خ ر ق (ḢRG) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Delmek, delik açmak, perfore etmek, bir şeyde delik açmak, yırtmak/yarmak, taklit etmek veya sahte yapmak, şaşkın olmak veya hareketsiz kalmak (şaşkınlıktan), bir şey hakkında bilgisiz olmak, içinden/üzerinden geçmek, kat etmek, kaba/nazik olmayan/beceriksiz/yeteneksiz, zeka veya anlayış bakımından kusurlu veya eksik, cömert/eli açık/bonkör olmak, cömert bir mizaca sahip olmak/büyük ölçüde hayırsever olmak, iyi kazanç veya refahtan mahrum kalmak.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (4)

Bu kök Kur'an boyunca 4 kez, 4 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

وَخَرَقُوا1 kez

En'am 6:100وَخَرَقُواve ḣaraḳūve icadettiler

وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَاءَ الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا لَهُ بَنِينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَصِفُونَ

ve ceǎlū li (a)llahi şurakā'e l-cinne ve ḣaleḳahum ve ḣaraḳū lehu benīne ve benātin bi ğayri ǐlmin subHānehu ve teǎālā ǎmmā yeSifūne

Bir de cinleri Allah'a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah'a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir.

تَخْرِقَ1 kez

İsra 17:37تَخْرِقَteḣriḳayırtamazsın

وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا

ve lā temşi fī l-erDi meraHen inneke len teḣriḳa l-erDe ve len tebluğa l-cibāle Tūlen

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.

خَرَقَهَا1 kez

Kehf 18:71خَرَقَهَاḣaraḳahāonu deliverdi

فَانْطَلَقَا حَتّٰٓى اِذَا رَكِبَا فِي السَّفِينَةِ خَرَقَهَا قَالَ اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا اِمْرًا

fe nTaleḳā Hattā iƶā rakibā fī s-sefīneti ḣaraḳahā ḳāle e ḣaraḳtehā li tuğriḳa ehlehā le ḳad ci'te şey'en imran

Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.

اَخَرَقْتَهَا1 kez

Kehf 18:71اَخَرَقْتَهَاe ḣaraḳtehāmi onu deldin?

فَانْطَلَقَا حَتّٰٓى اِذَا رَكِبَا فِي السَّفِينَةِ خَرَقَهَا قَالَ اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا اِمْرًا

fe nTaleḳā Hattā iƶā rakibā fī s-sefīneti ḣaraḳahā ḳāle e ḣaraḳtehā li tuğriḳa ehlehā le ḳad ci'te şey'en imran

Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.