Helak emrimiz gelince, Hud'u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.

وَلَمَّا جَاءَ اَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُودًا وَالَّذِينَ اٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَنَجَّيْنَاهُمْ مِنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ

ve lemmā cā'e emrunā necceynā hūden ve(e)lleƶīne āmenū meǎhu bi raHmetin minnā ve necceynāhum min ǎƶābin ğalīZin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَمَّاve lemmāve ne zaman ki
2جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelince
3اَمْرُنَاemrunāا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrimiz
4نَجَّيْنَاnecceynāن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.kurtardık
5هُودًاhūdenه و دYahudi olmak, yönlendirilmek, görevine nazikçe geri dönmek. Tahweed: sürünmek, emeklemek; Tövbe.Hud'u
6وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseleri
7اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman eden(leri)
8مَعَهُmeǎhuberaberindeki
9بِرَحْمَةٍbi raHmetinر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.bir rahmetle
10مِنَّاminnābizden
11وَنَجَّيْنَاهُمْve necceynāhumن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.ve onları koruduk
12مِنْmin
13عَذَابٍǎƶābinع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azaptan
14غَلِيظٍğalīZinغ ل ظKalın, kaba, hantal, kaba, pürüzlü, sertlik/katılık, güç, ciddi, şiddet, sertkaskatı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Emrimiz gelince Hûd'u ve onunla berâber bulunan inanmış kişileri, bizden bir rahmet olarak kurtardık ve onlara ağır bir azaptan necat verdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Emrimiz gelince Hûdʼu ve onunla berâber bulunan inanmış kişileri, bizden bir rahmet olarak kurtardık ve onlara ağır bir azaptan necat verdik.

Adem Uğur

Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

Ahmed Hulusi

Hükmümüz oluştuğunda Hud'u ve onunla beraber iman etmişleri rahmetimizle kurtardık. . . Onları ağır bir azaptan kurtardık.

Ahmet Tekin

Planımız, azâbımız gerçekleştirilirken, Hûd’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir cezadan kurtarmış olduk.

Ahmet Varol

Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Onları kaskatı bir azaptan koruduk.

Ali Bulaç

Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O'nunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli, ağır bir azabtan kurtardık.

Ali Fikri Yavuz

Helâk emrimiz gelince, bizden bir rahmet olarak Hûd’u ve beraberindeki müminleri kurtardık; hem onları çok ağır bir azabdan kurtardık.

Ali Rıza Safa

Buyruğumuz geldiği zaman, Hud'u ve Onunla birlikte inananları, Kendi katımızdan bir rahmetle kurtardık. Ve çok ağır bir cezadan onları kurtarmış olduk.

Bayraktar Bayraklı

Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

Bekir Sadak

Buyrugumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananlari, rahmetimizle kurtardik. Onlari cetin bir azabdan koruduk.

Celal Yıldırım

Buyruğumu taşıyan hükmümüz gelince, kendi katımızdan bir rahmetle Hûd'u ve onunla birlikte olan mü'minleri kurtardık, onları oldukça ağır bir azâbdan selâmete erdirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık, böylece onları ağır bir azaptan da kurtardık.

Diyanet İşleri

Helak emrimiz gelince, Hud'u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.

Diyanet İşleri (eski)

Buyruğumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azabdan koruduk.

Diyanet Vakfi

Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fermanımız geldiğinde Hud'u ve beraberinde iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, hem onları ağır bir azaptan kurtardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki emrimiz geldi, Hudu ve maıyyetinde iyman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, hem onları galiz bir azabdan kurtardık

Erhan Aktaş

Buyruğumuz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki İman Edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Buyruğumuz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hükmümüz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.

Fizilal-il Kuran

Azaba ilişkin emrimiz geldiğinde Hud'u ve beraberindeki mü'minleri, rahmetimizin sonucu olarak, kurtardık; onları ağır azaptan koruduk.

Gültekin Onan

Buyruğumuz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O'nunla birtikte inananları kurtardık. Onları şiddetli / ağır bir azabtan kurtardık.

Hamdi Döndüren

Buyruğumuz geldiğinde Hud’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

Hasan Basri Çantay

Vaktaki (azab) emrimiz geldi. Hud'ü de, maiyyetindeki mü'minleri de, bizden bir rahmet olarak, selamete erdirdik, onları ağır azabdan kurtardık.

