Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

يَسْتَعْجِلُ بِهَا الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَا وَالَّذِينَ اٰمَنُوا مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ اَنَّهَا الْحَقُّ اَلَٓا اِنَّ الَّذِينَ يُمَارُونَ فِي السَّاعَةِ لَفِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ

yesteǎ'cilu bihā (e)lleƶīne lā yu'minūne bihā ve(e)lleƶīne āmenū muşfiḳūne minhā ve yeǎ'lemūne ennehā l-Haḳḳu elā inne (e)lleƶīne yumārūne fī s-sāǎti le fī Delālin beǐydin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَسْتَعْجِلُyesteǎ'ciluع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.çabuk gelmesini isterler
2بِهَاbihāonun
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
4لَا
5يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayan(lar)
6بِهَاbihāona
7وَالَّذِينَve(e)lleƶīnekimseler ise
8اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
9مُشْفِقُونَmuşfiḳūneش ف قAcımak, endişe duymak, korkmak. Şefak - korku, merhamet, akşam, günbatımından sonraki alacakaranlık ve onun kırmızılığı veya beyazlığı. Aşfaka - korkmak. Müşfikun - korkan veya dehşete düşen, merhametli, korkak, şefkatli kişi.korkarlar
10مِنْهَاminhāondan
11وَيَعْلَمُونَve yeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve bilirler
12اَنَّهَاennehāonun
13الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek olduğunu
14اَلَٓاelāiyi bil ki
15اِنَّinneelbette
16الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
17يُمَارُونَyumārūneم ر يBir şeyi ortaya çıkarmak, tartışmak veya mücadele etmek, şüphe etmek.tartışan(lar)
18فِيhakkında
19السَّاعَةِs-sāǎtiس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmak(o) sa'at
20لَفِيle fīiçindedirler
21ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.bir sapıklık
22بَعِيدٍbeǐydinب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Buna inanmayanlar, çabuk gelmesini isterler ve inananlarsa gelip çatmasından korkarlar ve bilirler ki o, gerçektir; iyice bil ki kıyâmetten şüphe edip o hususta mücadeleye girişenler, elbette doğrudan pek uzak bir sapıklık içindedir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Buna inanmayanlar, çabuk gelmesini isterler ve inananlarsa gelip çatmasından korkarlar ve bilirler ki o, gerçektir; iyice bil ki kıyâmetten şüphe edip o hususta mücadeleye girişenler, elbette doğrudan pek uzak bir sapıklık içindedir.

Adem Uğur

Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

Ahmed Hulusi

Onu yaşayacaklarına iman etmeyenler, onu acele isterler! İman edenler ise ondan korku ile ürperirler ve bilirler ki o kesinlikle Hak'tır! Dikkat edin, O Saat (ölümle yeni bir boyutta yaşayacakları) hakkında tartışanlar, kesinlikle işin hakikatinden çok büyük bir sapma içindedirler!

Ahmet Tekin

Kıyametin kopacağı âna inanmayacak olanlar, onun küstahça, çabucak kopmasını isterler. İman edenler ise, korkarak Allah’ın emirlerine itina gösterirler. Onun hak, doğru bir vaat olduğunu bilirler. Dikkat edin, Kıyamet ile ilgili tartışanlar, tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet, ahmaklık ve bozuk düzen içindedirler.

Ahmet Varol

Ona inanmayanlar onun çarçabuk gelmesini istiyorlar. İman edenler ise ondan korkar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet hakkında tartışanlar uzak bir sapıklık içindedirler.

Ali Bulaç

Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet saati konusunda tartışanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.

Ali Fikri Yavuz

Kıyametin kopacağına inanmıyanlar, onu, acele isterler. İman edenler ise, hak olduğunu bilirler de ondan korkar, sakınırlar. İyi bilki, o kıyamet hakkında mücadele edib şübheye düşenler, doğrusu hakdan çok uzak bir sapıklık içindedirler.

Ali Rıza Safa

Ona inanmayanlar, onun ivedi olarak gelmesini isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, evrenlerin sonu hakkında tartışanlar, aslında, derin bir sapkınlık içindedirler.

