(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

وَقَالَ الَّذِي اٰمَنَ يَاقَوْمِ اِنِّٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ مِثْلَ يَوْمِ الْاَحْزَابِ مِثْلَ دَأْبِ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَالَّذِينَ مِنْ بَعْدِهِمْ وَمَا اللّٰهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِلْعِبَادِ

ve ḳāle elleƶī āmene yā ḳavmi innī eḣāfu ǎleykum miṧle yevmi l-eHzābi / miṧle de'bi ḳavmi nūHin ve ǎādin ve ṧemūde ve(e)lleƶīne min beǎ'dihim ve mā (a)llahu yurīdu Zulmen li l-ǐbādi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
2الَّذِيelleƶī(adam)
3اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan
4يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
5اِنِّٓيinnīelbette ben
6اَخَافُeḣāfuخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkuyorum
7عَلَيْكُمْǎleykumüzerinize
8مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.mislinden
9يَوْمِyevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününün
10الْاَحْزَابِl-eHzābiح ز بBaşına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya getirmek/birleştirmek, insanları partilere/sınıflara/gruplara/bölümlere ayırmak, bölümlere ayırmak veya kısımlar belirlemek, bir partinin/grubun üyesi/yandaşı olmak, birine yardım etmek veya destek olmak.hizipler
1مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.gibi
2دَأْبِde'biد ا بÇabalamak, gayret göstermek, emek vermek, didinmek, çalışkan olmak, gayretli olmak, yorulmak/yorgun düşmek, devam etmek, zorlamak, kovmak/uzaklaştırmak, avlamak, rehin vermek, sebat etmek, ısrar etmek, sürmek, dayanmak, özenli olmak, gayretli olmak, kararlılıkla çabalamak, zorlamak, sürmek, yolunda ilerlemek, sürekli çalışmak. Da'b - alışkanlık/örf/tarz/durum/iş, yapma şekli, durum, iş, istek. Da'ban - davranışa göre, sıkı ve sürekli çalışarak, yolunda giderek.durumu
3قَوْمِḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavminin
4نُوحٍnūHinن و حNûh
5وَعَادٍve ǎādinع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.ve 'Ad
6وَثَمُودَve ṧemūdeوثمودve Semud'un
7وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve
8مِنْmin
9بَعْدِهِمْbeǎ'dihimب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeonlardan sonrakilerin
10وَمَاve māve değildir
11اللّٰهُ(a)llahuAllah
12يُرِيدُyurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isteyecek
13ظُلْمًاZulmenظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmetmek
14لِلْعِبَادِli l-ǐbādiع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullara

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O inanan, ey kavmim dedi, ben bir bölük ümmetin uğradıkları azâba uğrayacaksınız diye korkuyorum.

Abdulkadir Gölpınarlı

O inanan, ey kavmim dedi, ben bir bölük ümmetin uğradıkları azâba uğrayacaksınız diye korkuyorum.

Adem Uğur

İman etmiş olan dedi ki: "Ey kavmim! Doğrusu ben üzerinize önceki toplulukların günü gibi, bir günün gelmesinden korkuyorum."

Ahmed Hulusi

İman etmiş kimse dedi ki: "Ey kavmim! Muhakkak ki ben, sizin üzerinize hakikate karşı birleşmişlerin başına gelenlerin yaşadığı sürecin benzeriyle karşılaşmanızdan korkuyorum. "

Ahmet Tekin

İman eden yiğit adam: 'Ey kavmim, ben, önceki çeşitli toplumların başına gelen bir felâket gününün sizin başınıza gelmesinden korkuyorum' dedi.

Ahmet Varol

İman eden kişi de dedi ki: 'Ey kavmim! Doğrusu ben sizin hakkınızda o fırkaların günü gibi bir günün gelip çatmasından korkuyorum.

Ali Bulaç

İman eden (adam) dedi ki: "Ey Kavmim, ben o fırkaların gününe benzer (bir günün felaketine uğrarsınız) diye korkuyorum."

Ali Fikri Yavuz

İman etmiş olan adam da şöyle dedi: “- Ey Kavmim! Doğrusu ben (Mûsa’yı yalanlamanız neticesi) size kâfir ümmetlerin günleri gibi bir günden korkuyorum:

Ali Rıza Safa

İnanmış olan, şöyle dedi: "Ey toplumum! Aslında, Ayrımcıların Günü'ne benzemenizden korkarım!"

