Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُوا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā teḣūnū (a)llahe ve r-rasūle ve teḣūnū emānātikum ve entum teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
4لَا
5تَخُونُواteḣūnūخ و نBir kişiye duyulan güvene sadakatsiz olmak veya sadakatsizce davranmak, hain veya sadakatsizce davranmak, güvenilirlik veya sadakatte ihmal etmek veya başarısız olmak, bir anlaşma veya sözleşmeyi bozarak doğru olana aykırı davranmak, kayıp veya azalma yaşatmak, kopmak/ayrılmak, bir şeyin veya kişinin durumunu kötüye değiştirmek, bir şeyden azar azar azaltmak/israf etmek/zayıflatmak/almak, halsiz veya zayıf, kasıtlı olarak bakılması uygun olmayan bir şeye bakmak, şüphe veya kötü düşünce uyandıran bir bakış yapmak.hiyanet etmeyin
6اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
7وَالرَّسُولَve r-rasūleر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisine
8وَتَخُونُواve teḣūnūخ و نBir kişiye duyulan güvene sadakatsiz olmak veya sadakatsizce davranmak, hain veya sadakatsizce davranmak, güvenilirlik veya sadakatte ihmal etmek veya başarısız olmak, bir anlaşma veya sözleşmeyi bozarak doğru olana aykırı davranmak, kayıp veya azalma yaşatmak, kopmak/ayrılmak, bir şeyin veya kişinin durumunu kötüye değiştirmek, bir şeyden azar azar azaltmak/israf etmek/zayıflatmak/almak, halsiz veya zayıf, kasıtlı olarak bakılması uygun olmayan bir şeye bakmak, şüphe veya kötü düşünce uyandıran bir bakış yapmak.hiyanet ederek
9اَمَانَاتِكُمْemānātikumا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanemanetlerinize
10وَاَنْتُمْve entumve siz
11تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebildiğiniz halde

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, Allah'a ve Peygambere hıyânet etmeyin ve bile bile emânetlerinize de hıyânette bulunmayın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, Allahʼa ve Peygambere hıyânet etmeyin ve bile bile emânetlerinize de hıyânette bulunmayın.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Allah'a ve Er Rasul'e (Rasulullah'a) ihanet etmeyin. . . Bildiğiniz halde emanetlerinize (nübüvvet ve risalet ile size ulaşan ilim ve marifetlere) hıyanet etmeyin!

Ahmet Tekin

Ey iman nimetine kavuşanlar, Allah’ın ve ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulünün size tevdî ettiği emanetlere, görevlere, sorumluluklara, Kur’ân’a ve sünnete hâinlik etmeyin, sonra bile bile kendi emanetlerinize, kendi haklarınıza, kendi menfaatlerinize hâinlik etmiş olursunuz.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamberine hıyanet etmeyin ve bile bile size emanet edilen şeylere hıyanet etmeyin.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.

Ali Fikri Yavuz

Ey Mü’minler! Allah’a ve Peygambere hainlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emânetlere de hainlik etmeyin.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'a ve elçiye alçaklık yapmayın. Kendi sorumluluklarınıza da bilerek alçaklık yapmayın.

Bayraktar Bayraklı

Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine ihanet etmeyiniz! Bile bile, size güvenilen şeylere ihanet etmiş olursunuz.

Bekir Sadak

Ey inananlar! Allah'a ve Peygambere karsi hainlik etmeyin, size guvenilen seylere bile bile hiyanet etmis olursunuz.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Bildiğiniz halde Allah'a ve Peygamber'e hıyanet etmeyin ; (sonra) size inanılıp güvenilen şeylere hıyanet edersiniz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Allah ve resulüne karşı hainlik etmeyin, size bırakılan emanetlere de bile bile hıyanet etmeyin.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.

Diyanet İşleri (eski)

Ey inananlar! Allah'a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Allah'a ve Resul'e hainlik etmeyiniz ki, bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olmayasınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, Allah ve Resulüne hiyanet etmeyin ki, bile bile kendi emanetlerinize hiyanet etmiş olmayasınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Allaha ve Resulüne hıyanet etmeyin ki bile bile emanetlerinize hıyanet etmiyesiniz

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah'a ve Resul'üne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a ve Rasul'üne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.