Bayraktar Bayraklı

Kıyamete inanmayanlar, onun acele gelmesini istiyorlar. İnananlar ise onun gelmesinden korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi biliniz ki, kıyamet hakkında şüpheye düşenler, büyük bir yanılgı içindedirler.

Bekir Sadak

O'na inanmayanlar, acele olmasini beklerler; inananlar ise korku ile titrerler ve onun gercek oldugunu bilirler. Iyi bilin ki kiyamet gunu hakkinda tartisanlar derin bir sapiklik icindedirler.

Celal Yıldırım

Kıyâmet'e inanmayanlar, onun hemen gelmesini isterler. İmân edenler ise, korkup çekinirler ve onun mutlaka hakk olduğunu bilirler. Haberiniz olsun ki, Kıyâmet'in kopuş saati hakkında tartışıp duranlar, gerçekten uzak bir sapıklık içindedirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ona inanmayanlar onun çabuk gelmesini istiyorlar; inananlar ise gerçek olduğunu bilerek ondan kaygılanmaktalar. Şu iyi bilinmeli ki, kıyameti tartışma konusu yapanlar derin bir sapkınlık içindedirler.

Diyanet İşleri

Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

Diyanet İşleri (eski)

O'na inanmayanlar, acele olmasını beklerler; inananlar ise korku ile titrerler ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

Diyanet Vakfi

Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O'na inanmayanlar kıyametin çabuk gelmesini istiyorlar. İnananlar ise O'ndan korkarlar ve O'nun hak olduğunu bilirler. İyi bilin ki, kıyamet saati hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ona inanmayan imansızlar onun çabuk gelmesini isterler, inananlar ise gerçek olduğunu bilirler de ondan korkar ve sakınırlar, iyi bil ki kıyamet hakkında tartışanlar uzak (derin) bir sapıklık içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu inanmayan iymansızlar acele isterler, iyman edenler ise hak olduğunu bilirler de ondan korkar sakınırlar, iyi bil ki o saat hakkında mücadele edenler her halde uzak bir dalal içindedirler

Erhan Aktaş

İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen gerçekleşmesini istiyorlar. İman Edenler ise tedbirlidirler. Onun gerçek olduğunu bilirler. Sa'at hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen gerçekleşmesini istiyorlar. İnananlar ise tedbirlidirler. Onun gerçek olduğunu bilirler. Sa'at hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen gerçekleşmesini istiyorlar. İnananlar ise tedbirlidirler. Onun gerçek olduğunu bilirler. Sa'at hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.

Fizilal-il Kuran

O’na inanmayanlar çabucak gelmesini isterler. İman edenler ise ondan korku ile titrerler. Ve O’nun hakkın kendisi olduğunu bilirler. Dikkat edin kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

Gültekin Onan

Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İnananlar ise ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun, kıyamet saati konusunda tartışanlar gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.

Hamdi Döndüren

Ona inanmayanlar, onun çabuk gelmesini istiyorlar. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet günü hakkında tartışanlar, derin bir sapıklık içindedirler.

Hasan Basri Çantay

Buna inanmaz olanlar onun çabuk (gelmesini) ister (ler). İnananlar ise ondan korku içindedirler. Bilirler ki o, şübhesiz hakdır. Gözünüzü açın ki o saat hakkında (şübhelenib) mücadele edenler herhalde (hakdan) uzak bir sapıklık (çukurun) dadırlar.

Hasib Asutay

Ona inanmayanlar, onun çabuk gelmesini isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, kıyamet hakkında tartışanlar gerçekten derin bir sapıklık içindedirler.

Hayrat Neşriyat

Ona inanmayanlar, onu acele isterler! Îman edenler ise, ondan korkan kimselerdir ve(onlar) gerçekten onun hak olduğunu bilirler. Dikkat edin! Kıyâmet hakkında tartışanlar, elbette (haktan) uzak bir dalâlet içindedirler.

İbni Kesir

Buna inanmayanlar onun çabucak gelmesini isterler. İman edenler ise, ondan korku ile titrerler ve onun hak olduğunu bilirler. İyi bilin ki; kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

Mehmet Okuyan

Ona (Son Saat’e) inanmayanlar, onunla ilgili olarak acele ederler. İnananlar ise ondan korkar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Dikkat edin! O (Son) Saat hakkında tartışanlar, uzak bir sapkınlık içindedir.

