Orada (Lut'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık.

فَاَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ فِيهَا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

fe eḣracnā men kāne fīhā mine l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَخْرَجْنَاfe eḣracnāخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmaksonra çıkardık
2مَنْmen
3كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbulunan
4فِيهَاfīhāorada
5مِنَmine-den
6الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minler-

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken, orada inananlardan kim varsa çıkarmıştık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken, orada inananlardan kim varsa çıkarmıştık.

Adem Uğur

Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

Ahmed Hulusi

Biz de, orada iman edenlerden kim varsa çıkardık.

Ahmet Tekin

'Bunun üzerine orada bulunan mü’minleri çıkardık.'

Ahmet Varol

Derken orada mü'minlerden kim varsa çıkardık.

Ali Bulaç

Bu arada, mü'minlerden orda kim varsa çıkardık.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet Lût’un memleketinde bulunan müminleri (oradan) çıkardık, (ki kalan kâfirleri helâk edelim).

Ali Rıza Safa

Sonra, inananlardan kim varsa oradan çıkardık.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

Bekir Sadak

Bunun uzerine, suclu milletin arasinda bulunan muminleri cikardik.

Celal Yıldırım

Bunun için orada bulunan mü'minleri çıkardık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Derken, orada bulunan müminleri çıkardık.

Diyanet İşleri

Orada (Lut'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık.

Diyanet İşleri (eski)

Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.

Diyanet Vakfi

Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet orada bulunan müminleri çıkardık,

Elmalılı Hamdi Yazır

Binnetice orada bulunan mü'minleri çıkardık

Erhan Aktaş

Orada bulunan İman Edenler'i çıkardık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Orada bulunan inananları çıkardık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Orada bulunan inananları çıkardık.

Fizilal-il Kuran

Orada mü'minlerden kim varsa çıkardık.

Gültekin Onan

Bu arada, inançlılardan orda kim varsa çıkardık.

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine kentteki mü’minleri çıkardık.

Hasan Basri Çantay

Derken orada mü'minlerden kim varsa çıkardık.

Hasib Asutay

Derken orada müminlerden kim varsa çıkardık.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine mü’minlerden orada bulunan kim varsa çıkardık.

İbni Kesir

Bunun üzerine orada bulunan mü'minleri çıkardık.

Mehmet Okuyan

(Biz) orada bulunan müminleri çıkarmıştık.

Muhammed Esed

Ve zaman içinde orada bulunan (bazı) müminleri (Lut'un şehrinden) çıkardık;

Mustafa İslamoğlu

Derken mü'minlerden orada bulunanları çıkardık;

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık orada bulunan mü'minlerden kim var ise çıkardık.

Ömer Öngüt

Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

Suat Yıldırım

Derken, oradaki müminleri şehirden çıkarma emrini verdik.

Süleyman Ateş

Orada bulunan mü'minleri çıkardık.

Süleymaniye Vakfı

(Daha sonra) Oradaki müminleri (şehrin dışına) çıkardık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Orada inananlardan kim varsa dışarı çıkardık...

Şaban Piriş

Orada olan müminleri de çıkarmıştık.

Tefhim-ul Kuran

Bu arada, mü'minlerden orda kim varsa çıkardık.

Ümit Şimşek

Mü'minlerden kim varsa oradan çıkardık.

Yaşar Nuri Öztürk

Orada, müminlerden kim varsa çıkardık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz orada olan möminləri o kənddən çıxartdıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nəhayət, (Lut qövmünü məhv etmək üçün) orada (Sədumda) olan möʼminləri çıxartdıq.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Und so ließen Wir wer in ihr gläubig war, fortziehen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir ließen alle die Gläubigen, die dort waren, fortgehen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann brachten WIR heraus, wer in ihr von den Mumin war.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We had predetermined to deliver those inhabitants whose hearts were impressed with religious and spiritual virtues and their deeds wisdom and piety, but the only inhabitant who qualified was Lut himself.

Abdul Haleem

We brought out such believers as were there-

Abdullah Yusuf Ali

Then We evacuated those of the Believers who were there,

Abul A'la Maududi

Then We evacuated there from all the believers

Aisha Bewley

We brought out all the muminun who were there

Al-Hilali & Khan

So We brought out from therein the believers.

Ali Quli Qarai

So We picked out those who were in it of the faithful,

Amatul Rahman Omar

(God says, ) `Then (it came to pass) We brought forth all the believers who were there (in that township to keep them safe and secure).

Arthur John Arberry

So We brought forth such believers as were in it,

Bijan Moeinian

"Another mission of ours is to evacuate the town from believers. "

E. Henry Palmer

And we sent out therefrom such as were in it of the believers;

Edip-Layth

We then vacated from it all those who acknowledged.

George Sale

And we brought forth the true believers who were in the city:

Hamid S. Aziz

Then We brought forth such believers as were therein.

Mahmoud Ghali

Then We brought out whoever of the believers who were in it,

Marmaduke Pickthall

Then we brought forth such believers as were there.

Mohamed Ahmed - Samira

So We evacuated everyone who was a believer there,

Muhammad Asad

And in the course of time We brought out [of Lot ’s city] such [few] believers as were there:

Mustafa Khattab

Then ˹before the torment˺ We evacuated the believers from the city.

Progressive Muslims

We then vacated from it all the believers.

Sahih International

So We brought out whoever was in the cities of the believers.

Sam Gerrans

And We brought out whoso therein was of the believers,

Shabbir Ahmed

We then brought forth safe all believers that were in town.

Syed Vickar Ahamed

Then We safely removed those of the believers who were there,

Taqi Usmani

So, We let the believers who were there to come out (from danger),

The Monotheist Group

We then vacated from it all the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous en fîmes sortir alors ce quʹil y avait comme croyants,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca Me mumînên ku li nav wan bûn, hemû deranîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij lieten hen die daar tot de gelovigen behoorden eruit gaan,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij telden de ware geloovigen, die in de stad waren.

Hollandaca — Siregar

Toen deden Wij degenen die daar tot de gelovigen behoorden vertrekken.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Мы вывели оттуда всех уверовавших.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi skulle föra bort de troende (som fanns i städerna som skulle förstöras)