İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."

وَقُلْ لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنَّا عَامِلُونَ

ve ḳul li(e)lleƶīne lā yu'minūne ǎ'melū ǎlā mekānetikum innā ǎāmilūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقُلْve ḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve de ki
2لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselere
3لَا
4يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman etmeyen(lere)
5اعْمَلُواǎ'melūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapın
6عَلٰىǎlā
7مَكَانَتِكُمْmekānetikumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinimkanınızın elverdiğini
8اِنَّاinnābiz de
9عَامِلُونَǎāmilūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapmaktayız

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İnanmayanlara de ki: Gücünüzün yettiğini yapın, şüphe yok ki biz de yapmadayız.

Abdulkadir Gölpınarlı

İnanmayanlara de ki: Gücünüzün yettiğini yapın, şüphe yok ki biz de yapmadayız.

Adem Uğur

İman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız!

Ahmed Hulusi

İman etmeyenlere de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın; biz de yapacağız. "

Ahmet Tekin

İman etmeyecek olanlara: 'Terketmediğiniz hayat tarzınızı, iktidarınızı yaşamaya devam edin. Bütün imkânlarınızla elinizden geleni yapın. Biz de bilinçli olarak görevimizi yapmaya devam edeceğiz.' de.

Ahmet Varol

Sen o imân etmiyenlere de ki: Yapacağınızı yapın ; doğrusu biz de (gerekeni) yapacağız.

Ali Bulaç

İman etmeyenlere de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."

Ali Fikri Yavuz

İman etmiyenlere (Ey Rasûlüm) de ki; “- Bulunduğunuz hal üzere çalışın, biz de çalışıcılarız.

Ali Rıza Safa

İnanmayanlara, şunu söyle: "Elinizden geleni yapın. Kuşkusuz, biz de yapacağız!"

Bayraktar Bayraklı

İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni bulunduğunuz yerde yapınız! Biz de yapmaktayız."

Bekir Sadak

(121-12) 2 Inanmayanlara: «Durumunuzun gerektirdigini yapin, dogrusu biz de yapiyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz» de.

Celal Yıldırım

Sen o imân etmiyenlere de ki: Yapacağınızı yapın ; doğrusu biz de (gerekeni) yapacağız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın! Biz de yapacağız!

Diyanet İşleri

İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."

Diyanet İşleri (eski)

(121-122) İnanmayanlara: 'Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz' de.

Diyanet Vakfi

İman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İmana gelmeyen o kâfirlere de ki: «Elinizden geleni geri koymayın! Biz de yapacağımızı yapacağız.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman etmeyenlere de ki: "Siz yerinizde sayarak, yapacağınızı yapın! Mutlaka biz de çalışıyoruz.

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman etmeyenlere de de ki: siz yerinizde sayarak yapacağınızı yapın her halde biz çalışıyoruz

Erhan Aktaş

İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapmaktayız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapmaktayız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın. Biz de yapacağız."

Fizilal-il Kuran

İnanmayanlara de ki; 'Siz bildiğiniz gibi hareket ediniz, biz de bildiğimiz gibi hareket edelim. '

Gültekin Onan

İnanmayanlara de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."

Hamdi Döndüren

İman etmeyenlere de ki: “Bize karşı elinizden geleni yapın; biz de yapacağız!”

Hasan Basri Çantay

İman etmeyeceklere de ki: "Elinizden, gücünüzden geleni yapın. Biz de şübhesiz çalışıcılarız".

Hasib Asutay

(Resulüm!) İman etmeyenlere de ki: 'Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız! '

Hayrat Neşriyat

O hâlde, îmân etmeyenlere de ki: 'Elinizden geleni yapın! Şübhesiz biz de (öyle)yapanlarız.'

İbni Kesir

İnanmayanlara de ki: Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.

Mehmet Okuyan

İman etmeyenlere de ki: “Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki biz de (görevimizi) yapacağız!

Muhammed Esed

Ve inanmayanlara gelince, onlara şöyle de: "Artık elinizden ne geliyorsa yapın; ama bilin ki, biz de (Allah yolunda elimizden geleni) yapacağız;

Mustafa İslamoğlu

İnanmamakta ısrar edenlere ise de ki: "Siz, kendinize yakışanı yapınız, unutmayın ki biz bize yakışanı yapmaktayız:

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve imân etmeyenlere de ki: «Siz kendi iktidarınız dairesinde çalışınız, şüphe yok ki, biz de çalışanlarız.»

Ömer Öngüt

İnanmayanlara de ki: “Elinizden gelen çalışmayı yapın. Biz de (hakikatı duyurmak için) gerekeni yapıyoruz. ”

Suat Yıldırım

(121-122) İman etmeyenlere de de ki: "Siz yerinizde sayarak elinizden geleni yapın, ama biz de çalışacağız, gerekeni yapacağız. Siz bizim için felaket gözleyin bakalım, biz de eski ümmetlerin başına gelen felaketlerin size gelmesini gözleyip bekliyoruz.

Süleyman Ateş

İnanmayanlara de: "Olduğunuz yerde yapacağınızı yapın, biz de yapıyoruz!"

Süleymaniye Vakfı

İnanmayanlara de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın, biz de yapıyoruz!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanmayanlara de ki "Kendi konumunuza uygun olanı yapın, biz de yapıyoruz.

