Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.

ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلٰى شَرِيعَةٍ مِنَ الْاَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

ṧumme ceǎlnāke ǎlā şerīǎtin mine l-emri fe ttebiǎ'hā ve lā tettebiǎ' ehvā'e (e)lleƶīne lā yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ثُمَّṧummesonra, ayrıca
2جَعَلْنَاكَceǎlnākeج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakseni koyduk
3عَلٰىǎlāüzerine
4شَرِيعَةٍşerīǎtinش ر عBir yol üzerine oturmak, bir sokağı (kapıyı) açmak, bir yasa koymak, başlamak, bir din atamak. Shurra'un (shaari'un çoğulu) - sürüler halinde, sürü üzerine sürü, su yüzeyini kırarak, (başlarını) yukarı kaldırarak, açıkça görünerek. Shir'atun ve shari'atun - Tanrı tarafından emredilen yasa veya kurum, doğru yol veya hareket tarzı, açık anayol/güzergah/patika.bir şeriat
5مِنَmine-den
6الْاَمْرِl-emriا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrimiz-
7فَاتَّبِعْهَاfe ttebiǎ'hāت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmeksen ona uy
8وَلَاve lāve
9تَتَّبِعْtettebiǎ'ت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekuyma
10اَهْوَٓاءَehvā'eه و يKuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayallerkeyiflerine
11الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
12لَا
13يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmeyen(lerin)

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra seni, dîne âit bir şerîata sâhip ettik, artık uy ona ve bilmeyenlerin dileklerine uyma.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra seni, dîne âit bir şerîata sâhip ettik, artık uy ona ve bilmeyenlerin dileklerine uyma.

Adem Uğur

Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.

Ahmed Hulusi

Sonra biz seni, hükmümüzle oluşmuş şartlarla meydana getirdik! Ona uy, (Hakikati, Dini) bilmeyenlerin hevalarına (bedensellikten kaynaklanan heves ve düşüncelerine) tabi olma!

Ahmet Tekin

Bir de, seni, din, devlet, ekonomi, sosyal ve ferdî hayat ile ilgili bir şeriatı öğretmeye, yaşamaya, uygulamaya, benimsetmeye memur olarak hazırlayıp görevlendirdik. Bilmeyenlerin, bilgi toplumu olmayanların şahsî arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma.

Ahmet Varol

Sonra seni de bu işte bir şeriat üzere kıldık. Ona uy ve bilmeyenlerin arzularına uyma.

Ali Bulaç

Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.

Ali Fikri Yavuz

Sonra (Ey Rasûlüm), seni dinden bir yol (şeriat) üzere görevli kıldık. Onun için sen o şeriata uy da, ilmi olmıyanların arzu ve isteklerine tabi olma.

Ali Rıza Safa

Sonra, sana, buyruğumuzdan yasalar verdik. Artık, Ona bağlı kal ve bilmeyenlerin isteklerine uyma.

Bayraktar Bayraklı

Sonra sana da emrimizden bir yasa belirledik; artık ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma!

Bekir Sadak

Sonra seni de din konusunda bir seriat sahibi kildik, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Celal Yıldırım

Sonra da (din ve dünya) işinde seni ayrı bir şeriat üzere görevlendirdik. Artık sen o şeriata uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma !.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra seni de bu konuda ilâhî vahye dayalı bir yola koyduk. Onu izle, bilmeyenlerin arzularına uyma!

Diyanet İşleri

Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.

Diyanet İşleri (eski)

Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Diyanet Vakfi

Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra emirden (olan) bir şeriat ile seni vazifelendirdik; onun için sen o şeriata uy da, ilmi olmayanların arzularına uyma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra emirden bir şeriat üzere seni me'mur kıldık, onun için sen o şeriate ittiba' eyle de ılmi olmıyanların hevalarına uyma

Erhan Aktaş

Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin hevalarına uyma.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin hevalarına uyma.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin arzularına uyma.

Fizilal-il Kuran

Sonra ey Muhammed! Sana da insanların uyacakları bir hayat sistemi (şeriat) verdik. Sen ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma.

Gültekin Onan

Sonra seni de bu buyruktan bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin hevalarına uyma.

Hamdi Döndüren

Sonra seni de buyruğumuzdan bir yola koyduk. Öyleyse sen ona uy, bilmeyenlerin tutkularına uyma.

