İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde kalırlar.

وَلَا يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي مِرْيَةٍ مِنْهُ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً اَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ

ve lā yezālu (e)lleƶīne keferū fī miryetin minhu Hattā te'tiyehumu s-sāǎtu beğteten ev ye'tiyehum ǎƶābu yevmin ǎḳīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lāve
2يَزَالُyezāluز ا لbitmez
3الَّذِينَ(e)lleƶīne
4كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar edenlerin
5فِيiçinde (olmaları)
6مِرْيَةٍmiryetinم ر يBir şeyi ortaya çıkarmak, tartışmak veya mücadele etmek, şüphe etmek.kuşku
7مِنْهُminhuo(Kur'a)ndan
8حَتّٰىHattākadar
9تَأْتِيَهُمُte'tiyehumuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine gelinceye
10السَّاعَةُs-sāǎtuس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmako sa'at
11بَغْتَةًbeğtetenب غ تAnsızın basmak, gafil avlamak, habersiz yakalamak, beklenmedik anda ortaya çıkmak, şaşırtmakansızın
12اَوْevyahut
13يَأْتِيَهُمْye'tiyehumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine gelinceye kadar
14عَذَابُǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
15يَوْمٍyevminي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünün
16عَقِيمٍǎḳīminع ق مKısır olmak (rahim), kurumak, verimsiz olmak, kasvetli olmak, sıkıntılı, üzücü (gün), çocuksuz olmak, yıkıcı olmak.kısır (hayırsız)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kâfir olanlarsa, kıyâmet gelip çatmadıkça, yahut o kısır gün, onlara gelmedikçe onun hakkında şüphe etmekten kurtulamazlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kâfir olanlarsa, kıyâmet gelip çatmadıkça, yahut o kısır gün, onlara gelmedikçe onun hakkında şüphe etmekten kurtulamazlar.

Adem Uğur

İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahut da (kendileri için hayır yönünden) kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkında hep şüphe içindedirler.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler ise, kendilerine ansızın ölüm gelinceye kadar yahut umutların boşa çıkacağı sürecin azabı gelinceye kadar, O'ndan (Teklik'ten) şüphe içinde kalmaya devam edecek. . .

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler ansızın cezalandırılıncaya, kıyametin kopacağı âna veya hiç de ümit verici şeyler va’detmeyen bir günün azâbı, kabir azâbı kendilerine gelinceye kadar Kur’ân’dan şüphe etmeye devam ederler.

Ahmet Varol

İnkar edenler, kendilerine kıyamet vakti ansızın gelinceye ya da kısır (hayırsız) bir günün azabı erişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) şüphe etmeye devam edeceklerdir.

Ali Bulaç

İnkar edenler ise, kıyamet saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde sür git kalacaklardır.

Ali Fikri Yavuz

Peygamberi ve Kur’an’ı inkâr edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye, veya (nesilleri kesen bir harbteki) verimsiz günün azabı çatıncaya kadar Kur’an hususunda bir şübhe içinde kalır giderler.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler ise evrenlerin sonu onlara ansızın gelinceye veya Kısır Gün'ün cezası gelip çatıncaya dek, Ondan kuşku duymaya devam ederler.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, kendilerine son saat ansızın gelinceye ya da her kurtulma gayretinin sonuçsuz kalacağı günün azabı gelinceye kadar, Kur'an hakkında hep şüphe içinde olacaklardır.

Bekir Sadak

inkar edenler, ceza saati kendilerine ansizin gelene veya gecesi olmayan gunun azabi catana kadar Kuran'dan suphe etmekte devam ederler.

Celal Yıldırım

O küfredenler ise, kendilerine Kıyâmet'in kopuş saati ansızın gelip çatınca veya kısır bir günün azabı gelip dokununcaya kadar Kur'ân hakkında devamlı bir şüphe içinde bocalayıp kalırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnkâr edenler ise, kıyamet kendilerine ansızın gelinceye veya sonu olmayan günün azabı kendilerini yakalayıncaya kadar Kur’an hakkında hep şüphe içinde kalacaklardır.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde kalırlar.

Diyanet İşleri (eski)

İnkar edenler, ceza saati kendilerine ansızın gelene veya gecesi olmayan günün azabı çatana kadar Kuran'dan şüphe etmekte devam ederler.

