ك ه ف (KHF) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Mağaraları veya korunma yerlerini doldurmak

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (6)

Bu kök Kur'an boyunca 6 kez, 2 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

الْكَهْفِ4 kez

Kehf 18:9الْكَهْفِl-kehfiKehf

اَمْ حَسِبْتَ اَنَّ اَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّقِيمِ كَانُوا مِنْ اٰيَاتِنَا عَجَبًا

em Hasibte enne eSHābe l-kehfi ve r-raḳīmi kānū min āyātinā ǎceben

Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?

Kehf 18:10الْكَهْفِl-kehfimağaraya

اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا

iƶ evā l-fityetu ilā l-kehfi fe ḳālū rabbenā ātinā min ledunke raHmeten ve heyyi' lenā min emrinā raşeden

Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.

Kehf 18:11الْكَهْفِl-kehfimağarada

فَضَرَبْنَا عَلٰٓى اٰذَانِهِمْ فِي الْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا

fe Derabnā ǎlā āƶānihim fī l-kehfi sinīne ǎdeden

Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).

Kehf 18:16الْكَهْفِl-kehfimağaraya

وَاِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ فَأْوُا اِلَى الْكَهْفِ يَنْشُرْ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ رَحْمَتِهِ وَيُهَيِّئْ لَكُمْ مِنْ اَمْرِكُمْ مِرْفَقًا

ve iƶi ǎ'tezeltumūhum ve mā yeǎ'budūne illā (a)llahe fe 'vū ilā l-kehfi yenşur lekum rabbukum min raHmetihi ve yuheyyi' lekum min emrikum mirfeḳan

(İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın."

كَهْفِهِمْ2 kez

Kehf 18:17كَهْفِهِمْkehfihimmağaralarından

وَتَرَى الشَّمْسَ اِذَا طَلَعَتْ تَزَاوَرُ عَنْ كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَاِذَا غَرَبَتْ تَقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِنْهُ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُرْشِدًا

ve terā ş-şemse iƶā Taleǎt tezāveru ǎn kehfihim ƶāte l-yemīni ve iƶā ğarabet teḳriDuhum ƶāte ş-şimāli ve hum fī fecvetin minhu ƶālike min āyāti (a)llahi men yehdi (a)llahu fe huve l-muhtedi ve men yuDlil fe len tecide lehu veliyyen murşiden

(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Kehf 18:25كَهْفِهِمْkehfihimmağaralarında

وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ ثَلٰثَ مِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا

ve lebiṧū fī kehfihim ṧelāṧe miAetin sinīne ve (e)zdādū tis'ǎn

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.