Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.

اِنَّٓا اَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ

innā eḣleSnāhum bi ḣāliSatin ƶikrā d-dāri

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz onları, dâimâ yurtları olan âhireti anma huyuyla yarattık da özleri temiz, ihlâs sâhibi kullar ettik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz onları, dâimâ yurtları olan âhireti anma huyuyla yarattık da özleri temiz, ihlâs sâhibi kullar ettik.

Adem Uğur

Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.

Ahmed Hulusi

Doğrusu biz onlarda, gerçek vatanlarını (hakikat boyutunu) hatırda tutarak yaşama safiyetini açığa çıkardık.

Ahmet Tekin

Biz onları samimiyetle, asıl yurt, âhiret düşüncesine rağbet eden ve insanları âhiret hayatına inanmaya teşvik eden has kullarımızdan kıldık.

Ahmet Varol

Biz onları (ahiret) yurdu(nu) anmaktan ibaret halis bir özellikle ihlaslı kimseler kıldık.

Ali Bulaç

Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp anan ihlas sahipleri kıldık.

Ali Fikri Yavuz

Çünkü biz, onları, ahiret yurdunu anmaktan ibaret pak bir hasletle hâlis (insanlar) kıldık.

Ali Rıza Safa

Aslında, Onları, Sonsuz Yaşam Ülkesi'ni düşünen içten kullar yaptık.

Bayraktar Bayraklı

Biz onları daima ahireti düşünen ihlaslı kullar kıldık.

Bekir Sadak

Biz onlari ahiret yurdunu dusunen, icten bagli kimseler kildik.

Celal Yıldırım

Şüphesiz biz, onları katıksız olarak Âhiret yurdunu düşünen hâlis kişiler kıldık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Âhiret yurdunu hatırda tutmadaki samimiyetleri sayesinde onları günahlardan arındırdık.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.

Diyanet İşleri (eski)

Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.

Diyanet Vakfi

Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Çünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü Biz onları temiz bir hasletle, halis ahiret yurdu düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz onları temiz bir hassa, halis yurd düşüncesiyle halislerimizden kılmışızdır

Erhan Aktaş

Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.

Fizilal-il Kuran

Biz onları Ahiret yurdunu düşünen, gönülden bağlı kullar yaptık.

Gültekin Onan

Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp anan ihlas sahipleri kıldık.

Hamdi Döndüren

Biz, onlara, katkısız bir haslet olarak, ahiret yurdunu hatırlama özelliği verdik.

Hasan Basri Çantay

Çünkü biz onları katkısız (şaibesiz) bir hasletle — ki (bu daima) yurd (ları) nı hatırlama (ları ve onun için çalışmaları) dır — haalis (insanlar) yapdık.

Hasib Asutay

Biz onları özellikle âhiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık.

Hayrat Neşriyat

Çünki biz onları, hâlis (bir haslet) olan âhiret düşüncesiyle ihlâslı (kimseler) kıldık.

İbni Kesir

Doğrusu Biz, onları ahiret yurdunu samimiyetle düşünen kimseler kıldık.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onları ahiret yurdunu hatırlama duygusuyla arı duru bir özellikle saflaştırmıştık.

Muhammed Esed

Biz onları arı duru bir düşünce aracılığıyla temizledik. Öteki dünyayı gözetme (düşüncesiyle).

Mustafa İslamoğlu

Biz onların şahsiyetlerini arı duru bir tasavvurla saflaştırdık (ki, ebedi) yurdu hep hatırda tutsunlar;

Ömer Nasuhi Bilmen

(45-46) Ve kuvvetler ve basiretler sahipleri olan kullarımız İbrahim'i ve İshak'ı ve Ya'kub'u da an. Şüphe yok ki, Biz onları dar-ı ahireti düşünme hasletiyle mümtaz, ihlâs sahipleri kılmıştık.

Ömer Öngüt

Biz onları ahiret yurdunu düşünen, ihlâslı kimseler kıldık.

Suat Yıldırım

Biz onları özellikle âhiret yurdunu düşünen ihlâslı kişiler kıldık.

Süleyman Ateş

Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık.

Süleymaniye Vakfı

Ahiret yurdunu samimiyetle akıllarından çıkarmamalarına karşılık onların samimiyetlerini onayladık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Samimiyetle ahirete odaklanmalarına karşılık onları bize karşı samimi kişiler saydık.

Şaban Piriş

Biz onları gerçek yurdu düşünen, tam olarak arınmış, ihlaslı kimseler kılmıştık.

Tefhim-ul Kuran

Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp anan ihlas sahipleri kıldık.

