Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.

حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذْنَا مُتْرَفِيهِمْ بِالْعَذَابِ اِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَ

Hattā iƶā eḣaƶnā mutrafīhim bi l-ǎƶābi iƶā hum yecerūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonunda nîmet içinde yaşayanlarını azâba uğrattığımız zaman feryâda ve yalvarmaya başlarlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonunda nîmet içinde yaşayanlarını azâba uğrattığımız zaman feryâda ve yalvarmaya başlarlar.

Adem Uğur

En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.

Ahmed Hulusi

Nihayet onların pişmanlıktan doğan itirafları içinde azaplarıyla yakaladığımızda, hemen yalvara-yakara feryat ederler.

Ahmet Tekin

Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya, cezaya maruz bıraktığımızda, bakarsın ki, onlar feryad-ü figan ederek yalvarırlar.

Ahmet Varol

Nihayet onların refah içinde olanlarını azapla yakaladığımızda derhal feryat ederler.

Ali Bulaç

Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azab ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet onların (zevke düşkün) elebaşlarını azab ile yakaladığımız zaman, çığlık kopararak yardım istiyeceklerdir.

Ali Rıza Safa

Sonunda, onların, ellerine güç geçirmiş olanlarını yakaladığımızda yalvarmaya başlarlar.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda şımarmış zenginlerini azapla yakaladığımız zaman feryat ederler.

Bekir Sadak

Sonunda simarik varliklarini azabla yakaladigimiz zaman feryat ederler.

Celal Yıldırım

Ne vakit ki, refah içinde yüzen ileri gelenlerini azâb ile yakalarız, o zaman sızlanıp yardıma çağırırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İçlerinden refah ve bolluk içinde olanları, sonunda cezalandırmaya başladığımızda bakarsın ki feryadı basarlar.

Diyanet İşleri

Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.

Diyanet Vakfi

En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet, refah içinde olanlarını azaba çektiğimiz zaman, hemen feryada başlayacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet refahlı olanlarını azaba çekiverdiğimiz zaman hemen feryada başlıyacaklardır

Erhan Aktaş

Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

Fizilal-il Kuran

Ama onların azılı elebaşlarının yakasına azabımızla yapıştığımızda hemen feryadı basarlar.

Gültekin Onan

Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azab ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.

Hamdi Döndüren

Sonunda, onların refah içinde olanlarını sıkıntı (azap) ile yakaladığımız zaman, hemen feryada başlarlar.

Hasan Basri Çantay

Nihayet refah içinde olanlarını azab ile yakaladığımız vakit onlar hemen feryad ve istimdad edeceklerdir.

Hasib Asutay

Nihâyet refah içinde olanlarını azap ile yakaladığımız zaman, onlar hemen feryat ederler. (14) (14. Bu azap kıtlık olup, Mekke'de tam 7 yıl sürmüştür. Ya da Bedir yenilgisidir.)

Hayrat Neşriyat

Nihâyet onların ni'met içinde olanlarını azâb ile yakaladığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar feryâd ederler.

İbni Kesir

En sonunda onların refahla şımaranlarını azabla yakaladığımız zaman hemen feryad ederler.

Mehmet Okuyan

Sonunda şımarıklarını azaba uğrattığımızda bir de bakarsın ki feryat ediyorlar.

Muhammed Esed

öyle ki, sonunda, onların arasından bolluk, genişlik içinde dalıp gitmiş olanları azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman yalvarıp yakarmaya başlayacaklar.

Mustafa İslamoğlu

ta ki onların servet ve iktidarla şımarmış olanlarını azap ile çepeçevre kuşattığımız zamana dek; (ama), o zaman da onlar imdat çığlıkları atarlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Nihâyet Biz onların ileri gelenlerini azap ile yakaladığımız zaman onlar o an bağırıp yalvarmağa başlarlar.

Ömer Öngüt

Nihayet onların refah ve bolluk içinde olanlarını azap ile yakaladığımız zaman, hemen feryadı basarlar.

Suat Yıldırım

En nihâyet onların refaha dalıp gitmiş olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımızda birden feryadı basarlar.

Süleyman Ateş

Nihayet varlıklılarını azab ile yakaladığımız zaman, hemen feryada başlarlar.

Süleymaniye Vakfı

Nihayet onlardan şımartılmış olanları azap ile yakaladığımızda birden feryat ederler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların şımarık olanlarını azaba alınca hemen çığlığı basarlar.

Şaban Piriş

En sonunda onların zenginlerini ve liderlerini azapla yakaladığımız zaman, hemen feryadı basarlar.

Tefhim-ul Kuran

Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azab ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.

