Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.

يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَنْ يَشَاءُ وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُو۫تِيَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

yu'tī l-Hikmete men yeşā'u ve men yu'te l-Hikmete fe ḳad ūtiye ḣayran keṧīran ve mā yeƶƶekkeru illā ūlū l-elbābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يُؤْتِيyu'tīا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverir
2الْحِكْمَةَl-Hikmeteح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.Hikmeti
3مَنْmenkimseye
4يَشَاءُyeşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediği
5وَمَنْve menve kimse
6يُؤْتَyu'teا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilen
7الْحِكْمَةَl-Hikmeteح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.Hikmet
8فَقَدْfe ḳadelbette
9اُو۫تِيَūtiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilmiştir
10خَيْرًاḣayranخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayır
11كَثِيرًاkeṧīranك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çok
12وَمَاve mā
13يَذَّكَّرُyeƶƶekkeruذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekbunu anlamaz
14اِلَّٓاillābaşkası
15اُو۬لُواūlūا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçsahiplerinden
16الْاَلْبَابِl-elbābiل ب بKeskin bir zekaya sahip olmak, iyi kalpli olmak, şefkatli/sevecen/merhametli olmak, sadık kalmak ve bunu sürdürmek, uzman/becerikli olmak, kavrayışlı olmak, anlayış/zeka sahibi olmak, akıl.akıl

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dilediğine hikmet ihsân eder ve kime hikmet ihsân ederse şüphe yok ki o, çok hayra nail olmuş demektir, fakat bunu, aklı başında olanlardan başkaları düşünmez bile.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dilediğine hikmet ihsân eder ve kime hikmet ihsân ederse şüphe yok ki o, çok hayra nail olmuş demektir, fakat bunu, aklı başında olanlardan başkaları düşünmez bile.

Adem Uğur

Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.

Ahmed Hulusi

Hikmeti dilediğine verir. Kime Hikmet verilmişse ona çok hayır verilmiştir. Bunu, derin düşünebilen akıl sahiplerinden gayrısı anlamaz.

Ahmet Tekin

Allah, ilmi, Kur’ân’ın ifadesine vukufu, meseleleri anlamayı, isabetli kararı ve çözümü, olayları değerlendirme kabiliyetini, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere verir. Kendilerine ilim ve hikmet, Kur’ân verilenler, dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşanlardır. Kur’ân hükümleri ve vahy ile gelen ilkelerden, yalnızca akıl ve vicdan sahipleri düşünüp ibret alırlar.

Ahmet Varol

O, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse ona çokça hayır verilmiş olur. Ama sadece akıl sahipleri düşünüp ibret alır.

Ali Bulaç

Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

Ali Fikri Yavuz

Allah dilediğine faydalı bilgi (hikmet) ihsan eder. Kime ki hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. Bu âyet ve öğütleri ancak olgun akıl sahipleri düşünürler.

Ali Rıza Safa

Dilediğine bilgelik verir. Kime bilgelik verilmişse, ona, çok iyilik verilmiş demektir. Zaten sağduyulu olanlardan başkası anlamaz.

Bayraktar Bayraklı

Allah, dileyene hikmeti verir; kime hikmet verilmişse, ona büyük servet verilmiştir. Ama akıl sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz.

Bekir Sadak

Hikmeti diledigine verir. Kime hikmet verilmisse suphesiz ona cokca hayir verilmistir. Bundan ancak akil sahipleri ibret alir.

Celal Yıldırım

Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, gerçekten ona çokça hayır verilmiştir. Bunu da ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O, dilediğine hikmeti verir ve kime hikmet verilirse o kimse birçok hayra nâil olmuş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar.

Diyanet İşleri

Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.

Diyanet İşleri (eski)

Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.

Diyanet Vakfi

Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dilediğine hikmet verir. Hikmet verilene ise çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak temiz akıllılar anlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise çok bir hayır verilmiş demektir ve bunu ancak temiz akıllılar anlar

Erhan Aktaş

O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona pek büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri anlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona pek büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri anlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona pek büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri anlar.

Fizilal-il Kuran

O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona çok hayırlı birşey verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri düşünüp anlayabilirler.

Gültekin Onan

Kime dilerse hikmeti ona verir; kuşkusuz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

Hamdi Döndüren

Allah hikmeti (bilgeliği) dilediğine verir; kime de hikmet verilmişse, (iyi bilsin ki) ona çok hayır verilmiştir. Ama bunu akıllı kişilerden başkası anlayamaz.

Hasan Basri Çantay

(Allah) hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilirse muhakkak ki ona çok hayır verilmişdir. Salim akıl saahiblerinden başkası iyi düşünmez.

Hasib Asutay

(Allah), hikmeti (109) dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona çok hayır verilmiş olur; (bunu) ancak akıl sahipleri düşünür. (109. Yararlı ilim.)

