Allah, şöyle dedi: "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:"

قَالَ فَالْحَقُّ وَالْحَقَّ اَقُولُ

ḳāle fe l-Haḳḳu ve l-Haḳḳa eḳūlu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelebuyurdu ki
2فَالْحَقُّfe l-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçektir
3وَالْحَقَّve l-Haḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekve gerçekten
4اَقُولُeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleben diyorum ki

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bu gerçek demişti ve ben de gerçek olarak söylüyorum ki.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bu gerçek demişti ve ben de gerçek olarak söylüyorum ki.

Adem Uğur

Allah buyurdu ki, "O doğru ben hep doğruyu söylerim."

Ahmed Hulusi

(Allah) buyurdu: "Hakk'ı söyledin (ihlaslı kullarım konusunda); ben de gerçeği bildireyim:"

Ahmet Tekin

Allah: 'Ben de varlığında şüphe olmayan hak ilâhım. Hak kitap Kur’ân’a kulak verin, Kur’ân’a uyun, Kur’ân’ı uygulayın. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, Muhammed’e ve Kur’ân’a itibar etmeyenlere ve sana, hikmete dayalı gerekçeli kararımı da bildiriyorum.' buyurdu:

Ahmet Varol

(Allah) dedi ki: 'İşte bu gerçektir ve ben gerçeği söylerim.

Ali Bulaç

(Allah) "İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim" dedi.

Ali Fikri Yavuz

(Allah İblis’e şöyle) buyurdu: “- Ben, hakkı yerine getiririm ve hep doğruyu söylerim.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "İşte bu, gerçektir. Zaten Ben, yalnızca gerçeği söylerim!"

Bayraktar Bayraklı

Allah, "Gerçek budur ve ben gerçeği söylerim."

Bekir Sadak

(84-85) Allah: «Dogrudur; iste Ben hakikati soyluyorum, sen ve sana uyanlarin hepsiyle cehennemi dolduracagim» dedi.

Celal Yıldırım

(84-85) Allah, «Hakk Benim ve Ben ancak hakkı söylerim. Şanıma and olsun ki, Cehennem'i elbette seninle ve sana uyanlarla hepinizle dolduracağım» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah buyurdu: “O zaman gerçek -ki ben hep gerçeği söylerim-şudur:

Diyanet İşleri

Allah, şöyle dedi: "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:"

Diyanet İşleri (eski)

(84-85) Allah: 'Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım' dedi.

Diyanet Vakfi

(84-85) Doğrusu -ki ben hep doğruyu söylerim- mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım! buyurdu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah buyurdu ki: «O doğru, ben hep doğruyu söylerim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Allah) buyurdu ki: "O doğru ve Ben hep doğruyu söylerim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buyurdu ki o doğru ve ben hep doğruyu söylerim

Erhan Aktaş

"Gerçek budur. Ben, gerçeği söylerim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Gerçek budur. Ben, gerçeği söylerim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Gerçek budur. Ben, gerçeği söylerim." dedi.

Fizilal-il Kuran

Allah: «İşte bu doğrudur. Ben gerçeği söylüyorum.

Gültekin Onan

(Tanrı) "İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim" dedi.

Hamdi Döndüren

Allah dedi: “İşte gerçek budur ve Ben de gerçek olarak diyorum ki:”

Hasan Basri Çantay

Buyurdu: "İşte bu doğru. Ben şu hakıykatı söyleyeyim":

Hasib Asutay

(Allah,) 'İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim' dedi.

Hayrat Neşriyat

(84-85) (Allah) buyurdu ki: 'İşte hak! (Ben azîmüşşân) hakkı söylerim! Celâlim hakkı için Cehennemi, seninle (cinlerle) ve onlardan (o insanlardan) sana uyanlarla hep birlikte dolduracağım!'

İbni Kesir

Buyurdu ki: İşte bu, haktır ve Ben, hakkı söylerim.

Mehmet Okuyan

(Allah) şöyle demişti: “İşte bu doğru (samimi kullarımı azdıramazsın). Ben şu gerçeği söylüyorum:

Muhammed Esed

(Allah,) "O zaman, gerçek şudur!" buyurdu, "ve Ben bu gerçeği söylüyorum:

Mustafa İslamoğlu

(Allah) bunun üzerine şöyle buyurdu: "İşte gerçek budur ve Ben de bu gerçeği dile getiriyorum:

Ömer Nasuhi Bilmen

(84-86) (Hak Teâlâ da) buyurdu ki: «İmdi bu doğru ve şu hakikati söyleyeyim ki, elbette cehennemi senden ve onlardan, sana tâbi olanlardan, hepsinden dolduracağım.» De ki: «Onun üzerine sizden bir ücret istemiyorum ve ben tekellüfçülerden de değilim.»