Hasib Asutay

Emrim gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. (Evet) onları ağır bir azaptan kurtardık. (16) (16. Allah onlara yakıcı bir azap göndermişti. Bu rüzgâr burunlarından giriyor, arkalarından çıkıyordu. Onları lime lime parçalamıştı.)

Hayrat Neşriyat

Nihâyet emrimiz gelince, Hûd’u ve berâberindeki îmân edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları şiddetli bir azabdan kurtardık.

İbni Kesir

Emrimiz gelince; Hud'u ve beraberindeki mü'minleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları katı bir azabtan kurtardık.

Mehmet Okuyan

(Azap) emrimiz gelince Hud’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle kurtarmıştık. Biz onları ağır bir azaptan kurtarmıştık.

Muhammed Esed

Ve böylece, hükmümüz vaki olunca, Hud'u ve onunla aynı inancı paylaşanları katımızdan bir koruma lütfuyla kurtardık; kendilerini (ahiretteki) ağır ve zorlu azaptan (da) kurtardık.

Mustafa İslamoğlu

Ve (cezalandırma) talimatımız geldiğinde, Hud'u ve inançlarıyla onun yanında yer alanları katımızdan bir rahmetle kurtardık; dahası onların (ahiretin) ağır ve berbat azabından halas ettik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki emrimiz geldi. Hûd'u ve O'nunla beraber imân etmiş olanları Bizden bir rahmet ile kurtardık ve onları kaba bir azaptan da hâlâs ettik.

Ömer Öngüt

Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları çok çetin bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

Suat Yıldırım

Azaba dair emrimiz gelince Hûd ve beraberinde olan müminleri, tarafımızdan bir rahmet eseri olarak kurtardık, onları pek ağır bir azaptan selâmete çıkardık.

Süleyman Ateş

Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık; onları katı bir azabdan kurtardık.

Süleymaniye Vakfı

Emrimiz gelince Hud'u ve onunla birlikte iman edenleri, bizden bir ikram olarak kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Emrimiz gelince Hud'u ve onunla birlikte olan müminleri, bizden bir ikram olarak kurtardık. Evet, onları ağır bir azaptan kurtardık.

Şaban Piriş

Emrimiz gelince Hud'u ve yanındaki müminleri rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azaptan koruduk.

Tefhim-ul Kuran

Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hûd'u ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli, ağır bir azabtan kurtardık.

Ümit Şimşek

Emrimiz geldiğinde, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları kıyamet gününde ağır bir azaptan da kurtardık.

Yaşar Nuri Öztürk

Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Hud tayfasının məhvi barəsində) əmrimiz gəldikdə Bizdən bir mərhəmət olaraq Hudu və onunla birlikdə iman gətirənləri xilas etdik və onları şiddətli əzabdan qurtardıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als Unsere Entscheidung fiel, erretteten Wir durch Unsere Barmherzigkeit Hûd und die Gläubigen mit ihm und beschützten sie vor einer harten Strafe im Jenseits.

Almanca — Der Edle Quran

Als nun Unser Befehl kam, erretteten Wir Hud und diejenigen, die mit ihm glaubten, durch Barmherzigkeit von Uns; und Wir erretteten sie vor harter Strafe.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als Unser Befehl kam, da erretteten Wir Hud und diejenigen, die mit ihm gläubig waren, durch Unsere Barmherzigkeit. Und Wir erretteten sie vor schwerer Strafe.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als Unsere Bestimmung eintraf, erretteten WIR Hud und diejenigen, die mit ihm den Iman verinnerlicht haben - durch Gnade von Uns. UndWIR haben sie vor einer harten Peinigung errettet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When Our command came to pass, We rescued Hud together with those who gave credence to his Mission and acknowledged Allah's message, an act of mercy vouchsafed by us to save them from a condign punishment.

Abdul Haleem

And so, when Our judgement came to pass, by Our grace We saved Hud and his fellow believers. We saved them from a severe punishment.

Abdullah Yusuf Ali

So when Our decree issued, We saved Hud and those who believed with him, by (special) Grace from Ourselves: We saved them from a severe penalty.

Abul A'la Maududi

And when Our com-mand came to pass, We delivered Hud, together with those who shared his faith, out of special mercy from Us. We delivered them from a woeful chastisement.

Aisha Bewley

When Our command came, We rescued Hud and those who had iman along with him by a mercy from Us. We rescued them from a harsh punishment.

Al-Hilali & Khan

And when Our Commandment came, We saved Hûd and those who believed with him by a Mercy from Us, and We saved them from a severe torment.