Hayrat Neşriyat

(O,) hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet verilirse, artık şübhesiz (ona) pek çok hayır verilmiş demektir. (İstikametli) akıl sâhiblerinden başkası ise ibret almaz.

İbni Kesir

Hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet verilmişse şüphesiz ki, ona pek çok hayır verilmiştir. Bunu ancak akıl sahibleri anlar.

Mehmet Okuyan

(Allah) hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) dileyene (layık gördüğüne) verir. Kime hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) verilirse, elbette ona pek çok iyilik verilmiş demektir. Derin akıl sahiplerinden başkası (gerçeği) hatırlamaz.

Muhammed Esed

Dilediğine hikmet bağışlar ve her kime hikmet bağışlanmışsa doğrusu ona en büyük servet verilmiş demektir. Ama derin kavrayış sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz.

Mustafa İslamoğlu

İsabetli hüküm verme yeteneğini (hak edene) vermeyi diler; ama kimse isabetli hüküm verme yeteneği bahşedilmişse, doğrusu ona tarifsiz büyüklükte bir servet bahşedilmiştir; fakat, derin kavrayış sahiplerinden başkası bunu düşünüp kavrayamaz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Dilediğine hikmet verir. Kendisine hikmet verilmiş olan bir kimse ise, muhakkak ona birçok hayır verilmiş olur. Ve bunu ancak halis akıl sahipleri tefekkür eder.

Ömer Öngüt

Allah hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilirse, ona muhakkak ki çok hayır verilmiştir. Bunu ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar.

Suat Yıldırım

O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet nasib edilmişse, doğrusu ona pek çok hayır verilmiştir. Ancak tam akıllı olanlar gerçekleri anlar ve düşünürler.

Süleyman Ateş

Hikmeti dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sahipleri düşünüp anlar(lar).

Süleymaniye Vakfı

Allah, hikmeti gereğini yapana verir. Kime hikmet verilirse ona çok hayırlı bir şey verilmiş olur. Bu bilgiye (hikmete) aklıselim sahibi olanlardan başkası ulaşamaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O, tercihini doğru yapana hikmeti verir. Kime hikmet verilirse, ona çokça iyilik yapılmış olur. Bu bilgiyi sağlam duruşlu (ulü'l-elbab) olanlardan başkası elde edemez.

Şaban Piriş

O, hikmeti dilediği kimseye verir. Hikmet verilen kimseye pek çok hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

Tefhim-ul Kuran

Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

Ümit Şimşek

O, hikmeti dilediğine verir. Kendisine hikmet verilen kimseye ise, gerçekten pek büyük bir hayır verilmiştir. Bunu ise ancak akıl sahipleri anlar.

Yaşar Nuri Öztürk

O, hikmeti dilediğine verir. Ve kendisine hikmet verilmiş olana çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah istədiyi kəsə hikmət bəxş edir. Kimə hikmət verilmişsə, ona çoxlu xeyir nəsib edilmişdir. Bunu isə ancaq düşüncəli insanlar anlayarlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allah istədiyi şəxsə hikmət (elm, məʼrifət, müdriklik) bəxş edər. Kimə hikmət bəxş edilmişsə, ona çoxlu xeyir (əbədi səadət) verilmişdir. Bunu ancaq ağıllı adamlar dərk edərlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Weisheit gibt Gott, wem Er will. Wem Weisheit zuteil wird, der hat viel Gutes bekommen. Nur diejenigen, die sich ihres Verstandes bedienen, machen sich Gedanken darüber und ziehen die Lehren daraus.

Almanca — Der Edle Quran

Er gibt Weisheit, wem Er will; und wem Weisheit gegeben wurde, dem wurde da viel Gutes gegeben. Aber nur diejenigen bedenken, die Verstand besitzen.

Almanca — M. A. Rassoul

Er gibt die Weisheit, wem Er will, und wem da Weisheit gegeben wurde, dem wurde hohes Gut gegeben; aber diejenigen, die sich mahnen lassen, sind die, die Verstand haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

ER gewährt Weisheit, wem ER will. Und wem Weisheit gewährt wird, diesem wurde bereits viel Gutes gewährt. Doch nicht erinnern lassen sich außer diejenigen mit Verstand.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah confers sound judgement in choosing means and ends upon whom He will and acquaints his heart and innermost being with wisdom and wise dispensations, and he who is gifted with this divine attribute, has indeed been endowed with overflowing goodness, and all grace will abound in him. But no one reflects except those with intellectual power of perception to know, remember and judge.

Abdul Haleem

and He gives wisdom to whoever He will. Whoever is given wisdom has truly been given much good, but only those with insight bear this in mind.

Abdullah Yusuf Ali

He granteth wisdom to whom He pleaseth; and he to whom wisdom is granted receiveth indeed a benefit overflowing; but none will grasp the Message but men of understanding.

Abul A'la Maududi

He grants wisdom to those whom He wills; and whoever is granted wisdom has indeed been granted much good. Yet none except people of understanding take heed.

Aisha Bewley

He gives wisdom to whoever He wills and he who has been given wisdom has been given great good. But no one pays heed but people of intelligence.

