Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلٰى شَرِيعَةٍ مِنَ الْاَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
ṧumme ceǎlnāke ǎlā şerīǎtin mine l-emri fe ttebiǎ'hā ve lā tettebiǎ' ehvā'e (e)lleƶīne lā yeǎ'lemūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonra seni, dîne âit bir şerîata sâhip ettik, artık uy ona ve bilmeyenlerin dileklerine uyma.
Abdulkadir Gölpınarlı
Sonra seni, dîne âit bir şerîata sâhip ettik, artık uy ona ve bilmeyenlerin dileklerine uyma.
Adem Uğur
Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.
Ahmed Hulusi
Sonra biz seni, hükmümüzle oluşmuş şartlarla meydana getirdik! Ona uy, (Hakikati, Dini) bilmeyenlerin hevalarına (bedensellikten kaynaklanan heves ve düşüncelerine) tabi olma!
Ahmet Tekin
Bir de, seni, din, devlet, ekonomi, sosyal ve ferdî hayat ile ilgili bir şeriatı öğretmeye, yaşamaya, uygulamaya, benimsetmeye memur olarak hazırlayıp görevlendirdik. Bilmeyenlerin, bilgi toplumu olmayanların şahsî arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma.
Ahmet Varol
Sonra seni de bu işte bir şeriat üzere kıldık. Ona uy ve bilmeyenlerin arzularına uyma.
Ali Bulaç
Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.
Ali Fikri Yavuz
Sonra (Ey Rasûlüm), seni dinden bir yol (şeriat) üzere görevli kıldık. Onun için sen o şeriata uy da, ilmi olmıyanların arzu ve isteklerine tabi olma.
Ali Rıza Safa
Sonra, sana, buyruğumuzdan yasalar verdik. Artık, Ona bağlı kal ve bilmeyenlerin isteklerine uyma.
Bayraktar Bayraklı
Sonra sana da emrimizden bir yasa belirledik; artık ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma!
Bekir Sadak
Sonra seni de din konusunda bir seriat sahibi kildik, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Celal Yıldırım
Sonra da (din ve dünya) işinde seni ayrı bir şeriat üzere görevlendirdik. Artık sen o şeriata uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma !.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sonra seni de bu konuda ilâhî vahye dayalı bir yola koyduk. Onu izle, bilmeyenlerin arzularına uyma!
Diyanet İşleri
Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
Diyanet İşleri (eski)
Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Diyanet Vakfi
Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra emirden (olan) bir şeriat ile seni vazifelendirdik; onun için sen o şeriata uy da, ilmi olmayanların arzularına uyma!
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra emirden bir şeriat üzere seni me'mur kıldık, onun için sen o şeriate ittiba' eyle de ılmi olmıyanların hevalarına uyma
Erhan Aktaş
Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin hevalarına uyma.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin hevalarına uyma.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin arzularına uyma.
Fizilal-il Kuran
Sonra ey Muhammed! Sana da insanların uyacakları bir hayat sistemi (şeriat) verdik. Sen ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma.
Gültekin Onan
Sonra seni de bu buyruktan bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin hevalarına uyma.
Hamdi Döndüren
Sonra seni de buyruğumuzdan bir yola koyduk. Öyleyse sen ona uy, bilmeyenlerin tutkularına uyma.
Hasan Basri Çantay
Sonra (Habibim) seni de (din) emr (in) den bir şeriatın üstüne me'mur kıldık. O halde sen ona tabi' ol. Bilmezlerin heva (ve heves) lerine uyma.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Sonra seni bu emirden bir şeriat üzerine kıldık. Sen ona uy. Bilmeyenlerin isteklerine uyma. (7) (7. Kureyş ileri gelenleri, Hz. Peygamberi atalarının dinine dönmeye çağırıyorlardı.)
Hayrat Neşriyat
Sonra da seni o emir hakkında (din husûsunda) bir şeriat (bir yol ve usûl) üzerinde kıldık. Artık (sen) ona tâbi' ol; ve bilmeyenlerin (nefsânî) arzularına uyma!