Fizilal-il Kuran

Ey mü'minler Allah'a, Peygamber'e hıyanet etmeyiniz. Yoksa üstlendiğiniz emanetlere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'ya ve elçisine ihanet etmeyin; bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Allah’a ve elçisine hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olursunuz!

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, Allaha ve o peygambere haainlik etmeyin. Siz, kendiniz bilib dururken, kendi emanetlerinize haainlik eder misiniz?

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Allah'a ve peygamberine hainlik etmeyin ki, bile bile kendi emanetlerinize de hıyanet etmiş olursunuz. (7) (7. Bu âyette geçen 'emanetler'den kasıt şer'î yükümlülüklerdir.)

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! Allah’a ve Resûl(ün)e ihânet etmeyin! Hem siz bile bile emânetlerinize de hâinlik etmeyin!

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'a ve peygamberlerine ihanet etmeyin. Bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olursunuz.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Allah’a ve Elçi'ye hıyanet (ihanet) etmeyin; (sonra) bilerek kendi emanetlerinize hıyanet (ihanet) etmiş olursunuz.

Muhammed Esed

(O halde,) siz ey imana erişenler, Allaha ve Elçiye karşı haince davranmayın; size tevdi edilen emanete bilerek ihanet etmeyin!

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Allah'a ve Elçi'ye ihanet etmeyin! Sonra, korumanız gereken değerlere bile bile ihanet etmiş olursunuz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân edenler! Allah Teâlâ'ya ve Peygamber'e hiyânet etmeyiniz ve emanetlerinize hiyânette bulunmayınız. Halbuki, siz bilirsiniz.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hâinlik etmeyin. Kendiniz bilip dururken emânetlerinize de hâinlik etmeyin.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne hıyanet etmeyin, bile bile aranızdaki emanetlerinize de hıyanet etmeyin!

Süleyman Ateş

Ey inananlar, bile bile emanetlerinize hiyanet etmek suretiyle Allah'a ve Elçisine hiyanet etmeyin.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Allah'a ve resulüne /elçisinin getirdiğine hainlik etmeyin. Size emanet edilenlere de bile bile hainlik etmeyin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler, Allah'a ve bu elçiye karşı hainlik etmeyin. Emanetlerinize de bile bile hainlik etmeyin.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Allah'a ve Elçisi'ne hıyanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de hıyanet etmeyin!

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne hıyanet etmeyin; yoksa bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olursunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey inananlar! Allah'a ve resule hıyanet etmeyin! Bilip durduğunuz halde, öz emanetlerinize hıyanet mi ediyorsunuz?

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Allaha və Onun Elçisinə xəyanətkarlıq göstərməyin və bilə-bilə aranızdakı əmanətlərə də xəyanət etməyin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Bilə-bilə Allaha, Peyğəmbərə (Onun Peyğəmbərinə) və aranızdakı əmanətlərə xəyanət etməyin! (Allahın əmrlərinə, Peyğəmbərin şəriətinə, dini vəzifələrinizə və borclarınıza sadiq olun!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr Gläubigen! Seid Gott und dem Gesandten nicht untreu, und mißbraucht das in euch gesetzte Vertrauen nicht wissentlich!

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, verratet nicht Allah und den Gesandten, und handelt nicht verräterisch in Bezug auf die euch anvertrauten Güter, wo ihr wisset!

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt, handelt nicht untreu gegenüber Allah und dem Gesandten, noch seid wissentlich untreu in eurer Treuhandschaft.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! Begeht keinen Verrat an ALLAH und an den Gesandten, auch begeht keinen Verrat mit den euch anvertrauten Dingen, während ihr es wisst.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you who have conformed to Islam : Do not prove false to the trust nor to Allah and His Messenger Who trusted you nor knowingly misappropriate anything that has been entrusted to you.

Abdul Haleem

Believers, do not betray God and the Messenger, or knowingly betray [other people’s] trust in you.

