan who corrupted in the land and did not act righteously.

Marmaduke Pickthall

And there were in the city nine persons who made mischief in the land and reformed not.

Mohamed Ahmed - Samira

There were in that city nine persons who spread disorder in the land, and did not reform.

Muhammad Asad

Now there were in the city nine men who were wont to commit deeds of depravity all over the land, and would not reform;

Mustafa Khattab

And there were in the city nine ˹elite˺ men who spread corruption in the land, never doing what is right.

Progressive Muslims

And in the city were nine ruffians who were causing corruption in the land, and they were not reforming.

Sahih International

And there were in the city nine family heads causing corruption in the land and not amending [its affairs].

Sam Gerrans

And there were in the city nine men who wrought corruption in the land and did not right.

Shabbir Ahmed

Now there was a gang of nine leaders in the city who spread disorder in the land, and blocked all reform.

Syed Vickar Ahamed

And in the City, there were Nine men of a family, who made mischief in the land, and would not correct (themselves).

Taqi Usmani

And there were nine persons in the city who used to make mischief on the earth and did not put things right.

The Monotheist Group

And in the city were nine ruffians who were causing corruption in the land, and they were not reforming.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il y avait dans la ville un groupe de neuf individus qui semaient le désordre sur terre et ne faisaient rien de bon.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di wî bajarî de neh kes hebûn ku wan li ser rûyê erdê gelacî dikir û hîç qencî nedikir.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En er was in de stad een bende van negen die op de aarde verderf zaaiden en die geen orde op zaken stelden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En er waren negen menschen in de stad, die schandelijk op de aarde handelden en zich in niets met rechtschapenheid gedroegen.

Hollandaca — Siregar

En in de stad was een groep van negen, die verderf zaaide op aarde en die zich niet beterde.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А было в городе (аль-Хиджр) (где жил пророк Салих) девять человек, которые на земле сеяли беспорядок [неверие и грехи], и (ничего) не улучшали [ничего хорошего они не делали].

Rusça — Osmanov

В городе было девять человек, которые творили на земле нечестие и не вершили добра.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

I staden fanns nio män som begick (ständiga) övergrepp och som inte ville bättra sig.