Muhammed Esed

O (Kıyamet Saati)ne inanmayanlar, (alay edercesine) onun çabucak gelmesini isterler, halbuki imana ermiş olanlar ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Gerçek şu ki, Son Saat'i tartışanlar, tam bir sapıklık içindeler!

Mustafa İslamoğlu

Ona inanmayan kimseler, onun çabuk gelmesini isteyenlerdir; iman edenlerinse ondan dolayı yürekleri titrer ve bilirler ki o hakikatin ta kendisidir. Bakın! Son Saat hakkında kuşku yayan kimseler, derin bir sapıklığa gömülmüşlerdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

O'na (Kıyamete) imân etmeyenler, onu isti'cal ederler. İmân etmiş olanlar ise, O'ndan korkuculardır ve O'nun şüphesiz hak olduğunu bilirler. Haberin olsun o kimseler ki, o kıyamet hakkında mücâdelede bulunurlar. Elbette ki uzak bir sapıklık içindedirler.

Ömer Öngüt

Ona inanmayanlar, onun çabuk gelmesini istiyorlar. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet saati hakkında tartışanlar uzak bir sapıklık içindedirler.

Suat Yıldırım

Kıyamet (yani dirilme) saatinin gelmesini acele ile isteyenler, ona inanmayanlardır. Müminler ise O’nun gerçekten vaki olacağını bilir ve ondan kaçınırlar. Kıyamet hakkında münakaşa edenler, haktan ve gerçekten çok uzak, derin bir sapıklık içindedirler.

Süleyman Ateş

Ona inanmayanlar, onun çabuk gelmesini isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bil ki, o sa'at hakkında tartışanlar, uzak bir sapıklık içine düşmüşlerdir.

Süleymaniye Vakfı

O saate inanmayanlar hemen gelmesini ister. İnananlar ise onun korkusundan titrer; çünkü onun, kaçınılmaz gerçek olduğunu bilirler. Bilin ki o saat /mezardan kalkış saati konusunda kurgu üretenler derin bir sapkınlık içindedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona inanmayanlar, hemen gelmesini isterler ama inananların içleri ürperir. Çünkü onun, kaçınılmaz gerçek olduğunu bilirler. Bilin ki kıyamet saati konusunda tartışanlar derin bir sapkınlık içindedirler.

Şaban Piriş

Ona inanmayanlar, onun çabucak gelmesini istiyorlar. İman edenler ise ondan çekinirler ve onun gerçek olduğunu bilirler. Bilin ki kıyamet hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

Tefhim-ul Kuran

Onda acele davrananlar, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet saati konusunda tartışmakta olanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.

Ümit Şimşek

Ona inanmayanlar, kıyametin çabuk gelmesini istiyorlar. İman edenler ise onun gerçek olduğunu biliyor ve ondan korkuyorlar. Bilmiş olun ki, kıyamet hakkında tartışanlar, derin bir aldanış içindedirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ona inanmayanlar onun çabucak gelmesini isterler. İman ederlerse ondan ürperirler ve bilirler ki o haktır. Dikkat edin, kıyamet saati hakkında tartışıp duranlar, geri dönüşü olmayan bir sapıklığın tam içindedirler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qiyamətə inanmayanlar onun tez gəlib çatmasını istəyirlər. Möminlər isə ondan qorxur və onun həqiqət olduğunu bilirlər. Şübhəsiz ki, o Saat barəsində mübahisə edənlər dərin bir azğınlıq içindədirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ona inanmayanlar onun tez gəlməsini istərlər. İnanlar isə onun haqq olduğunu bilərək ondan qorxuya düşərlər. (Ya Peyğəmbər!) Bil ki, o saat barəsində mübahisə edənlər (haqq yoldan) azıb çox uzaq düşmüşlər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen, die sie verleugnen, wollen sie angeblich schnell haben; die Gläubigen aber fürchten sie und wissen, daß das die Wahrheit ist. Die Zweifler, die die Stunde des Jüngsten Gerichts bestreiten, sind weit abgeirrt.

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen, die nicht an sie glauben, wünschen sie zu beschleunigen; die aber, die (an sie) glauben, haben Furcht vor ihr und wissen, daß es die Wahrheit ist. Wahrlich, diejenigen, die an der Stunde zweifeln, sind weit in die Irre (gegangen)

Almanca — Muhammad Zaidan

Eile sie betreffend fordern diejenigen, die den Iman an sie nicht verinnerlichen. Doch diejenigen, die den Iman verinnerlichten, fürchten sich vor ihr und wissen, daß sie zweifelsohne die Wahrheit ist. Ja! Gewiß, diejenigen, die über die Stunde streiten, sind doch in weitem Irregehen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

It -the predetermined Hour- is the wish of those who deny Allah and challenge the truth of it and that it be hastened on, but it is not the object of desire of those whose hearts have been touched with the Divine hand, who dread it and stand in awe of it. They know well it is the truth and they make no doubt of its reality. Indeed those who contend with opposing argument against the predetermined Hour, denying that it shall come to pass, are transgressors who are lost in the very depth of the maze of error.

Abdul Haleem

those who do not believe in it seek to hasten it, but the believers stand in awe of it. They know it to be the Truth; those who argue about the Hour are far, far astray.

Abdullah Yusuf Ali

Only those wish to hasten it who believe not in it: those who believe hold it in awe, and know that it is the Truth. Behold, verily those that dispute concerning the Hour are far astray.

Abul A'la Maududi

Those who do not believe in it seek to hasten its coming. But those who believe (in it) hold it in dread and know that the Hour (of Judgement) is bound to come. Lo, those who dispute concerning the coming of the Hour are gone far in error.

Aisha Bewley

Those who do not have iman in it try to hasten it. But those who have iman in it are afraid of it. They know it is the truth. Those who doubt the Hour are greatly misguided.

Al-Hilali & Khan

Those who believe not therein seek to hasten it, while those who believe are fearful of it, and know that it is the very truth. Verily, those who dispute concerning the Hour are certainly in error far away.

Ali Quli Qarai

Those who do not believe in it ask [you] to hasten it, but those who have faith are apprehensive of it, and know that it is true. Look! Indeed those who are in doubt about the Hour are surely in extreme error!

Amatul Rahman Omar

Only those who do not believe in it, seek to hasten it. But those who believe (in the truth about the Hour) dread it and are full of awe regarding it. And they know that it is infact, a certainty. Beware! those who dispute about the Hour are (steeped) in far-gone error.

Arthur John Arberry

Those that believe not therein seek to hasten it; but those who believe in it go in fear of it, knowing that it is the truth. Why, surely those who are in doubt concerning the Hour are indeed in far error.

Bijan Moeinian

Those who do not believe in the Day of Judgment are [jokingly] looking forward to meet it and those who believe in it are deeply concerned about it. Those who challenge the happening of the Day of Resurrection are deeply in disbelief.

E. Henry Palmer

Those who believe not would hurry it on; and those who believe shrink with terror at it and know that it is true. Ay, verily, those who dispute concerning the Hour are in remote error!

Edip-Layth

Those who do not acknowledge it seek to hasten it, while those who acknowledge are concerned about it, and they know that it is the truth. Certainly, those who dispute the moment have gone far astray.

George Sale

They who believe not therein, wish it to be hastened by way of mockery: But they who believe dread the same, and know it to be the truth. Are not those who dispute concerning the last hour in a wide error?

Hamid S. Aziz

Those who do not believe in it would hasten it on, and those who believe are in awe of it, and they know that it is the truth. Now most surely those who dispute obstinately concerning the Hour are in a great error.

Mahmoud Ghali

The ones who do not believe therein seek to hasten it; and the ones who have believed (feel) timorous about it, and they know that it is the Truth. Verily, the ones who wrangle about the Hour are surely in far error indeed.

Marmaduke Pickthall

Those who believe not therein seek to hasten it, while those who believe are fearful of it and know that it is the Truth. Are not they who dispute, in doubt concerning the Hour, far astray?

