İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak?

هَاأَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ جَادَلْتُمْ عَنْهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فَمَنْ يُجَادِلُ اللّٰهَ عَنْهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَمْ مَنْ يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَكِيلًا

hā entum hā'ulā'i cādeltum ǎnhum fī l-Hayāti d-dunyā fe men yucādilu (a)llahe ǎnhum yevme l-ḳiyāmeti em men yekūnu ǎleyhim vekīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1هَاأَنْتُمْhā entumişte sizin
2هٰٓؤُ۬لَٓاءِhā'ulā'isiz
3جَادَلْتُمْcādeltumج د لBir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki kullanıma göre (avukatların) hangi kanıtların üstün olduğunun ortaya çıkması için [başka bir kişi veya kişilerle yapılan bir tartışmada] kanıtları karşılaştırmak, tartışma veya çekişmede ve [bununla] üstün gelme çabasında yarışmak, inşa etmek veya kurmak, bir şeyi çizgilerle düzenlemek [bir kitabın sayfa etrafına çizgi çekilmesi gibi].savundunuz
4عَنْهُمْǎnhumonları
5فِي
6الْحَيٰوةِl-Hayātiح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekhayatında
7الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
8فَمَنْfe menya kim
9يُجَادِلُyucādiluج د لBir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki kullanıma göre (avukatların) hangi kanıtların üstün olduğunun ortaya çıkması için [başka bir kişi veya kişilerle yapılan bir tartışmada] kanıtları karşılaştırmak, tartışma veya çekişmede ve [bununla] üstün gelme çabasında yarışmak, inşa etmek veya kurmak, bir şeyi çizgilerle düzenlemek [bir kitabın sayfa etrafına çizgi çekilmesi gibi].savunacak
10اللّٰهَ(a)llaheAllah'a karşı
11عَنْهُمْǎnhumonları
12يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
13الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
14اَمْemya da
15مَنْmenkim
16يَكُونُyekūnuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolacak
17عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
18وَكِيلًاvekīlenو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.vekil

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşte siz o kişilersiniz ki dünya hayâtında onları tuttunuz, onlar için uğraştınız; fakat kıyâmet gününde, Allah'a karşı kim savunacak onları, yahut kim koruyacak onları?

Abdulkadir Gölpınarlı

İşte siz o kişilersiniz ki dünya hayâtında onları tuttunuz, onlar için uğraştınız; fakat kıyâmet gününde, Allahʼa karşı kim savunacak onları, yahut kim koruyacak onları?

Adem Uğur

Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz, ya kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?

Ahmed Hulusi

Hadi siz dünya yaşamında onları savundunuz; ya kıyamet sürecinde kim savunacak onları veya vekilleri kim olacak!

Ahmet Tekin

Bakın ey mü’minler, siz, dünya hayatında münafıklar adına savunma yapıyorsunuz. Peki, kıyamet günü, Allah’ın huzurunda onlar adına kim savunma yapacak? Yahut yanlarında bulunarak onları kim himaye edecek?

Ahmet Varol

Diyelim ki siz dünya hayatında onları savundunuz, peki kıyamet gününde onları Allah'a karşı kim savunacak? Yahut kim onların vekili olacak?

Ali Bulaç

İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Peki kıyamet günü onlardan yana Allah'a mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?

Ali Fikri Yavuz

İşte siz (Ey hâinleri müdafaa edenler) öyle kimselersiniz ki, cahiliyyet gayreti ile dünya hayatı uğrunda o hâinlerden yana mücadeleye atılmışsınız. Kıyamet gününde onlara azab edilirken, kendileri hesabına Allah’a karşı mücadele edecek kimdir? Yahut onlara kim vekil olacak?

Ali Rıza Safa

Dünya yaşamında, onları, işte böyle savundunuz. Fakat Yeniden Yaratılış Günü'nde, Allah'ın karşısında, onları kim savunacak? Veya onları kim gözetecek?

Bayraktar Bayraklı

Sizler belki bu dünya hayatında onları savunabilirsiniz; ya kıyamet günü, Allah'a karşı onları kim savunacak ya da kim onların koruyucusu olacaktır?

Bekir Sadak

Iste siz dunya hayatinda onlari savunuyorsunuz ama, kiyamet gunu onlari Allah'a karsi kim savunacak? Veya onlarin vekaletini kim uzerine alacaktir?

Celal Yıldırım

İşte siz öyle kimselersiniz ki, dünya hayatında onlardan yana çekişip uğraşırsınız, ya Kıyamet günü Allah'a karşı kim onlardan yana savunuculuk yapıp uğraşacak ? Ya da kim onlara vekîl olacak?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz; ama kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?

Diyanet İşleri

İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak?

Diyanet İşleri (eski)

İşte siz dünya hayatında onları savunuyorsunuz ama, kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak? Veya onların vekaletini kim üzerine alacaktır?

Diyanet Vakfi

Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz, ya kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Haydi siz dünya hayatında onları savunuverdiniz (diyelim). Peki kıyamet gününde Allah'ın huzurunda onları kim savunacaktır? Yahut onlara kim vekil olacaktır?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Haydi, siz bu dünya hayatında onlar adına mücadele ediverdiniz diyelim, fakat kıyamet günü onları kim savunacak ve onlara kim vekil olacak?

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi siz öyle yapdınız: bu Dünya hayatta tuttunuz taraflarından kim mücadele edecek? Veya üzerlerine kim vekil olacak?

Erhan Aktaş

Diyelim ki bu dünya hayatında onları savundunuz, peki ya kıyamet günü, Allah'a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil olacak?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Diyelim ki bu dünya hayatında onları savundunuz, peki ya Kıyamet Günü, Allah'a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil olacak?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Diyelim ki bu dünya hayatında onları savundunuz, peki ya Kıyamet Günü, Allah'a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil olacak?

Fizilal-il Kuran

Diyelim ki, siz onları dünya hayatında savundunuz. Peki kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak ya da kim onların vekilliğini üzerine alacak.

Gültekin Onan

İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Peki kıyamet günü onlardan yana Tanrı'ya mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?

Hamdi Döndüren

Haydi siz dünya hayatında onları savundunuz; ya kıyamet gününde Allah’a karşı onları kim savunacak ya da kim onlara vekil (destekçi) olacak?

Hasan Basri Çantay

İşte siz öyle kimselersiniz ki dünya hayaatı uğrunda onlardan yana mücadeleye atılmışsınızdır. Ya kıyaamet günü onlar hesabına Allahla kim savaşacak? Yahud onlara kim vekil olacak?

Hasib Asutay

(Ey müminler!) İşte siz öyle kimselersiniz (ki diyelim) dünya hayatında onları savundunuz; ya kıyamet gününde Allah'a karşı onları kim savunacak ya da onlara kim vekil olacak?

Hayrat Neşriyat

İşte siz öyle kimselersiniz ki, haydi dünya hayâtında onlar (o hâinler)den yana mücâdele ettiniz; fakat kıyâmet günü onlar nâmına Allah ile kim mücâdele edecek, yâhut (ogün) kim onlara vekil olacak?

İbni Kesir

İşte siz öyle kimselersiniz ki; dünya hayatında onları savunuyorsunuz. Ama kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak?

Mehmet Okuyan

İşte siz böyle kişilersiniz! Dünya hayatında onlara taraf olup savundunuz; peki kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil (güven kaynağı) olacakmış!

Muhammed Esed

Sizler belki bu dünya hayatında onları savunabilirsiniz; ya Kıyamet Günü kim onları Allaha karşı savunacak, kim onların koruyucusu olacaktır?

Mustafa İslamoğlu

Hadi siz bu dünya hayatında onları savundunuz diyelim; ya Kıyamet Günü, Allah'a karşı onların savunmasını kim üstlenecek; ya da onları kim koruyacak?

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte siz öyle kimselersiniz ki, dünya hayatı hususunda onlardan yana mücadelede bulundunuz, fakat Kıyamet gününde onlar tarafından Allah Teâlâ'ya karşı kim mücadelede bulunacak? Veya onların üzerine kim vekil olacak?

Ömer Öngüt

İşte siz öyle kimselersiniz ki, dünya hayatında onlara taraf çıkıp savunuyorsunuz. Peki kıyamet gününde Allah'ın huzurunda onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak?

Suat Yıldırım

Haydi diyelim, siz bu dünya hayatı bakımından onları savundunuz, peki yarın kıyamet günü kim Allah’a karşı onları savunacak? Yahut kim onların vekili olacak?