Ümit Şimşek

Biz onları, özellikle âhiret yurdunu düşünen ihlâslı kullar kıldık.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onları, yurdu düşünme özellikleriyle yücelen tertemiz kullar yaptık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onları Axirət yurdunu sadiq ürəklə andıqlarına görə seçdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz yurdu (axirət yurdunu) anmaq xislətini onlara məxsus elədik. (Onlar naz-neʼmətə, şan-şöhrətə uymayıb ömürlərini Allaha ibadət və itaət içində keçirdər, dünyalarından daha çox axirətləri haqında düşünərdilər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir bedachten sie mit der besonderen Eigenart, des Jenseits zu gedenken.

Almanca — Der Edle Quran

Wir erlasen sie durch eine besondere Eigenschaft aus, mit dem Gedenken an die (jenseitige) Wohnstätte.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir erwählten sie zu einem besonderen Zweck - zur Erinnerung an die Wohnstatt (des Jenseits)

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR erwählten sie mit einer Auserwählenden aus: Die Erinnerung an die eigentliche Wohnstätte.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We endowed them with the prerogative of the attribute that was exclusively claimed by them of applying constant remembrance of the Hereafter and reminding people thereof.

Abdul Haleem

We caused them to be devoted to Us through their sincere remembrance of the Final Home:

Abdullah Yusuf Ali

Verily We did choose them for a special (purpose)- proclaiming the Message of the Hereafter.

Abul A'la Maududi

Verily We exalted them in consideration of a sterling quality: their remembrance of the Abode of the Hereafter.

Aisha Bewley

We purified their sincerity through sincere remembrance of the Abode.

Al-Hilali & Khan

Verily, We did choose them by granting them (a good thing, - i.e.) the remembrance of the Home [in the Hereafter and they used to make the people remember it, and also they used to invite the people to obey Allâh and to do good deeds for the Hereafter].

Ali Quli Qarai

Indeed We purified them with the exclusiveness of the remembrance of the abode [of the Hereafter].

Amatul Rahman Omar

We had indeed chosen them for one special purpose; for reminding (people) of the abode (of the Hereafter).

Arthur John Arberry

Assuredly We purified them with a quality most pure, the remembrance of the Abode,

Bijan Moeinian

I chose to purify them in account of their concentration of their efforts towards the Hereafter.

E. Henry Palmer

verily, we made them sincere by a sincere quality - the remembrance of the abode;

Edip-Layth

We had chosen them to enforce awareness of the Hereafter.

George Sale

Verily We purified them with a perfect purification, through the remembrance of the life to come;

Hamid S. Aziz

Surely, We purified them with a pure thought, the remembrance of the Home of the Hereafter.

Mahmoud Ghali

Surely We made them faithful with the (exclusively sincere) faith, the Reminding of the Residence (i. e., the Hereafter)

Marmaduke Pickthall

Lo! We purified them with a pure thought, remembrance of the Home (of the Hereafter).

Mohamed Ahmed - Samira

We distinguished them for the distinct remembrance of the abode (of the Hereafter).

Muhammad Asad

for, verily, We purified them by means of a thought most pure: the remembrance of the life to come.

Mustafa Khattab

We truly chose them for the honour of proclaiming the Hereafter.

Progressive Muslims

We had chosen them to enforce awareness of the Hereafter.

Sahih International

Indeed, We chose them for an exclusive quality: remembrance of the home [of the Hereafter].

Sam Gerrans

We purified them with a pure quality: the remembrance of the Abode.

Shabbir Ahmed

Verily, We endowed them with sincerity of purpose and with exceptional foresight. Hence, in all their efforts they never lost sight of the desired destination.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We did choose them for a special (purpose)— Restating the Message of the Hereafter.

Taqi Usmani

We chose them for a trait of remembering the (eternal) Home (in the Hereafter).

The Monotheist Group

We had chosen them to enforce awareness of the Hereafter.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons fait dʹeux lʹobjet dʹune distinction particulière: le rappel de lʹau-delà.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman me ew ji bo xwe bi xesletên paqij bijartin ku ew li axiretê difikirîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben hen met iets bijzonders gekenmerkt: het denken aan de (laatste) woning.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, wij zuiverden hen met eene volkomene zuivering, door de herdenking van het volgende leven.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, Wij zuiverden hen volledig ten behoeve van (hun) godachtenis van het Hiernamaals.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы избрали их [сделали их избранными] (утвердив в их сердцах) поминание об Обители (Вечности) [они жили только для Вечной жизни],

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы очистили их чистотой, чтобы они помнили о будущем мире.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi gav dem - en särskild nåd - ett sinne helt inriktat på evigheten