Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
innā enzelnāhu fī leyleti l-ḳadri
Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!
وَمَا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
ve mā edrāke mā leyletu l-ḳadri
Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ
leyletu l-ḳadri ḣayrun min elfi şehrin
Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.
تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۛ
tenezzelu l-melāiketu ve r-rūHu fīhā bi iƶni rabbihim min kulli emrin
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.
سَلَامٌ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
selāmun hiye Hattā meTleǐ l-fecri
Kitap ehlinden inkar edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.
لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنْفَكِّينَ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ
lem yekuni (e)lleƶīne keferū min ehli l-kitābi ve l-muşrikīne munfekkīne Hattā te'tiyehumu l-beyyinetu
Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir.
رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ يَتْلُوا صُحُفًا مُطَهَّرَةً
rasūlun mine (a)llahi yetlū SuHufen muTahheraten
O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.
فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ
fīhā kutubun ḳayyimetun
Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُ
ve mā teferraḳa (e)lleƶīne ūtū l-kitābe illā min beǎ'di mā cā'ethumu l-beyyinetu
Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
وَمَا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاءَ وَيُقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ
ve mā umirū illā li yeǎ'budū (a)llahe muḣliSīne lehu d-dīne Hunefā'e ve yuḳīmū S-Salāte ve yu'tū z-zekāte ve ƶālike dīnu l-ḳayyimeti
Şüphesiz, inkar eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler.
اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِ
inne (e)lleƶīne keferū min ehli l-kitābi ve l-muşrikīne fī nāri cehenneme ḣālidīne fīhā ulāike hum şerru l-beriyyeti
Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.
اِنَّ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ
inne (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ulāike hum ḣayru l-beriyyeti