Süleyman Ateş

Haydi siz, dünya hayatında onları savundunuz; ya kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, ya da kim onlara vekil olacak?

Süleymaniye Vakfı

Hadi şimdi siz dünya hayatında onlara arka çıktınız. Peki, ya tekrar dirilip kalkış günü Allah'a karşı onlara kim arka çıkacak ya da kim onların vekili / savunucusu olacak?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Haydi siz tuttunuz dünya hayatında onlardan yana mücadele verdiniz. Ya (mezardan) kalkış günü onlardan yana Allah'a karşı mücadeleyi kim verecek veya onların savunucusu kim olacak?

Şaban Piriş

İşte siz, dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Kıyamet gününde kim onları müdafaa eder; kim onlara vekil olur?

Tefhim-ul Kuran

İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Peki kıyamet günü onlardan yana Allah'la mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?

Ümit Şimşek

Siz dünya hayatında onları savundunuz diyelim; kıyamet gününde Allah'a karşı onları kim savunacak, himayelerini kim üstlenecek?

Yaşar Nuri Öztürk

Diyelim, siz onlar için dünya hayatında mücadele verdiniz. Peki, kıyamet günü Allah'a karşı onlar için kim mücadele verir, onlar hakkında kim vekillik yapar?

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bax, siz o kəslərsiniz ki, dünya həyatında onlardan ötrü mübahisə edirsiniz. Bəs Qiyamət günü onlardan ötrü Allahla kim mübahisə edəcək və yaxud onları kim qoruyacaq?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey xainləri müdafiə edənlər!) Budur, siz dünyada onlardan ötru (onların xeyrinə) mübahisə etdiniz, bəs qiyamət günü kim onlardan ötrü Allahla mübahisə edəcəkdir? Yaxud onlara kim vəkil olacaqdır?

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr habt sie in diesem Leben verteidigt. Wer aber wird für sie beim Jüngsten Gericht sprechen und wer würde sich dann ihrer annehmen?

Almanca — Der Edle Quran

Ihr da seid es doch, die ihr im diesseitigen Leben zu ihrer Verteidigung gestritten habt. Aber wer wird am Tag der Auferstehung mit Allah zu ihrer Verteidigung streiten, oder wer wird (dann) ihr Sachwalter sein?

Almanca — M. A. Rassoul

Ihr habt euch also für sie in diesem irdischen Leben eingesetzt. Wer aber wird sich für sie vor Allah am Tage der Auferstehung einsetzen? Oder wer wird ihr Beschützer sein?

Almanca — Muhammad Zaidan

Da habt ihr selbst stellvertretend für sie im diesseitigen Leben disputiert, wer wird denn stellvertretend für sie vor ALLAH am Tag der Auferstehung disputieren, oder wer wird für sie ein Wakil sein?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There, you people have pleaded on their behalf here below, but who is going to plead on their behalf on the Day they rise again and come to Allah's final judgment, or who shall then take them under his tutelage and be their defender!

Abdul Haleem

There you [believers] are, arguing on their behalf in this life, but who will argue on their behalf with God on the Day of Resurrection? Who will be their defender?

Abdullah Yusuf Ali

Ah! These are the sort of men on whose behalf ye may contend in this world; but who will contend with Allah on their behalf on the Day of Judgment, or who will carry their affairs through?

Abul A'la Maududi

You pleaded on their behalf in this worldly life but who will plead with Allah on their behalf on the Day of Resurrection, or who will be their defender there?

Aisha Bewley

Here you are arguing on their behalf in this world, but who will argue with Allah on their behalf on the Day of Rising? Who will act as guardian for them then?

Al-Hilali & Khan

Lo! You are those who have argued for them in the life of this world, but who will argue for them on the Day of Resurrection against Allâh, or who will then be their defender?

Ali Quli Qarai

Aha! There you are, pleading for them in the life of this world! But who will plead for them with Allah on the Day of Resurrection, or will be their defender?

Amatul Rahman Omar

Behold! you are of those who may plead on their behalf in the present life. But who will plead on their behalf with Allâh on the Day of Resurrection, or who will be a disposer of their affairs?

Arthur John Arberry

Ha, there you are; you have disputed on their behalf in the present life; but who will dispute with God on their behalf on the Resurrection Day, or who will be a guardian for them?

