Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا

ǎynen yeşrabu bihā ǐbādu (a)llahi yufeccirūnehā tefcīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1عَيْنًاǎynenع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.bir kaynak
2يَشْرَبُyeşrabuش ر بİçmek, yutmak, batmak, emmek. Shirbun - su porsiyonu, içme vakti. Shurbun - içme. Shaaribun - içen kişi. Sharaabun - içecek, meşrubat, porsiyon. Mashrabun - içme yeri. Ashraba (fiil 4) - içirmek, içmeye sebep olmak, işlemek. Ushribu fi-qalbihi - şu veya bu şeyin sevgisi kalbine işledi, kelime bu şekilde kullanılır çünkü sevgi, onu paylaşanı sarhoş eden alkol gibidir.içerler
3بِهَاbihāondan
4عِبَادُǐbāduع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulları
5اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
6يُفَجِّرُونَهَاyufeccirūnehāف ج رUzunlamasına kesmek/bölmek, parçalamak, havalandırmak, eğmek/yön değiştirmek, şafak/gün doğumu/tan vakti, kaynak, bol miktarda ve aniden, geniş nimet/cömertlik, suyun aktığı yerakıtırlar
7تَفْجِيرًاtefcīranف ج رUzunlamasına kesmek/bölmek, parçalamak, havalandırmak, eğmek/yön değiştirmek, şafak/gün doğumu/tan vakti, kaynak, bol miktarda ve aniden, geniş nimet/cömertlik, suyun aktığı yerfışkırtarak

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah'ın has kullarının içtiği bu şarap, bir kaynaktan çıkar ki onlar, diledikleri gibi, diledikleri yerlerde, onu akıtıp fışkırtırlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allahʼın has kullarının içtiği bu şarap, bir kaynaktan çıkar ki onlar, diledikleri gibi, diledikleri yerlerde, onu akıtıp fışkırtırlar.

Adem Uğur

(Bu,) Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

Ahmed Hulusi

(O kafur), Allah kullarının (kendi özlerinden) fışkırtıp akıtarak içtiği tükenmez bir kaynaktır.

Ahmet Tekin

Allah’ın has kullarının içtiği, faydalandığı kaynaktan içerler, kaynakları istedikleri yerde çıkarıp diledikleriyle karıştırırlar.

Ahmet Varol

Bir kaynaktır ki, Allah'ın kulları ondan içer; onu (istedikleri yere) fışkırtarak akıtırlar.

Ali Bulaç

Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar.

Ali Fikri Yavuz

(O şarabın katığı olan Kâfur) bir kaynaktır ki, ondan Allah’ın kulları içerler. İstedikleri yere onu kolayca akıtırlar.

Ali Rıza Safa

Allah'ın kulları, içtikleri kaynağı gürül gürül akıtacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

Bu, Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

Bekir Sadak

Bu ancak Allah 'in kullarinin tasira tasira icebilecegi bir pinardir.

Celal Yıldırım

Bir pınardan ki Allah'ın kulları ondan içer de fışkırttıkça fışkırtırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bir su kaynağı ki Allah’ın has kulları istedikleri yerlere akıtarak ondan bol bol içerler.

Diyanet İşleri

Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

Diyanet İşleri (eski)

Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.

Diyanet Vakfi

(Bu,) Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın kullarının içtiği bir çeşme ki güzel yollar açarak onu akıtırlar da akıtırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir çeşme, ondan Allahın kulları içer, güzel, yollar açarak akıtırlar onu akıtırlar

Erhan Aktaş

Allah'ın kullarının, içtikleri ve diledikleri kadar yararlandıkları bir kaynak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın kullarının, içtikleri ve diledikleri kadar yararlandıkları bir kaynak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın kullarının, içtikleri ve diledikleri kadar yararlandıkları bir kaynak.

Fizilal-il Kuran

Bu Allah'ın iyi kullarının istedikleri yere akmasını sağlayarak içebilecekleri bir pınardır.

Gültekin Onan

Tanrı'nın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp (yüfecciruneha) akıtırlar (tefciyra).

Hamdi Döndüren

Bu (kâfûr) bir kaynaktır ki Allah’ın kulları ondan içerler ve (istedikleri yere de) akıtırlar.

Hasan Basri Çantay

(O kafuur) bir pınardır ki onu (ancak) Allahın (veli) kulları içerler. Onu (nereye isterlerse kolayca) akıtırlar, fışkırtırlar.

Hasib Asutay

Bir kaynak ki Allah'ın (has) kulları ondan içerler. Onu akıttıkça akıtırlar.

Hayrat Neşriyat

(Bu kâfûr) bir pınardır ki, Allah’ın (makbûl) kulları ondan içer, onu (istedikleri yerde kolayca) akıttıkça akıtırlar.

İbni Kesir

Bu; yalnız Allah'ın kullarının, taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.

Mehmet Okuyan

(Kâfûr), Allah’ın (iyi) kullarının içecekleri ve akıttıkça akıtacakları bir kaynaktır.

Muhammed Esed

bir (kutlu) kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, suyu bol bol akan (o kaynaktan).

Mustafa İslamoğlu

(bunların doldurulduğu) öyle bir göze var ki, Allah'ın has kulları gürül gürül çıkartacakları bu kaynaktan içecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bir çeşmedir ki ondan Allah'ın muttakî kulları içer, onu akıtmakla akıtıverirler.