Diyanet Vakfi

İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahut da (kendileri için hayır yönünden) kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkında hep şüphe içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İnkâr edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye veya akîm (kısır) bir günün azabı gelinceye kadar, Kur'ân'dan şüphe etmekte devam edip giderler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnkar edenler de kendilerine kıyamet ansızın gelinceye veya her kurtulma gayretinin sonuçsuz kalacağı bir günün azabı gelinceye kadar Kur'an'dan şüphe etmekte devam edip giderler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O küfredenler de kendilerine o saat bağteten gelinciye veya akim bir günün azabı gelinciye kadar ondan bir şekk içinde kalır giderler

Erhan Aktaş

Kafirler de Sa'at ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan kuşku duymaya devam edeceklerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler de Sa'at ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan kuşku duymaya devam edeceklerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler de, Sa'at ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan kuşku duymaya devam edeceklerdir.

Fizilal-il Kuran

Kâfirler ise ansızın kıyamet günü ile karşı karşıya kalıncaya ya da «ertesi olmayan» o son günün azabına uğrayıncaya kadar Kur'an hakkında sürekli kuşku beslerler.

Gültekin Onan

Küfredenler ise, kıyamet saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kuran'dan) yana şüphe içinde sürgit kalacaklardır.

Hamdi Döndüren

İnkâr edenler ise, kıyamet saati kendilerine ansızın gelinceye ya da o kısır günün azabı gelip çatıncaya kadar, Kur’an hakkında, kuşku duymaya devam edeceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Küf (ü inkar) edenler ise kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahud kısır bir günün azabı çatıncaya kadar ondan (Kur'andan) yana mütemadi bir şek içinde kalırlar.

Hasib Asutay

İnkâr edenler, kendilerine o saat (kıyamet) ansızın gelinceye veya kısır bir günün azabı gelinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde kalırlar.

Hayrat Neşriyat

İnkâr edenler ise, kendilerine kıyâmet ansızın gelinceye veya kendilerine kısır(hayırsız) bir günün azâbı gelinceye kadar ondan (Kur’ân’dan) yana bir şübhe içinde bulunur dururlar.

İbni Kesir

Küfredenler; kendilerine o saat ansızın gelinceye veya gecesi olmayan günün azabı çatana kadar ondan yana devamlı bir şüphe içinde kalırlar.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar, kendilerine o (Son) Saat ansızın gelinceye veya kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun (Kur’an’ın) hakkında hep şüphe içindedir.

Muhammed Esed

Hakkı inkara şartlanmış olanlar ise, Son Saat kendilerini apansız yakalayıncaya ve bütün ümitlerin boş olduğu o Gün'ün azabı başlarına çökünceye kadar O'nun hakkında kapıldıkları şüpheden sıyrılmayacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

İnkarda direnen kimseler ise, Son Saat kendilerine ansızın gelip buluncaya, ya da (yaşama sevincinin) kökünü kurutan bir günün tarifsiz azabı kendilerine kavuşuncaya kadar, bu mesajın kaynağı hakkında kuşku duymaya devam edecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve kâfir olanlar ise kendilerine Kıyamet ansızın gelinceye veya onlara kısır bir günün azabı gelinceye kadar ondan (Kur'an'dan) bir şekk içinde bulunur dururlar.

Ömer Öngüt

İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahut da o kısır günün azabı kendilerine gelinceye kadar onun hakkında hep şüphe içindedirler.

Suat Yıldırım

Dini inkâr edenler ise, son saat ansızın gelip çatıncaya veya o kısır gün kendilerine gelinceye kadar, Kur’ân hakkında şüphe içinde kalır giderler.

Süleyman Ateş

İnkar edenler ise ansızın o sa'at (kıyamet veya ölüm) kendilerine gelinceye yahut o kısır (hayırsız) günün azabı kendilerine gelinceye kadar o(Kur'a)ndan yana, kuşku içinde olacaklardır.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler, o saat aniden gelinceye, sonrası olmayan bir günün azabı gelinceye kadar ondan (Allah'ın kitabından) üretilmiş bir kurgu içinde olmaya devam edeceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ama O'nun tebliğini görmezlikten gelenler, beklemedikleri bir anda kıyamet saati kendilerine gelinceye ya da kısır bir günün azabı ulaşıncaya kadar şüphe içinde olmaya devam edeceklerdir.

