Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!

فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ اِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَدِيثِ اَسَفًا

fe leǎlleke bāḣiǔn nefseke ǎlā āṧārihim in lem yu'minū bi hāƶā l-Hadīṧi esefen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَعَلَّكَfe leǎllekeherhalde sen
2بَاخِعٌbāḣiǔnب خ عKendini keder/öfke/öfkeyle öldürmek, itaatle kendilerini kontrol etmede ve alçaltmada olağan sınırları aşmak, bir şeyi büyük ölçüde yapmak, büyük derecede, açıkça veya çok enerji ve etkililikle yapmak, kendini tüketmek/kendine eziyet etmekhelak edeceksin
3نَفْسَكَnefsekeن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendini
4عَلٰٓىǎlā
5اٰثَارِهِمْāṧārihimا ث رİz bırakmak, etki etmek, tesir etmek, işaret bırakmak, iz sürmek, nakletmek, rivayet etmek, tercih etmek, seçmekpeşlerinde
6اِنْindiye
7لَمْlem
8يُؤْمِنُواyu'minūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmıyorlar
9بِهٰذَاbi hāƶābu
10الْحَدِيثِl-Hadīṧiح د ثYeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmaksöze
11اَسَفًاesefenا س فÜzgün olmak, kederlenmek, muzdarip olmaküzüntüden

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şu Kur'ân'a inanmadıkları ve senden yüz çevirdikleri için üzülüp hayıflanarak kendini helâk mi edeceksin?

Abdulkadir Gölpınarlı

Şu Kurʼânʼa inanmadıkları ve senden yüz çevirdikleri için üzülüp hayıflanarak kendini helâk mi edeceksin?

Adem Uğur

Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.

Ahmed Hulusi

Şimdi bu olaya iman etmezlerse, arkalarından, kendini harap edercesine üzecek misin?

Ahmet Tekin

Onlar bu söze, Kur’ân’a inanmazlarsa, onların peşinde, üzüntüden kendini mi harap edeceksin?

Ahmet Varol

Demek bu söze inanmayacak olurlarsa, arkalarından üzülerek neredeyse kendini mahvedeceksin.

Ali Bulaç

Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)?

Ali Fikri Yavuz

Şimdi bu Kur’ân’a iman etmezlerse, belki arkalarından esef ederek kendini üzeceksin.

Ali Rıza Safa

Şimdi, onlar bu söze inanmıyorlar diye, arkalarından üzülerek, neredeyse kendini tüketeceksin.

Bayraktar Bayraklı

Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye üzüntüden kendini helak edeceksin.

Bekir Sadak

Bu soze inanmayanlarin ardindan uzulerek nerdeyse kendini mahvedeceksin!

Celal Yıldırım

Bu söze (Kur'ân'a) inanmıyacak olurlarsa, arkalarından üzüntü duyup hayıflanarak kendini yoksa tüketecek misin ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Durum böyleyken bu son kitaba inanmazlarsa arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin!

Diyanet İşleri

Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!

Diyanet İşleri (eski)

Bu söze inanmayanların ardından üzülerek nerdeyse kendini mahvedeceksin!

Diyanet Vakfi

Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ey Muhammed!) Demek onlar, bu söze (kitaba) inanmazlarsa, onların peşinde üzüle üzüle kendini helak edeceksin!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa belki arkalarından üzülerek kendini tüketeceksin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi bu söze inanmazlarsa belki arkalarından esef ile kendini üzeceksin

Erhan Aktaş

Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed, eğer onlar bu yeni mesaja (Kur'ana) inanmazlarsa, arkalarından duyacağın üzüntü sebebi ile neredeyse kendini mahvedeceksin.

Gültekin Onan

Şimdi onlar bu söze (Kuran'a) inanmayacak olurlarsa, sen onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)?

Hamdi Döndüren

Belki de sen, onlar bu yeni kitaba inanmıyorlar diye üzüntüden kendini helâk edeceksin!

