Musa ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti.

قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا اَنْزَلَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ بَصَائِرَ وَاِنِّي لَاَظُنُّكَ يَافِرْعَوْنُ مَثْبُورًا

ḳāle le ḳad ǎlimte mā enzele hā'ulā'i illā rabbu s-semāvāti ve l-erDi beSāira ve innī le eZunnuke yā fir'ǎvnu meṧbūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Musa) dedi ki
2لَقَدْle ḳadandolsun
3عَلِمْتَǎlimteع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamesen biliyorsun ki
4مَا
5اَنْزَلَenzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirmez
6هٰٓؤُ۬لَٓاءِhā'ulā'ibunları
7اِلَّاillābaşkası
8رَبُّrabbuر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinden
9السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerin
10وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerin
11بَصَائِرَbeSāiraب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıkanıtlar olarak
12وَاِنِّيve innīşüphesiz ben de
13لَاَظُنُّكَle eZunnukeظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.seni görüyorum
14يَافِرْعَوْنُyā fir'ǎvnuيافرعونEY/HEY/AH Fir'avn
15مَثْبُورًاmeṧbūranث ب رGeri tutmak, sınırlamak/engellemek/alıkoymak/kısıtlamak/dizginlemek/engellemek, reddetmek/yasaklamak/kabul etmemek, başarısız kılmak, birinin bir şey yapmasını veya bir şeye ulaşmasını engellemek, yoldan çıkmak, kaybetmek, yok olmak/yok etmek, hayal kırıklığına uğratmak, kovmak, lanetlemek. Bir şey üzerinde özenle/sürekli olarak çalışmak.mahvolmuş

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O da, sen de biliyorsun ki demişti, bunları, insanlara apaçık deliller olmak üzere ancak göklerin ve yeryüzünün Rabbi indirmiştir ve şüphe yok ki ey Firavun, ben de seni küfriyle helâk olmuş sanıyorum.

Abdulkadir Gölpınarlı

O da, sen de biliyorsun ki demişti, bunları, insanlara apaçık deliller olmak üzere ancak göklerin ve yeryüzünün Rabbi indirmiştir ve şüphe yok ki ey Firavun, ben de seni küfriyle helâk olmuş sanıyorum.

Adem Uğur

(Musa Firavun'a:) "Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"

Ahmed Hulusi

(Musa da Firavun'a) dedi ki: "Andolsun ki, bunları, doğruluğumu sana gösteren kanıtlar olarak semaların ve arzın Rabbinden başkasının inzal etmediğini pekala bilirsin. . . Muhakkak ki ben de senin hüsrana uğramış olduğunu zannediyorum, ey Firavun!"

Ahmet Tekin

Mûsâ Firavun’a: 'Pekâlâ biliyorsun ki, bunları, birliğinin ve kudretinin delili olan gözünle gördüğün mûcizeleri, birer ibret olarak göklerin ve yerin yaratıcısı, düzeninin hâkimi, Rabbinden başkası indirmedi. Ey Firavun ben de senin hakikaten mahvolduğunu biliyorum.' dedi.

Ahmet Varol

Demişti ki: 'Andolsun bunları ancak göklerin ve yerin Rabbinin görülen belgeler olarak indirdiğini bilmişsindir. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş sanıyorum.'

Ali Bulaç

O da: "Andolsun, bunları görülecek belgeler olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini sen de bilmişsin; gerçekten ben de seni yıkılmış, harab olmuş sanıyorum" demişti.

Ali Fikri Yavuz

Mûsa dedi ki: “Pekalâ bilirsin ki, bu mûcizeler birer ibret olsunlar diye, göklerin ve yerin Rabbinden başkası indirmemiştir. Ben de, ey Firavun! Seni helak olmuş zannediyorum.”

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Gerçek şu ki, bunları, aydınlanma kaynağı olarak, Göklerin ve Yeryüzünün Efendisinden başkasının indirmediğini biliyorsun!" "Ey Firavun! Aslında, senin tükenmiş olduğunu görüyorum!"