Şaban Piriş

Kafirler ise, kendilerine o saat, ansızın gelinceye veya sonsuz bir günün azabı çatıncaya kadar ondan şüphe etmeye devam ederler.

Tefhim-ul Kuran

Küfre sapanlar ise, kıyamet saati onlara apansız gelinceye ya da kesintiye uğramış (akîm, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde sür git kalacaklardır.

Ümit Şimşek

İnkâr edenler ise, ölüm ânı ansızın gelip çatıncaya, yahut kısır günün azabı başlarına gelinceye kadar ondan şüphe etmekten geri durmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

İnkar edenler ise kıyamet ansızın başlarına patlayıncaya kadar, yahut kısır bir günün azabı kendilerine gelip çatıncaya kadar, o Kur'an'dan yana kuşku içinde olmaya devam edecekler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafir olanlar isə, o Saat qəflətən onların başlarının üstünü alanadək, yaxud səmərəsiz bir günün əzabı onlara gəlib yetişənədək, Quran barəsində şəkk-şübhə içində qalarlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kafir olanlar isə qiyamət günü qəflətən başlarının üstünü alanadək, yaxud heç bir xeyri olmayan (səmərəsiz) bir günün (onların kökünü kəsəcək Bədr vuruşunun) əzabı onlara gəlib yetişənədək (Qurʼan barəsində) şəkk-şübhədə olmaqda davam edəcəklər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen bleiben beharrlich bei ihrem Zweifel (am Koran), bis die Stunde des Jüngsten Gerichts plötzlich über sie kommt oder die qualvolle Strafe eines für sie hoffnungslosen Tages über sie hereinbricht.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, die ungläubig sind, werden nicht aufhören, daran zu zweifeln, bis plötzlich die Stunde über sie kommt oder die Strafe eines unheilvollen Tages über sie kommt.

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Ungläubigen werden nicht (eher) aufhören, daran Zweifel zu hegen, bis die Stunde unerwartet über sie hereinbricht oder die Strafe eines unheilvollen Tages über sie kommt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, bleiben ihm gegenüber in Zweifel, bis die Stunde plötzlich über sie hineinbricht oder die Peinigung eines unfruchtbaren Tages zu ihnen kommt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nevertheless, the infidels continue to be in doubt of the divine nature of it -the Quran- and will remain undecided until the sudden encounter with death taking them by surprise planting their great Hereafter in the now or until they face the disastrous Day of Judgement which is barren of their expectations and their hopes are doomed to disappointment.

Abdul Haleem

The disbelievers will remain in doubt about it until the Hour suddenly overpowers them or until torment descends on them on a Day devoid of all hope.

Abdullah Yusuf Ali

Those who reject Faith will not cease to be in doubt concerning (Revelation) until the Hour (of Judgment) comes suddenly upon them, or there comes to them the Penalty of a Day of Disaster.

Abul A'la Maududi

The unbelievers will not cease to be in doubt about it until the Hour suddenly comes upon them, or the chastisement of an ominous day overtakes them.

Aisha Bewley

But those who are kafir will not cease to be in doubt of it until the Hour comes on them suddenly or the punishment of a desolate Day arrives.

Al-Hilali & Khan

And those who disbelieved will not cease to be in doubt about it (this Qur’ân) until the Hour comes suddenly upon them, or there comes to them the torment of the Day after which there will be no night (i.e. the Day of Resurrection).

Ali Quli Qarai

Those who are faithless persist in their doubt about it, until the Hour overtakes them suddenly, or they are overtaken by the punishment of an inauspicious day.

Amatul Rahman Omar

And those who have disbelieved will continue to have doubt about this (Qur'ân) until the Hour overtakes them suddenly, or the scourge of a destructive day befalls them.

Arthur John Arberry

And the unbelievers will not cease to be in doubt of it, until the Hour comes on them suddenly, or there shall come upon them the chastisement of a barren day.

Bijan Moeinian

The disbelievers have to constantly debate their doubts until they suddenly come face to face either with their worldly punishment or the Day of Judgment (which in either case it will be to late to make a choice. )

E. Henry Palmer

But those who misbelieve will not cease to be in doubt thereof until the Hour comes on them suddenly, or there comes on them the torment of the barren day.