Hasan Basri Çantay

Sonra (Habibim) seni de (din) emr (in) den bir şeriatın üstüne me'mur kıldık. O halde sen ona tabi' ol. Bilmezlerin heva (ve heves) lerine uyma.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Sonra seni bu emirden bir şeriat üzerine kıldık. Sen ona uy. Bilmeyenlerin isteklerine uyma. (7) (7. Kureyş ileri gelenleri, Hz. Peygamberi atalarının dinine dönmeye çağırıyorlardı.)

Hayrat Neşriyat

Sonra da seni o emir hakkında (din husûsunda) bir şeriat (bir yol ve usûl) üzerinde kıldık. Artık (sen) ona tâbi' ol; ve bilmeyenlerin (nefsânî) arzularına uyma!

İbni Kesir

Sonra seni de emirden bir şeriat üzere kıldık. Öyleyse sen; ona uy, sakın bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Mehmet Okuyan

Sonra da seni iş (din) konusunda bir şeriat (kanun) sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin arzularına uyma!

Muhammed Esed

Ve son olarak (ey Muhammed,) seni (imanın) hedefini gerçekleştireceğin bir yola koyduk. O halde bu (yolu) izle ve (hakikati) bilmeyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma.

Mustafa İslamoğlu

Son olarak, seni de bu görevi (hakkıyla ifa edeceğin) bir yol ve yönteme kavuşturduk: o yolu izle, sakın ha (kendini) bilmezlerin keyfi yargılarına uyma!

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra seni (din) emrinden bir şeriat üzerine (memur) kıldık. Artık sen ona tâbi ol, bilmezler olanların hevâlarına tâbi olma.

Ömer Öngüt

Resulüm! Seni de din hususunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Suat Yıldırım

Sonra din işinde, seni ayrı bir şeriat yoluna koyduk. Sen ona tâbi ol, gerçeği bilmeyenlerin keyiflerine uyma.

Süleyman Ateş

Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.

Süleymaniye Vakfı

Sonra seni de aynı görevlerle bir şeriat /yol üzerinde (olmakla) görevlendirdik. Sen o şeriata uy; bilmeyenlerin arzularına uyma.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra seni bir kurala (şeriata) göre görevlendirdik; sen ona uy; kendini bilmezlerin arzularına uyma.

Şaban Piriş

Sonra sana da, emrimiz ile bir yol gösterdik. Ona uy. Bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Tefhim-ul Kuran

Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerinde kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.

Ümit Şimşek

Biz seni dinde geniş bir yol üzere kıldık. Artık ona tâbi ol; bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Yaşar Nuri Öztürk

Daha sonra seni, iş ve yönetimde bir şeriat/bir yol, yöntem üzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra sənə də dində şəriət yolu göstərdik. Sən ona tabe ol və haqqı bilməyənlərin istəklərinə tabe olma!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra (ya Rəsulum!) səni də dində şəriət sahibi (bir şəriət üzrə qaim) etdik. Sən ona (o şəriətə) tabe ol və (haqqı) bilməyənlərin nəfslərindən gələn istəklərə uyma! (Yoxsa özünü məhvə düçar edərsən! Peyğəmbər məʼsum olduğu üçün Muhəmməd əleyhissəlama göndərilən bu əmrlər əslində onun ümmətinə aiddir).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben dir einen geraden Weg gewiesen. Folge ihm und folge nicht den Launen der Unwissenden!

Almanca — Der Edle Quran

Hierauf haben Wir dich auf eine Richtung in der Angelegenheit (der Religion) festgelegt. So folge ihr und folge nicht den Neigungen derjenigen, die nicht Bescheid wissen.

Almanca — M. A. Rassoul

Alsdann brachten Wir dich auf einen klaren Weg in der Sache (des Glaubens); so befolge ihn, und folge nicht den persönlichen Neigungen derer, die nicht wissen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann brachten WIR dich zu einer Schirʹa von der Angelegenheit, so folge ihr und folge nicht den Neigungen derjenigen, die nicht wissen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then We determined for you O Muhammad the statute, the perfect exemplar of excellence, the statute which We ordained for the Messengers before you. So, act upon it and in accordance with it and do not gratify those who knowingly deviate from the path of righteousness, nor act upon their desires.

Abdul Haleem

Now We have set you [Muhammad] on a clear religious path, so follow it. Do not follow the desires of those who lack [true] knowledge-

Abdullah Yusuf Ali

Then We put thee on the (right) Way of Religion: so follow thou that (Way), and follow not the desires of those who know not.