Mohamed Ahmed - Samira

Only they who do not believe in it wish to hasten it; but those who believe are in fear of it, for they know it to be true. Surely those who are in doubt about the Hour are wandering far astray.

Muhammad Asad

Those who do not believe in it [mockingly] ask for its speedy advent whereas those who have attained to faith stand in awe of it, and know it to be the truth. Oh, verily, they who call the Last Hour in question have indeed gone far astray!

Mustafa Khattab

Those who disbelieve in it ˹ask to˺ hasten it ˹mockingly˺. But the believers are fearful of it, knowing that it is the truth. Surely those who dispute about the Hour have gone far astray.

Progressive Muslims

Those who do not believe in it seek to hasten it, while those who believe are concerned about it, and they know that it is the truth. Certainly, those who dispute the Hour have gone far astray.

Sahih International

Those who do not believe in it are impatient for it, but those who believe are fearful of it and know that it is the truth. Unquestionably, those who dispute concerning the Hour are in extreme error.

Sam Gerrans

Those who believe not in it seek to hasten it; but those who heed warning are in dread of it and know that it is the truth. Nay, those who are in doubt concerning the Hour are in extreme error.

Shabbir Ahmed

Only those who deny it seek to hasten it. But the believers remain conscious of the Law of Requital knowing that it is the Truth. Oh, verily, those who call the Hour in question have indeed gone far astray. ('As you sow so shall you reap' is all that free will and the Law of requital are about).

Syed Vickar Ahamed

Only those who wish to hasten it do not believe in it: While, those who believe hold it in fear, and know that it is the very (eternal) Truth. Surely those who dispute concerning the Hour are far astray.

Taqi Usmani

Those who do not believe in it demand that it should come soon, and those who believe are fearful of it, and they know for sure that it is the truth. Be aware that those who dispute concerning the Hour are wandering afar from the right path.

The Monotheist Group

Those who do not believe in it seek to hasten it, while those who believe are concerned about it, and they know that it is the truth. Certainly, those who dispute the Hour have gone far astray.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui nʹy croient pas cherchent à la hâter; tandis que ceux qui croient en sont craintifs et savent quʹelle est la pure vérité. Et ceux qui discutent à propos de lʹHeure sont dans un égarement lointain.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku bi roja qiyametê bawerî nayînin lezê li hatina wê dikin. Ew ên ku bawerî pê anîne, jê ditirsin û ji dil dizanin ku ew heq e. Haydar bin! Bi rastî ew ên ku der barê roja qiyametê de têdikoşin, ew di nav rêşaşiyeke dûr de ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die er niet aan geloven willen het verhaasten, maar zij die eraan geloven hebben er ontzag voor. Zij weten dat het werkelijkheid is. Zeker, zij die over het uur twisten zijn ver afgedwaald.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij, die daaraan niet gelooven, wenschen het langs den weg der spotternij te verhaasten; maar zij die gelooven, beven daarvoor en weten dat het de waarheid is. Verkeeren niet zij, die omtrent het jongste uur twisten, in eene dwaling?

Hollandaca — Siregar

Degenen die er niet in geloven vragen om het (Uur) te bespoedigen. En degenen die geloven zijn er bevreesd voor, en zij weten dat het de Waarheid is. Weet: voorwaar, degenen die over het Uur redetwisten verkeren in vergaande dwaling.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Торопят с ним [насмехаясь говорят, чтобы День Суда наступил] те, которые не веруют в него [в этот День]. А те, которые веруют в него [в этот День], боятся его [его наступления] и знают, что он [День Суда] – истина [действительно будет]. О, да! Поистине, те, которые сомневаются о Часе, однозначно (пребывают) в далеком (от истины) заблуждении.

Rusça — Osmanov

Те, которые не веруют в [Судный] час, хотят приблизить его приход. А те, которые веруют в него, страшатся его - ведь они знают, что он истинно [настанет]. О да! Воистину, те, которые сомневаются в [Судном] часе, погрязли в глубоком заблуждении.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De som tvivlar på denna Stund säger sig önska dess snara ankomst, men de troende, de som vet att den är verklighet, bävar inför den. De som inte vill tro på den Yttersta stunden begår ett svårt misstag!