O gün birtakım yüzler aydındır.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ
vucūhun yevmeiƶin nāDiratun
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | وُجُوهٌ | vucūhun | و ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı. | yüzler vardır |
| 2 | يَوْمَئِذٍ | yevmeiƶin | o gün | |
| 3 | نَاضِرَةٌ | nāDiratun | ن ض رYumuşak, güzel, parlak, taze, aydınlık, hoş, muhteşem ve bereketli hayat, parlaklıkla donatmak. | ışıl ışıl parlar |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
O gün yüzler parlar, güzelleşir.
Abdulkadir Gölpınarlı
O gün yüzler parlar, güzelleşir.
Adem Uğur
Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.
Ahmed Hulusi
O süreçte yüzler ışıl ışıl parlar.
Ahmet Tekin
O gün, ışıl ışıl parlayacak yüzler vardır.
Ahmet Varol
Yüzler var ki, o gün parıldar.
Ali Bulaç
O gün yüzler ışıl ışıl parlar.
Ali Fikri Yavuz
Nice yüzler vardır ki, o gün (kıyamette) güzelliği ile parıldar.
Ali Rıza Safa
O gün, kimi yüzler ışıldar.
Bayraktar Bayraklı
- Yüzler vardır o gün, parıltılı, Rabbinden beklenti içindedir ve yüzler vardır o gün, asıktır. Bel kemiklerini kıran bir felakete uğrayacağını anlar.
Bekir Sadak
(22-23) O gun bir takim yuzler Rablerine bakip parlayacaktir.
Celal Yıldırım
O gün yüzler var pırıl pırıl ışılar,
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(22-23) Oysa o gün bir kısım yüzler rablerine bakarak mutlulukla parıldayacak;
Diyanet İşleri
O gün birtakım yüzler aydındır.
Diyanet İşleri (eski)
(22-23) O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
Diyanet Vakfi
Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nice yüzler o gün ışılar, parlar,
Elmalılı Hamdi Yazır
Nice yüzler o gün ışılar parlar
Erhan Aktaş
Birtakım yüzler O Gün ışıl ışıldır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Birtakım yüzler İzin Günü ışıl ışıldır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Birtakım yüzler İzin Günü ışıl ışıldır.
Fizilal-il Kuran
O gün birtakım yüzler ışıl ışıl parlar.
Gültekin Onan
O gün yüzler ışıl ışıl parlar.
Hamdi Döndüren
Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.
Hasan Basri Çantay
Yüzler (vardır) o gün ter-ü tazedir.
Hasib Asutay
O gün kimi yüzler ışıl ışıl parlar,
Hayrat Neşriyat
Nice yüzler vardır ki, o gün (âhirette) parlaktırlar!
İbni Kesir
Bir takım yüzler o gün parlayacak,
Mehmet Okuyan
O gün bazı yüzler, Rablerini(n kararını) beklerken ışıl ışıl olacaktır.
Muhammed Esed
Bazı yüzler o Gün mutlulukla parlayacak,
Mustafa İslamoğlu
O gün bazı yüzler mutluluktan ışıl ışıl olacak;
Ömer Nasuhi Bilmen
(22-23) O günde birtakım yüzler parıldanıcıdır. Rablerine nazar edicidir.
Ömer Öngüt
Nice yüzler vardır ki o gün ışıl ışıl parlar.
Suat Yıldırım
Yüzler vardır o gün pırıl pırıl...
Süleyman Ateş
Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar,
Süleymaniye Vakfı
O gün /Ahiret günü bazı yüzler ışıl ışıl parlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O gün bir takım yüzler parlaktır,
Şaban Piriş
O gün, parıldayan yüzler olacak.
Tefhim-ul Kuran
O gün yüzler ışıl ışıl parlar.
Ümit Şimşek
O gün yüzler vardır ışıl ışıl,
Yaşar Nuri Öztürk
Yüzler vardır o gün parıltılı,
Azerice (1)
Azerice — Alihan Musayev
O gün neçə-neçə üzlər nurlanacaq
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Am Jüngsten Tag wird es strahlende Gesichter geben,
Almanca — Der Edle Quran
(Die einen) Gesichter werden an jenem Tag strahlen,
Almanca — M. A. Rassoul
An jenem Tage wird es strahlende Gesichter geben
Almanca — Muhammad Zaidan
Es sind an diesem Tag strahlende Gesichter,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
There and then some faces shall feature radiant countenance expressive of deeply felt joy,
Abdul Haleem
On that Day there will be radiant faces,
Abdullah Yusuf Ali
Some faces, that Day, will beam (in brightness and beauty);-
Abul A'la Maududi
Some faces on that Day will be fresh and resplendent,
Aisha Bewley
Faces that Day will be radiant,
Al-Hilali & Khan
Some faces that Day shall be Nâdirah (shining and radiant).
Ali Quli Qarai
Some faces will be fresh on that day,
Amatul Rahman Omar
On that day some faces will be fresh, beaming and bright,
Arthur John Arberry
Upon that day faces shall be radiant,
Bijan Moeinian
On that day some faces will glow.
E. Henry Palmer
Faces on that day shall be bright,
Edip-Layth
Faces on that day will be shining.
George Sale
Some countenances, on that day, shall be bright,
Hamid S. Aziz
Some faces on that Day shall be bright,
Mahmoud Ghali
Faces upon that Day will be blooming,
Marmaduke Pickthall
That day will faces be resplendent,
Mohamed Ahmed - Samira
How many faces will be refulgent on that Day,
Muhammad Asad
Some faces will on that Day be bright with happiness,
Mustafa Khattab
On that Day ˹some˺ faces will be bright,
Progressive Muslims
Faces on that Day will be shining.
Sahih International
[Some] faces, that Day, will be radiant,
Sam Gerrans
(Faces, that day, will be radiant,
Shabbir Ahmed
Some faces that Day will beam with happiness.
Syed Vickar Ahamed
Some faces that Day, will glow (in brightness and beauty):—
Taqi Usmani
Many faces, that day, will be glowing,
The Monotheist Group
Faces on that Day will be shining.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ce jour-là, il y aura des visages resplendissants
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Wê rojê, hin rû hene ku ronak û geş in…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Stralende gezichten zijn er op die dag
Hollandaca — Salomo Keyzer
Op dien dag zullen er aangezichten zijn, die met een levendigen glans zullen schitteren.
Hollandaca — Siregar
Gezichten zullen op die Dag verlicht zijn.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Лица (верующих) (будут) в тот день [в День Суда] сияющими,
Rusça — Osmanov
Лица [счастливых людей] в тот день будут сиять
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Den Dagen skall (någras) ansikten lysas upp av glädje -