د ر ا (D̃RÊ) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

İtmek, geri döndürmek, kovmak; ertelemek, önlemek, üstesinden gelmek, mücadele etmek, kavga etmek, zorlamak, aniden atılmak, bir kavgada geri püskürtmek, anlaşamamak.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (5)

Bu kök Kur'an boyunca 5 kez, 4 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

وَيَدْرَؤُ۫نَ2 kez

Ra'd 13:22وَيَدْرَؤُ۫نَve yedra'ūneve savarlar

وَالَّذِينَ صَبَرُوا ابْتِغَاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِ

ve(e)lleƶīne Saberū btiğā'e vechi rabbihim ve eḳāmū S-Salāte ve enfeḳū mimmā razeḳnāhum sirran ve ǎlāniyeten ve yedra'ūne bi l-Haseneti s-seyyiete ulāike lehum ǔḳbā d-dāri

Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

Kasas 28:54وَيَدْرَؤُ۫نَve yedra'ūneve onlar savarlar

اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْتَوْنَ اَجْرَهُمْ مَرَّتَيْنِ بِمَا صَبَرُوا وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

ulāike yu'tevne ecrahum merrateyni bimā Saberū ve yedra'ūne bi l-Haseneti s-seyyiete ve mimmā razeḳnāhum yunfiḳūne

İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.

فَادّٰرَءْتُمْ1 kez

Bakara 2:72فَادّٰرَءْتُمْfe ddāra'tumbirbirinizle atışmıştınız

وَاِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا فَادّٰرَءْتُمْ فِيهَا وَاللّٰهُ مُخْرِجٌ مَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَ

ve iƶ ḳateltum nefsen fe ddāra'tum fīhā ve(a)llahu muḣricun mā kuntum tektumūne

Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.

فَادْرَؤُ۫ا1 kez

Al-i İmran 3:168فَادْرَؤُ۫اfe dra'ūhaydi savın

اَلَّذِينَ قَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ اَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا قُلْ فَادْرَؤُ۫ا عَنْ اَنْفُسِكُمُ الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

(e)lleƶīne ḳālū li iḣvānihim ve ḳaǎdū lev eTāǔnā mā ḳutilū ḳul fe dra'ū ǎn enfusikumu l-mevte in kuntum Sādiḳīne

(Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."

وَيَدْرَؤُ۬ا1 kez

Nur 24:8وَيَدْرَؤُ۬اve yedrauve kaldırır

وَيَدْرَؤُ۬ا عَنْهَا الْعَذَابَ اَنْ تَشْهَدَ اَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِ اِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ

ve yedrau ǎnhā l-ǎƶābe en teşhede erbeǎ şehādātin bi(a)llahi innehu le mine l-kāƶibīne

(8-9) Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır.