Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

inne (e)lleƶīne keferū sevā'un ǎleyhim e enƶertehum em lem tunƶirhum lā yu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneelbette ki
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar edenler
4سَوَاءٌsevā'unس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeeşittir
5عَلَيْهِمْǎleyhimonlara, onların üzerine
6ءَاَنْذَرْتَهُمْe enƶertehumن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.onları uyarman
7اَمْemya da
8لَمْlem
9تُنْذِرْهُمْtunƶirhumن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarmasan da
10لَا
11يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmazlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kâfir olanlara gelince: İster korkut onları, ister korkutma, birdir; inanmazlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kâfir olanlara gelince: İster korkut onları, ister korkutma, birdir; inanmazlar.

Adem Uğur

Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

Ahmed Hulusi

Hakikati örten - inkar edenleri uyarsan da uyarmasan da fark etmez, iman etmezler!

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip, senin peygamberliğini, Kur’ân’ı, Allah’a imanın gerektirdiği esasları inkârda ısrar edenleri, kâfirleri, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatarak uyarmanla uyarmaman fark etmiyor. İman etmeyecekler.

Ahmet Varol

Sen kâfirleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

Ali Bulaç

Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için farketmez; inanmazlar.

Ali Fikri Yavuz

Muhakkak ki küfre varanlar, (yani iman nurunu şirk karanlığı ve inad yüzünden örtenleri) azâb ile korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; onlar iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Aslında, nankörlük edenleri uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenleri uyarsan da uyarmasan da, onlar için aynıdır; iman etmezler.

Bekir Sadak

suphe yok ki, inkar edenleri, baslarina gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki (ey sânı yüce peygamber!) o küfre saplanıp kalanları (inkâr ve inadları yüzünden tuttukları yanlış yolun tehlikeli sonucundan) korkutsan da, korkutmasan da onlara göre birdir; inanmazlar, d).

Diyanet İşleri

Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

Diyanet İşleri (eski)

Şüphe yok ki, inkar edenleri, başlarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Diyanet Vakfi

Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma o küfre saplananlar, ha inzar etmişin bunları ha etmemişin onlarca müsavidir, imana gelmezler

Erhan Aktaş

Şu bir gerçektir ki: Kafirleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şu bir gerçektir ki: Kafirleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şu bir gerçektir ki: Gerçeği yalanlayan nankörleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Fizilal-il Kuran

Kâfirlere gelince onları uyarsan da uyarmasan da farketmez; onlar iman etmezler.

Gültekin Onan

Şüphesiz, kafirleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir / aynıdır; onlar inanmazlar.

Hamdi Döndüren

Hiç kuşkusuz, inkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

Hasan Basri Çantay

Şu muhakkak ki küfr edenleri inzar etsen de onlarca bir, kendilerini inzar etmesen de inanmazlar.

Hasib Asutay

Şüphesiz, inkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler. (3) (3. Burada inkârcılardan kasıt, ilm-i ezelde iman etmeyecekleri bilinen Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi kâfirlerdir.)

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki inkâr edenler yok mu, onları korkutsan da korkutmasan da kendileri için birdir; îmân etmezler.

İbni Kesir

Şüphesiz ki o küfretmiş olanları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki kâfir olanları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.

Muhammed Esed

Unutma ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar için kendilerini uyarıp uyarmaman fark etmez; onlar inanmazlar.

Mustafa İslamoğlu

Şu bir gerçek ki, küfre şartlanmış o kimseleri ha uyarmışsın ha uyarmamışsın, onlar için (ikisi de) bir: iman etmezler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Muhakkak o kimseler ki kâfir olmuşlardır, onları korkutsan da, korkutmasan da onlar için müsavîdir, onlar imâna gelmezler.

Ömer Öngüt

Kâfirlere gelince, onları ikaz etsen de etmesen de onlar için birdir, onlar iman etmezler.

Suat Yıldırım

İnkâra saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar için birdir, imana gelmezler.

Süleyman Ateş

İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenleri /ayetleri görmezlikte direnenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez; inanıp güvenmezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kafirleri (ayetleri görmezlikten gelenleri) uyarsan da uyarmasan da fark etmez; onlar inanıp güvenmezler.

Şaban Piriş

Kafirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz, küfredenleri uyarıp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da, onlar için farketmez; iman etmezler.

Ümit Şimşek

İnkâr etmiş olanlara gelince, sen onları uyarsan da onlar için birdir, uyarmasan da; onlar inanmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen korkutsan da korkutmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, kafirləri qorxutsan da, qorxutmasan da, onlar üçün fərqi yoxdur, iman gətirməzlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Həqiqətən, kafirləri əzabla qorxutsan da, qorxutmasan da, onlar üçün birdir, iman gətirməzlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen werden nicht an Gott glauben, ob du sie warnst oder nicht.