Bijan Moeinian

Here you are [innocently] asking God to forgive them. Who can they find in the Day of Judgment to plead on their behalf [when their unforgivable wrongdoings are publicly exposed]?

E. Henry Palmer

Here are ye, wrangling for them about this world's life;- but who shall wrangle with God for them on the day of judgment, or who shall be a guardian over them?

Edip-Layth

Here you are arguing on their behalf in this world, but who will argue on their behalf with God on the day of Resurrection? Or who will be their sponsor?

George Sale

Behold, ye are they who have disputed for them in this present life; but who shall dispute with God for them on the day of resurrection, or who will become their patron?

Hamid S. Aziz

Here are ye, wrangling for them about this world's life: - but who shall wrangle with Allah for them on the Day of Judgment, or who shall be their defender?

Mahmoud Ghali

Now, you are the ones (Literally: these) who have disputed concerning them in the present (Literally: the lowly life, i. e., the life of this world) life; then who will dispute with Allah concerning them on the Day of the Resurrection, or who will be a constant trustee for them?

Marmaduke Pickthall

Ho! ye are they who pleaded for them in the life of the world. But who will plead with Allah for them on the Day of Resurrection, or who will then be their defender?

Mohamed Ahmed - Samira

Well, you are those who pleaded for them in the life of this world; but who will plead for them on the Day of Resurrection or be their security?

Muhammad Asad

Oh, you might well argue in their behalf in the life of this world: but who will argue in their behalf with God on the Day of Resurrection, or who will be their defender?

Mustafa Khattab

Here you are! You ˹believers˺ are advocating for them in this life, but who will ˹dare to˺ advocate for them before Allah on the Day of Judgment? Or who will come to their defence?

Progressive Muslims

Here you are arguing on their behalf in this world, but who will argue on their behalf with God on the Day of Resurrection or who will be their sponsor

Sahih International

Here you are - those who argue on their behalf in [this] worldly life - but who will argue with Allah for them on the Day of Resurrection, or who will [then] be their representative?

Sam Gerrans

Here you are, those who have argued on their behalf in the life of this world; but who will argue with God on their behalf on the Day of Resurrection, or who will be their guardian?

Shabbir Ahmed

You people contend on their behalf in this world. But who will contend with Allah for them on the Resurrection Day? Or who will be their defender?

Syed Vickar Ahamed

Oh! These are the sort of men on whose behalf you may speak up in this world; But who will speak with Allah on their behalf on the Day of Judgment, or who will defend them?

Taqi Usmani

Look, this is what you are! You have argued for them in the worldly life, but who shall argue for them with Allah on the Day of Judgement, or who shall be their defender?

The Monotheist Group

Here you are arguing on their behalf in this world, but who will argue on their behalf with God on the Day of Resurrection? Or, who will be their sponsor?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Voilà les gens en faveur desquels vous disputez dans la vie présente. Mais qui va disputer pour eux devant Allah au Jour de la Résurrection? Ou bien qui sera leur protecteur?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha hûn ev in, di jiyana dinyayê de hûn bûne alîgirên wan û we ew parastin. Vêca ma roja qiyametê li hemberî Xwedê kî dê berevaniya wan bike, yan jî ma kî yê bibe karsipêr li ser kiryarên wan?

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zo is dat met jullie; zij zijn het voor wie jullie in het tegenwoordige leven gepleit hebben, maar wie zal op de opstandingsdag voor hen bij God pleiten of wie zal voor hen garant staan?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ziet, gij zijt het, die in het tegenwoordige leven voor hen gepleit hebt. Maar wie zal op den dag der opstanding met God voor hen redetwisten, of wie zal hun schuts zijn?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Вот, вы (о, верующие) препираетесь за них [за тех изменников] в земной жизни, а кто будет препираться с Аллахом за них в День Воскресения? Или кто будет за них покровителем [защитником, заступником]?

Rusça — Osmanov

Конечно, вы [, верующие,] можете заступиться за них в этом мире. Но кто заступится за них перед Аллахом в День воскресения? Или же кто выступит за них покровителем?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Här är det ni som tar dem i försvar i frågor som gäller det jordiska, men vem skall försvara dem på Uppståndelsens dag inför Gud? Vem skall vara deras talesman