Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

وَلَمَّا بَلَغَ اَشُدَّهُٓ اٰتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

ve lemmā beleğa eşuddehu āteynāhu Hukmen ve ǐlmen ve ke ƶālike neczī l-muHsinīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَمَّاve lemmāne zaman ki
2بَلَغَbeleğaب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakerişince
3اَشُدَّهُٓeşuddehuش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.kuvvetli çağına
4اٰتَيْنَاهُāteynāhuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekona verdik
5حُكْمًاHukmenح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm
6وَعِلْمًاve ǐlmenع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve ilim
7وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeişte böyle
8نَجْزِيneczīج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekmükafatlandırırız
9الْمُحْسِنِينَl-muHsinīneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzel hareket edenleri

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ergenlik çağına girince ona hükmetme kabiliyeti ve bilgi verdik ve işte iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ergenlik çağına girince ona hükmetme kabiliyeti ve bilgi verdik ve işte iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.

Adem Uğur

(Yusuf) erginlik çağına erişince, ona (isabetle) hükmetme (yeteneği) ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükâfatlandırırız.

Ahmed Hulusi

(Yusuf) aklını kullanacak yaşa erdiğinde, Ona hüküm ve ilim verdik. Muhsinleri işte böyle mükafatlandırırız.

Ahmet Tekin

O erginlik, yiğitlik çağına-onsekiz yaşına gelince, ona hükümranlık, yargı ve icra yetkisi, şeriat ve ilim verdik. İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderleri, idarecileri, mü’minleri, işte biz böyle mükâfatlandırırız.

Ahmet Varol

O erginlik çağına erişince kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

Ali Bulaç

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

Ali Fikri Yavuz

Yûsuf tam kemal çağına ( veya yaşına) varınca, kendisine hikmet ve ilim verdik (ilimle amel, dinde de anlayış bahşettik). İşte biz, güzel iş yapanlara böyle mükâfat veririz.

Ali Rıza Safa

Erginlik çağına erişince, Ona, hem bilgelik hem de bilgi verdik. İyi davrananları, işte böyle ödüllendiririz.

Bayraktar Bayraklı

Yusuf ergenlik çağına erişince, ona hüküm ve ilim verdik. İşte, güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz.

Bekir Sadak

Erginlik cagina erince ona hikmet ve bilgi verdik. Iyi davrananlari boyle mukafatlandiririz.

Celal Yıldırım

Olgunluk çağına erişince ona hikmetle hükmetme becerisi ve ilim verdik. Ve işte iyiliği, yardımseverliği huy edinenleri böyle mükâfatlandırırız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yûsuf olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükâfatlandırırız.

Diyanet İşleri

Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

Diyanet İşleri (eski)

Erginlik çağına erince ona hikmet ve bilgi verdik. İyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

Diyanet Vakfi

(Yusuf) erginlik çağına erişince, ona (isabetle) hükmetme (yeteneği) ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükâfatlandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O, tam erginlik çağına gelince, kendisine ilim ve hüküm verdik. İşte biz, güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kıvamına geldiği zaman, Biz ona bir nüfuz ve peygamberlik bilgisi verdik. işte Biz, iyi hareket edenlere böyle karşılık veririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki kıvamına irdi biz ana bir huküm ve bir ılim bahşettik ve işte muhsinlere böyle karşılık veririz

Erhan Aktaş

Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

Fizilal-il Kuran

Yusuf ergenlik çağına erince kendisine hikmet ve bilgi bağışladık. Biz iyi davranışlıları işte böyle ödüllendiririz.

Gültekin Onan

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

Hamdi Döndüren

Yusuf rüşd çağına ulaştığında ona hüküm (bilgelik) ve bilgi verdik. İşte Biz iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız.

Hasan Basri Çantay

O, tam erginlik çağına girince kendisine hüküm ve ilim verdik, işte iyi hareket eden insanları biz böyle mükafatlandırırız.

