Nebe — Dil Profiliالنبا
173 kelime, 40 ayet üzerinden önceden hesaplanmıştır (18.08.2026).
Bu sureye özgü nadir kullanımlar
Kur'an genelinde en fazla 3 kez geçen ya da (kaç kez geçerse geçsin) yalnızca bu surede geçen kök ve çekim formları.
Nadir kökler
- ث ج ج(S̃CC)yalnızca bu suredeAkmak/dökmek veya yağmur gibi yağmak, fışkırmak (örn. kan), dökülmek veya akıtılmak, sıvı seli.
- و ه ج(WHC)yalnızca bu suredeAlevli, parlak yanan, parlayan, ısı, tutuşturmak, göz kamaştırmak
- د ه ق(D̃HG)yalnızca bu suredeBir kabı doldurmak, dökmek veya boşaltmak (bir bardak). dihaaq ¹ ağzına kadar dolu bir bardak; çok miktarda su.
- ح ق ب(ḪGB)2×Bastırılmak; yağışsız yıl, verimsiz. İdrar tutulmasından muzdarip olmak, işemekte zorluk çekmek, süt tutulmasından muzdarip olmak (dişi deve), geciktirilmek veya alıkonulmak, bozulmak/zarar görmek/düzensiz olmak/engellenmek, deveye semer vurmak, bir şeyi devenin semerine bağlamak, bir yükü üzerine almak.
- ل ف ف(LFF)3×Yuvarlamak, katlamak, sarmak, dahil etmek, birleştirmek, dolaşık olmak (ağaçlar), yığılmak, sık/yoğun ve bereketli/bol şekilde birleşmek.
- ح د ق(ḪD̃G)3×Bir şeye bakmak, sertçe veya dikkatle bakmak ve bir kişiye veya şeye göz devirmek, bir kişiyi veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/etrafını sarmak.
- و ت د(WTD̃)3×Kazık çakmak, yere kazık sabitlemek, bir şeyi sıkıca sabitlemek. Autaad - kazıklar, ordular, çadır direkleri, reisler, çadır direkleri.
Nadir çekim formları
- عَمَّ(ǎmme)yalnızca bu surede
- النَّبَاِ(n-nebei)yalnızca bu surede
- مُخْتَلِفُونَ(muḣtelifūne)yalnızca bu surede
- اَلْفَافًا(elfāfen)yalnızca bu surede
- سَرَابًا(serāben)yalnızca bu surede
- نَوْمَكُمْ(nevmekum)yalnızca bu surede
- مَعَاشًا(meǎāşen)yalnızca bu surede
- شِدَادًا(şidāden)yalnızca bu surede
- مِهَادًا(mihāden)yalnızca bu surede
- اَوْتَادًاۖ(evtāden)yalnızca bu surede
- الْمُعْصِرَاتِ(l-muǎ'Sirāti)yalnızca bu surede
- ثَجَّاجًا(ṧeccācen)yalnızca bu surede
- وَهَّاجًا(vehhācen)yalnızca bu surede
- فَتَأْتُونَ(fe te'tūne)yalnızca bu surede
- مِرْصَادًا(mirSāden)yalnızca bu surede
- لَابِثِينَ(lābiṧīne)yalnızca bu surede
- مَفَازًا(mefāzen)yalnızca bu surede
- اَحْقَابًا(eHḳāben)yalnızca bu surede
- نَزِيدَكُمْ(nezīdekum)yalnızca bu surede
- وَغَسَّاقًا(ve ğassāḳan)yalnızca bu surede
- خِطَابًا(ḣiTāben)yalnızca bu surede
- وِفَاقًا(vifāḳan)yalnızca bu surede
- وَاَعْنَابًا(ve eǎ'nāben)yalnızca bu surede
- وَكَوَاعِبَ(ve kevāǐbe)yalnızca bu surede
- دِهَاقًا(dihāḳan)yalnızca bu surede
- يَتَكَلَّمُونَ(yetekellemūne)yalnızca bu surede
- وَبَنَيْنَا(ve beneynā)yalnızca bu surede
- اَنْذَرْنَاكُمْ(enƶernākum)yalnızca bu surede
- صَوَابًا(Savāben)yalnızca bu surede
- مِيقَاتًا(mīḳāten)yalnızca bu surede
- سَبْعًا(seb'ǎn)2×
- بَرْدًا(berden)2×
- سُبَاتًا(subāten)2×
- لِلطَّاغِينَ(li T-Tāğīne)2×
- اَبْوَابًا(ebvāben)2×
- اَتْرَابًا(etrāben)2×
- شَرَابًا(şerāben)2×
- مَاٰبًا(māben)yalnızca bu surede
- كِذَّابًا(kiƶƶāben)yalnızca bu surede
- الْكَافِرُ(l-kāfiru)2×
- اَفْوَاجًا(efvācen)2×
- يَذُوقُونَ(yeƶūḳūne)2×
- اَحْصَيْنَاهُ(eHSaynāhu)2×
- يَدَاهُ(yedāhu)3×
- لِبَاسًا(libāsen)3×
- لَغْوًا(leğven)3×
- حَدَائِقَ(Hadāiḳa)3×
- حَمِيمًا(Hamīmen)3×
- كَأْسًا(ke'sen)3×
- نَبَاتًا(nebāten)3×
- سُيِّرَتْ(suyyirat)3×
Zaman kipi dağılımı
Fiillerin kaçı geçmiş (Mazi), kaçı geniş/şimdiki-gelecek (Muzari), kaçı buyurgan (Emir) kipte.
