Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz.

لِيَكْفُرُوا بِمَا اٰتَيْنَاهُمْ فَتَمَتَّعُوا فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

li yekfurū bimā āteynāhum fe temetteǔ fe sevfe teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِيَكْفُرُواli yekfurūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar etmeleri için
2بِمَاbimāşeyi
3اٰتَيْنَاهُمْāteynāhumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine verdiğimiz
4فَتَمَتَّعُواfe temetteǔم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.şimdi zevk içinde yaşayın
5فَسَوْفَfe sevfeyakında
6تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebileceksiniz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şirk koşarlar, onlara verdiğimiz nîmetlere nankörlük etmek için; şimdilik geçinin bakalım, yakında bilip anlarsınız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şirk koşarlar, onlara verdiğimiz nîmetlere nankörlük etmek için; şimdilik geçinin bakalım, yakında bilip anlarsınız.

Adem Uğur

Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım! Haydi sefa sürün; ama yakında bileceksiniz!

Ahmed Hulusi

Kendilerine verdiklerimize nankörlükleri açığa çıksın diye. . . Hadi (geçici şeylerden) zevklenin bakalım; yakında bileceksiniz.

Ahmet Tekin

Kendilerine ihsan ettiklerimize nankörlük etsinler, bakalım. Haydi zevk-u safa sürün. Yakında her şeyi öğreneceksiniz.

Ahmet Varol

Kendilerine verdiğimize karşı nankörlük etmek için (böyle yaparlar). Yararlanın bakalım. Yakında bileceksiniz.

Ali Bulaç

Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Öyleyse metalanıp yararlanın, artık yakında bileceksiniz.

Ali Fikri Yavuz

Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkâr etmek için (bunu yaparlar). Haydi zevk edib yaşayın, yakında (ahirette size ne yapılacağını) bileceksiniz.

Ali Rıza Safa

Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım. Şimdi yararlanın; artık yakında öğreneceksiniz.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine bahşettiğimiz nimetlere karşı nankörlük etsinler bakalım. Haydi, sefa sürün; fakat yakında öğreneceksiniz.

Bekir Sadak

(33-34) Insanlar bir darliga ugrayinca Rablerine donerek O'na yalvarirlar, sonra Allah katindan onlara bir rahmet tattirinca iclerinden bir takimi kendilerine verdiklerimize nankorluk ederek Rablerine es kosarlar. Safa surun bakalim, yakinda goreceksiniz.

Celal Yıldırım

(33-34) İnsanlara bir zarar dokununca gönülden yönelerek Rablarına yalvarırlar. Sonra da kendi katından onlara bir rahmet tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rablarına ortak koşarlar. Böylece kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük ederler. Öyle ise eğlenip yararlanın yararlanabildiğiniz kadar, ileride (gerçeği) anlayıp öğreneceksiniz (ama neden sonra).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım! Safa sürün! Yakında göreceksiniz!

Diyanet İşleri

Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz.

Diyanet İşleri (eski)

(33-34) İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.

Diyanet Vakfi

Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım! Haydi sefa sürün; ama yakında bileceksiniz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunu da kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için yaparlar. Haydi geçinedurun bakalım, yakında bileceksiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler diye. Haydi, zevkinizi sürün bakalım, yarın bileceksiniz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki kendilerine verdiğimiz ni'mete küfran etsinler, haydi zevk edin bakalım yarın bileceksiniz

Erhan Aktaş

Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.

Fizilal-il Kuran

Böyle yaparlar ki kendilerine verdiğimiz nimete karşı nankörlük etsinler. Haydi! Biraz eğlenin bakalım, yakında sonunuzun ne olduğunu bileceksiniz.

Gültekin Onan

Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize küfretsinler diye. Öyleyse metalanıp yararlanın, artık yakında bileceksiniz.

Hamdi Döndüren

Vermiş olduğumuz nimetlere karşı nankörlük etsinler bakalım! Haydi, geçici bir süre yararlanın bakalım! Yakında anlayacaksınız!

Hasan Basri Çantay

Kendilerine verdiğimiz (ni'metler) e nankörlük etmeleri için. Hele zevk ede durun, yakında bileceksiniz!

Hasib Asutay

Kendilerine verdiklerimiz (nimet)e karşı nankörlük etsinler bakalım! Haydi, (şimdilik) yararlanın! Yakında bileceksiniz.

Hayrat Neşriyat

Tâ ki kendilerine verdiğimiz şeylere (ni'metlere) nankörlük etsinler! Şimdi zevk edin(bakalım)! Artık ileride bileceksiniz!

İbni Kesir

Kendilerine verdiğimize nankörlük etmeleri için. Sefa sürün bakalım, yakında bileceksiniz.

Mehmet Okuyan

İnsanların başına bir sıkıntı gelince Rablerine yönelerek O’na yalvarırlar. Sonra (Allah) katından onlara bir rahmet (bolluk) tattırınca bakarsınız ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için onlardan bir grup, Rablerine yine ortak koşuyorlar. Bir süre (daha) yararlanın! İleride bileceksiniz!

Muhammed Esed

(sanki) kendilerine bahşettiğimiz (nimetler)e karşı nankörlüklerini göstermek istiyorlar. Madem böyle (düşünüyorsunuz,) bu (kısa) ömrünüzün tadını çıkarın ama zamanı geldiğinde (gerçeği) göreceksiniz!

Mustafa İslamoğlu

sonuçta kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmiş olurlar. Haydi bakalım, siz de bir miktar safa sürün; nasıl olsa zamanı gelince (gerçeği) öğreneceksiniz!

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara verdiklerimize nankörlük yapsınlar için (öyle şirke düşerler) imdi faidelenip durunuz, artık yakında bileceksiniz.

Ömer Öngüt

Ki, kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler. Safâ sürün bakalım! Yakında bileceksiniz!

Suat Yıldırım

(33-34) İnsanlar bir derde düşünce, başka her şeyi unutarak yalnız Rab’lerine gönülden yalvarırlar; sonra Allah onlara nezdinden bir rahmet ve bolluk tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rab’lerine eş, ortak koşuyor ve böylece Allah’ın nimetlerine nankörlük ediyorlar. De ki: "Bir süre eğlenin bakalım, yakında öğrenirsiniz!"

Süleyman Ateş

(Böyle yaparlar) ki kendilerine verdiğimiz (ni'met)e karşı nankörlük etsinler. Şimdi zevk içinde yaşayın bakalım, yakında (sonunuzun ne olduğunu) bileceksiniz.

Süleymaniye Vakfı

Bunu, onlara verdiklerimizi görmezden gelmek /nankörlük etmek için yaparlar. Keyfini sürün bakalım; yakında öğrenirsiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunu, bizim verdiğimizi gizlemek için yaparlar. Keyfini sürün bakalım; yakında öğrenirsiniz.

Şaban Piriş

Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler bakalım, haydi biraz daha geçinin. Yakında bilip anlayacaksınız.

Tefhim-ul Kuran

Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Öyleyse metalanıp yararlanın, artık yakında bileceksiniz.

Ümit Şimşek

Böylece, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük ederler. Nasiplenedurun bakalım, yakında göreceksiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler diye. Haydi, yararlanın/zevklenin! Yakında bileceksiniz...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu ona görədir ki, Bizim onlara verdiyimiz nemətlərə nankorluq etsinlər. Hələlik əylənin! Tezliklə biləcəksiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bizim onlara verdiyimiz neʼmətləri inkar etsinlər deyə (şirkə, küfrə düşərlər). İndi (bir az dünyada) əylənib kefə baxın. (Cəhənnəm əzabının necə şiddətli olduğunu) mütləq biləcəksiniz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und verkennen die Gnade, die Wir ihnen erwiesen haben. Genießt nach Lust und Laune das vergängliche irdische Leben! Bald werdet ihr wissen, welches Ende euch erwartet.

Almanca — Der Edle Quran

um undankbar zu sein für das, was Wir ihnen gegeben haben. - Genießt nur; ihr werdet (es noch) erfahren.

Almanca — M. A. Rassoul

und verleugnen somit das, was Wir ihnen gegeben haben. Ergötzt euch denn (eine Weile), bald jedoch werdet ihr es wissen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sollen nur Kufr betreiben dem gegenüber, was WIR ihnen zuteil werden ließen! So vergnügt ihr euch nur! Ihr werdet noch gewiß wissen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They sink under the vexations of their minds and deny all that We have given them. You may enjoy yourselves, you people, it shall not be for long, then shall you come to know the sad truth.

Abdul Haleem

showing no gratitude for what We have given them. ‘Take your pleasure! You will come to know.’

Abdullah Yusuf Ali

(As if) to show their ingratitude for the (favours) We have bestowed on them! Then enjoy (your brief day); but soon will ye know (your folly).

Abul A'la Maududi

so that they may show ingratitude to Us for the favours We had bestowed upon them. So, enjoy yourselves a while; but then you shall soon come to know.

Aisha Bewley

to show ingratitude for what We have given them. ‘Enjoy yourselves – you will soon know.’

Al-Hilali & Khan

So as to be ungrateful for the graces which We have bestowed on them. Then enjoy (your short life); but you will come to know.

Ali Quli Qarai

being ungrateful toward what We have given them. So let them enjoy. Soon they will know!

Amatul Rahman Omar

With the result that they show ingratitude for what We have given them. So (you ungrateful people, ) enjoy yourselves (for a while) but shortly you will come to know (the consequences).

Arthur John Arberry

that they may be ungrateful for what We have given them. 'Take your enjoyment; certainly you will soon know.'

Bijan Moeinian

This is their way of showing their ingratitude for My favors! That is fine, enjoy your life for a while and then you will see [its consequences with your own eyes. ]

E. Henry Palmer

that they may disbelieve in what we have brought them;- but enjoy yourselves; for hereafter ye shall know!

Edip-Layth

So as to reject what We gave them. Enjoy then, for you will come to know.

George Sale

to shew themselves ungrateful for the favours which We have bestowed on them. Enjoy therefore the vain pleasures of this life; but hereafter shall ye know the consequence.

Hamid S. Aziz

And when harm afflicts men, they call upon their Lord, turning to Him, then when He makes them taste of mercy from Him, lo! Some of them begin to associate (others) with their Lord,

Mahmoud Ghali

So as to disbelieve in what We have brought them. So take your enjoyment; then you will eventually know.

Marmaduke Pickthall

So as to disbelieve in that which We have given them. (Unto such it is said): Enjoy yourselves awhile, but ye will come to know.

Mohamed Ahmed - Samira

So as to deny what We have given them. Please yourselves for a time; you will come to know soon.

Muhammad Asad

[as if] to prove their ingratitude for all that We have granted them! Enjoy, then, your [brief] life: but in time you will come to know [the truth]!

Mustafa Khattab

becoming ungrateful for whatever ˹favours˺ We have given them. So enjoy yourselves, for soon you will know.

Progressive Muslims

So as to reject what We gave them. Enjoy then, for you will come to know.

Sahih International

So that they will deny what We have granted them. Then enjoy yourselves, for you are going to know.

Sam Gerrans

That they might deny what We have given them. So enjoy yourselves; and you will come to know!

Shabbir Ahmed

This is how they show ingratitude for the Guidance We have given them. Enjoy yourselves awhile, but soon you will come to know!

Syed Vickar Ahamed

(As if) to show their thanklessness for the (gifts) We have given to them! Then enjoy (a little while); But soon you will realize (your mistakes).

Taqi Usmani

so as to become ungrateful for what We gave to them. So enjoy yourselves awhile; then you will soon come to know.

The Monotheist Group

So as to reject what We gave them. Enjoy then, for you will come to know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

en sorte quʹils deviennent ingrats envers ce que Nous leur avons donné. ʺEt jouissez donc. Vous saurez bientôtʺ.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

om in hun ongeloof ondankbaar te zijn voor wat Wij hun gegeven hebben. Geniet maar; jullie zullen het weten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Om zich ondankbaar te betoonen voor de gunsten, welke wij hun hebben geschonken. Verblijdt u dus in de ijdele vermaken dezer wereld; maar hierna zult gij de gevolgen kennen.

Hollandaca — Siregar

Om ondankbaarheid te tonen voor wat Wij hen hebben gegeven. Geniet maar, spoedig zuilen jullie het weten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

чтобы выразить неблагодарность за то, что Мы даровали им [за то, что отвели от них беду]. Пользуйтесь же (о, многобожники) (благами в этой жизни), потом вы узнаете (какое наказание вас постигнет)!

Rusça — Osmanov

дабы не признавать того, что Мы им даровали. Так наслаждайтесь же [земными благами] - вы затем узнаете [последствия своего поведения].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(liksom) för att visa att de inte vill tacka Oss för det som Vi har skänkt dem. Gläd er då åt livet (ännu en tid)! En dag skall ni få veta (sanningen).