İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ بَيْنَ السَّدَّيْنِ وَجَدَ مِنْ دُونِهِمَا قَوْمًا لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

Hattā iƶā beleğa beyne s-seddeyni vecede min dūnihimā ḳavmen lā yekādūne yefḳahūne ḳavlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1حَتّٰٓىHattānihayet
2اِذَاiƶāne zaman ki
3بَلَغَbeleğaب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakulaştı
4بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinarasına
5السَّدَّيْنِs-seddeyniس د دDoğru yapmak, doğruya yöneltmek, isabet etmek, kapamak, tıkamak, engel olmak, düzeltmek, ödemek, borç ödemek, yardım etmekiki sed
6وَجَدَvecedeو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbuldu
7مِنْmin
8دُونِهِمَاdūnihimāد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaonların dışında
9قَوْمًاḳavmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavim
10لَا
11يَكَادُونَyekādūneك و دneredeyse, az daha (?)neredeyse
12يَفْقَهُونَyefḳahūneف ق هİlahi kanunda öğrenmiş, yetenekli, kavrayışlı olmak, bir şeyi anlamak.hiç anlamayan
13قَوْلًاḳavlenق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Tâ iki setin arasına vardı, onların yanında bir topluluk buldu ki hemen hiçbir söz anlamıyorlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Tâ iki setin arasına vardı, onların yanında bir topluluk buldu ki hemen hiçbir söz anlamıyorlardı.

Adem Uğur

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.

Ahmed Hulusi

Nihayet iki sed (set, dağ) arasına ulaştı. . . Orada neredeyse -hiçbir- uyarıyı değerlendirmeyecek halde bir kavim buldu.

Ahmet Tekin

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında, dağların eteğinde, nerdeyse anlaşabilecekleri müşterek bir dile sahip olmayan bir kavme rastladı.

Ahmet Varol

Nihayet iki seddin arasına ulaştığında onların önünde neredeyse hiçbir söz anlamayan bir kavim buldu.

Ali Bulaç

seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet (sed yaptırmış olduğu Ermenistan ve Azerbaycan’daki) iki dağ arasına vardığı zaman, bu dağların önünde bir kavim buldu ki, söz anlamıyacak durumda idiler (lisan bilmiyorlardı).

Ali Rıza Safa

İki set arasına vardığında, onun önünde, söz anlamayan bir toplum buldu.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda iki set arasına varınca, bunların ötesinde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir topluluk buldu.

Bekir Sadak

Sonunda, iki dagin arasina varinca, orada nerdeyse hic laf anlamayan bir millete rastladi.

Celal Yıldırım

Tâ ki, iki sed arasına ulaştığında, onların önünde neredeyse hiç söz anlamaz bir millete rastladı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında bunların ötesinde nerede ise hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.

Diyanet İşleri

İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

Diyanet İşleri (eski)

Sonunda, iki dağın arasına varınca, orada nerdeyse hiç laf anlamayan bir millete rastladı.

Diyanet Vakfi

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet iki set arasına vardığı zaman, önlerinde neredeyse hiç söz anlamayan bir kavim buldu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta iki sedd arasına vardığı vakit önlerinde bir kavm buldu ki hemen hemen söz anlayacak bir halde değil gibi idiler

Erhan Aktaş

Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların yanı başında neredeyse hiç söz anlamayan bir halkla karşılaştı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların yanı başında neredeyse hiç söz anlamayan bir halkla karşılaştı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların dışında, neredeyse hiç söz anlamayan bir toplumla karşılaştı.

Fizilal-il Kuran

Sonunda iki seddin arasına varınca setlerin berisinde nerede ise hiç söz anlamayan bir toplumla karşılaştı.

Gültekin Onan

İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan (yefkahune) bir kavim buldu.

Hamdi Döndüren

Sonunda, iki set arasındaki bir yere ulaşınca, onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu!

Hasan Basri Çantay

Nihayet iki dağ arasına ulaşdığı zaman onların önünde hemen hiç bir söz anlamaz bir kavm buldu.

Hasib Asutay

Sonunda iki dağ arasına ulaşınca onların önünde, neredeyse hiç söz anlamayan bir kavim buldu.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet iki dağ arasına varınca, bunların önünde öyle bir kavim buldu ki, (lisan ve anlayış cihetiyle) hemen hemen söz anlamayacak bir hâlde idiler.

İbni Kesir

En sonunda iki dağın arasına varınca; orada hemen hemen hiç bir söz anlamayan bir kavme rastladı.

Mehmet Okuyan

Sonunda iki set (dağ) arasına ulaştığında onların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlayamayan bir toplum bulmuştu.

Muhammed Esed

Ve derken, iki set arasında (bir yere) vardığında onların yamacında (yaşayan ve onun konuştuğu dilden) çok az şey anlayabilen bir kavme rastladı.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların arasında yaşayan bir topluluğa rastladı; konuştuğu dilden pek anlamıyorlardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, iki dağın arasına kavuştu, onların yakınında bir kavim buldu ki, söz anlayabilmeye yaklaşacak bir halde değildiler.

Ömer Öngüt

En sonunda iki dağın arasına ulaştığında, onların önünde öyle bir kavme rastladı ki, hemen hemen hiçbir sözü anlamıyorlardı.

Suat Yıldırım

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında, onların önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir millet buldu.

Süleyman Ateş

Nihayet iki sed arasına ulaşınca onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu.

Süleymaniye Vakfı

İki seddin arasına varınca setlerin alt tarafında, söylenenleri neredeyse hiç anlamayan bir topluluğa rastladı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O iki barajın arasına varınca onların aşağısında söylenen sözü neredeyse hiç anlamayan (anlayışı kıt) bir topluluğa rastladı.