Ömer Öngüt

Allah dedi ki: "İşte doğrusu, ki ben hep doğruyu söylerim. "

Suat Yıldırım

(84-85) Allah buyurdu: "İşte bu doğru! Ben de şu hakikati söyleyeyim ki cehennemi, sen ve sana uyanlarla dolduracağım."

Süleyman Ateş

Buyurdu ki: "Gerçektir (sen benim halis kullarımı kandıramazsın) ve ben gerçek olarak diyorum ki:

Süleymaniye Vakfı

(Allah) Dedi ki: "İşte bu doğru! Şu gerçeği de söyleyeyim ki,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah dedi ki "İşte bu gerçekleşir! Ama şu sözüm de gerçekleşecektir;

Şaban Piriş

-Gerçek şu ki dedi. Ben hakkı söylüyorum.

Tefhim-ul Kuran

(Allah) «İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim» dedi.

Ümit Şimşek

Allah buyurdu ki: 'İşte bu gerçek. Ben şu gerçeği de söylüyorum:

Yaşar Nuri Öztürk

Buyurdu: "İşte bu doğru! Ben de yalnız doğruyu söylerim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah dedi: “Budur haqq! Mən yalnız haqqı deyirəm!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Allah) buyurdu, ″Həqiqətən, doğru deyirəm,

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺEs ist die Wahrheit - und Ich sage ja die Wahrheit;

Almanca — M. A. Rassoul

Er sprach: ʺDann ist dies die Wahrheit, und Ich rede die Wahrheit

Almanca — Muhammad Zaidan

ER sagte: ʺDer Wahrheit gemäß - und die Wahrheit ist, was ICH sage -

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"In truth", said Allah, "and I declare the truth".

Abdul Haleem

God said, ‘This is the truth- I speak only the truth-

Abdullah Yusuf Ali

(Allah) said: "Then it is just and fitting- and I say what is just and fitting-

Abul A'la Maududi

He (i.e. Allah) said: "This is the Truth — and I only speak the Truth —

Aisha Bewley

He said, ‘By the truth – and I speak the truth –

Al-Hilali & Khan

(Allâh) said: "The Truth is - and the Truth I say -

Ali Quli Qarai

He said, ‘The truth is that —and I speak the truth—

Amatul Rahman Omar

(God) said, `Truth has dawned and I speak the truth,

Arthur John Arberry

Said He, 'This is the truth, and the truth I say;

Bijan Moeinian

God said: "This is [a part of] the truth….

E. Henry Palmer

Said He, 'It is the truth, and the truth I speak;

Edip-Layth

He said, "The truth, and the truth is what I say.

George Sale

God said, it is a just sentence; and I speak the truth:

Hamid S. Aziz

He said, "The Truth Is, and the Truth I speak:

Mahmoud Ghali

Said He, "The Truth then is (this), and the Truth I say:

Marmaduke Pickthall

He said: The Truth is, and the Truth I speak,

Mohamed Ahmed - Samira

(God) said: "This is right by Me, and what I say is right.

Muhammad Asad

[And God] said: "This, then, is the truth! And this truth do I state:

Mustafa Khattab

Allah concluded, "The truth is—and I ˹only˺ say the truth—:

Progressive Muslims

He said: "The truth, and the truth is what I say"

Sahih International

[ Allah ] said, "The truth [is My oath], and the truth I say -

Sam Gerrans

He said: “Then the truth: — and the truth do I say —

Shabbir Ahmed

Said He, "The Truth is this - and this Truth do I state:

Syed Vickar Ahamed

(Allah) said: "Then it is just and fitting— And I say what is just and fitting—

Taqi Usmani

He (Allah) said, "Then, the truth is-and it is (always) the truth that I speak-

The Monotheist Group

He said: "The truth, and the truth is what I say."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Allah) dit: ʺEn vérité, et cʹest la vérité que je dis,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Xwedê) got: Rastî… û ez her rastiyê dibêjim.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺDe waarheid is -- en Ik spreek de waarheid --:

Hollandaca — Salomo Keyzer

God zeide: Het is een rechtvaardig vonnis, en ik spreek de waarheid;

Hollandaca — Siregar

Hij (Allah): ʺDe Waarheid, en Ik spreek de Waarheid.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Аллах] сказал: ʺКлянусь истиной, Я говорю только правду,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Gud) sade: ʺDetta är sanningen - och, vid Mitt sanna ord, -