Bayraktar Bayraklı

Musa da,"Andolsun, göklerin ve yerin Rabbinin göz açıcı belgeleri olarak bunları indirdiğini biliyorsundur. Doğrusu, Ey Firavun! Senin yok olacağını sanıyorum" dedi.

Bekir Sadak

Musa da: «And olsun ki, bunlari goklerin ve yerin Rabbinin acik belgeler olarak indirdigini biliyorsun. Ey Firavun! Dogrusu senin mahvolacagini saniyorum» demisti.

Celal Yıldırım

Musa da ona: «Yemin ederim ki bunları ancak göklerin ve yerin Rabbinin açıkça görülecek belgeler halinde indirdiğini sen de çok iyi bilirsin ve elbette ben de seni yok edilmiş sanıyorum» demişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Mûsâ şöyle dedi: “Çok iyi biliyorsun ki, bunları birer ibret olmak üzere ancak göklerin ve yerin rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de öyle düşünüyorum ki hakikaten senin işin bitik!

Diyanet İşleri

Musa ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti.

Diyanet İşleri (eski)

Musa da: 'And olsun ki, bunları göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu senin mahvolacağını sanıyorum' demişti.

Diyanet Vakfi

(Musa Firavun'a:) «Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Musa dedi ki: «Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa da: "Pekala bilirsin ki, bunları, göklerin ve yerin Rabbi ancak birer ibret olmak üzere indirdi. Mutlaka ben de seni, ey Firavun helak olmuş sanıyorum!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Alimallah dedi: pek ala bilirsin ki bunları o Göklerin Yerin rabbı, sırf birer basiret olmak üzere indirdi, her halde ben de seni ya Fir'avn! Helak olmuş zannediyorum

Erhan Aktaş

Musa: "Bunları uyarıcı, aydınlatıcı olarak göklerin ve yerin Rabb'inden başkasının indirmediğini sen bildin. Ey Firavun! Ben de senin mahvolduğunu görüyorum". dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa: "Bunları uyarıcı, aydınlatıcı olarak göklerin ve yerin Rabb'inden başkasının indirmediğini sen bildin. Ey Firavun! Ben de senin mahvolduğunu görüyorum". dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa: "Bunları uyarıcı, aydınlatıcı olarak göklerin ve yerin Rabb'inden başkasının indirmediğini sen bildin. Ey Firavun! Ben de kesinlikle senin mahvolduğunu sanıyorum". dedi.

Fizilal-il Kuran

Musa ona dedi ki; «Bu mucizelerin, getirdiğimiz ilahi mesajın gerçek olduğunu gösteren kanıtlar olarak yerin ve göklerin Rabbi tarafından gönderildiklerini kesin biliyorsun. Ey Firavun, bana göre sen mahvolmaya aday oluyorsun.»

Gültekin Onan

O da: "Andolsun, bunları görülecek belgeler olarak göklerin ve yerin rabbinden başkasının indirmediğini sen de bilmişsin; gerçekten ben de seni yıkılmış, harab olmuş sanıyorum" demişti.

Hamdi Döndüren

Musa dedi ki: “Andolsun, bunları ancak göklerin ve yerin Rabbinin, delil olarak indirdiğini sen de bilirsin. Ey Firavun! Ben de seni mahvolmuş görüyorum.”

Hasan Basri Çantay

O da: "Andolsun, dedi, bunları (her biri basıyretle görülecek) birer ibret olmak üzere göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini bilmişsindir. Ben de, Fir'avn, seni herhalde helak edilmiş sanıyorum".

Hasib Asutay

(Musa) 'İyi bilirsin ki bunları birer kanıt olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirmiştir. Ey Firavun! Ben de senin gerçekten mahvolduğunu sanıyorum ' dedi.

Hayrat Neşriyat

(Mûsâ ise:) 'Gerçekten (sen de) bilirsin ki, bunları birer delil olarak, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Fir'avun! Şübhesiz ki ben de seni mahvolmuş zannediyorum' dedi.

İbni Kesir

O da demişti ki: Andolsun ki sen; bunları göklerin ve yerin Rabbının, açık deliller olarak indirmiş olduğunu biliyorsun. Ben, doğrusu ey Firavun, senin mahvolacağını sanıyorum.