Edip-Layth

Those who have rejected will remain in doubt from it until the moment comes to them suddenly, or the retribution will come to them on a day which will stand still.

George Sale

But the infidels will not cease to doubt concerning it, until the hour of judgment cometh suddenly upon them; or until the punishment of a grievous day overtake them.

Hamid S. Aziz

And that those who have been given knowledge may know that it is the truth from your Lord, and may believe therein, and that their heart may surrender humbly unto Him. Verily, Allah surely will guide those who believe into the Straight Way.

Mahmoud Ghali

And the ones who have disbelieved will not cease wrangling about it until the Hour comes suddenly or there comes up to them the torment of a sterile Day.

Marmaduke Pickthall

And those who disbelieve will not cease to be in doubt thereof until the Hour come upon them unawares, or there come unto them the doom of a disastrous day.

Mohamed Ahmed - Samira

The infidels will remain in doubt about it till the Hour overtakes them unawares, or the punishment of the barren day destructive should come upon them.

Muhammad Asad

whereas those who are bent on denying the truth will not cease to be in doubt about Him until the Last Hour comes suddenly upon them and [supreme] suffering befalls them on a Day void of all hope.

Mustafa Khattab

Yet the disbelievers will persist in doubt about this ˹revelation˺ until the Hour takes them by surprise, or the torment of a terminating[1] Day comes to them.

Progressive Muslims

And those who have rejected will remain to be in doubt from it until the Hour comes to them suddenly, or the retribution will come to them on a Day which will stand still.

Sahih International

But those who disbelieve will not cease to be in doubt of it until the Hour comes upon them unexpectedly or there comes to them the punishment of a barren Day.

Sam Gerrans

And those who ignore warning will not cease to be in doubt about it until the Hour comes upon them unexpectedly, or there comes to them the punishment of a barren day.

Shabbir Ahmed

And those who disbelieve in the Divine Word (by failing to sort out the human aspirations), will remain in suspense until the Hour befalls them suddenly, or there comes to them the doom of a disastrous day.

Syed Vickar Ahamed

And those who reject Faith will never stop to remain in doubt about (the Revelation) until the Hour (of Judgment) falls suddenly upon them, or the penalty of a Day of disaster comes to them.

Taqi Usmani

Those who disbelieve will remain in doubt about it (the Qur’ān) forever, until the Hour (of Judgment) comes upon them suddenly, or there comes to them the punishment of a barren day.

The Monotheist Group

Andthose who have rejected will remain to be in doubt from it until the Hour comes to them suddenly, or the retribution of a barren Day comes to them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux qui mécroient ne cesseront dʹêtre en doute à son sujet, jusquʹà ce que lʹHeure les surprenne à lʹimproviste ou que les atteigne le châtiment dʹun jour terrifiant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku kafir in der barê Quranê de her di nava şik û gumanê de ne, heyanî ku ji nişka ve qiyamet bi ser wan de bê yan jî ezabê roja qiyametê bê wan.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die ongelovig zijn blijven erover in twijfel totdat het uur onverwachts tot hen komt of totdat de straf van een troosteloze dag tot hen komt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar de ongeloovigen zullen niet ophouden daaraan te twijfelen, tot dat het uur des oordeels plotseling over hen zal komen, of dat de straf van een droevigen dag hen overvalt.

Hollandaca — Siregar

Maar degenen die niet geloven zullen erover in twijfel blijven, totdat het Uur onverwachts tot hen komt of de bestraffing van een ellendige Dag hen treft.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не перестанут те, которые стали неверующими, быть в сомнении о нем [о Коране], пока не придет к ним Час [Судный День] внезапно или (пока не) постигнет их мучение бесплодного дня [Дня Суда, бесплодного – потому, что после него нет других дней].

Rusça — Osmanov

Те, которые не уверовали, находятся в непрестанном сомнении о Нем, пока не нагрянет внезапно [Судный] час или пока не постигнет их наказание дня бесплодного.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

men de som framhärdar i att förneka sanningen fortsätter att se på denna (Skrift) med tvekan och tvivel, till dess den Yttersta stunden plötsligt kommer över dem eller straffet drabbar dem en dag som inte följs av en ny dag.