Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ اَدْهٰى وَاَمَرُّ

beli s-sāǎtu mev'ǐduhum ve s-sāǎtu edhā ve emerru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1بَلِbelihayır
2السَّاعَةُs-sāǎtuس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmako sa'attir
3مَوْعِدُهُمْmev'ǐduhumو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)buluşma zamanları
4وَالسَّاعَةُve s-sāǎtuس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmakve o sa'at
5اَدْهٰىedhāد ه يGeçmek, zeka sahibi olmak, felaket (bir kişiyi her yandan kuşattığı için), şaşırtmak, meydana gelmek, zararlı şekilde etkilenmekcidden çok fecidir
6وَاَمَرُّve emerruم ر رGeçmek veya yanından geçmek veya ötesine geçmek, ilerlemek, boyunca gitmek veya içinden geçmek veya üzerinden geçmek, uzaklaşmak veya yok olmak, koşmak veya akmak (yani su), bir şeyin üzerinden geçmek, başına gelmek, üstesinden gelmek, bir şeyi acı veya hoşa gitmeyen hale getirmek, bir şeyi sürüklemek, bir şeyi yere düşürmek için bükmek veya çevirmek, sürekli/sabit bir şekilde veya yolda devam etmek, kararlı/azimli/kararlı/güçlü olmak, bir şeye karşı sıkıca direnmek, mırıldanmak veya homurdanmak, titremek veya ürpermek veya sallanmak, ileri geri veya yandan yana hareket etmek, çalkalanma halinde olmak, safra tarafından alt edilmek.ve acıdır

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara vaadedilen azâbın mukadder zamânı kıyâmettir ve kıyâmetin azâbı, daha da zararlıdır ve daha da acı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara vaadedilen azâbın mukadder zamânı kıyâmettir ve kıyâmetin azâbı, daha da zararlıdır ve daha da acı.

Adem Uğur

Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır.

Ahmed Hulusi

Hayır, onların azapla buluşma zamanı O Saat'tir (ölüm)! O saat, (savaş yenilgisinden) daha şiddetli ve daha acıdır.

Ahmet Tekin

Asıl Kıyamet onların tehdit edildiği cezalandırma ânıdır. O vakit, daha feci ve daha acıdır.

Ahmet Varol

Daha doğrusu, asıl onlara vaadedilen (azab)ın geleceği vakit kıyamet saatidir. Kıyamet saati ise daha korkulu bir felakettir ve daha acıdır.

Ali Bulaç

Daha doğrusu onlara va'dedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat, 'kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela' ve daha acıdır.

Ali Fikri Yavuz

Daha doğrusu onların asıl azab vakti, kıyamettedir. O vaktin azabı daha müdhiş, daha acıdır.

Ali Rıza Safa

Hayır! Onlara, evrenlerin sonunun sözü verilmiştir. Evrenlerin sonu, çok korkunç ve çok acı olacaktır.

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu kıyamet saati onların azap vaktidir. O saat daha dehşetli ve daha acıdır.

Bekir Sadak

Kiyamet onlarin azap ile vadedildikleri gundur. O ne korkunc, ne aci bir gundur!

Celal Yıldırım

Hayır, onlara va'dolunan gün Kıyâmet'tir. Kıyamet gününün (azabı) daha korkunç ve daha acıdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ama asıl vadeleri kıyamet günüdür ve kıyamet günü şüphesiz daha dehşetli ve daha acıdır.

Diyanet İşleri

Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

Diyanet İşleri (eski)

Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!

Diyanet Vakfi

Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bilakis kıyamet onlara vaad edilen asıl saattir. Saat cidden çok feci ve acıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Daha doğrusu onların asıl buluşma zamanları kıyamettir. Kıyamet ise daha acı ve daha bela ve beterdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Daha doğrusu onların asıl mev'ıdi saattir ve o saat daha acı ve daha bela ve beterdir.

Erhan Aktaş

Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.

Fizilal-il Kuran

Asıl azaba kıyamet günü çarpılacaklardır. Kıyamet günü onlar için daha feci ve daha acıdır.