Mehmet Okuyan

(Musa da) “Bunları (mucizeleri) öngörüler olarak, göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini gayet iyi biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu ben senin mahvolacağını sanıyorum.” demişti.

Muhammed Esed

(Musa) da ona: "Bu (mucizevi olguları, sana) uyarıcı, aydınlatıcı belirtiler olarak göklerin ve yerin (gerçek) sahibinden başkasının indiremeyeceğini pekala biliyorsun!" diye karşılık verdi, "Ve ey Firavun, (onları doğru değerlendirme yolunu seçmediğin için) ben de senin bütünüyle ziyan içinde olduğunu düşünüyorum!"

Mustafa İslamoğlu

(Musa) dedi ki: "Doğrusu (muhatabına) basiret kazandıran bu (vahyi), göklerin ve yerin Rabbi dışında kimsenin indiremeyeceğini sen de çok iyi biliyorsun; ve ben de ey Firavun, senin artık iyice tükenip bittiğini düşünüyorum!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Andolsun, sen bilirsin ki, bunları indirmedi, ancak göklerin ve yerin Rabbi birer basiret olmak üzere indirdi. Ve muhakkak ki, ey Fir'avun, ben seni elbette helâk olmuş sanıyorum.»

Ömer Öngüt

Musa da: “Sen çok iyi biliyorsun ki, kalp gözlerini açmak üzere bunları ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum. ” dedi.

Suat Yıldırım

Mûsâ da şöyle cevap verdi: "Pek iyi bilirsin ki bu âyetleri, birer belge olmak üzere, indiren, göklerin ve yerin Rabbinden başkası değildir. Ey Firavun! Ben de senin mahvolduğunu zannediyorum."

Süleyman Ateş

Musa dedi ki: "Bunları, ancak göklerin ve yerin Rabbinin, (benim doğruluğumu belgeleyen) kanıtlar olarak indirdiğini pekala bildin. Ey Fir'avn, ben de seni mahvolmuş görüyorum."

Süleymaniye Vakfı

Musa dedi ki: "Artık sen de gayet iyi biliyorsun ki bunları birer gösterge olarak indirmiş olan, göklerin ve yerin Rabbinden başkası değildir. Ey Firavun! Ben de gerçekten senin sonunun geldiğini düşünüyorum."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa dedi ki "Çok iyi bilirsin ki bunları birer gösterge olarak indiren göklerin ve yerin Rabbinden başkası değildir. Bak Firavun, bana göre sen davanı kaybetmişsin."

Şaban Piriş

Musa da ona: -Elbette bunları deliller olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini bilirsin. Ben de kesinlikle senin mahvolacağını zannediyorum ey Firavun! dedi.

Tefhim-ul Kuran

O da: «Andolsun, bunları görülecek belgeler olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini sen de bilmişsin; gerçekten ben de seni yıkılmış, harab olmuş sanıyorum» demişti.

Ümit Şimşek

Musa dedi ki: 'And olsun, sen de biliyorsun ki, gerçeği gösteren birer delil olarak bunları indiren, Yer ve Gökler Rabbinden başkası değildir. Ey Firavun, ben de senin helâke uğrayacağını düşünüyorum.'

Yaşar Nuri Öztürk

Musa dedi: "Yemin olsun, sen bilmektesin ki, bunları, basiretle görülebilecek ibretler halinde/basiretler olarak o, göklerin ve yerin Rabbinden başkası indirmedi. Vallahi ben de seni mahvolmuş görüyorum, ey Firavun!"

