Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

اَلَّذِينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلَاوَتِهِ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمَنْ يَكْفُرْ بِهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

(e)lleƶīne āteynāhumu l-kitābe yetlūnehu Haḳḳa tilāvetihi ulāike yu'minūne bihi ve men yekfur bihi fe ulāike humu l-ḣāsirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
2اٰتَيْنَاهُمُāteynāhumuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine verdiğimiz
3الْكِتَابَl-kitābeك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabı
4يَتْلُونَهُyetlūnehuت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.onu okuyanlar
5حَقَّHaḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekdoğru bir
6تِلَاوَتِهِtilāvetihiت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okuyuşla
7اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte onlar
8يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlardır
9بِهِbihiona
10وَمَنْve menve kim
11يَكْفُرْyekfurك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar ederse
12بِهِbihionu
13فَاُو۬لٰٓئِكَfe ulāikeişte
14هُمُhumuonlar
15الْخَاسِرُونَl-ḣāsirūneخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.ziyana uğrayanlardır

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. İşte onlar kitaba inanırlar. Ona inanmayanlarsa ziyankârların ta kendileridir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. İşte onlar kitaba inanırlar. Ona inanmayanlarsa ziyankârların ta kendileridir.

Adem Uğur

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler (den bazısı) onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.

Ahmed Hulusi

Kendilerine Kitap (Sünnetullah bilgisi) verilmiş olanlar onu hakkıyla okuyup değerlendirirler. . . İşte bunlar Ona iman edenlerdir. Her kim de Onu inkar ederse, hüsrana uğrayanlardan olur (hakikatini inkar ettiği için).

Ahmet Tekin

Kendilerine kitabı, Kur’ân’ı verdiklerimiz, Kur’ân’ı, tilâvetinin hakkını vererek okurlar, manasına bihakkın vâkıf olurlar, bütün icaplarıyla uygularlar. İşte bunlar Kur’ân’a iman etmiş olurlar. Kimler de, Kur’ân’ı inkâr ederse onlar, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.

Ahmet Varol

Kendilerine vermiş olduğumuz Kitab'ı hakkıyla okuyanlar, işte onlar ona iman ederler. Kim de bunu inkar ederse kesin zarara uğrayanlar işte onlardır.

Ali Bulaç

Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkar ederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Ali Fikri Yavuz

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, o kitabı, hak olduğunu bilerek okurlar. İşte onlar, tahrif yapmaksızın kitablarına iman edenlerdir. Her kim de kitabı inkâr eder ve değiştirirse, onlar dinlerinde ziyan edenlerdir.

Ali Rıza Safa

Kitap verdiklerimiz, hakkını vererek Onu okurlar; işte onlar, inananlardır. Onu kim inkar ederse, yitime uğrayanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine kitap verdiklerimizin bazısı, onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar ona iman ederler. Onu inkar edenler var ya, gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.

Bekir Sadak

Kendilerine verdigimiz Kitab'i geregince okuyanlar var ya, iste ona ancak onlar inanirlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir.*

Celal Yıldırım

Kendilerine kitap verdiklerimizden bilgili ve yetkili) kimseler önce onu gerçek mânada (anlayarak) gönüllerine indirerek okurlar. İşte onlar, buna imân ederler. Her kim de onu inkâr ederse, onlar da zarara uğrayanların kendileridir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine kitap verdiğimiz ve onu hakkını vererek okumakta olanlar var ya, işte kitaba iman edenler onlardır; ama her kim onu inkâr ederse işte asıl kaybedenler onlardır.

Diyanet İşleri

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Diyanet İşleri (eski)

Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereğince okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar inanırlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir.