İbni Kesir
Sonra seni de emirden bir şeriat üzere kıldık. Öyleyse sen; ona uy, sakın bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Mehmet Okuyan
Sonra da seni iş (din) konusunda bir şeriat (kanun) sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin arzularına uyma!
Muhammed Esed
Ve son olarak (ey Muhammed,) seni (imanın) hedefini gerçekleştireceğin bir yola koyduk. O halde bu (yolu) izle ve (hakikati) bilmeyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma.
Mustafa İslamoğlu
Son olarak, seni de bu görevi (hakkıyla ifa edeceğin) bir yol ve yönteme kavuşturduk: o yolu izle, sakın ha (kendini) bilmezlerin keyfi yargılarına uyma!
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra seni (din) emrinden bir şeriat üzerine (memur) kıldık. Artık sen ona tâbi ol, bilmezler olanların hevâlarına tâbi olma.
Ömer Öngüt
Resulüm! Seni de din hususunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Suat Yıldırım
Sonra din işinde, seni ayrı bir şeriat yoluna koyduk. Sen ona tâbi ol, gerçeği bilmeyenlerin keyiflerine uyma.
Süleyman Ateş
Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.
Süleymaniye Vakfı
Sonra seni de aynı görevlerle bir şeriat /yol üzerinde (olmakla) görevlendirdik. Sen o şeriata uy; bilmeyenlerin arzularına uyma.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sonra seni bir kurala (şeriata) göre görevlendirdik; sen ona uy; kendini bilmezlerin arzularına uyma.
Şaban Piriş
Sonra sana da, emrimiz ile bir yol gösterdik. Ona uy. Bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Tefhim-ul Kuran
Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerinde kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.
Ümit Şimşek
Biz seni dinde geniş bir yol üzere kıldık. Artık ona tâbi ol; bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Yaşar Nuri Öztürk
Daha sonra seni, iş ve yönetimde bir şeriat/bir yol, yöntem üzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme!
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sonra sənə də dində şəriət yolu göstərdik. Sən ona tabe ol və haqqı bilməyənlərin istəklərinə tabe olma!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Sonra (ya Rəsulum!) səni də dində şəriət sahibi (bir şəriət üzrə qaim) etdik. Sən ona (o şəriətə) tabe ol və (haqqı) bilməyənlərin nəfslərindən gələn istəklərə uyma! (Yoxsa özünü məhvə düçar edərsən! Peyğəmbər məʼsum olduğu üçün Muhəmməd əleyhissəlama göndərilən bu əmrlər əslində onun ümmətinə aiddir).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben dir einen geraden Weg gewiesen. Folge ihm und folge nicht den Launen der Unwissenden!
Almanca — Der Edle Quran
Hierauf haben Wir dich auf eine Richtung in der Angelegenheit (der Religion) festgelegt. So folge ihr und folge nicht den Neigungen derjenigen, die nicht Bescheid wissen.
Almanca — M. A. Rassoul
Alsdann brachten Wir dich auf einen klaren Weg in der Sache (des Glaubens); so befolge ihn, und folge nicht den persönlichen Neigungen derer, die nicht wissen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann brachten WIR dich zu einer Schirʹa von der Angelegenheit, so folge ihr und folge nicht den Neigungen derjenigen, die nicht wissen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Then We determined for you O Muhammad the statute, the perfect exemplar of excellence, the statute which We ordained for the Messengers before you. So, act upon it and in accordance with it and do not gratify those who knowingly deviate from the path of righteousness, nor act upon their desires.
Abdul Haleem
Now We have set you [Muhammad] on a clear religious path, so follow it. Do not follow the desires of those who lack [true] knowledge-
Abdullah Yusuf Ali
Then We put thee on the (right) Way of Religion: so follow thou that (Way), and follow not the desires of those who know not.
Abul A'la Maududi
And then We set you, (O Prophet), on a clear high road in religious matters. So follow that and do not follow the desires of those who do not know.
Aisha Bewley
Then We placed you on the right road of Our Command, so follow it. Do not follow the whims and desires of those who do not know.
