(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
ve ebSir fe sevfe yubSirūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | وَاَبْصِرْ | ve ebSir | ب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı | ve (bekle de) gör |
| 2 | فَسَوْفَ | fe sevfe | yakında | |
| 3 | يُبْصِرُونَ | yubSirūne | ب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı | onlar da göreceklerdir |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve bir bak, bir gözle, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve bir bak, bir gözle, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.
Adem Uğur
Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.
Ahmed Hulusi
Onları seyret. . . Yakında görecekler.
Ahmet Tekin
Âkıbetlerinin nasıl olacağını onlara göster. Yakında kendileri de müşkil vaziyette kaldıklarını görecekler, akılları başlarına gelecek.
Ahmet Varol
(Başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında göreceklerdir.
Ali Bulaç
Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.
Ali Fikri Yavuz
Gör onları, yakında (azabı) göreceklerdir.
Ali Rıza Safa
Ve seyret. Madem öyle, yakında görecekler.
Bayraktar Bayraklı
Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.
Bekir Sadak
Inecek azabi gozetle, onlar da goreceklerdir.
Celal Yıldırım
(Sonlarının ne olacağını) gör, kendileri de yakında göreceklerdir.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ve hallerini gör; ileride kendileri de görecekler!
Diyanet İşleri
(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
Diyanet İşleri (eski)
İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
Diyanet Vakfi
Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
gör (ne olacak akibetleri. Onlar da) yakında göreceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gör, yakında görecekler
Erhan Aktaş
Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.
Fizilal-il Kuran
Ve bekle de gör, onlar da göreceklerdir.
Gültekin Onan
Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.
Hamdi Döndüren
Ve bekle de gör! Onlar da yakında göreceklerdir!
Hasan Basri Çantay
Gözetle (onları). Onlar da göreceklerdir.
Hasib Asutay
Ve (onları) gözetle. Yakında göreceklerdir.
Hayrat Neşriyat
Ve (başlarına gelecekleri) gör; nihâyet ileride (onlar da) görecekler!
İbni Kesir
Gözetleyiver, ilerde göreceklerdir.
Mehmet Okuyan
(Onları) gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.
Muhammed Esed
ve (onların ne olduklarını) gör; zamanla onlar (da şimdi görmediklerini) göreceklerdir.
Mustafa İslamoğlu
ve sen gözetle; onlar da yakında (günlerini) görecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
(177-179) Fakat onların sahasına indiği vakit artık korkutulmuş olanların sabahı ne kadar fenadır. Ve onlardan bir zamana kadar yüz çevir. Ve gör. Onlar da yakında göreceklerdir.
Ömer Öngüt
(İnecek azabı) gözetle, onlar da görecekler.
Suat Yıldırım
Başlarına inecek azabı gözetle! Zaten kendileri de yakında gerçeği göreceklerdir.
Süleyman Ateş
Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.
Süleymaniye Vakfı
Sen gözle; onlar da ileride (başlarına gelecekleri) göreceklerdir.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Kes de neler yaptıklarını gör; yakında onlar da göreceklerdir.
Şaban Piriş
Ve gözle, onlar da gözleyecekler.
Tefhim-ul Kuran
Ve seyret; onlar da (azabı) yakında göreceklerdir.
Ümit Şimşek
Ve gözetleyedur. Onlar da yakında görecekler.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve gör neler olacak. Onlar da görecekler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlara bax! Onlar tezliklə əzabı görəcəklər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Və (kənardan) onlara bax! Onlar mütləq (küfrlərinin aqibətini) görəcəklər!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Du wirst sehen, was ihnen geschieht, und sie werden sehen, was sie heimsucht.
Almanca — Der Edle Quran
und sieh zu. Auch sie werden sehen.
Almanca — M. A. Rassoul
und beobachte (sie); denn sie werden bald sehen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und blicke ein, denn sie werden den Einblick haben.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And keep a vigilant eye upon them for they will be firm and vigilant, anxious to see what falls to your lot and what can happen to them in this life.
Abdul Haleem
Watch them: they will soon see.
Abdullah Yusuf Ali
And watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)!
Abul A'la Maududi
and see; and they too shall soon see.
Aisha Bewley
And watch, for they will soon see!
Al-Hilali & Khan
And watch and they shall see (the torment)!
Ali Quli Qarai
and watch; soon they will see.
Amatul Rahman Omar
And watch (what happens to) them and they (too) will soon see (their end).
Arthur John Arberry
and see; soon they shall see!
Bijan Moeinian
And look forward to as they are looking forward to also.
E. Henry Palmer
and look, for soon they too shall look.
Edip-Layth
Observe; for they will see.
George Sale
and see: Hereafter shall they see thy success and their punishment.
Hamid S. Aziz
And watch, for they will soon come to see.
Mahmoud Ghali
And behold; then they will eventually behold.
Marmaduke Pickthall
And watch, for they will (soon) see.
Mohamed Ahmed - Samira
And watch; they will come to know soon.
Muhammad Asad
and see [them for what they are]; and n time they [too] will come to see [what they do not see now].
Mustafa Khattab
You will see, and they too will see!
Progressive Muslims
And observe; for they will see.
Sahih International
And see, for they are going to see.
Sam Gerrans
And see thou; for they will come to see!
Shabbir Ahmed
And see them for what they do, and soon they will see what they now don't.
Syed Vickar Ahamed
And watch them (how they will do), and they shall soon see (how you do)!
Taqi Usmani
and watch. They shall soon see (the reality).
The Monotheist Group
And observe; for they will see.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et observe; ils verront bientôt!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Çavnêriyê bike, ew ê jî dê bibînin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En kijk, zij zullen naar jou kijken.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hierna zullen zij uwe overwinning en hunne straf ontwaren.
Hollandaca — Siregar
En kijk, spoedig zullen zij (de bestraffing) zien.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и смотри (и жди), и они увидят (какое наказание их постигнет)!
Rusça — Osmanov
Понаблюдай за ними: они вскоре пожнут [плоды неверия].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
men ha (dem) under uppsikt - de kommer att inse (sanningen).