Fecr — Dil Profiliالفجر
137 kelime, 30 ayet üzerinden önceden hesaplanmıştır (18.08.2026).
Bu sureye özgü nadir kullanımlar
Kur'an genelinde en fazla 3 kez geçen ya da (kaç kez geçerse geçsin) yalnızca bu surede geçen kök ve çekim formları.
Nadir kökler
- س و ط(SWŦ)yalnızca bu suredeKamçı, kırbaç vurmak, kırbaçlamak, dövmek, dürmek, karıştırmak, birleştirmek, birbirine katmak
- ج م م(CMM)yalnızca bu suredeÇok veya bol olmak, çok olmak, dolu veya dolmuş olmak, toplanmak, yaklaşmak, gerçekleşmek, iyileşmek [yorgunluk gibi], rahatlamak veya dinlenmek, ayırt edici olmamak, bir şeyi gizlemek veya açığa çıkarmamak, bir şeyi yapmaya cesaret edememek, herhangi bir koşudan sonra tekrar koşmak, çok gitmek, doymak veya tatmin olmak [yiyecek veya içecek ile], miktar ve sayı bakımından daha büyük veya en büyük.
- ص خ ر(ṦḢR)3×Kayalık olmak (yer). Kaya - taş
- و ت ر(WTR)3×Kayıp yaşamak, dolandırmak, nefret etmek, garip yapmak, taciz etmek, kötülük yapmak, birini yalnız bırakmak, tek olmak.
- و ت د(WTD̃)3×Kazık çakmak, yere kazık sabitlemek, bir şeyi sıkıca sabitlemek. Autaad - kazıklar, ordular, çadır direkleri, reisler, çadır direkleri.
- ح ض ض(ḪĐĐ)3×Kışkırtmak, tahrik etmek, teşvik etmek, harekete geçirmek, bir şeyin farkında olmak
Nadir çekim formları
- وَالشَّفْعِ(ve ş-şef'ǐ)yalnızca bu surede
- وَالْوَتْرِ(ve l-vetri)yalnızca bu surede
- فَصَبَّ(fe Sabbe)yalnızca bu surede
- اَهَانَنِ(ehāneni)yalnızca bu surede
- اَكْرَمَنِ(ekrameni)yalnızca bu surede
- اِرَمَ(irame)yalnızca bu surede
- تُكْرِمُونَ(tukrimūne)yalnızca bu surede
- جَابُوا(cābū)yalnızca bu surede
- الصَّخْرَ(S-Saḣra)yalnızca bu surede
- سَوْطَ(sevTa)yalnızca bu surede
- طَغَوْا(Tağav)yalnızca bu surede
- جَنَّتِي(cennetī)yalnızca bu surede
- التُّرَاثَ(t-turāṧe)yalnızca bu surede
- لِحَيَاتِي(li Hayātī)yalnızca bu surede
- وَثَاقَهُ(veṧāḳahu)yalnızca bu surede
- يَاأَيَّتُهَا(yā eyyetuhā)yalnızca bu surede
- مَرْضِيَّةً(merDiyyeten)yalnızca bu surede
- تَحَاضُّونَ(teHāDDūne)yalnızca bu surede
- دُكَّتِ(dukketi)yalnızca bu surede
- اِرْجِعِٓي(irciǐy)yalnızca bu surede
- يُوثِقُ(yūṧiḳu)yalnızca bu surede
- فَاَكْرَمَهُ(fe ekramehu)yalnızca bu surede
- فَاَكْثَرُوا(fe ekṧerū)yalnızca bu surede
- الْمُطْمَئِنَّةُ(l-muTmeinnetu)yalnızca bu surede
- الْعِمَادِ(l-ǐmādi)yalnızca bu surede
- جَمًّا(cemmen)yalnızca bu surede
- لَبِالْمِرْصَادِ(le bi l-mirSādi)yalnızca bu surede
- حِجْرٍ(Hicrin)2×
- يَسْرِ(yesri)2×
- اَكْلًا(eklen)2×
- نِعَمَهُ(niǎmehu)2×
- الْاَوْتَادِۖ(l-evtādi)2×
- وَجِيءَ(ve cī'e)2×
- قَسَمٌ(ḳasemun)2×
- ابْتَلٰيهُ(btelāhu)yalnızca bu surede
- دَكًّا(dekken)3×
- عَذَابَهُ(ǎƶābehu)3×
- لَيَالٍ(leyālin)3×
- ادْخُلِي(dḣulī)3×
Zaman kipi dağılımı
Fiillerin kaçı geçmiş (Mazi), kaçı geniş/şimdiki-gelecek (Muzari), kaçı buyurgan (Emir) kipte.
- Mazi (geçmiş)
- 16 (%50)
- Muzari (şimdiki/gelecek)
- 13 (%41)
- Emir (buyurgan)
- 3 (%9)
Kur'an geneli: Mazi %47 · Muzari %43 · Emir %10 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor (iki-oranlı z-testi, |z|>1.96).
Zamir / hitap şekli dağılımı
Zamirlerin kaçı 1. şahıs (konuşan), kaçı 2. şahıs (doğrudan hitap edilen), kaçı 3. şahıs (hakkında konuşulan).
- Mütekellim (1. şahıs)
- 1 (%3)
- Muhatap (2. şahıs)
- 8 (%25)
- Gaib (3. şahıs)
- 23 (%72)
Kur'an geneli: Mütekellim %13 · Muhatap %24 · Gaib %64 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor.
Fiil babı (kalıbı) dağılımı
Bu suredeki mezid (kalıba girmiş) fiillerin hangi babda çekildiği — ör. Tef'îl (yoğunlaştırma/geçişlilik), İfti'âl (dönüşlülük) gibi. Mücerred (yalın) fiiller ve isimler bir baba sahip olmadığından dağılıma girmez.
Baş / orta / son karşılaştırması
Sure ilerledikçe kip/hitap dağılımı değişiyor mu?
| Bölüm | Ayetler | Mazi/Muzari/Emir | Mütekellim/Muhatap/Gaib |
|---|---|---|---|
| Baş | 1-10 | 2/3/0 | 0/1/4 |
| Orta | 11-20 | 10/6/0 | 0/4/12 |
| Son | 21-30 | 4/4/3 | 1/3/7 |
Öne çıkan kökler
Bu surede, Kur'an genelindeki oranına göre beklenenden anlamlı ölçüde daha sık geçen kökler (hiper-geometrik z-skoru — bkz. Arama sayfasındaki bağlam taraması ile aynı yöntem).
- ب ل د(BLD̃)Şehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayet2 ayet · beklenen 0.1 · z=6.34
- ب ل و(BLW)Denemek, test etmek, sınamak, imtihan etmek2 ayet · beklenen 0.2 · z=4.49
- ك ر م(KRM)Üretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmak2 ayet · beklenen 0.2 · z=3.80
- ل ي ل(LYL)Gece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyin2 ayet · beklenen 0.4 · z=2.60
- ا ح د(ÊḪD̃)Bir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.2 ayet · beklenen 0.4 · z=2.58
- ا ن س(ÊNS)sosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.2 ayet · beklenen 0.5 · z=2.34
- د خ ل(D̃ḢL)girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmak2 ayet · beklenen 0.5 · z=2.03
- ر ب ب(RBB)Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük7 ayet · beklenen 4.2 · z=1.48
- ج ي ا(CYÊ)gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak2 ayet · beklenen 1.3 · z=0.67
- ع ذ ب(AZ̃B)cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:122 ayet · beklenen 1.6 · z=0.31