Almanca — Der Edle Quran

Gleich ist es in Bezug auf diejenigen, die ungläubig sind, ob du sie warnst oder nicht warnst; sie glauben nicht.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, denen, die ungläubig sind, ist es gleich, ob du sie warnst oder nicht warnst: sie glauben nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, diejenigen, die (beharrlich) Kufr betrieben haben - gleich ist es für sie, ob du sie warnst oder nicht warnst, sie verinnerlichen den Iman nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

As to those who deny Allah, not lifting to Him their inward sight, it is all the same to them whether you warn them O Muhammad of menacing danger and misfortune or not;

Abdul Haleem

As for those who disbelieve, it makes no difference whether you warn them or not: they will not believe.

Abdullah Yusuf Ali

As to those who reject Faith, it is the same to them whether thou warn them or do not warn them; they will not believe.

Abul A'la Maududi

As for those who have rejected (these truths), it is all the same whether or not you warn them, for they will not believe.

Aisha Bewley

As for those who are kafir, it makes no difference to them whether you warn them or do not warn them, they will not have iman.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who disbelieve, it is the same to them whether you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) warn them or do not warn them, they will not believe.

Ali Quli Qarai

As for the faithless, it is the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not have faith.

Amatul Rahman Omar

As for those who are bent upon denying (the truth), they would not believe, because it is all the same to them whether you warn them or do not warn them.

Arthur John Arberry

As for the unbelievers, alike it is to them whether thou hast warned them or hast not warned them, they do not believe.

Bijan Moeinian

As far as the disbelievers are concerned, in spite of your (Mohammad’s) warning, they do not care at all and they will never believe [in submission to the will of God. ]

E. Henry Palmer

Verily, those who misbelieve, it is the same to them if ye warn them or if ye warn them not, they will not believe.

Edip-Layth

As for those who do not appreciate, whether you warn them or do not warn them, they will not acknowledge.

George Sale

As for the unbelievers, it will be equal to them whether thou admonish them, or do not admonish them; they will not believe.

Hamid S. Aziz

Verily, those who disbelieve, it is the same to them if you warn them or if you warn them not, they will not believe.

Mahmoud Ghali

Surely, the ones who have disbelieved, it is equal to them whether you have warned them or have not warned them, they do not believe.

Marmaduke Pickthall

As for the Disbelievers, Whether thou warn them or thou warn them not it is all one for them; they believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.

Muhammad Asad

BEHOLD, as for those who are bent on denying the truth - it is all one to them whether thou warnest them or dost not warn them: they will not believe.

Mustafa Khattab

As for those who persist in disbelief, it is the same whether you warn them or not—they will never believe.

Progressive Muslims

As for those who reject, whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

Sahih International

Indeed, those who disbelieve - it is all the same for them whether you warn them or do not warn them - they will not believe.

Sam Gerrans

Those who ignore warning, it is the same to them whether thou hast warned them or thou hast not warned them; they do not believe:

Shabbir Ahmed

As for those who have chosen denial in advance (because of blind following, arrogance, peer pressure and self-interest), it does not matter whether you admonish them or not.

Syed Vickar Ahamed

As to those (people) who reject Faith, it is the same to them whether you warn them or do not warn them; They will not believe.

Taqi Usmani

Surely for those who have disbelieved, it is all the same whether you warn them or you warn them not: they do not believe.

The Monotheist Group

As for those who reject, whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Mais) certes les infidèles que tu les avertisses ou que tu ne les avertisses pas, ils ne croient pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ew ên ku kafir bûne (inkarî ji xwe re kirine pîş û rêbaz), çi tu wan (bi ezabê Xwedê) bitirsînî û çi tu netirsînî ji wan re wekhev e; ew îmanê nayînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die ongelovig zijn, voor hen maakt het niet uit of je hen waarschuwt of niet; zij geloven niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Den boozen is het gelijk, of gij hun de waarheid verkondigt of niet.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, voor degenen die niet geloven, maakt het geen verschil of jij hen waarschuwt of dat jij hen niet waarschuwt: zij zullen niet geloven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, те, которые (по своему высокомерию и беспределью) стали неверующими (в то, что ниспослано тебе, о, Пророк), – все равно им, увещевал [предупреждал о наказании Аллаха] ты их или не увещевал, – они не веруют.

Rusça — Osmanov

Воистину, те, которые не уверовали, и те, коих ты увещевал, и те, коих не увещевал, не уверуют [и впредь].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

MEN FÖR dem som framhärdar i att förneka sanningen är det likgiltigt om du varnar dem eller inte - de vill inte tro.