Hasan Basri Çantay

Demek, bu söze (Kur'ana) inanmazlarsa bir üzüntü duyarak arkalarından kendini aadeta tüketeceksin!

Hasib Asutay

(Resulüm!) Demek ki, onlar bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa üzülerek arkalarından kendini helâk edeceksin!

Hayrat Neşriyat

Şimdi bu söze (Kur’ân’a) îmân etmezlerse, belki sen arkalarından üzülerek kendini harâb edeceksin!

İbni Kesir

Demek ki bu söze inanmayanların ardından üzülerek neredeyse kendini mahvedeceksin.

Mehmet Okuyan

Bu söze (Kitaba) inanmıyorlar (diye) arkalarından üzüntüden neredeyse kendini harap edeceksin.

Muhammed Esed

Peki ama, onlar bu mesaja inanmak istemiyorlarsa, (inansınlar diye) kendini mi paralayacaksın?

Mustafa İslamoğlu

Hal böyleyken demek sen kalkıp, -bu hitaba inanmamaları durumunda- onların verdiği tepkiler üzerine kızıp kendini helake sürükleyeceksin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Demek ki, onlar bu Kur'an'a inanmazlarsa arkalarından bir şiddetli hüzün ile kendini tüketeceksin.

Ömer Öngüt

Demek bu söze inanmazlarsa arkalarından üzülerek neredeyse kendini tüketeceksin Resulüm!

Suat Yıldırım

Şimdi, bu söze inanmazlarsa, demek sen onların ardına düşüp nerdeyse kendi kendini yiyip tüketeceksin!

Süleyman Ateş

Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini helak edeceksin!

Süleymaniye Vakfı

Bu söze (Kur'an'a) inanmıyorlar diye arkalarından üzülerek neredeyse kendini yiyip bitireceksin!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa üzülüyor, arkalarından kendini tüketecek gibi oluyorsun.

Şaban Piriş

-Belki de sen, bu söze iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin.

Tefhim-ul Kuran

Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi) ?

Ümit Şimşek

Onlar bu Kur'ân'a inanmıyorlar diye onların arkalarından eseflenmekle neredeyse kendini tüketeceksin.

Yaşar Nuri Öztürk

Şimdi sen, bu söze inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar bu Kitaba inanmırlar deyə, arxalarınca kədərlənib özünü həlakmı edəcəksən?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Yoxsa (kafirlər) bu Qurʼana inanmasalar, (səndən üz döndərib getdiklərinə görə) arxalarınca təəssüflənib özünü həlak edəcəksən?!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gräme dich ihretwegen nicht zu Tode, wenn sie nicht an diese Verkündigung glauben!

Almanca — Der Edle Quran

Vielleicht magst du (aus Gram) noch dich selbst umbringen, wenn sie an diese Botschaft nicht glauben, nachdem sie sich abgewandt haben.

Almanca — M. A. Rassoul

So wirst du dich vielleicht noch aus Kummer über sie zu Tode grämen, wenn sie dieser Rede keinen Glauben schenken.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und nicht etwa zugrunde richtest du dich selbst in Verdrießlichkeit über das von ihnen Übriggebliebene, sollten sie keinen Iman an diese Rede (den Quran) verinnerlichen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Seemingly, you Muhammad are betaking yourself in pursuit of their train of thought with distress, constant regret and discontent and torturing yourself lest they should refuse credit to this divine discourse.

Abdul Haleem

But [Prophet] are you going to worry yourself to death over them if they do not believe in this message?

Abdullah Yusuf Ali

Thou wouldst only, perchance, fret thyself to death, following after them, in grief, if they believe not in this Message.

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), if they do not believe in this Message, you will perhaps torment yourself to death with grief, sorrowing over them.

Aisha Bewley

Perhaps you may destroy yourself with grief, chasing after them, if they do not have iman in these words.