Abdullah Yusuf Ali

O ye that believe! betray not the trust of Allah and the Messenger, nor misappropriate knowingly things entrusted to you.

Abul A'la Maududi

Believers! Do not be unfaithful to Allah and the Messenger, nor be knowingly unfaithful to your trusts.

Aisha Bewley

You who have iman! do not betray Allah and His Messenger, and do not knowingly betray your trusts.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Betray not Allâh and His Messenger, nor betray knowingly your Amânât (things entrusted to you, and all the duties which Allâh has ordained for you).[1]

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not betray Allah and the Apostle, and do not betray your trusts knowingly.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! do not be dishonest to Allâh and His Messenger, nor betray your trusts knowingly.

Arthur John Arberry

O believers, betray not God and the Messenger, and betray not your trusts and that wittingly;

Bijan Moeinian

O’ you who have believed, do not betray God and His messenger, nor knowingly destroy the trust.

E. Henry Palmer

O ye who believe! be not treacherous to God and His Apostle; nor be treacherous to your engagement while ye know!

Edip-Layth

O you who acknowledge, do not betray God and the messenger, nor betray your responsibilities, while you know.

George Sale

O ye who believe! prove not false to Allah and the Messenger, nor betray your trusts knowingly.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Be not treacherous to Allah and His Messenger; nor knowingly betray your trusts (obligations, duties, responsibilities in respect of wealth, property, confidences, knowledge, talents, time, opportunities, circumstances, power, social position, prestige etc. bestowed by other people, the community or by Allah.)

Mahmoud Ghali

O you who have believed, do not betray Allah and the Messenger, and do not betray your deposits and you know that.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Betray not Allah and His messenger, nor knowingly betray your trusts.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, do not be faithless to God and His Apostle, nor violate your trusts knowingly.

Muhammad Asad

[Hence, ] O you who have attained to faith, do not be false to God and the Apostle, and do not knowingly be false to the trust that has been reposed in you;

Mustafa Khattab

O believers! Do not betray Allah and the Messenger, nor betray your trusts knowingly.

Progressive Muslims

O you who believe, do not betray God and the messenger, nor betray your trust, while you know.

Sahih International

O you who have believed, do not betray Allah and the Messenger or betray your trusts while you know [the consequence].

Sam Gerrans

O you who heed warning: betray not God and His messenger, or betray your trusts when you know.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Betray not Allah and His Messenger (the Central Authority), nor betray people who trust you, nor be lax in your duties knowingly.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Do not betray to the trust of Allah and the Messenger (Muhammad), and do not steal (or cheat) knowingly from the things given to you in trust.

Taqi Usmani

O you who believe, do not betray the trust of Allah and the Messenger-, and do not betray your mutual trusts, while you know.

The Monotheist Group

O you who believe, do not betray God and the messenger, nor betray your trust, while you know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O vous qui croyez! Ne trahissez pas Allah et le Messager. Ne trahissez pas sciemment la confiance quʹon a placée en vous?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî bawermendan! Bi Xwedê û Pêxember re xiyanetê nekin û digel ku hûn dizanin xiyanetê li emanetê li cem xwe jî nekin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Weest niet ontrouw aan God en de gezant en weest niet ontrouw aan de dingen die jullie toevertrouwd zijn, terwijl jullie beter weten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

O ware geloovigen! bedriegt God en zijn gezant niet: schendt nimmer uw geloof met uw weten.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven, pleegt geen verraad tegenover Allah en de Boodschapper en pleegt geen verraad tegenover het jullie toevertrouwde, terwijl jullie het weten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О те, которые уверовали! Не изменяйте Аллаху и Посланнику (внешне показывая свою веру и повиновение, но будучи против этого в душе своей), и не изменяйте доверенному вам [сохраняйте то, что доверили вам другие люди], в то время как вы знаете [зная] (что это доверенное, и его необходимо исполнять).

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Не будьте изменниками Аллаху и Посланнику, оправдывайте доверие в том, что доверено вам.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Troende! Försök inte föra Gud och Sändebudet bakom ljuset och svik inte med vett och vilja de förtroenden som ni får ta emot;