Hasib Asutay

(Yusuf) olgunluk çağına erişince, ona hüküm ve ilim verdik. İşte biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (Yûsuf’un) gücü kemâle erince, (biz) ona hikmet ve ilim verdik. İşte iyilik edenleri böyle mükâfâtlandırırız.

İbni Kesir

Ergenlik çağına gelince; ona hüküm ve ilim verdik. İşte böyle mükafaatlandırırız Biz, ihsan edenleri.

Mehmet Okuyan

(Yusuf) yetişkinlik çağına ulaşınca, ona doğru hüküm verme yeteneği ve ilim vermiştik. Güzel davrananları biz işte böyle ödüllendiririz.

Muhammed Esed

Derken, ergenlik çağını aştığı zaman (eğriyi doğruyu ayırmaya yetecek) keskin bir muhakeme gücü ve (derin) bir kavrayış yeteneği bahşettik o'na: iyilik yapanları Biz işte böyle ödüllendiririz.

Mustafa İslamoğlu

Artık olgunluk çağına erince ona bir muhakeme yeteneği ve bilgi (yöntemi) bahşettik: Zira Biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki ergenlik çağına erişti, O'na bir hüküm ve bir ilim verdik ve işte muhsin olanları öylece mükâfaatlandırırız.

Ömer Öngüt

Erginlik çağına erince ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz güzel hareket edenleri böyle mükâfatlandırırız.

Suat Yıldırım

O kemâl çağına geldiğinde kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanlara biz böyle karşılık veririz.

Süleyman Ateş

(Yusuf), kuvvetli çağına erişince ona hüküm ve ilim verdik. İşte biz, güzel hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.

Süleymaniye Vakfı

Yusuf ergin hale gelince ona hikmet /doğru karar verme yeteneği ve ilim verdik. Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf reşit olunca ona doğru karar verme yeteneği ve bir ilim verdik. Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

Şaban Piriş

Erginlik çağına ulaşınca ona hikmet ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.

Tefhim-ul Kuran

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

Ümit Şimşek

Yusuf olgunluk çağına erişince, ona hüküm ve ilim verdik. İyilik yapan ve iyi kulluk edenleri Biz böyle ödüllendiririz.

Yaşar Nuri Öztürk

Yusuf gerekli olgunluğa ulaşınca ona hükmetme yeteneği ve ilim verdik. Güzel düşünüp güzel davrananları biz işte böyle ödüllendiririz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yusuf yetkin çağına çatdıqda Biz ona mühakimə yürütmək bacarığı və elm verdik. Biz yaxşı iş görənləri belə mükafatlandırırıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yusif gəncliyinin) ən yetkin dövründə (17, 18, 21, 30 yaxud 33 yaşına) çatdıqda ona hikmət (peyğəmbərlik) və elm verdik. Biz yaxşı işlər görənləri belə mükafatlandırırıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als er zum Mann herangewachsen war, gewährten Wir ihm Weisheit und Wissen. So belohnen Wir die Rechtschaffenen.

Almanca — Der Edle Quran

Als er seine Vollreife erlangt hatte, gaben Wir ihm Urteil(skraft) und Wissen. So vergelten Wir den Gutes Tuenden.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als er zum Mann heranwuchs, verliehen Wir ihm Weisheit und Wissen. Und so belohnen Wir diejenigen, die Gutes tun.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als er das Mannesalter erreichte, ließen WIR ihm Urteilsvermögen und Wissen zuteil werden. Und solcherart vergelten WIR den Muhsin.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then when he –Yusuf- reached the stage of life wherein he had the ability for effective action and firmness of mind, character, will and purpose, We imparted to him wisdom and divine knowledge. For thus do We reward those who perfect their illustrious toils and turn their thoughts on moral excellence and benevolence.

Abdul Haleem

When he reached maturity, We gave him judgement and knowledge: this is how We reward those who do good.

Abdullah Yusuf Ali

When Joseph attained His full manhood, We gave him power and knowledge: thus do We reward those who do right.

Abul A'la Maududi

And when Joseph reached the age of maturity, We granted him judgement and knowledge. Thus do We reward those who do good.