Gültekin Onan

Daha doğrusu onlara vaadedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat, 'kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela' ve daha acıdır.

Hamdi Döndüren

Kıyamet günü, onlara vaat edilen asıl saattir ve o saat daha belalı ve daha acıdır!

Hasan Basri Çantay

Daha doğrusu onlara va'd olunan asıl (azabın) vakti, o saatdir. O saat (in azabı) daha belalı, daha acıdır.

Hasib Asutay

Hayır, onlara va'dolunan asıl vakit, kıyamettir. Kıyamet daha belâlı ve daha acıdır.

Hayrat Neşriyat

Hayır! Onlara va'd olunan (asıl azab vakti) kıyâmettir; çünki kıyâmet, daha dehşetli ve daha acıdır!

İbni Kesir

Daha doğrusu onlara vaadolunan asıl saattir. O saat ne belalı, ne acıdır.

Mehmet Okuyan

Aslında o (Son) Saat, onların buluşma zamanıdır ve o (Son) Saat daha dehşetlidir; daha acıdır.

Muhammed Esed

Evet! Son Saat, onların kaderleriyle gerçekten buluşacakları andır; ve o Son Saat en korkunç ve en acı (an) olacaktır;

Mustafa İslamoğlu

Ne var ki onların asıl randevuları Son Saat'tir; işte o Son Saat en dehşetli, en acı olanıdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

(46-47) Hayır. Onların asıl mev'idleri Kıyamettir. O Kıyamet ise daha dehşetlidir ve daha acıdır. Şüphe yok ki günahkârlar, bir sapıklık ve çılgın ateşler içindedirler.

Ömer Öngüt

Kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir. O saat cidden çok feci ve çok acıdır.

Suat Yıldırım

Daha doğrusu, onların asıl buluşma zamanları, kıyamet saatidir. Kıyamet saatinin dehşeti ise tarif edilemeyecek kadar müthiş ve acıdır!

Süleyman Ateş

Hayır, buluşma zamanları o (uyarıldıkları) sa'attir. O sa'at cidden çok feci ve acıdır;

Süleymaniye Vakfı

Yeniden diriliş saati, asıl tehdit edildikleri saattir. O saat (dünyada yaşayacaklarından) daha dehşetli ve daha acıdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Asıl tehdidi vakti geldiğinde yaşayacaklar. O vakit her şey, ne kadar korkunç ve ne kadar acı olacaktır.

Şaban Piriş

Onlara asıl vaat edilen kıyamettir. Kıyamet daha korkunç ve daha acıdır.

Tefhim-ul Kuran

Daha doğrusu onlara va'dedilen (asıl azab) kıyamet saatidir. O, kıyamet saati, 'kurtuluşu olmayan daha korkunç bir bela' ve daha acıdır.

Ümit Şimşek

Onlara vaad olunan asıl ceza kıyamet günüdür. Kıyamet günü ise daha büyük bir belâdır ve daha da acıdır.

Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, buluşma zamanları kıyamet saatidir. Ne korkunç, ne acıdır o saat!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Xeyr! Onlara vəd edilmiş vaxt o Saatdır. O Saat isə daha ağır, daha acıdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Xeyr, onların əsl əzab vaxtı qiyamət günüdür. Qiyamət gününün əzabı daha acıdır (daha şiddətlidir).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Stunde des Jüngsten Gerichts ist der Termin ihrer Strafe, die weitaus schrecklicher und bitterer ist.

Almanca — Der Edle Quran

Nein! Vielmehr ist die Stunde (des Gerichts) der ihnen versprochene Zeitpunkt. Und die Stunde ist noch schrecklicher und bitterer.

Almanca — M. A. Rassoul

Nein, die Stunde ist ihr Termin; und die Stunde ist noch unheilvoller und bitterer.

Almanca — Muhammad Zaidan

Nein, sondern die Stunde ist ihr Termin. Und die Stunde ist noch schlimmer, noch bitterer.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Further, there awaits them the foreordained unfortunate Hour when they come to judgment and indeed worse and worse, painful and grievous, is that predetermined Hour.