Bayraktar Bayraklı

- İman etmiş olan kişi dedi ki: "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh kavminin, 'Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi toplulukların başlarına gelen bir sonuçtan korkuyorum. Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir."

Bekir Sadak

(30-31) Inanmis olan adam dedi ki: «Ey milletim! Dogrusu ben sizin icin, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan topluluklarin ugradiklari bir gunun benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulum dilemez.»

Celal Yıldırım

(30-31) İmân eden adam ise, «ey milletim !» dedi, «elbette ben o sürü sürü toplulukların birleştiği gündeki gibi bir durumun; Nûh kavminin, Âd ve Semûd kavminin ve onlardan sonraki kavimlerin durumu gibi bir duru mun sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına zulüm (etmek) istemez.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnanan kişi de şöyle dedi: “Ey kavmim! Doğrusu vaktiyle (peygamberlerine karşı) gruplar oluşturmuş eski toplulukların yaşadıkları felâketlerin benzerinin sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum.

Diyanet İşleri

(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

Diyanet İşleri (eski)

(30-31) İnanmış olan adam dedi ki: 'Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.'

Diyanet Vakfi

(30-31) İman etmiş olan dedi ki: «Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh kavminin, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, (peygamberleri yalanlayan) toplulukların başlarına gelen bir âkıbetten korkuyorum. Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O iman etmiş olan kimse de: «Ey kavmim! Doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (önceki çeşitli toplumlar)ın günleri gibi bir günden korkuyorum.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O iman etmiş olan kişi: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (eski topluluklar)ın günleri gibi bir günden korkuyorum.

Elmalılı Hamdi Yazır

O iyman etmiş olan zat da, ey kavmım! dedi doğrusu ben size Ahzab günleri gibi bir günden korkuyorum,

Erhan Aktaş

İman etmiş olan kimse: "Ey halkım! Ben daha önce birçok toplumun başına gelenin sizin başınıza da gelmesinden korkuyorum."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman etmiş olan kimse: "Ey halkım! Ben daha önce birçok toplumun başına gelenin sizin başınıza da gelmesinden korkuyorum."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman etmiş olan kimse: "Ey insanlar! Ben daha önce birçok toplumun başına gelenin sizin başınıza da gelmesinden korkuyorum."

Fizilal-il Kuran

İnanan adam dedi ki: «Ey kavmim, ben üzerinize önceki toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum.

Gültekin Onan

İnanan (adam) dedi ki: "Ey kavmim ben o fırkaların gününe benzer [bir günün felaketine uğrarsınız] diye korkuyorum."

Hamdi Döndüren

Yine, inanmış olan o adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Ben üzerinize önceki toplumların günü gibi bir günün gelmesinden korkuyorum.”

Hasan Basri Çantay

(30-31) Mü'min olan (o zat) dedi ki: "Ey kavmim, hakıykat ben o sürüsürü fırkaların gününe misal (vermeniz) den, Nuuh kavminin, Aad'in, Semudun ve daha sonrakilerin haali gibi (bir maceraye sapıb felakete uğramanızdan) korkuyorum. (Yoksa) Allah kullarına bir zulüm dileyecek değildir".

Hasib Asutay

İman eden adam dedi ki: 'Ey kavmim! Ben gerçekten sizin için o fırkaların gününün benzerinden korkuyorum.

Hayrat Neşriyat

(30-31) Îmân etmiş olan (adam) dedi ki: 'Ey kavmim! Doğrusu ben sizin üzerinize,(peygamberlerini yalanlayan) o toplulukların (uğradıkları o dehşetli azab) gününün benzerinden; Nûh kavminin, Âd, Semûd ve onlardan sonrakilerin âdetlerinin (başlarına gelencezâların) benzerinden, korkuyorum. Hâlbuki Allah, kullar(ın)a zulmetmeyi murâd ediyor değildir.'

İbni Kesir

İnanmış olan dedi ki: Ey kavmim; doğrusu ben, sizin hakkınızda peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum.

Mehmet Okuyan

İman eden kişi şöyle devam etmişti: “Ey kavmim! Doğrusu ben üzerinize önceki toplulukların günü gibi (bir felaket gelmesinden) korkuyorum.