Al-Hilali & Khan
Then We have put you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) on a (plain) way of (Our) commandment [like the one which We commanded Our Messengers before you (i.e. legal ways and laws of the Islâmic Monotheism)]. So follow you that (Islâmic Monotheism and its laws), and follow not the desires of those who know not. (Tafsir At-Tabarî).
Ali Quli Qarai
Then We set you upon a clear course of the Law; so follow it, and do not follow the desires of those who do not know.
Amatul Rahman Omar
Then We (gave you a system of law and) set you on a clear highway regarding this affair. Follow it and do not follow the caprices of those who have no knowledge.
Arthur John Arberry
Then We set thee upon an open way of the Command; therefore follow it, and follow not the caprices of those who do not know.
Bijan Moeinian
Now I am passing the law to you. Follow it and do not follow the laws of the others who [in spite of all their claims] do not have [God’s] knowledge.
E. Henry Palmer
Then we did set thee over a law concerning the affair: follow it then, and follow not the lusts of those who do not know.
Edip-Layth
Then We have established you on the correct path; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.
George Sale
Afterwards We appointed thee, O Mohammed, to promulgate a law concerning the business of religion: Wherefore follow the same, and follow not the desires of those who are ignorant.
Hamid S. Aziz
And now have We set you on a clear course in (religious) affairs, therefore follow it, and do not follow the low desires of those who know not.
Mahmoud Ghali
Thereafter We have made you upon a Law of the Command; (i. e., a religion from our command to Jibril (Gabriel) so follow it closely, and do not ever follow the prejudices of the ones who do not know.
Marmaduke Pickthall
And now have We set thee (O Muhammad) on a clear road of (Our) commandment; so follow it, and follow not the whims of those who know not.
Mohamed Ahmed - Samira
We have put you on the right way in the matter (of divine law). So follow it, and do not follow the wishes of those who are ignorant.
Muhammad Asad
And, finally, [O Muhammad,] We have set thee on a way by which the purpose [of faith] may be fulfilled: so follow thou this [way], and follow not the likes and dislikes of those who do not know [the truth].
Mustafa Khattab
Now We have set you ˹O Prophet˺ on the ˹clear˺ Way of faith. So follow it, and do not follow the desires of those who do not know ˹the truth˺.
Progressive Muslims
Then We have established you on the correct path; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.
Sahih International
Then We put you, [O Muúammad], on an ordained way concerning the matter [of religion]; so follow it and do not follow the inclinations of those who do not know.
Sam Gerrans
Then set We thee upon a way of the command; follow thou it, and follow thou not the vain desires of those who know not;
Shabbir Ahmed
And now We have appointed you (O Messenger) on the Right Way. So follow it, and yield not to the whims of the ignorant. (42:13).
Syed Vickar Ahamed
Then We have put you on the (true) Path of religion: So you follow that (Path), and do not follow the desires of those who do not know.
Taqi Usmani
Then We have put you on a certain way of the Matter (i.e. the religion); so follow it, and do not follow the desires of those who do not know.
The Monotheist Group
Then We have established you on the path of things; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Puis Nous tʹavons mis sur la voie de lʹOrdre (une religion claire et parfaite). Suis-la donc et ne suis pas les passions de ceux qui ne savent pas.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Piştre me tu der barê dîn de li ser şerîeteke (rêbazeke) aşkera danî. Vêca wê riyê bigire û bi dû hewesên nezanan nekeve.
Hollandaca (1)
Hollandaca — Salomo Keyzer
Later wezen wij u, o Mahomet! aan, om eene wet te verkondigen, nopens de zaak van den godsdienst; volg die dus, en volg niet de begeerten van hen, die onwetend zijn.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Потом [после пророка Мусы] Мы наставили тебя (о, Посланник) на путь (единобожия и закона Аллаха), (который относится) к положениям (Истинной Веры) (и которым доволен Аллах). Следуй же по нему [по этому пути] и не следуй прихотям тех, которые не знают [неверующих из числа арабов и людей Писания]!
Rusça — Osmanov
Потом Мы наставили тебя [, Мухаммад,] на путь велений [веры]. Следуй же по нему и не уступай низменным желаниям невежд.