ف ر ش (FRŞ) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Yaymak, uzatmak, uzanmak, döşemek. Furshan - (yiyecek olarak kullanılan küçük hayvanlar için) yük taşımak, kesim için yere serilmek. Farashun (genel isim) - güveler. Firashun (çoğul: furushun) - halı, üzerine yatmak için serilen şey, yatak. Eş/zevce (mecazi anlamda).

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (6)

Bu kök Kur'an boyunca 6 kez, 6 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

فِرَاشًا1 kez

Bakara 2:22فِرَاشًاfirāşendöşek

اَلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشًا وَالسَّمَاءَ بِنَاءً وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَاَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

elleƶī ceǎle lekumu l-erDe firāşen ve s-semāe binā'en ve enzele mine s-semāi māen fe eḣrace bihi mine ṧ-ṧemerāti rizḳan lekum fe lā tec'ǎlū li (a)llahi endāden ve entum teǎ'lemūne

O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.

وَفَرْشًا1 kez

En'am 6:142وَفَرْشًاve ferşen(kiminin) tüyünden sergi yapılır

وَمِنَ الْاَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ

ve mine l-en'ǎāmi Hamūleten ve ferşen kulū mimmā razeḳakumu (a)llahu ve lā tettebiǔ ḣuTuvāti ş-şeyTāni innehu lekum ǎduvvun mubīnun

Yine O, hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. Allah'ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

فَرَشْنَاهَا1 kez

Zariyat 51:48فَرَشْنَاهَاferaşnāhābiz döşedik

وَالْاَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ

ve l-erDe feraşnāhā fe niǎ'me l-māhidūne

Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz.

فُرُشٍ1 kez

Rahman 55:54فُرُشٍfuruşinyataklar

مُتَّكِـِٔينَ عَلٰى فُرُشٍ بَطَائِنُهَا مِنْ اِسْتَبْرَقٍ وَجَنَا الْجَنَّتَيْنِ دَانٍ

muttekiīne ǎlā furuşin beTāinuhā min istebraḳin ve cenā l-cenneteyni dānin

Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.

وَفُرُشٍ1 kez

Vakıa 56:34وَفُرُشٍve furuşinve döşekler (üstündedirler)

وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ

ve furuşin merfūǎtin

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

كَالْفَرَاشِ1 kez

Karia 101:4كَالْفَرَاشِke l-ferāşipervaneler gibi

يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ

yevme yekūnu n-nāsu ke l-ferāşi l-mebṧūṧi

O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır.