Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَ
ve iƶā ƶukkirū lā yeƶkurūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve öğüt verilince Kur'ân'la öğüt almazlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve öğüt verilince Kurʼânʼla öğüt almazlar.
Adem Uğur
Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
Ahmed Hulusi
Onlar hatırlatıldıklarında da hatırlayıp düşünmezler!
Ahmet Tekin
Onlara tebliğ edildiği, öğüt verildiği zaman, öğüt de almazlar.
Ahmet Varol
Kendilerine öğüt verildiğinde öğüt almazlar.
Ali Bulaç
Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar.
Ali Fikri Yavuz
Onlara Kur’an’la öğüd verildiği zaman da, düşünüp nasihat kabul etmiyorlar.
Ali Rıza Safa
Üstelik öğreti verildiğinde öğüt almıyorlar.
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine öğüt verilse, öğüt almıyorlar.
Bekir Sadak
Onlara ogut verildiginde ogut dinlemezler.
Celal Yıldırım
Kendilerine öğüt verilince öğüt almazlar. ise (seninle) eğleniyorlar. inkâr ve inâdlarına) şaşıyorsun, onlar
Diyanet İşleri
Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
Diyanet İşleri (eski)
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.
Diyanet Vakfi
Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Uyarıldıklarında da düşünmüyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
İhtar edildiklerinde de düşünmüyorlar
Erhan Aktaş
Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.
Fizilal-il Kuran
Onlara öğüt verildiği vakit düşünüp öğüt almazlar.
Gültekin Onan
Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar.
Hamdi Döndüren
Kendilerine öğüt verilse, öğüt almazlar.
Hasan Basri Çantay
Kendilerine (Kur'an ile) va'z edilince düşünüb de öğüt kabul etmezler,
Hasib Asutay
Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüt almıyorlar.
Hayrat Neşriyat
Kendilerine nasîhat edildiği zaman da, ibret almıyorlar.
İbni Kesir
Kendilerine öğüt verildiğinde ise öğüt dinlemezler.
Mehmet Okuyan
Kendilerine (gerçekler) hatırlatıldığı zaman (gerçeği) hatırlamazlar.
Muhammed Esed
ve (hakikat) kendilerine hatırlatıldığında onu kavramaya yanaşmazlar;
Mustafa İslamoğlu
hatırlatıldığı zaman da öğüt almazlar;
Ömer Nasuhi Bilmen
(12-14) Evet. Sen taaccüp ettin. Onlar ise istihzâda bulunurlar. Ve onlara nasihat verildiği zaman, düşünüp nasihat kabul etmezler. Ve bir mûcize gördükleri vakit de onunla istihzâ eder dururlar.
Ömer Öngüt
Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almazlar.
Suat Yıldırım
Kendilerine nasihat edildiğinde uyarmaları dikkate almazlar.
Süleyman Ateş
Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Kendilerine doğru bilgi verildiğinde de o bilgiyi kabul etmiyorlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Doğru bilgiye vurgu yapıldığında o bilgiyle ilgilenmiyorlar.
Şaban Piriş
Onlara öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
Tefhim-ul Kuran
Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar.
Ümit Şimşek
Öğüt verildiğinde düşünüp ibret almıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Düşünüp taşınmaya çağrıldıklarında düşünmüyorlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlara xatırlatdıqda düşünüb ibrət almırlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlara (Qurʼanla Allahın dəlilləri ilə) öyüd-nəsihət verildikdə düşünüb ibrət almazlar.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wenn sie zum Nachdenken ermahnt werden, denken sie nicht nach.
Almanca — M. A. Rassoul
Und wenn sie ermahnt werden, so beachten sie es nicht.
Almanca — Muhammad Zaidan
und wenn sie ermahnt werden, besinnen sie sich nicht,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And when exhorted to acknowledge Allah's Oneness, Uniqueness, Omnipotence and Omniscience, they pay no heed.
Abdul Haleem
take no heed when they are warned,
Abdullah Yusuf Ali
And, when they are admonished, pay no heed,-
Abul A'la Maududi
and when they are admonished, they pay no heed;
Aisha Bewley
When they are reminded they do not pay heed.
Al-Hilali & Khan
And when they are reminded, they pay no attention.
Ali Quli Qarai
and [even] when admonished do not take admonition,
Amatul Rahman Omar
When they are admonished they pay no heed;
Arthur John Arberry
and, when reminded, do not remember
Bijan Moeinian
While the believers are at awe [with God’s creative power], the disbelievers making fun [of the possibility of Resurrection. ]
E. Henry Palmer
and when they are reminded they will not remember;
Edip-Layth
When they are reminded, they do not care.
George Sale
When they are warned, they do not take warning;
Hamid S. Aziz
And when they are reminded, they mind (heed) not,
Mahmoud Ghali
And when they are reminded, they do not remember.
Marmaduke Pickthall
And heed not when they are reminded,
Mohamed Ahmed - Samira
And when they are warned they pay no heed.
Muhammad Asad
and when they are reminded [of the truth], they refuse to take it to heart;
Mustafa Khattab
When they are reminded, they are never mindful.
Progressive Muslims
And when they are reminded, they do not care.
Sahih International
And when they are reminded, they remember not.
Sam Gerrans
And, when they are reminded, bear not in mind
Shabbir Ahmed
They take not to heart the wonders of Nature when reminded.
Syed Vickar Ahamed
And when they are reminded, they pay no attention—
Taqi Usmani
And when any advice is given to them, they pay no heed to it.
The Monotheist Group
And when they are reminded, they do not care.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quand on le leur rappelle (le Coran), ils ne se rappellent pas;
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dema ku (bi Quranê) bêne şîretkirin jî; nafikirin û şîret nagirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wanneer zij vermaand worden gedenken zij niet.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Als zij gewaarschuwd worden, nemen zij geene waarschuwing aan.
Hollandaca — Siregar
En wanneer zij vermaand worden, dan nemen zij de Vemaning niet tot zich.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и, когда им напоминают [доводят до них истину], они не вспоминают [не получают пользу от этого] (так как их сердца черствы).
Rusça — Osmanov
Когда их наставляют, они не приемлют [наставлений],
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och när de blir påminta, stämmer påminnelsen dem inte till eftertanke.