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa da) ona: ″Sən bunları məhz göylərin və yerin Rəbbi tərədindən açıq-aşkar möʼcüzə olaraq endirildiyini, sözsüz ki, bilirsən. Mən isə, ey Firʼon, səni (küfrə düşdüyünə görə) artıq məhv olmuş zənn edirəm!″ – deyə cavab vermişdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sprach: ʺDu weißt sehr wohl, daß dies alles von keinem anderen als vom Herrn der Himmel und der Erde herabgesandt wurde. Das sind eindeutige Beweise, und ich glaube, o Pharao, daß du dem Untergang geweiht bist.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺDu weißt ja, niemand außer dem Herrn der Himmel und der Erde hat diese als einsichtbringende Zeichen herabgesandt. Und ich glaube fürwahr, o Firʹaun, daß du der Vernichtung verfallen bist.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sprach: ʺDu weißt recht wohl, daß kein anderer als der Herr der Himmel und der Erde diese (Zeichen) als Zeugnisse herabgesandt hat; und ich halte dich, o Pharao, zweifellos für ein Opfer des Unheils.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺGewiß, bereits weißt du doch, daß diese (Ayat) kein anderer hinabsandte außer Dem HERRN der Himmel und der Erde als etwas Einblick-Gewährendes. Und gewiß, ich denke doch über dich, du Pharao! - daß du verleitet bist.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"But you know", said Mussa, "That no one could have sent down these divine and evident signs but the Omnipotent Who is the Creator of the heavens and the earth; He made them clear to the understanding and judgement" "In effect I think that you Pharaoh are obstinate and unyielding to the truth and with unerring doom you shall see what is to come".

Abdul Haleem

He said, ‘You know very well that only the Lord of the heavens and earth could have sent these signs as clear proof. I think that you, Pharaoh, are doomed.’

Abdullah Yusuf Ali

Moses said, "Thou knowest well that these things have been sent down by none but the Lord of the heavens and the earth as eye-opening evidence: and I consider thee indeed, O Pharaoh, to be one doomed to destruction!"

Abul A'la Maududi

Moses replied: "You know well that no one but the Lord of the heavens and the earth has sent these as eye-opening proofs. I truly think, O Pharaoh, that you are indeed doomed."

Aisha Bewley

He said, ‘You know that no one sent these down but the Lord of the heavens and earth to be clear proofs. Pharaoh, I think you are destroyed.’

Al-Hilali & Khan

[Mûsâ (Moses)] said: "Verily, you know that these signs have been sent down by none but the Lord of the heavens and the earth (as clear evidence i.e. proofs of Allâh’s Oneness and His Omnipotence.). And I think you are, indeed, O Fir‘aun (Pharaoh) doomed to destruction (away from all good)!"

Ali Quli Qarai

He said, ‘You certainly know that no one has sent these [signs] except the Lord of the heavens and the earth as eye-openers, and I, O Pharaoh, indeed think you are doomed. ’

Amatul Rahman Omar

He said, `You know fully well that none other but the Lord of the heavens and the earth has revealed these signs as (means of) enlightenment. Surely, I believe you, O Pharaoh! to be doomed to perish.'

Arthur John Arberry

He said, 'Indeed thou knowest that none sent these down, except the Lord of the heavens and earth, as clear proofs; and, Pharaoh, I think thou art accursed. '

Bijan Moeinian

Moses replied: "You know very well that none but the Lord of the heavens and the earth is capable of presenting such miracles. I am afraid that you, Pharaoh, are doomed [in account of your denial.]"

E. Henry Palmer

He said, 'Well didst thou know that none sent down these save the Lord of the heavens and the earth as visible signs; and, verily, I think thee, O Pharaoh! ruined. '

Edip-Layth

He said, "You know that no one has sent these down except for the Lord of the heavens and the earth as visible proofs. I think that you Pharaoh are doomed!"

George Sale

Moses answered, thou well knowest that none hath sent down these evident signs except the Lord of heaven and earth; and I surely esteem thee, O Pharaoh, a lost man.

Hamid S. Aziz

He said, "In truth you know well that none sent down these signs save the Lord of the heavens and the earth as proofs; and, verily, O Pharaoh! I think you are doomed to ruin. "

Mahmoud Ghali

He said, "Indeed you already know (that) in no way did anyone send these down except Allah) The Lord of the heavens and the earth, as supreme demonstrations. And surely I indeed surmise, O Firaawn, you are detrimented."

Marmaduke Pickthall

He said: In truth thou knowest that none sent down these (portents) save the Lord of the heavens and the earth as proofs, and lo! (for my part) I deem thee lost, O Pharaoh.