Aisha Bewley

And then when he became a full-grown man, We gave him knowledge and right judgement too. That is how We reward all doers of good.

Al-Hilali & Khan

And when he [Yûsuf (Joseph)] attained his full manhood, We gave him wisdom and knowledge (the Prophethood); thus We reward the Muhsinûn (doers of good - see the footnote of V.9:120).

Ali Quli Qarai

When he came of age, We gave him judgement and [sacred] knowledge, and thus do We reward the virtuous.

Amatul Rahman Omar

And when he attained his (age of) full strength, We granted him judgment and knowledge, and thus do We reward the doers of good deeds to others.

Arthur John Arberry

And when he was fully grown, We gave him judgment and knowledge. Even so We recompense the good-doers.

Bijan Moeinian

When Joseph became mature, I blessed him with wisdom and knowledge; this is the way that I reward the gracious ones.

E. Henry Palmer

And when he had reached his strength we brought him judgment and knowledge, for thus do we reward those who do good.

Edip-Layth

When he reached his maturity, We gave him position and knowledge. It is thus that We reward the good doers.

George Sale

And when he had attained his age of strength, we bestowed on him wisdom, and knowledge; for thus do we recompense the righteous.

Hamid S. Aziz

And the man from Egypt who had bought him said to his wife, "Make his stay with us honourable; it may be he will be of use to us, or we may adopt him as a son. " Thus did We establish Joseph in the land that We might teach him the interpretation of ahadith (events, traditions, sayings, dreams etc.). Allah has full power and control over His (or Joseph's) affairs; but most of mankind know not.

Mahmoud Ghali

And when he reached full age, We brought him judgment and knowledge; and thus We recompense the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

And And when he reached his prime We gave him wisdom and knowledge. Thus We reward the good.

Mohamed Ahmed - Samira

When he reached the prime of life We gave him wisdom and knowledge. Thus We reward those who are good.

Muhammad Asad

And when he reached full manhood, We bestowed upon him the ability to judge [between right and wrong], as well as [innate] knowledge: for thus do We reward the doers of good.

Mustafa Khattab

And when he reached maturity, We gave him wisdom and knowledge. This is how We reward the good-doers.

Progressive Muslims

And when he reached his maturity, We gave him position and knowledge. It is thus that We reward the good doers.

Sahih International

And when Joseph reached maturity, We gave him judgment and knowledge. And thus We reward the doers of good.

Sam Gerrans

And when he reached maturity, We gave him judgment and knowledge; and thus reward We the doers of good.

Shabbir Ahmed

When Joseph reached his prime, We gave him wisdom and knowledge, since he lived upright. This is Our Law that We bestow knowledge and wisdom on those who live a balanced life in youth.

Syed Vickar Ahamed

And when he [Yusuf, (Joseph)] reached his full manhood, We gave him power and knowledge: Like this We reward those who do right.

Taqi Usmani

And when he reached the prime of his age, We gave him wisdom and knowledge, and this is how We reward those who are good in their deeds.

The Monotheist Group

Andwhen he reached his independence, We gave him judgement and knowledge. It is thus that We reward the good doers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand il eut atteint sa maturité Nous lui accordâmes sagesse et savoir. Cʹest ainsi que nous récompensons les bienfaisants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema Yûsuf (ji aqil û hêzê ve) giha kemala xwe, me pêxemberî û zanîn dayê û her bi vî rengî em qencîkarên rast û durist xelat dikin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen hij zijnen ouderdom van kracht had bereikt, schonken wij hem wijsheid en kennis; want zoo beloonen wij den rechtvaardigen.

Hollandaca — Siregar

En toen hij (Yôesoef) zijn volle kracht had bereikt, gaven Wij hem wijsheid en kennis. En zo belonen Wij de weldoeners.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И когда (Йусуф) достиг зрелости, даровали Мы ему мудрость и (полезные) знания; и вот так Мы воздаем добродеющим!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när han hade nått mogen ålder skänkte Vi honom visdom och kunskap (i andliga ting); så belönar Vi dem som gör det goda och det rätta.