Diyanet Vakfi

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler (den bazısı) onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler. Ama her kim onu inkâr ederse, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkâr ederse, işte o inkârcılar hüsran içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine kitap verdiğimiz liyakatlı kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona iman ederler. Kim de onu inkar ederse hüsrana uğrayanlar işte onlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu tilavetinin hakkını vererek okurlar, İşte onlar ona iman ederler, her kim de onu inkar ederse işte onlar da husranda kalanlardır

Erhan Aktaş

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona iman edenlerdir. İman etmeyenler ise, işte onlar kaybedenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnanmayanlar ise, işte onlar kaybedenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnkar edenler ise, işte onlardır kaybedenler.

Fizilal-il Kuran

Kendilerine verdiğimiz kitabı gereğince okuyanlar var ya, işte onlar ona inananlardır. Onu inkâr edenler ise hüsrana uğrayanlardır.

Gültekin Onan

Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona inananlar bunlardır. Kim de ona küfrederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Hamdi Döndüren

Kendilerine Kitabı verdiğimiz kimseler onu, gereği gibi okurlar. Çünkü onlar ona iman ederler. Kim de onu inkâr ederse, işte onlar ziyana uğrayanlardır.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu tilavet hakkını tam gözeterek okurlar. İşte ona iman edenler bunlardır. Kim ona küfrederse onlar da (maddi ve manevi) en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.

Hasib Asutay

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler (den bazısı) onu gereği gibi okurlar, işte onlar ona inanırlar. Kim de onu inkâr ederse, işte onlar ziyana uğrayanlardır.

Hayrat Neşriyat

Kendilerine Kitab verdiğimiz kimseler(den bazısı) onu, tilâvetinin (okunmasının)hakkını vererek okurlar. İşte bunlar, ona (Kitâb’a) îmân ederler. Her kim de onu inkâr ederse, işte onlar zarara uğrayanların ta kendileridir.

İbni Kesir

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu hakkıyla tilavet ederler. İşte buna onlar inanırlar. Kim ona küfrederse, hüsrana uğrayanlar da işte onlardır.

Mehmet Okuyan

Kendilerine kitap verdiklerimiz(den bazısı) onu, tam olarak (hakkını gözeterek) tilavet ederler (okuyup aktarırlar). (Çünkü) onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte asıl kaybedenler onlardır.

Muhammed Esed

Kendilerine ilahi kelamı emanet ettiklerimiz (ve) ona gereği gibi uyanlar -işte onlardır (gerçekten) iman edenler; hakikati inkara kalkışanlara gelince- işte onlardır asıl kaybedenler!

Mustafa İslamoğlu

Kendilerine ilahi mesaj (verilip) de onu tilavet etmenin hakkını verenler var ya: işte onlardır ona hakkıyla inananlar, kim de bu mesajı inkar ederse, işte kaybedenler de onlardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler ki, onu bihakkın tilâvetle tilâvette bulunurlar. İşte onlar ona imân ederler. Ve kimler ki onu inkâr ederlerse işte hüsrâna uğramış olanlar da onlardır.

Ömer Öngüt

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.

Suat Yıldırım

Kendilerine verdiğimiz kitabı, lâyık olduğu şekilde okuyup izleyenler var ya, işte onu tasdik edenler onlardır. Kim onu inkâr ederse, işte onlar hüsrana uğrayacakların ta kendileridir.

Süleyman Ateş

Kendilerine verdiğimiz Kitabı, gereğince okuyanlar var ya, işte onlar, ona inanırlar. Onu inkar edenler ise ziyana uğrarlar.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine kitap verdiklerimizden, kitaplarını (Kur'an ile) bağlantı kurarak gerektiği gibi okuyanlar var ya, işte onlar, Kur'an'a da inanıp güvenirler. Kim onu görmezlikte direnirse işte onlar kaybedenlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine verdiğimiz Kitaba hakkıyla uyanlar bu Kitaba inanırlar. Kaybedenler, bunu görmezlikten gelenlerdir.

Şaban Piriş

Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O'na iman eden kimselerdir. Onu tanımayanlar ise işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.

