(103-104) Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, "Siz sadece bir gün kaldınız" diyecektir.

يَتَخَافَتُونَ بَيْنَهُمْ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا عَشْرًا نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ اِذْ يَقُولُ اَمْثَلُهُمْ طَرِيقَةً اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا يَوْمًا

yeteḣāfetūne beynehum in lebiṧtum illā ǎşran / neHnu eǎ'lemu bimā yeḳūlūne iƶ yeḳūlu emṧeluhum Tarīḳaten in lebiṧtum illā yevmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَتَخَافَتُونَyeteḣāfetūneخ ف تSessiz veya hareketsiz olmak, alçak/yumuşak/nazik olmak, şiddetli açlıktan dolayı zayıf olmak, sefil olmak, susturmak veya öldürmek (kılıç veya benzeri ile vurmak), iyi veya güzel olmak, dikkate değer olmak.gizli gizli derler
2بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinkendi aralarında
3اِنْin
4لَبِثْتُمْlebiṧtumل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.kalmadınız
5اِلَّاillābaşka
6عَشْرًاǎşranع ش رOnda birini almak, dokuza bir ekleyerek on yapmak, onuncu olmak. ashrun/asharun (d.), asharatun/ashratun (e.): on, onyıl, üçten ona kadar olan dönem. Yirmiden sonra dişil ve eril arasında fark yoktur. ashara - arkadaşlık etmek, birlikte yaşamak, birinin toplumunu geliştirmek, tanıdık olmak. ashirun - yoldaş, ashiratun - akraba, ma'sharun - topluluk, ırk, kalabalık, yakın iletişim içinde yaşayanlar (çoğul: ashair).on gün(den)
1نَحْنُneHnubiz
2اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamedaha iyi biliriz
3بِمَاbimāşeyleri
4يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonların dedikleri
5اِذْo zaman
6يَقُولُyeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleder ki
7اَمْثَلُهُمْemṧeluhumم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.onların seçkinleri
8طَرِيقَةًTarīḳatenط ر قGeceleyin gelmek, bir şeyi vurmak, çarpmak, vurmak, Tarık - geceleyin gelen veya görünen, gecenin sonunda gelen sabah yıldızı, gece ziyaretçisi, yıldız, tarikan - yol/patika, davranış biçimi, tutum.yol (hayat tarzı) bakımından
9اِنْin
10لَبِثْتُمْlebiṧtumل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.siz kalmadınız
11اِلَّاillābaşkaca
12يَوْمًاyevmenي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibir gün(den)

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Aralarında gizli gizli konuşup ancak derler, on geceden fazla kalmadınız dünyâda.

Abdulkadir Gölpınarlı

Aralarında gizli gizli konuşup ancak derler, on geceden fazla kalmadınız dünyâda.

Adem Uğur

Aralarında birbirlerine gizli gizli şöyle derler: "Dünyada sadece on gün kaldınız."

Ahmed Hulusi

Kendi aralarında şöyle fısıldaşırlar: "(Dünya'da) sadece on (saat) kaldınız. "

Ahmet Tekin

'Siz dünyada sadece on gün kaldınız' diye kendi aralarında fısıltı halinde konuşacaklar.

Ahmet Varol

'(Dünyada) sadece on (gün) kaldınız' diye aralarında fısıldaşırlar.

Ali Bulaç

"(Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız" diye kendi aralarında fısıldaşacaklar.

Ali Fikri Yavuz

Aralarında (korkularından) gizlice şöyle konuşacaklar: “- Dünyada ancak on gece kaldınız, değil mi?”

Ali Rıza Safa

"Ancak on kaldınız!" diyerek aralarında gizlice konuşacaklar.

Bayraktar Bayraklı

"Siz dünyada sadece on gün kaldınız" diyerek aralarında fısıldaşırlar.

Bekir Sadak

"Siz dunyada sadece on gun eglestiniz» diye, aralarinda sakli sakli konusurlar.

Celal Yıldırım

Kendi aralarında, «ancak on (gün veya gece) eyleştiniz» diye fısıldaşacaklar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“On günden fazla kalmadınız” diyerek aralarında fısıldaşırlar.

Diyanet İşleri

(103-104) Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, "Siz sadece bir gün kaldınız" diyecektir.

Diyanet İşleri (eski)

'Siz dünyada sadece on gün eğleştiniz' diye, aralarında saklı saklı konuşurlar.

Diyanet Vakfi

Aralarında birbirlerine gizli gizli şöyle derler: «Dünyada sadece on gün kaldınız.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız» diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, aralarında: "On günden fazla durmadınız." diye gizli gizli konuşacaklar.

Elmalılı Hamdi Yazır

"Ondan fazla durmadınız" diye aralarında gizli gizli konuşacaklar

Erhan Aktaş

"Dünya hayatınız sadece on gün sürdü değil mi?" diye aralarında fısıldaşırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Dünya hayatınız sadece on gün sürdü değil mi?" diye aralarında fısıldaşırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Dünya hayatınız sadece on gün sürdü değil mi? diye aralarında fısıldaşırlar.

Fizilal-il Kuran

Kısık bir ses tonu ile birbirlerine «Siz dünyada sadece on gün kaldınız» derler.

Gültekin Onan

"(Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız" diye kendi aralarında fısıldaşacaklar.

Hamdi Döndüren

Onlar kendi aralarında fısıldayarak, birbirlerine, “Siz, dünyada sadece on gün kaldınız!” derler.

Hasan Basri Çantay

Aralarında gizli gizli konuşacaklar, "(Dünyada) on (gece) den fazla eğlenmediniz" diye.

Hasib Asutay

(Dünyada) yalnızca on (gün) kaldınız diye kendi aralarında fısıldaşırlar. (23) (23. Kıyametin dehşeti onlara bu zannı verecek.)

Hayrat Neşriyat

Kendi aralarında: '(Dünyada) on (gün)den fazla kalmadınız' diye gizli gizli konuşurlar.

İbni Kesir

Aralarında gizli gizli konuşarak: Siz, sadece o gün eğleştiniz, derler,

Mehmet Okuyan

Aralarında “Dünyada sadece on (gün) kaldınız.” diyerek fısıldaşacaklar.

Muhammed Esed

birbirleriyle fısıldaşarak: "(Dünyada) on (günden) fazla kalmadınız (değil mi)?" diye soracaklar.

Mustafa İslamoğlu

korkudan kısılmış bir sesle birbirlerine "(Dünyada) ne kadar kaldınız ki; hepsi hepsi on gün işte!" diye fısıldaşacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Aralarında gizlice konuşurlar ki: «(Dünyâda) On günden ziyâde kalmış olmadınız.»

Ömer Öngüt

Aralarında gizli gizli konuşurlar: “Siz dünyada on günden fazla kalmadınız!”

Suat Yıldırım

Kendi aralarında sessizce konuşurken:"Dünyada, olsa olsa on gün kadar bir şey kaldınız." derler.

Süleyman Ateş

Kendi aralarında gizli gizli, "(dünyada) On günden fazla kalmadınız" derler.

Süleymaniye Vakfı

Aralarında, "Dünyada sadece on gün kaldınız." diye sessiz sessiz konuşurlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Aralarında fısıldaşacaklar ve "Dünyada topu topuna on gün kaldınız." diyeceklerdir.

Şaban Piriş

Aralarında: -On günden fazla kalmadınız, diye gizli gizli söyleşirler.

Tefhim-ul Kuran

«(Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız» diye kendi aralarında fısıldaşacaklar.

Ümit Şimşek

'Dünyada olsa olsa on gün kalmışızdır' diye aralarında fısıldaşmaktadırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Aralarında fısıldaşır gibi konuşurlar: "Ancak on gün filan kaldınız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar öz aralarında pıçıldaşıb deyəcəklər: “Dünyada cəmi on gün qaldınız!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar öz aralarında pıçıldaşıb bir-birinə: ″(Dünyada) cəmi on gün qaldınız!″ deyəcəklər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden einander zuflüstern: ʺIhr seid nur zehn Tage auf Erden gewesen, länger war es nicht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie flüstern einander zu: ʺIhr habt nur zehn (Nächte) verweilt.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

sie werden einander heimlich zuflüstern: ʺlhr weiltet nur zehn (Tage im Grab)ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie flüstern zueinander: ʺIhr habt doch nur zehn Tage verweilt!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They whisper to each other guessing their duration in life below and some think it was so short that it could not have been more than ten days.

Abdul Haleem

they will murmur to one another, ‘You stayed only ten days [on earth]’-

Abdullah Yusuf Ali

In whispers will they consult each other: "Yet tarried not longer than ten (Days);

Abul A'la Maududi

They shall whisper among themselves: "You stayed on the earth barely ten days."

Aisha Bewley

they will whisper secretly to one other, ‘You only stayed for ten. ’

Al-Hilali & Khan

They will speak in a very low voice to each other (saying): "You stayed not longer than ten (days)."

Ali Quli Qarai

They will whisper to one another: ‘You have stayed only for ten [days]. ’

Amatul Rahman Omar

They will talk one to another in a hushed voice (consulting together and planning in secret and saying, ) `You have lived only for ten (centuries). '

Arthur John Arberry

whispering one to another, 'You have tarried only ten nights. '

Bijan Moeinian

They will whisper among themselves asking: "How long ago was it? Ten (days?)

E. Henry Palmer

They shall whisper to each other, 'Ye have only tarried ten days. '

Edip-Layth

They whisper amongst themselves: "You have only been away for a period of ten."

George Sale

They shall speak with a low voice to one another, saying, ye have not tarried above ten days.

Hamid S. Aziz

On the day when the Trumpet shall be blown, and We will gather the guilty on that day white-eyed (with terror).

Mahmoud Ghali

(Speaking) among themselves in a hushed voice, "Decidedly you lingered (nothing) except ten (days). "

Marmaduke Pickthall

Murmuring among themselves: Ye have tarried but ten (days).

Mohamed Ahmed - Samira

Whispering to one another: "You have tarried but ten days. "

Muhammad Asad

whispering unto one another, "You have spent but ten [days on earth]

Mustafa Khattab

They will whisper among themselves, "You stayed no more than ten days ˹on the earth˺."

Progressive Muslims

They whisper amongst themselves: "You have only been away for a period of ten. "

Sahih International

They will murmur among themselves, "You remained not but ten [days in the world]. "

Sam Gerrans

Whispering among themselves: “You tarried only ten.”

Shabbir Ahmed

Whispering among themselves, "You have lived but ten days. "

Syed Vickar Ahamed

In whispers will they talk with each other: "You have waited no longer than ten (days);"

Taqi Usmani

and will be whispering among themselves, "You did not remain (in graves) more than ten (days)".

The Monotheist Group

They whisper among themselves: "You have only been away for a period of ten."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils chuchoteront entre eux: ʺVous nʹêtes restés là que dix (jours)!ʺ

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

terwijl zij onder elkaar fluisteren: ʺHet heeft voor jullie slechts tien (dagen) geduurd.ʺ

Hollandaca — Siregar

Fluisterend onder elkaar zeggen ze: ʺJullie hebben slechts tien dagen op aarde verbleven.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они будут перешептываться друг с другом: «Пробыли вы там [в земной жизни] только десять (дней)».

Rusça — Osmanov

Они [в тот день] будут переговариваться шепотом: ʺВы пробыли [на земле] всего дней десятьʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

viskande till varandra: ʺVi levde (där) högst tio (dagar).ʺ