Şaban Piriş

Sonunda iki dağ arasında, hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı.

Tefhim-ul Kuran

(92-93) Sonra (yine) bir yol tuttu. Nihayet iki dağ arasına ulaştığı zaman orada hiç söz anlamayan bir kavim buldu.

Ümit Şimşek

Nihayet iki dağ arasına geldiğinde, onun önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir kavme rastgeldi.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, iki set arasına ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət, iki dağ arasına gəlib çatdıqda onların ön tərəfində az qala söz anlamayan bir tayfaya rast gəldi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nəhayət, (sədd salmış olduğu Azərbaycandakı, yaxud Türküstanda Yəʼcud–Məʼcüc tayfaları yaşayan ərazidəki) iki dağ arasına gəlib çatdıqda onların ön tərəfindən az qala söz anlamayan (yaxud danışıqları çox çətin başa düşülən) bir tayfa gördü.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als er die Niederung zwischen zwei Bergen erreicht hatte, fand er ein Volk, das kaum verstand, was man ihm sagte.

Almanca — Der Edle Quran

bis, als er den Ort zwischen den beiden Bergen erreichte, er diesseits von ihnen ein Volk fand, das beinahe kein Wort verstand.

Almanca — M. A. Rassoul

bis er zwischen die beiden Wälle gelangte; er fand hinter diesen ein Volk, das kaum eine Sprache verstehen konnte.

Almanca — Muhammad Zaidan

Als er dann (den Ort) zwischen den beiden Wällen erreichte, fand er hinter ihnen Leute, die kaum Gesagtes verstanden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Until he reached a stretch of territory towered by two barriers -probably mountains- beneath which he found a people who could hardly understand a foreign word or language.

Abdul Haleem

then, when he reached a place between two mountain barriers, he found beside them a people who could barely understand him.

Abdullah Yusuf Ali

Until, when he reached (a tract) between two mountains, he found, beneath them, a people who scarcely understood a word.

Abul A'la Maududi

until when he reached a place between the two mountains, he found beside the mountains a people who scarcely understood anything.

Aisha Bewley

until he arrived between the two mountains where he found a people scarcely able to understand speech.

Al-Hilali & Khan

Until, when he reached between two mountains, he found, before (near) them (those two mountains), a people who scarcely understood a word.

Ali Quli Qarai

When he reached [the place] between the two barriers, he found between them a people who could hardly understand a word.

Amatul Rahman Omar

So that when he reached a place (- Derbent) between two barriers (on one side the Caspian Sea and on the other the Caucasian mountains) he found in their vicinity a people who could hardly understand speech (in his Persian language).

Arthur John Arberry

until, when he reached between the two barriers, he found this side of them a people scarcely able to understand speech.

Bijan Moeinian

whose inhabitants barely understood a word.

E. Henry Palmer

until when he reached the point between the two mountains, he found below them both a people who could scarcely understand speech.

Edip-Layth

Until he reached the area between the two barriers, he found no one beside it except a people who could barely understand anything said.

George Sale

until he came between the two mountains; beneath which he found certain people, who could scarce understand what was said.

Hamid S. Aziz

Then he followed still another way,

Mahmoud Ghali

Until, when he reached between the two barriers, he found close to them a people who almost did not comprehend speech.

Marmaduke Pickthall

Till, when he came between the two mountains, he found upon their hither side a folk that scarce could understand a saying.

Mohamed Ahmed - Samira

Till he reached a place between two mountains, and found this side of it a people who understood but little of what was spoken.

Muhammad Asad

[And he marched on] till, when he reached [a place] between the two mountain-barriers, he found beneath them a people who could scarcely understand a word [of his language].

Mustafa Khattab

until he reached ˹a pass˺ between two mountains. He found in front of them a people who could hardly understand ˹his˺ language.

Progressive Muslims

Until he reached the area between the two barriers, he found no one beside it except a people who could barely understand anything said.

Sahih International

Until, when he reached [a pass] between two mountains, he found beside them a people who could hardly understand [his] speech.

Sam Gerrans

When he had reached between the two barriers, and found besides them a people scarcely understanding speech,

Shabbir Ahmed

When he reached the valley between two mountain ranges, he found people whose language was barely understandable to him.

Syed Vickar Ahamed

Until, when he reached (a valley) between two mountains, he found, beneath them, a (primitive) people who did not understand a word.

Taqi Usmani

until when he reached between the two mountains, he found by them a people who were almost unable to understand anything said.

The Monotheist Group

Until he reached the area between the two barriers, he found no one besides them except a people who could barely understand anything said.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Paşê dema gihîşt nava du çiyan, li wir miletek dît ku (ji bilî zimanê xwe) tu ziman nedizanîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

totdat hij, toen hij tussen de beide barrières aankwam, ernaast mensen aantrof die nauwelijks een woord begrepen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Tot hij tusschen de twee bergen kwam, aan welker voet hij zeker volk vond, dat weinig verstond van hetgeen gezegd werd.

Hollandaca — Siregar

Totdat, toen hij tussen de twee bergen kwarn, hij vôôr die een volk aantrof dat nauwelijks een woord begreep.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Когда он достиг до места между двумя преградами [горами], то нашел перед ними [теми двумя горами] людей, которые почти не понимали речи (других людей).

Rusça — Osmanov

и прибыл, наконец, в то место, где были две [горные] преграды, по сторонам которых обитал народ, который лишь немного понимал речь [Зу-л-карнайна].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

som ledde till (en plats) mellan de två bergskedjorna och vid deras fot fann han ett folk som knappast förstod ett ord (av hans språk).