Tefhim-ul Kuran

Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkâr ederse, artık onlar kayba uğrayanların ta kendileridir.

Ümit Şimşek

Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi okuyanlar, ona iman ederler. Kim onu inkâr ederse, işte onlar da hüsrana düşenlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine Kitap'ı verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kitab verdiyimiz kəslər onu layiqincə oxuyurlar. Onlar ona iman gətirənlərdir. Onu inkar edənlər isə ziyana uğrayanlardır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Verdiyimiz kitabı layiqincə (təhrif etmədən) oxuyanlar həmin kitaba iman gətirənlərdir, onu inkar edənlər (dəyişdirənlər) isə (dünyada və axirətdə) özlərinə zərər yetirənlərdir.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen Schriftbesitzer, die ihre Heiligen Bücher richtig lesen und verstehen, glauben dann (an den Koran). Diejenigen, die nicht daran glauben, das sind die Verlierer.

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, denen Wir die Schrift gegeben haben, lesen sie, wie es ihr zusteht; sie glauben daran. Wer sie jedoch verleugnet, das sind die Verlierer.

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen, denen Wir das Buch gegeben haben, lesen es, wie man es lesen soll. Diese glauben daran. Wer aber daran nicht glaubt diese sind doch die Verlierenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those people to whom We gave AL-Tawrah and AL-Injil, who read their Book with careful scrutiny in search of truth, shall recognize what really proceeded from Allah and what has been adulterated by base admixture of false glosses. Such persons shall comprehend the truth and accordingly honour the Quran. And he who refuses to acknowledge the truth proceeded from Allah shall be an inherent loser.

Abdul Haleem

Those to whom We have given the Scripture, who follow it as it deserves, are the ones who truly believe in it. Those who deny its truth will be the losers.

Abdullah Yusuf Ali

Those to whom We have sent the Book study it as it should be studied: They are the ones that believe therein: Those who reject faith therein,- the loss is their own.

Abul A'la Maududi

Those to whom We have given the Scripture, and who recite it as it ought to be recited, they truly believe in it; and those who disbelieve in it, they are the real losers.

Aisha Bewley

Those to whom We have given the Book, who recite it in the way it should be recited, such people have iman in it. As for those who reject it, they are the losers.

Al-Hilali & Khan

Those (who embraced Islâm from Banî Israel) to whom We gave the Book [the Taurât (Torah)] [or those (Muhammad’s صلى الله عليه وسلم companions) to whom We have given the Book (the Qur’ân)] recite it (i.e. obey its orders and follow its teachings) as it should be recited (i.e. followed), they are the ones who believe therein. And whoso disbelieve in it (the Qur’ân), those are they who are the losers. (Tafsir Al-Qurtubî).

Ali Quli Qarai

Those to whom We have given the Book follow it as it ought to be followed: they have faith in it. As for those who defy it —it is they who are the losers.

Amatul Rahman Omar

They (- the true Muslims), to whom We have given the Book, follow it as it deserves to be followed. It is they who truly believe in it. And whoso does not believe therein, these are they who are the utter losers.

Arthur John Arberry

Those to whom We have given the Book and who recite it with true recitation, they believe in it; and whoso disbelieves in it, they shall be the losers.

Bijan Moeinian

When the people, to whom the Scripture is given, read the Qur’an (the way that it should be read [objectively with no pre-judgments]) they believe in it. Those who choose to disregard it should know that they are simply the losers.

E. Henry Palmer

They to whom we have brought the Book and who read it as it should be read, believe therein; and whoso disbelieve therein, 'tis they who lose thereby.

Edip-Layth

Those whom We have given the book and they recite it truthfully the way it deserves to be recited; they acknowledge it. As for those who do not appreciate it, they are the losers.

George Sale

They to whom we have given the book of the Koran, and who read it with its true reading, they believe therein; and whoever believeth not therein, they shall perish.