- Mazi (geçmiş)
- 23 (%57)
- Muzari (şimdiki/gelecek)
- 16 (%40)
- Emir (buyurgan)
- 1 (%3)
Kur'an geneli: Mazi %47 · Muzari %43 · Emir %10 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor (iki-oranlı z-testi, |z|>1.96).
Zamir / hitap şekli dağılımı
Zamirlerin kaçı 1. şahıs (konuşan), kaçı 2. şahıs (doğrudan hitap edilen), kaçı 3. şahıs (hakkında konuşulan).
- Mütekellim (1. şahıs)
- 13 (%33)
- Muhatap (2. şahıs)
- 2 (%5)
- Gaib (3. şahıs)
- 25 (%63)
Kur'an geneli: Mütekellim %13 · Muhatap %24 · Gaib %64 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor.
Fiil babı (kalıbı) dağılımı
Bu suredeki mezid (kalıba girmiş) fiillerin hangi babda çekildiği — ör. Tef'îl (yoğunlaştırma/geçişlilik), İfti'âl (dönüşlülük) gibi. Mücerred (yalın) fiiller ve isimler bir baba sahip olmadığından dağılıma girmez.
Baş / orta / son karşılaştırması
Sure ilerledikçe kip/hitap dağılımı değişiyor mu?
| Bölüm | Ayetler | Mazi/Muzari/Emir | Mütekellim/Muhatap/Gaib |
|---|---|---|---|
| Baş | 1-14 | 7/4/0 | 8/0/3 |
| Orta | 15-28 | 8/5/0 | 1/1/11 |
| Son | 29-40 | 8/7/1 | 4/1/11 |
Öne çıkan kökler
Bu surede, Kur'an genelindeki oranına göre beklenenden anlamlı ölçüde daha sık geçen kökler (hiper-geometrik z-skoru — bkz. Arama sayfasındaki bağlam taraması ile aynı yöntem).
- ا و ب(ÊWB)Geri dönmek, tövbe etmek, (yıldızların) batması, tekrarlamak, (itaatsizlikten itaate) dönmek, yankılanmak, geceleyin konaklamak.2 ayet · beklenen 0.1 · z=5.75
- ت ر ب(TRB)Çok toprağa sahip olmak, ellerde toz olmak, tozlu olmak, yoksun olmak, yoksulluk, muhtaçlık, sefalet, kayıp yaşamak. Fakir adam toprak anasıyla yakından tanışıktır. Zenginlikten düştü.2 ayet · beklenen 0.1 · z=4.97
- ج ب ل(CBL)Dağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmak2 ayet · beklenen 0.3 · z=3.52
- ذ و ق(Z̃WG)Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu2 ayet · beklenen 0.4 · z=2.59
- ج ع ل(CAL)yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak5 ayet · beklenen 2.0 · z=2.19
- ي و م(YWM)Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci5 ayet · beklenen 2.4 · z=1.72
- ح س ب(ḪSB)Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.2 ayet · beklenen 0.7 · z=1.68
- ج ز ي(CZY)Tatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek2 ayet · beklenen 0.7 · z=1.57
- م ل ك(MLK)Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.2 ayet · beklenen 1.2 · z=0.71
- ك ذ ب(KZ̃B)Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.2 ayet · beklenen 1.6 · z=0.28