Muhammed Esed

Bunun üzerine, imana ermiş olan adam: "Ey kavmim!" diye haykırdı, "(İlahi hakikate karşı) birleşmiş olan şu diğerlerinin başına vaktiyle gelmiş olan durumun sizin başınıza da gelmesinden korkuyorum.

Mustafa İslamoğlu

Yine iman eden kimse söze girerek dedi ki: "Ey kavmim! İnanın ki ben, şu (inkarda) ittifak etmiş toplulukların helakine benzer bir günün sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum;

Ömer Nasuhi Bilmen

İmân eden zât da dedi ki: «Ey kavmim! Şüphe yok ki ben sizin üzerinize Ahzab gününün mislinden korkuyorum.»

Ömer Öngüt

İman eden adam dedi ki: "Ey kavmim! Doğrusu sizin için, (peygamberleri yalanlayan) toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. "

Suat Yıldırım

(30-31) O imanlı zat bunun üzerine: "Ey benim milletim!" dedi, "Ben sizin hakkınızda Nuh milletinin, Âd milletinin, Semûd milletinin ve ondan sonraki milletlerin başına gelen âkıbetin sizin de başınıza gelmesinden endişe ederim. Yoksa suçsuzlara azab etmek sûretiyle Allah kullarına zulmetmek istemez."

Süleyman Ateş

İnanan adam dedi ki: "Ey kavmim, ben üzerinize önceki toplulukların günü gibi bir günün gelmesinden korkuyorum.

Süleymaniye Vakfı

O inanmış adam şöyle dedi: "Ey halkım! Birçok topluluğun yaşadığı kötü günlerin benzeri sizin de başınıza gelir diye korkuyorum;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O mümin kişi sözlerini şöyle sürdürdü: "Ey halkım! O güçlü toplulukların yaşadıkları kötü günlerin sizin başınıza da gelmesinden korkuyorum.

Şaban Piriş

(30-31) İman eden kimse şöyle dedi: -Ey halkım! Ben, Nuh, Ad, Semud kavminin ve ondan sonraki toplumların başına geldiği gibi bir Azap Günü'nün başınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez.

Tefhim-ul Kuran

İman eden (adam) dedi ki: «Ey Kavmim, ben sizin o fırkaların gününe benzer (bir günün felâketine uğrarsınız) diye korkuyorum.»

Ümit Şimşek

İman eden zat, 'Ey kavmim,' dedi. 'Ben sizin hakkınızda, çeşitli toplulukların başına gelen azap günlerinin benzerinden korkuyorum.

Yaşar Nuri Öztürk

İman etmiş olan bir adam dedi: "Ey toplumum, sizin üzerinize, diğer topluluklarınki gibi bir günün gelmesinden korkuyorum;

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Mömin kişi dedi: “Ey xalqım! Mən sizə, əlbir dəstələrin başına gəlmiş dəhşətli günün bənzərinin sizin də başınıza gəlməsindən qorxuram.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O möʼmin adam dedi: ″Ey qövmüm! Mən sizə (kafir) firqələrə gəlmiş olan bir günün gəlməsindən qorxuram!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Der Gläubige sprach weiter: ʺO mein Volk! Ich fürchte für euch einen Tag, wie den, an dem die trotzigen gottlosen Verbände die vernichtende Strafe erlitten,

Almanca — Der Edle Quran

Derjenige, der glaubte, sagte: ʺO mein Volk, gewiß, ich fürchte für euch etwas Gleiches wie den Tag der Gruppierungen,

Almanca — M. A. Rassoul

Da sagte jener, der gläubig war: ʺO mein Volk, ich fürchte für euch das gleiche, was den Verbündeten (widerfuhr)

Almanca — Muhammad Zaidan

Und derjenige, der den Iman verinnerlichte, sagte: ʺMeine Leute! Ja! Ich fürchte für euch Gleiches wie den Tag von Al-ahzab,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then said he whose heart had been touched with the divine hand :"O people :I have an uneasy sense of the probability of a misfortune which might befall you on an unlucky day, the like of the day of those who confederated their wits against their Messengers"

Abdul Haleem

The believer said, ‘My people, I fear your fate will be the fate of those others who opposed [their prophets]:

Abdullah Yusuf Ali

Then said the man who believed: "O my people! Truly I do fear for you something like the Day (of disaster) of the Confederates (in sin)!-

Abul A'la Maududi

He who had faith said: "My people, I fear that you will confront a day like that which overtook many parties before you,

Aisha Bewley

The man who had iman said, ‘My people! I fear for you a day like that of the Confederates,

Al-Hilali & Khan

And he who believed said: "O my people! Verily, I fear for you a fate like that day (of disaster) of the Confederates (of old)!