Al-Hilali & Khan

Perhaps, you, would kill yourself (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) in grief, over their footsteps (for their turning away from you), because they believe not in this narration (the Qur’ân).

Ali Quli Qarai

You are liable to imperil your life for their sake, if they should not believe this discourse, out of grief.

Amatul Rahman Omar

Will you worry yourself to death sorrowing after them, if they do not believe in this (great) discourse (- the Qur'ân).

Arthur John Arberry

Yet perchance, if they believe not in this tiding, thou wilt consume thyself, following after them, of grief.

Bijan Moeinian

O’ Mohammad I (God) understand your frustration that makes you so depressed when you see these people turn down God’s own word (Qur’an).

E. Henry Palmer

Haply thou wilt grieve thyself to death for sorrow after them, if they believe not in this new revelation.

Edip-Layth

Perhaps you will torment yourself in grief over them, because they will not acknowledge this saying at all.

George Sale

Peradventure thou wilt kill thy self with grief after them, out of thy earnest zeal for their conversion, if they believe not in this new revelation of the Koran.

Hamid S. Aziz

Yet it may be that you (Muhammad) will torment your soul with grief (or fret thyself to death) if they believe not in this new revelation.

Mahmoud Ghali

Yet, it may be that you will consume yourself of sorrow over their tracks (i. e., their tracks or footprints when they turn away) in case they do not believe in this discourse.

Marmaduke Pickthall

Yet it may be, if they believe not in this statement, that thou (Muhammad) wilt torment thy soul with grief over their footsteps.

Mohamed Ahmed - Samira

Will you kill yourself for grief of them if they do not believe in this presentation?

Muhammad Asad

But wouldst thou, perhaps, torment thyself to death with grief over them if they are not willing to believe in this message?

Mustafa Khattab

Now, perhaps you ˹O Prophet˺ will grieve yourself to death over their denial, if they ˹continue to˺ disbelieve in this message.

Progressive Muslims

Perhaps you will torment yourself in grief over them, because they will not believe in this saying at all.

Sahih International

Then perhaps you would kill yourself through grief over them, [O Muúammad], if they do not believe in this message, [and] out of sorrow.

Sam Gerrans

Then mightest thou destroy thy soul — in their footsteps — from grief, if they believe not in this narrative.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Should you (in your compassion) grieve yourself to death if they are not willing to believe in this Message?

Syed Vickar Ahamed

Perhaps you will only sadden yourself to death, in case (you are) following after them, in grief, if they do not believe in this Message.

Taqi Usmani

So, (O Prophet) perhaps you are going to kill yourself after them, out of grief, if they do not believe in this discourse.

The Monotheist Group

Perhaps you will torment yourself in grief over them, because they will not believe in this narrative at all.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tu vas peut-être te consumer de chagrin parce quʹils se détournent de toi et ne croient pas en ce discours!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Ji ber xemkêşiya ku wan bi vê Quranê bawerî neaniye, hindik maye tu nefsa xwe bibî helakê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En misschien zul jij ten gevolge daarvan, als zij in dit bericht niet geloven, je zelf van smart nog ombrengen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Misschien wilt gij u uit droefheid over hen dooden, door uwe ernstige zorg om hen te bekeeren, indien zij in deze nieuwe openbaring niet gelooven.

Hollandaca — Siregar

En misschien zou jij (O Moehammad) jezelf na hun afwenden vernietigen van verdriet, wanneer zij niet in dit bericht (de Koran) geloven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Может быть, ты (о, Посланник) готов (своей) печалью погубить самого себя по их следам [из-за них] оттого, что они [твой народ] не уверовали в это повествование [Коран].

Rusça — Osmanov

Быть может, ты огорчаешься до смерти из-за того, что они не веруют в эти рассказы (т. е. Коран)?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Kommer du kanske att gräma dig till döds, om de inte vill tro på detta budskap?