Ali Quli Qarai

And when Our edict came, We delivered Hūd and the faithful who were with him, by a mercy from Us, and We delivered them from a harsh punishment.

Amatul Rahman Omar

And when Our command (about the punishment) came, We saved Hûd and those who believed with him by a special mercy from Us. And We delivered them from a severe torment.

Arthur John Arberry

And when Our command came, We delivered Hood and those who believed with him by a mercy from Us, and delivered them from a harsh chastisement.

Bijan Moeinian

When I decreed My Sentence, I saved Hood and those who joined him in belief. It was only in account of My Mercy that they escaped such an awful punishment."

E. Henry Palmer

And when our order came we saved Hud, and those who believed with him, by mercy from us; and we saved them from harsh torment.

Edip-Layth

When Our command came, We saved Hood and those who acknowledged with him by a mercy from Us, and We saved them from a harsh retribution.

George Sale

And when our sentence came to be put in execution, We delivered Hud, and those who had believed with him, through our mercy; and We delivered them from a grievous punishment.

Hamid S. Aziz

"But if you turn your backs, then I have conveyed to you that wherewith I was sent to you; and my Lord will replace you with another people. You cannot harm (frustrate) Him at all; verily, my Lord is Guardian over all things!"

Mahmoud Ghali

And as soon as Our Command came, We safely delivered H?d and the ones who believed with him by a mercy from Us, and We safely delivered them from a harsh torment.

Marmaduke Pickthall

And when Our commandment came to pass We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us; We saved them from a harsh doom.

Mohamed Ahmed - Samira

So, when Our command was issued We rescued Hud by Our grace, and those who believed, with him, and saved them from a dreadful doom.

Muhammad Asad

And so, when Our judgment came to pass, by Our grace We saved Hud and those who shared his faith; and We saved them [too] from suffering severe [in the life to come].

Mustafa Khattab

When Our command came, We rescued Hûd and those who believed with him by a mercy from Us, saving them from a harsh torment.

Progressive Muslims

And when Our command came, We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us, and We saved them from a mighty retribution.

Sahih International

And when Our command came, We saved Hud and those who believed with him, by mercy from Us; and We saved them from a harsh punishment.

Sam Gerrans

And when Our command came, We delivered Hūd and those who heeded warning with him, by mercy from Us; and We saved them from a stern punishment.

Shabbir Ahmed

And so, when Our Command came to pass, We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us. We saved them from a harsh retribution that inflicted the rejecters.

Syed Vickar Ahamed

And when Our Commandment came forth, We saved Hud and those who believed with him, by (special) grace from Us (Allah): And We saved them from a severe Penalty.

Taqi Usmani

So, when came Our command, We saved Hūd and those who believed along with him, out of mercy from Us, and We did save them from a heavy punishment.

The Monotheist Group

And when Our command came, We saved Hud and those who had believed with him by a mercy from Us, and We saved them from a mighty retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand vint Notre Ordre, Nous sauvâmes par une miséricorde de Notre part, Hûd et ceux qui avec lui avaient cru. Et Nous les sauvâmes dʹun terrible châtiment.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema fermana me (bi tunekirina kafiran) hat, me bi rehmetekê ji cem xwe Hûd û ew ên ku ligel wî ku wan pê bawerî anîbû rizgar kirin û me ew ji ezabekî dijwar û giran xelas kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Onze beschikking kwam redden Wij Hoed en hen die met hem geloofden door barmhartigheid van Ons; Wij redden hen van een harde bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen onze straf kwam, om ten uitvoer gebracht te worden, bevrijdden wij Hoed, en zij die met hem hadden geloofd, door onze genade, en wij bevrijdden hen van eene strenge straf.

Hollandaca — Siregar

En toen Ons bevel was gekomen, redden Wij Hôed en degenen die met hem geloofden, door Genade van Ons, en Wij redden ten van een zwam bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда пришло Наше повеление [наказание], спасли Мы Худа и тех, которые уверовали вместе с ним по Нашей милости, и спасли их от сурового наказания [губительного ветра

Rusça — Osmanov

Когда настала пора [осуществиться] Нашему велению, Мы милостиво спасли Худа и тех, кто уверовал вместе с ним. Мы избавили их от жестокого наказания.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när Vår dom föll (över dem) räddade Vi i Vår nåd Hud och dem som följde honom i tron och Vi räddade dem från ett tungt straff (i livet efter detta).