Ümit Şimşek

Nihayet onların refah içinde yüzenlerini azapla yakalayıveririz; işte o zaman feryada başlarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda, servet ve refahla şımarmışlarını azapla yakaladığımızda, hemen bağırıp dövünmeye başlarlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət, onların cah-calal içində yaşayanlarını əzabla yaxaladığımız zaman fəryad qopararlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nəhayət, onların naz-neʼmət içində yaşayan başçılarını əzabla yaxaladığımız zaman (Bədr vuruşu günü) fəryad edib imdad diləyərlər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Wir die in Saus und Braus Lebenden mit vernichtender Strafe ereilen, siehe, dann schreien sie um Hilfe.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn Wir dann diejenigen von ihnen, die üppig leben, mit der Strafe ergreifen, flehen sie sogleich laut um Hilfe.

Almanca — M. A. Rassoul

siehe, bis daß sie, wenn Wir die Wohlhabenden unter ihnen mit Strafe erfassen, um Hilfe rufen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when We lay hold upon the affluent among them who live in lust and wed them to calamities they groan out their souls and invoke Allah for relief.

Abdul Haleem

When We bring Our punishment on those corrupted with wealth, they will cry for help:

Abdullah Yusuf Ali

Until, when We seize in Punishment those of them who received the good things of this world, behold, they will groan in supplication!

Abul A'la Maududi

until We seize with Our chastisement those of them that are given to luxuriant ways. They will then begin to groan.

Aisha Bewley

But then when We seize the affluent among them with the punishment, they will suddenly start praying fervently.

Al-Hilali & Khan

Until when We seize those of them who lead a luxurious life with punishment: behold they make humble invocation with a loud voice.

Ali Quli Qarai

When We seize their affluent ones with punishment, behold, they make entreaties [to Us].

Amatul Rahman Omar

Yet as soon as We take those of them given to a life of luxury to task, behold! they start appealing for succour.

Arthur John Arberry

Till, when We seize with the chastisement the ones of them that live at ease, behold, they groan.

Bijan Moeinian

When their wealthy ones are subjected to My punishment, they start to beg from the bottom of their heart.

E. Henry Palmer

Until we catch the affluent ones amongst them with the torment; then lo! they cry for aid.

Edip-Layth

Until We take their carefree people with the retribution, then they will shout for help.

George Sale

when We chastise such of them as enjoy an affluence of fortune, by a severe punishment, behold, they cry aloud for help:

Hamid S. Aziz

Nay, their heart are in ignorance of this, and they do deeds beside this which they continue to do,

Mahmoud Ghali

Till when We took the ones who lived in luxury among them (to task) with torment, only then do they (go on) imploring.

Marmaduke Pickthall

Till when We grasp their luxurious ones with the punishment, behold! they supplicate.

Mohamed Ahmed - Samira

So that when We seize the affluent among them with affliction, they will begin to implore for help.

Muhammad Asad

until - after We shall have taken to task, through suffering, those from among them who [now] are lost in the pursuit of pleasures - they cry out in [belated] supplication.

Mustafa Khattab

But as soon as We seize their elite with torment, they start to cry for help.

Progressive Muslims

Until We take their carefree people with the retribution, then they will shout for help.

Sahih International

Until when We seize their affluent ones with punishment, at once they are crying [to Allah ] for help.

Sam Gerrans

When We have seized their opulent ones with punishment, then will they cry out.

Shabbir Ahmed

When We grasp their rich elite with retribution, they will moan and groan.

Syed Vickar Ahamed

Till (that time), when We grip in Punishment those of them who received the good things of this world, behold! They will groan (in pain and) in hurt!

Taqi Usmani

Until when We will seize their affluent ones with punishment, they will suddenly start crying.

The Monotheist Group

Until We take their carefree people with the retribution, then they will shout for help.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

jusquʹà ce que par le châtiment Nous saisissions les plus aisés parmi eux et voilà quʹils crient au secours.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Paşê dema em dewlemend û serekên wan bi ezab bigirin tu dê bibînî ku ew dikin feryad û fîxan!

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wanneer Wij dan hen die onder hen in luxe leven met de bestraffing te pakken nemen, dan schreeuwen zij opeens om hulp.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Tot wij diegenen hunner, welke zich in groote bezittingen verheugen, met eene gestrenge straf kastijden; onthoudt het, daar zij dan luid om hulp zullen roepen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда Мы схватили живущих роскошно [погрязших в наслаждениях и потехах] из них наказанием, то вот они ревут (умоляя о помощи).

Rusça — Osmanov

до тех пор, пока Мы не подвергнем наказанию благоденствующих из них. И тогда уж они завопят, [требуя сострадания].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

till dess de - när de ser hur de bland dem som förvekligats av sitt utsvävande liv nås av Vårt straff - ropar högt på nåd.