Mohamed Ahmed - Samira

He replied: "You know that none but the Lord of the heavens and the earth has sent these (signs) as cogent proof. I truly think, O Pharaoh, your days are done."

Muhammad Asad

Answered [Moses]: "Thou knowest well that none but the Sustainer of the heavens and the earth has bestowed these [miraculous signs] from on high, as a means of insight [for thee]; and, verily, O Pharaoh, [since thou hast chosen to reject them;] I think that thou art utterly lost!"

Mustafa Khattab

Moses replied, "You know well that none has sent these ˹signs˺ down except the Lord of the heavens and the earth as insights. And I really think that you, O  Pharaoh, are doomed."

Progressive Muslims

He said: "You know that no one has sent these down except for the Lord of the heavens and the Earth as visible proofs. And I think that you Pharaoh are doomed!"

Sahih International

[Moses] said, "You have already known that none has sent down these [signs] except the Lord of the heavens and the earth as evidence, and indeed I think, O Pharaoh, that you are destroyed. "

Sam Gerrans

He said: “Thou hast known that there sends these down only the Lord of the Heavens and the Earth as a means of insight; and I consider thee, O Pharaoh, destroyed.”

Shabbir Ahmed

Answered Moses, "You know well that no one but the Lord of the heavens and the earth has revealed these eye-opening Messages and, verily, O Pharaoh! I think that you are utterly lost. "

Syed Vickar Ahamed

[Musa (Moses)] said: "Verily, you know well that these things have been sent down by no one but the Lord of the heavens and the earth as eye-opening evidence: And I consider you truly, O Firon (Pharaoh), to be one ill-fated to destruction!"

Taqi Usmani

He (Mūsā) said, "You know well that these (signs) are sent down by none but by the Lord of the heavens and the earth as eye-openers. And, I am afraid O Pharaoh, you are going to be destroyed."

The Monotheist Group

He said: "You know that no one has sent these down except for the Lord of the heavens and the earth as visible proofs. And I think that you Pharaoh are doomed!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il dit: ʺTu sais fort bien que ces choses (les miracles), seul le Seigneur des cieux et de la terre les a fait descendre comme autant de preuves illuminantes; et certes, O Pharaon, je te crois perduʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Mûsa ji Firewn re) Got: Bêguman tu bi xwe jî dizanî ku ji Xwedayê erd û asîmanan pê ve tu kesî din ev ayetên bi îbret danexistine (lê belê dîsa jî tu rikdariyê dikî). Hey Firewn! Bi rastî ez jî, te di helakê de werbûyî dibînim!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Deze zei: ʺJij weet heel goed dat alleen de Heer van de hemelen en de aarde deze dingen als inzichtelijke bewijzen heeft neergezonden en ik denk echt, o Firʹaun dat jij ten ondergang gedoemd bent.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Mozes antwoordde: Gij weet wel, dat niemand deze duidelijke teekens heeft nedergezonden, behalve de Heer van hemel en aarde; en ik geloof dat gij, o Pharao! een verloren man zijt.

Hollandaca — Siregar

Hij (Môesa) zei: ʺJij weet dan niemand anders die (Tekenen) heeft neergezonden dan de Heer van de hemelen en de aarde, als een duidelijk bewijs. Voorwaar, ik veronderstel dat jij, O Firʹaun, ten onder gaat.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Муса) сказал: «Ты (Фараон) знаешь, что низвел эти (знамения) только Господь небес и земли, как наглядные знамения, и я, однозначно, думаю, что ты, о Фараон, погибнешь».

Rusça — Osmanov

Он ответил: ʺТы, несомненно, знаешь, что не кто иной, а только Господь небес и земли ниспослал эти [девять знамений] для наглядности, и, воистину, я думаю, о Фирʹаун, что ты погибнешьʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Moses) svarade: ʺDu vet redan att ingen annan än himlarnas och jordens Herre har sänt dessa (tecken) för att låta (alla) se sanningen. Farao! Jag tror att din undergång är nära!ʺ