Hamid S. Aziz

They to whom We have brought the Book and who read it as it should be studied, they are the ones that believe therein; and whoever rejects faith therein, it is they who are the losers.

Mahmoud Ghali

The ones to whom We have brought the Book recite it with its true recitation: those believe in it; and whoever disbelieves in it, then those are they (who are) the losers.

Marmaduke Pickthall

Those unto whom We have given the Scripture, who read it with the right reading, those believe in it. And whoso disbelieveth in it, those are they who are the losers.

Mohamed Ahmed - Samira

The Jews and Christians will never be pleased with you until you follow their way. Say: "God's guidance alone is true guidance;" for if you give in to their wishes after having received the (Book of) knowledge from God, then none will you have as friend or helper to save you.

Muhammad Asad

Those unto whom We have vouchsafed the divine writ [and who] follow it as it ought to be followed -it is they who [truly] believe in it; whereas all who choose to deny its truth -it is they, they who are the losers!

Mustafa Khattab

Those We have given the Book follow it as it should be followed. It is they who ˹truly˺ believe in it. As for those who reject it, it is they who are the losers.

Progressive Muslims

Those to whom We have given the Scripture and they recite it as it truthfully deserves to be recited; they believe in it. As for those who disbelieve in it, they are the losers.

Sahih International

Those to whom We have given the Book recite it with its true recital. They [are the ones who] believe in it. And whoever disbelieves in it - it is they who are the losers.

Sam Gerrans

Those to whom We gave the Writ recite it with the recital due it; they believe in it. And whoso denies it, it is they who are the losers.

Shabbir Ahmed

Those unto whom We have given the Book, who read it with the right reading (carefully study it beyond mere recitation), and then follow it as it should be followed - it is they who truly believe in it. And whoever does not believe in it this way - it is they, they who are the losers. ('Tilawat' = Recitation with understanding and then following it).

Syed Vickar Ahamed

Those to whom We have sent the Book, study it as it should be studied: They are the ones who believe in it: And for those who reject faith in it, the loss is their own.

Taqi Usmani

Those to whom We have given the Book and they recite it observing the rights of its recitation - they are the ones who believe in it. And those who disbelieve in it, they are the losers.

The Monotheist Group

Those to whom We gave the Book, they recite it as it truthfully deserves to be recited; they believe in it. As for those who disbelieve in it, they are the losers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux à qui Nous avons donné le Livre, qui le récitent comme il se doit, ceux-là y croient. Et ceux qui nʹy croient pas sont les perdants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku me kitêb daye wan û bi duristî wê dixwînin, ha ew baweriyê pê tînin. Çi kesê wê înkar bike, vêca yên di ziyanê de ew bi xwe ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij aan wie Wij het boek hebben gegeven lezen het op de juiste manier voor; dat zijn zij die erin geloven. Wie er niet in geloven, dat zijn zij die de verliezers zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij wie wij de schrift hebben gegeven en die haar lezen, zooals zij gelezen moet worden, gelooven er aan; die welke er echter niet in gelooven, storten zich in de ellende.

Hollandaca — Siregar

Degenen aan wie Wij de Schrift hebben gegeven lezen het op de juiste manier voor, zij zijn degenen die erin geloven. En degenen die er niet in geloven: zij zijn de verliezers.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Те, кому Мы даровали Писание [люди этой общины (уммы) и предыдущих], (и которые) читают его [дарованное им Писание будь то Коран, Тора, Евангелие, Псалтырь и другие книги Аллаха] достойным чтением [должным образом] – те веруют в него. А если кто не верует в него [в Писание] – те будут в убытке.

Rusça — Osmanov

Те, кому мы даровали Писание, и кто читает его как должно, они-то и веруют в него. А те, кто отвергает его, - они-то и потерпят убыток.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Några av) dem som Vi har skänkt Skriften läser den som den bör läsas; de har den (sanna) tron. Och de som förnekar den, de är förlorarna.