Ömer Öngüt

Bu öyle bir pınardır ki, ondan Allah'ın kulları içer, (istedikleri yere) onu kolayca akıtırlar.

Suat Yıldırım

Bu, Allah’ın has kullarının içip, istedikleri yere akıttıkları bir kaynaktır.

Süleyman Ateş

Bir kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, (istedikleri yere de) fışkırtarak akıtırlar.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın o kulları, fışkırtacakları bir kaynaktan onu içecekler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir pınardan ki ondan, Allah'ın kulları içer, o kaynağı istedikleri yerden fışkırtırlar.

Şaban Piriş

Allah'ın kullarının taşıra taşıra içeceği bir pınardır.

Tefhim-ul Kuran

Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar.

Ümit Şimşek

O bir pınardır ki, Allah'ın kulları ondan içer ve onu diledikleri tarafa akıtırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir kaynak ki, Allah'ın kulları ondan içerler ve onu fışkırtarak akıtırlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu elə bir bulaqdır ki, Allahın qulları ondan doyunca içər və onun mənsəbini istədikləri səmtə yönəldərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O (kafur) elə bir çeşmədir ki, Allahın bəndələri ondan içəcək və onu (istədikləri yerə) asanlıqla axıdacaqlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

aus einer Quelle, aus der Gottes Diener trinken und die sie so fließen lassen, wie sie möchten.

Almanca — Der Edle Quran

aus einer Quelle, aus der Allahs Diener trinken, die sie sprudelnd hervorströmen lassen.

Almanca — M. A. Rassoul

(Er wird gespeist aus) einer Quelle, von der die Diener Allahs trinken, und die sie in reichlichem Maße hervorsprudeln lassen.

Almanca — Muhammad Zaidan

aus einer Quelle, aus der ALLAHs Diener trinken, sie lassen sie kräftig sprudeln.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Streaming from a source reserved especially for those who served Allah Whose object was the heart of their purpose and to Him, they lifted their inward sight.

Abdul Haleem

a spring for God’s servants, which flows abundantly at their wish.

Abdullah Yusuf Ali

A Fountain where the Devotees of Allah do drink, making it flow in unstinted abundance.

Abul A'la Maududi

This will be a gushing spring wherefrom Allah's servants shall drink wine, a spring from which they will take out channels wherever they wish.

Aisha Bewley

a spring from which Allah’s slaves will drink, making it gush forth at will abundantly.

Al-Hilali & Khan

A spring wherefrom the slaves of Allâh will drink, causing it to gush forth abundantly.

Ali Quli Qarai

a spring where the servants of Allah drink, which they make to gush forth as they please.

Amatul Rahman Omar

(The drink is from) a spring from which the devotees of Allâh shall drink. They will strive hard in directing it to flow in abundance (enabling others to drink from it).

Arthur John Arberry

a fountain whereat drink the servants of God, making it to gush forth plenteously.

Bijan Moeinian

The spring from which the believers will drink will never dry up.

E. Henry Palmer

a spring from which God's servants shall drink and make it gush out as they please!

Edip-Layth

A spring from which the servants of God drink, it gushes forth abundantly.

George Sale

a fountain whereof the servants of God shall drink; they shall convey the same by channels whithersoever they please.

Hamid S. Aziz

A fountain from which the servants of Allah shall drink, flows with abundance.

Mahmoud Ghali

A spring whereat drink the bondmen of Allah, making it to gush forth with plenteous gushing (i. e., abundantly).

Marmaduke Pickthall

A spring wherefrom the slaves of Allah drink, making it gush forth abundantly,

Mohamed Ahmed - Samira

From a spring of which the votaries of God will drink and make it flow in abundance.

Muhammad Asad

a source [of bliss] whereof God's servants shall drink, seeing it flow in a flow abundant.

Mustafa Khattab

˹from˺ a spring where Allah’s servants will drink, flowing at their will.

Progressive Muslims

A spring from which the servants of God drink, it gushes forth abundantly.

Sahih International

A spring of which the [righteous] servants of Allah will drink; they will make it gush forth in force [and abundance].

Sam Gerrans

A spring whereat drink the servants of God, making it to gush forth abundantly:

Shabbir Ahmed

A spring whereof the servants of Allah drink - it is they who make it flow in a flow abundant. (The true servants of Allah achieve His blessings of Guidance and all that is good, and share them with fellow human beings).

Syed Vickar Ahamed

A fountain where the devoted servants of Allah drink, making it flow in plenty.

Taqi Usmani

that will be a spring from which Allah’s servants will drink, making it flow (wherever they wish) profusely.

The Monotheist Group

A spring from which the servants of God drink, it gushes forth abundantly.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

uit een bron waaruit Gods dienaren drinken en die zij rijkelijk uit de aarde laten ontspringen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Eene fontein waarvan Gods dienaren zullen drinken: zij zullen die door kanalen leiden (werwaarts het hun behaagt).

Hollandaca — Siregar

Een bron waarvan de dienaren van Allah drinken. Zij laten deze overvloedig stromen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И эта смесь вытекает) из источника, откуда пьют (остерегавшиеся грехов) рабы Аллаха, заставляя литься [направляя] его течением (туда, куда они хотят).

Rusça — Osmanov

из источника, из которого пьют рабы Аллаха и который льется, не иссякая.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(från) en källa där Guds tjänare släcker törsten och vars flöde aldrig sinar.