Al-Hilali & Khan

He grants Hikmah[1] to whom He pleases, and he, to whom Hikmah is granted, is indeed granted abundant good. But none remember (will receive admonition) except men of understanding.

Ali Quli Qarai

He gives wisdom to whomever He wishes, and he who is given wisdom, is certainly given an abundant good. But none takes admonition except those who possess intellect.

Amatul Rahman Omar

He grants wisdom to whomsoever He will. Indeed, he who is granted wisdom has been granted an ample good. And none would take heed except those endowed with to you and you shall not be treated unjustly.

Arthur John Arberry

He gives the Wisdom to whomsoever He will, and whoso is given the Wisdom, has been given much good; yet none remembers but men possessed of minds.

Bijan Moeinian

God grants wisdom to whoever He wills. The one who is showered with wisdom is endowed with a great wealth. Only the intelligent people mediate about these matters.

E. Henry Palmer

He bringeth wisdom unto whom He will, and he who is brought wisdom is brought much good; but none will remember save those endowed with minds.

Edip-Layth

He grants wisdom to whom He chooses, and whoever is granted wisdom, has been given much good. Only those with intelligence will take heed.

George Sale

He giveth wisdom unto whom he pleaseth, and he unto whom wisdom is given, hath received much good: But none will consider, except the wise of heart.

Hamid S. Aziz

He brings wisdom unto whom He will, and he who is brought wisdom is brought much good; but none will remember save those endowed with understanding.

Mahmoud Ghali

He brings (the) Wisdom to whomever He decides; and whoever is brought (the) Wisdom, then he has been brought much charity (i. e., benefit); and in no way does anyone constantly remember except the ones endowed with intellects.

Marmaduke Pickthall

He giveth wisdom unto whom He will, and he unto whom wisdom is given, he truly hath received abundant good. But none remember except men of understanding.

Mohamed Ahmed - Samira

He gives wisdom to whomsoever He please; and those who are bestowed wisdom get good in abundance. Yet none remembers this save men of wisdom.

Muhammad Asad

granting wisdom unto whom He wills: and whoever is granted wisdom has indeed been granted wealth abundant. But none bears this in mind save those who are endowed with insight.

Mustafa Khattab

He grants wisdom to whoever He wills. And whoever is granted wisdom is certainly blessed with a great privilege. But none will be mindful ˹of this˺ except people of reason.

Progressive Muslims

He grants wisdom to whom He chooses, and whoever is granted wisdom, has been given much good. Only those with understanding will remember.

Sahih International

He gives wisdom to whom He wills, and whoever has been given wisdom has certainly been given much good. And none will remember except those of understanding.

Sam Gerrans

He gives wisdom to whom He wills; and to whom wisdom is given, he has been given much good; but only those of insight take heed.

Shabbir Ahmed

He bestows wisdom according to His Laws ((12:22), (28:14)). And whoever is granted wisdom has indeed been granted a great wealth. And only people of understanding remain mindful of what they learn. (Using their perceptual and conceptual faculties can help the humans attain wisdom (17:36)).

Syed Vickar Ahamed

He grants wisdom to whom He pleases; And he to whom wisdom is granted, (he) receives abundant rewards; But none will grasp the Message except men of understanding.

Taqi Usmani

He gives wisdom to whom He wills, and whoever is given wisdom is certainly given a lot of good. Only the people of understanding observe the advice.

The Monotheist Group

He grants wisdom to whom He chooses, and whoever is granted wisdom has been given much good. Only those who possess intelligence will remember.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il donne la sagesse à qui Il veut. Et celui à qui la sagesse est donnée, vraiment, cʹest un bien immense qui lui est donné. Mais les doués dʹintelligence seulement sʹen souviennent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê, kê bivê hîkmetê dide wî û ji kê re hîkmet bê dayîn, bi rastî xêreke pir jê re hatiye dayîn. Ji hişmendan pê ve tu kes jê şîretê wernagire.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij geeft de wijsheid aan wie Hij wil. En aan wie de wijsheid gegeven is, aan hem is veel goeds gegeven. Maar alleen de verstandigen laten zich vermanen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij geeft wijsheid aan wien hij wil, en degene die de wijsheid heeft ontvangen, bezit een groot goed; maar slechts de wijzen bedenken dit.

Hollandaca — Siregar

Hij (Allah) geeft de Wijsheid aan wie Hij wijl en wie de Wijsheid geschonken wordt: aan hem wordt inderdaad veel goeds gegeven. En niemand laat zich vermanen dan de bezitters van verstand.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Аллах) дарует мудрость, кому пожелает (из Своих рабов); а кому дарована мудрость, тому даровано обильное благо. Но внимают (увещаниям) [получают пользу от этого] только обладатели (здравого) разума!

Rusça — Osmanov

Аллах дарует мудрость, кому захочет, а тот, кому дана мудрость, награжден великим благом. Но только разумные внемлют наставлению.