Ali Quli Qarai

And he who had faith said, ‘O my people! Indeed I fear for you [a day] like the day of the [heathen] factions;

Amatul Rahman Omar

And he who had infact believed (in the faith brought by Moses) said, `O my people! I fear lest you should encounter the like of the day (of disaster) which befell (other) parties of people (of the past);

Arthur John Arberry

Then said he who believed, 'My people, truly I fear for you the like of the day of the parties,

Bijan Moeinian

The believing man said: "O my people, I am afraid that you will have the same fate as the nations before you who provoked God’s anger:…

E. Henry Palmer

And he who believed said, 'O my people! verily, I fear for you the like of the day of the confederates,

Edip-Layth

The one who acknowledged said, "O my people, I fear for you the same fate as the day of the opponents."

George Sale

And he who had believed, said, O my people, verily I fear for you a day like that of the confederates against the prophets in former times;

Hamid S. Aziz

And he who believed said, "O my people! Surely I fear for you the like of what befell the parties of old.

Mahmoud Ghali

And he who believed said, "O my people, surely I fear for you the like of the Day of the (allied) parties;

Marmaduke Pickthall

And he who believed said: O my people! Lo! I fear for you a fate like that of the factions (of old);

Mohamed Ahmed - Samira

But the man of belief said: "O my people, what I fear for you is the like of what befell the communities (of old).

Muhammad Asad

Thereupon exclaimed he who had attained to faith: "O my people! Verily, I fear for you the like of what one day befell those others who were leagued together [against God’s truth] –

Mustafa Khattab

And the man who believed cautioned, "O my people! I truly fear for you the doom of ˹earlier˺ enemy forces—

Progressive Muslims

And the one who believed said: "O my people, I fear for you the same fate as the day of the opponents. "

Sahih International

And he who believed said, "O my people, indeed I fear for you [a fate] like the day of the companies -

Sam Gerrans

And he who heeded warning said: “O my people: I fear for you the like of the day of the parties,

Shabbir Ahmed

Thereupon the believer said, "O My people! Behold, I fear for you the day of disaster that befell prior peoples who banded together (against the Truth).

Syed Vickar Ahamed

Then the man who believed said: "O my people! I do truly fear for you something like the Day (of great suffering) for those who join together (in sin)!

Taqi Usmani

Said he who had believed, "I fear for you something like a day of the (disbelieving) groups (of the past),

The Monotheist Group

And the one who believed said: "O my people, I fear for you the same fate as the day of the Confederates."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et celui qui était croyant dit: ʺO mon peuple, je crains pour vous un jour semblable à celui des coalisés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wî (zilamê) ku bawerî anibû got: Gelî miletê min! Bi rastî ez ditirsim ku ezabekî mîna ezabê roja ehzaban bi ser we de bê…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar hij die geloofde zei: ʺMijn volk! Ik vrees voor jullie iets dergelijks als de dag van de partijen,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij die geloofd had, zeide: O mijn volk! waarlijk, ik vrees voor u een dag, gelijk aan dien van de verbondenen tegen de profeten, in vroegere tijden.

Hollandaca — Siregar

En degene die gelovig was, zei: ʺO mijn volk, voorwaar, ik vrees voor jullie het gelijke van op de dag van de bondgenoten (een bestraffing).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказал тот, который уверовал (обратившись к Фараону и его знати): «О, народ мой! Поистине, я боюсь, что вас (если вы убьете Мусу) (постигнет наказание) подобное дню ополчившихся (против своих пророков),

Rusça — Osmanov

Тогда тот, кто уверовал, воскликнул: ʺО мой народ! Воистину, я опасаюсь, что с вами [случится то, что случилось] однажды с древними народами,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men den troende (mannen) sade: ʺEgyptier! Jag fruktar för er något lika (fasansfullt) som det som en dag (i det förflutna) drabbade dem som hade gaddat sig samman (mot Guds profeter) -