Abul A'la Maududi

And then We set you, (O Prophet), on a clear high road in religious matters. So follow that and do not follow the desires of those who do not know.

Aisha Bewley

Then We placed you on the right road of Our Command, so follow it. Do not follow the whims and desires of those who do not know.

Al-Hilali & Khan

Then We have put you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) on a (plain) way of (Our) commandment [like the one which We commanded Our Messengers before you (i.e. legal ways and laws of the Islâmic Monotheism)]. So follow you that (Islâmic Monotheism and its laws), and follow not the desires of those who know not. (Tafsir At-Tabarî).

Ali Quli Qarai

Then We set you upon a clear course of the Law; so follow it, and do not follow the desires of those who do not know.

Amatul Rahman Omar

Then We (gave you a system of law and) set you on a clear highway regarding this affair. Follow it and do not follow the caprices of those who have no knowledge.

Arthur John Arberry

Then We set thee upon an open way of the Command; therefore follow it, and follow not the caprices of those who do not know.

Bijan Moeinian

Now I am passing the law to you. Follow it and do not follow the laws of the others who [in spite of all their claims] do not have [God’s] knowledge.

E. Henry Palmer

Then we did set thee over a law concerning the affair: follow it then, and follow not the lusts of those who do not know.

Edip-Layth

Then We have established you on the correct path; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.

George Sale

Afterwards We appointed thee, O Mohammed, to promulgate a law concerning the business of religion: Wherefore follow the same, and follow not the desires of those who are ignorant.

Hamid S. Aziz

And now have We set you on a clear course in (religious) affairs, therefore follow it, and do not follow the low desires of those who know not.

Mahmoud Ghali

Thereafter We have made you upon a Law of the Command; (i. e., a religion from our command to Jibril (Gabriel) so follow it closely, and do not ever follow the prejudices of the ones who do not know.

Marmaduke Pickthall

And now have We set thee (O Muhammad) on a clear road of (Our) commandment; so follow it, and follow not the whims of those who know not.

Mohamed Ahmed - Samira

We have put you on the right way in the matter (of divine law). So follow it, and do not follow the wishes of those who are ignorant.

Muhammad Asad

And, finally, [O Muhammad,] We have set thee on a way by which the purpose [of faith] may be fulfilled: so follow thou this [way], and follow not the likes and dislikes of those who do not know [the truth].

Mustafa Khattab

Now We have set you ˹O Prophet˺ on the ˹clear˺ Way of faith. So follow it, and do not follow the desires of those who do not know ˹the truth˺.

Progressive Muslims

Then We have established you on the correct path; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.

Sahih International

Then We put you, [O Muúammad], on an ordained way concerning the matter [of religion]; so follow it and do not follow the inclinations of those who do not know.

Sam Gerrans

Then set We thee upon a way of the command; follow thou it, and follow thou not the vain desires of those who know not;

Shabbir Ahmed

And now We have appointed you (O Messenger) on the Right Way. So follow it, and yield not to the whims of the ignorant. (42:13).

Syed Vickar Ahamed

Then We have put you on the (true) Path of religion: So you follow that (Path), and do not follow the desires of those who do not know.

Taqi Usmani

Then We have put you on a certain way of the Matter (i.e. the religion); so follow it, and do not follow the desires of those who do not know.

The Monotheist Group

Then We have established you on the path of things; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis Nous tʹavons mis sur la voie de lʹOrdre (une religion claire et parfaite). Suis-la donc et ne suis pas les passions de ceux qui ne savent pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Piştre me tu der barê dîn de li ser şerîeteke (rêbazeke) aşkera danî. Vêca wê riyê bigire û bi dû hewesên nezanan nekeve.

Hollandaca (1)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Later wezen wij u, o Mahomet! aan, om eene wet te verkondigen, nopens de zaak van den godsdienst; volg die dus, en volg niet de begeerten van hen, die onwetend zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Потом [после пророка Мусы] Мы наставили тебя (о, Посланник) на путь (единобожия и закона Аллаха), (который относится) к положениям (Истинной Веры) (и которым доволен Аллах). Следуй же по нему [по этому пути] и не следуй прихотям тех, которые не знают [неверующих из числа арабов и людей Писания]!

Rusça — Osmanov

Потом Мы наставили тебя [, Мухаммад,] на путь велений [веры]. Следуй же по нему и не уступай низменным желаниям невежд.