Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!
فَمَهِّلِ الْكَافِرِينَ اَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا
fe mehhili l-kāfirīne emhilhum ruveyden
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık mühlet ver kâfirlere mühlet ver onlara az bir müddet.
Adem Uğur
Onun için Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).
Ahmed Hulusi
Bu yüzden o hakikat bilgisini inkar edenlere mühlet ver, onlara az bir süre tanı.
Ahmet Tekin
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere, nankörlere mühlet ver. Onları biraz daha kendi hallerine bırak.
Ahmet Varol
Sen inkârcılara biraz mühlet ver; onlara biraz süre tanı.
Ali Bulaç
Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
Ali Fikri Yavuz
Onun için, o kâfirlere mühlet ver. Onlara az bir mühlet ver...
Ali Rıza Safa
Artık, nankörlük edenlere süre ver; onlara biraz süre tanı!
Bayraktar Bayraklı
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Bekir Sadak
Sen inkarcilara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri birak. *
Celal Yıldırım
Onun için sen, inkarcılara mehil ver, onları bir süre (kendi hallerine) bırak..
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sen o inkârcılara süre ver, onlara biraz zaman tanı.
Diyanet İşleri
Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!
Diyanet İşleri (eski)
Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak.
Diyanet Vakfi
(11-17) Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe, (nebat ile) yarılan yere yemin ederim ki Kur'an, (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür. O, asla bir şaka değildir. Onlar bir tuzak kurarlar, ben de bir tuzak kurarım. Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun için o kafirlere mühlet ver, biraz daha süre tanı onlara!
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun için kafirleri imhal eyle! Mühlet ver onlara biraz.
Erhan Aktaş
Kafirlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kafirlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Gerçeği yalanlayan nankörlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.
Fizilal-il Kuran
Sen kâfirlere mühlet ver. Onlara biraz zaman tanı.
Gültekin Onan
Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
Hamdi Döndüren
O halde inkâr edenlere süre ver, onların sonunu biraz bekle!
Hasan Basri Çantay
(Habibim) sen şimdilik o kafirlere mühlet ver, onları biraz gecikdiriver.
Hasib Asutay
Artık o kâfirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı.
Hayrat Neşriyat
(Ey Habîbim!) O hâlde kâfirlere (azâb edeceğimiz vakte kadar) mühlet ver; onlara azıcık süre tanımakla, biraz (kendi hâllerine) bırak!
İbni Kesir
Sen; şimdilik kafirlere mühlet ver, onları biraz geciktir.
Mehmet Okuyan
Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!
Muhammed Esed
Öyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir süre!
Mustafa İslamoğlu
Şu halde kafirlere süre ver, sadece kısa bir süre…
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık kâfirlere mühlet ver, onları biraz bırak.
Ömer Öngüt
Hele sen o kâfirlere mühlet ver, (onları biraz kendi hallerine bırak!).
Suat Yıldırım
Öyleyse o kâfirleri kendi hallerine bırak! (yakında sana desteğimiz gelecektir.)
Süleyman Ateş
Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse o kafirlere süre tanı, bir müddet onları kendi hallerine bırak!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Öyleyse o kafirlere süre (fırsat) ver. Evet, onlara biraz süre (fırsat) ver.
Şaban Piriş
Kafirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı.
Tefhim-ul Kuran
Sen şimdi küfretmekte olanlara bir mühlet ver, kendilerine az bir süre tanı.
Ümit Şimşek
Onun için sen o kâfirlere mühlet ver; bir süre onları kendi hallerine bırak.
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık...
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Kafirlərə hələ möhlət ver! Onlara bir az da möhlət ver.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Elə isə (ya Peyğəmbər!) kafirlərə möhlət ver! Onlara azacıq möhlət ver!
Almanca (3)
Almanca — Der Edle Quran
So lasse den Ungläubigen noch Zeit; lasse ihnen nur eine Weile Zeit.
Almanca — M. A. Rassoul
Darum gewähre nun den Ungläubigen Aufschub, ein klein wenig Aufschub.
Almanca — Muhammad Zaidan
so gewähre den Kafir Aufschub, gewähre ihnen kurzen Aufschub!
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And so, overlook their actions O Muhammad and give them respite; their plots will be of no avail, and Allah's purpose shall prevail.
Abdul Haleem
[Prophet], let the disbelievers be, let them be for a while.
Abdullah Yusuf Ali
Therefore grant a delay to the Unbelievers: Give respite to them gently (for awhile).
Abul A'la Maududi
So leave the unbelievers to themselves; respite them awhile.
Aisha Bewley
So bear with the kafirun – bear with them for a while.
Al-Hilali & Khan
So give a respite to the disbelievers; deal gently with them for a while.
Ali Quli Qarai
So respite the faithless; give them a gentle respite.
Amatul Rahman Omar
Therefore grant the disbelievers respite, yes grant them respite for a little while.
Arthur John Arberry
So respite the unbelievers; delay with them awhile.
Bijan Moeinian
In this game, the disbelievers are given enough time to ridicule themselves; so let them do their best.
E. Henry Palmer
let the misbelievers bide; do thou then let them bide awhile!
Edip-Layth
So respite the ingrates, respite them for a while.
George Sale
Wherefore, O prophet, bear with the unbelievers: Let them alone a while.
Hamid S. Aziz
So give respite to the unbelievers; deal you gently with them for a while.
Mahmoud Ghali
So give the disbelievers (more) leisure; give them leisure awhile.
Marmaduke Pickthall
So give a respite to the disbelievers. Deal thou gently with them for a while.
Mohamed Ahmed - Samira
So bear with unbelievers with patience, and give them respite for a while.
Muhammad Asad
Let, then, the deniers of the truth have their will: let them have their will for a little while.
Mustafa Khattab
So bear with the disbelievers ˹O Prophet˺. Let them be for ˹just˺ a little while.
Progressive Muslims
So respite the rejecters, respite them for a while.
Sahih International
So allow time for the disbelievers. Leave them awhile.
Sam Gerrans
So grant thou respite to the false claimers of guidance; grant thou them respite awhile.
Shabbir Ahmed
Therefore give the rejecters some time. Leave them alone for a while.
Syed Vickar Ahamed
Therefore (O Prophet!) give a little time for the disbelievers: Bear with them gently (for a while).
Taqi Usmani
So leave the disbelievers alone at the moment; give them respite for a while.
The Monotheist Group
So respite the rejecters, respite them for a while.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Accorde (ô Prophète) donc un délai aux infidèles: accorde-leur un court délai.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca muhletê bide wan, hinekî muhletê bide wan!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Geef de ongelovigen dan maar uitstel, verleen hun enig uitstel.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Daarom, o profeet! wees geduldig met de ongeloovigen, en laat hen korten tijd met vrede.
Hollandaca — Siregar
Geef daarom de ongelovigen uitstel, geef hun even uitstel.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Представь же неверующим отсрочку, и помедли с ними недолго! [О, Пророк, не проси Аллаха ускорить погибель этим многобожникам. И будь доволен тем, что решит Аллах для тебя относительно них [[И действительно Аллах сделал так, что эти многобожники погибли во время битвы при Бадре.]]].
Rusça — Osmanov
Дай же [, Мухаммад,] неверным отсрочку недолгую!
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Låt dem därför hållas, dessa förnekare, låt dem hållas (ännu) en liten tid!