Abdul Haleem

But the Hour is their appointed time- the Hour is more severe and bitter:

Abdullah Yusuf Ali

Nay, the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most grievous and most bitter.

Abul A'la Maududi

Nay; the Hour of Doom is their appointed time, and the Hour shall be more calamitous and bitter.

Aisha Bewley

In fact the Hour is their promised appointment and the Hour is more disastrous and bitter!

Al-Hilali & Khan

Nay, but the Hour is their appointed time (for their full recompense), and the Hour will be more grievous and more bitter.

Ali Quli Qarai

Rather the Hour is their tryst; and the Hour will be most calamitous and bitter.

Amatul Rahman Omar

The (promised) Hour (of their complete discomfiture) is their appointed time. The fact is that the Hour will be grievously calamitous and most bitter.

Arthur John Arberry

Nay, but the Hour is their tryst, and the Hour is very calamitous and bitter.

Bijan Moeinian

They will see the real misery, however, on the Day of their Resurrection;… it is far worse and more painful.

E. Henry Palmer

Nay, the Hour is their promised time! and the Hour is most severe and bitter!

Edip-Layth

The moment is their appointed time, and the moment is far worse and more painful.

George Sale

But the hour of judgment is their threatened time of punishment: And that hour shall be more grievous and more bitter than their afflictions in this life.

Hamid S. Aziz

Nay, the Hour is their promised time, and the Hour shall be most grievous and bitter.

Mahmoud Ghali

No indeed, (but) the Hour is their appointment, and the Hour is more calamitous and more bitter.

Marmaduke Pickthall

Nay, but the Hour (of doom) is their appointed tryst, and the Hour will be more wretched and more bitter (than their earthly failure).

Mohamed Ahmed - Samira

Surely the Hour will be the moment of their promise, and that moment will be calamitous and distressing.

Muhammad Asad

But nay - the Last Hour is the time when they shall truly meet their fate; and that Last Hour will be most calamitous, and most bitter:

Mustafa Khattab

Better yet, the Hour is their appointed time—and the Hour will be most catastrophic and most bitter.

Progressive Muslims

The Hour is their appointed time, and the Hour is far worse and more painful.

Sahih International

But the Hour is their appointment [for due punishment], and the Hour is more disastrous and more bitter.

Sam Gerrans

The truth is, the Hour is their appointment; and the Hour is more calamitous and more bitter.

Shabbir Ahmed

Nay, the Hour is the time promised them, and that Hour will be most grievous with a most bitter defeat.

Syed Vickar Ahamed

No! But the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most painful and most bitter.

Taqi Usmani

Rather the Hour (of judgment) is their appointed time (for their full recompense), and the Hour is more calamitous and much more bitter.

The Monotheist Group

The Hour is their appointed time, and the Hour is far worse and more painful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

LʹHeure, plutôt, sera leur rendez-vous, et lʹHeure sera plus terrible et plus amère.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi rastî civanê wan qiyamet e. Ew, (ji her ezabî) dijwartir û tehltir e!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Ja zeker, het uur is het voor hen aangewezen tijdstip en het uur is nog vreselijker en bitterder.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar het uur des oordeels is hun bedreigde straftijd, en dat uur zal droeviger en bitterder zijn, dan hunne droefheden in dit leven.

Hollandaca — Siregar

Nee, het Uur is hun belofte, en het Uur is het verschrikkelijkst en het bitterst.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Но Час [наступление Дня Суда] является обещанным им сроком (когда они получат полагающееся воздаяние), и Час [День Суда] – ужаснее и горче (чем то наказание, которое они получили при Бадре)!

Rusça — Osmanov

Нет же! Судный час - назначенный им срок, и час этот самый ужасный и горький.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men den Yttersta stunden är den tid då de är kallade att inställa sig, och denna Stund (kommer att för dem betyda) det djupaste elände och den bittraste sorg.