Şaban Piriş

İman etmeyenlere şöyle de: -Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.

Tefhim-ul Kuran

İman etmeyenlere de ki: «Yapabileceğinizi yapın; kuşkusuz biz de yapacağız.»

Ümit Şimşek

İman etmeyenlere de ki: Siz elinizden geleni yapın; biz de yapıyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk

İnanmayanlara de ki: "Yapabildiğinizi yapın, biz de işimizi yapıyoruz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İman gətirməyənlərə de: “Əlinizdən gələni edin, biz də edəcəyik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İman gətirməyənlərə de: ″Siz etdiyinizi (bacardığınızı) edin, biz də etdiyimizi edəcəyik!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sag den Ungläubigen: ʺBemüht euch soviel ihr könnt um böse Taten! Wir aber bemühen uns auf unsere Art nur um das Gute.

Almanca — Der Edle Quran

Und sag zu denen, die nicht glauben: Handelt nach eurer Stellung, wir werden (ebenfalls so) handeln.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sprich zu denen, die nicht glauben: ʺHandelt eurem Standpunkt gemäß, auch wir handeln (unserem Standpunkt gemäß)

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sag zu denjenigen, die den Iman nicht verinnerlichen: ʺHandelt euren Standpunkten entsprechend, wir handeln doch auch!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say O Muhammad to those infidels who deny Allah: "You may pursue what your minds and souls impel you to do, but we are steering our course of action by guiding principles set by Providence Who guides into all truth".

Abdul Haleem

Say to those who do not believe, ‘Do whatever you can: we too are doing what we can,’

Abdullah Yusuf Ali

Say to those who do not believe: "Do what ever ye can: We shall do our part;

Abul A'la Maududi

As for those who are bent on not believing, tell them: 'Work according to your way and we are working according to our way.

Aisha Bewley

Say to those who have no iman: ‘Do as you think best. That is what we are doing.

Al-Hilali & Khan

And say to those who do not believe: "Act according to your ability and way, We are acting (in our way).

Ali Quli Qarai

And say to those who do not have faith, ‘Act according to your ability; we too are acting.

Amatul Rahman Omar

And say to those who do not believe, `Do your worst, we too are doing (Our best).

Arthur John Arberry

And say to the unbelievers: 'Act you according to your station; we are acting.

Bijan Moeinian

Say to those who have chosen not to believe: "Feel free to do whatever you want to do and we will follow our way of life. "

E. Henry Palmer

Say to those who believe not, ' Act according to your power, verily, we are acting too!

Edip-Layth

Say to those who do not acknowledge: "Continue to do what you will, we will also do.”

George Sale

Say unto those who believe not, act ye according to your condition; we surely will act according to our duty:

Hamid S. Aziz

And all that We relate to you of the stories of the Messengers in order that thereby We might make firm your heart. And herein has the truth come to you, an admonition and a reminder to the believers.

Mahmoud Ghali

And say to the ones who do not believe, "Act according to (Literally: do according to) your situation; surely we are (also) acting,

Marmaduke Pickthall

And say unto those who believe not: Act according to your power. Lo! We (too) are acting.

Mohamed Ahmed - Samira

Say to the infidels. "Act as best you can, we are acting too;

Muhammad Asad

And say unto those who will not believe: "Do anything that may be within your power, [while] we, behold, shall labour [in God's way];

Mustafa Khattab

Say to those who disbelieve, "Persist in your ways; we will certainly persist in ours.

Progressive Muslims

And say to those who do not believe: "Continue to do what you will, we will also do. "

Sahih International

And say to those who do not believe, "Work according to your position; indeed, we are working.

Sam Gerrans

And say thou to those who do not believe: “Work according to your power — we are working.

Shabbir Ahmed

And tell those who adamantly disbelieve, "Do anything that may be in your power, while, behold, we shall labor in God's Way. "

Syed Vickar Ahamed

And say to those who do not believe: "Act according to your ability: We (too) are acting (in our own way)";

Taqi Usmani

Say to those who do not believe, "Do whatever you can. We are doing (what we can).

The Monotheist Group

And say to those who do not believe: "Continue to do what you will, we will also do."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et dis à ceux qui ne croient pas: ʺOeuvrez autant que vous pouvez. Nous aussi, nous œuvrons.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji wan ên ku bawerî nayînin re bibêje: Çi ji destên we bê bikin! Çi pêwîst be, em ê jî wê bikin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zeg tegen hen die niet geloven: ʺHandelt naar jullie vermogen, wij doen dat ook

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg tot hen die niet gelooven: handelt overeenkomstig uwen staat, wij zullen zekerlijk volgens onzen plicht handelen.

Hollandaca — Siregar

En zeg tot degenen die niet geloven: ʺWerkt volgens jullie vermogens. Voorwaar, (ook) wij werken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И скажи (о, Посланник) тем, которые не веруют: «Действуйте (так как вы считаете правильным) по своей возможности [насколько вы можете], (и) поистине мы (тоже) будем действовать (как повелел нам наш Господь).

Rusça — Osmanov

Скажи тем, которые не веруют: ʺДействуйте по мере ваших возможностей, Мы тоже будем действовать.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och säg till dem som inte vill tro: ʺGör vad som står i er makt (för att bekämpa tron); vi skall göra vårt (för att befästa och utbreda den)!